“Yağmur suyu hasadı yapacaktık, olmadı. Yeraltı barajları kuracaktık, yapılmadı. Bu kadar uyarıya rağmen neden hiçbir adım atılamıyor?”
Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Önalan, İzmir’in su krizine karşı uygulanabilir çözüm yollarının neden hâlâ hayata geçirilemediğini sorguluyor. Ona göre, sorun yalnızca kaynak yetersizliği değil; asıl mesele, karar alma süreçlerindeki tıkanıklık ve planlama eksikliği.
Yeraltı barajları: Uygulanmayan bir fırsat
Yeraltı barajları, suyun buharlaşma nedeniyle kaybını önlemek ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak açısından stratejik önem taşıyor. FAO’nun 2023 yılı raporuna göre, yer altı barajlarının kullanıldığı bölgelerde su kaybı %30’a kadar azalırken, tarımsal üretimde verimlilik %20’ye varan oranlarda artış gösteriyor. Koray Önalan, özellikle Ege Bölgesi gibi sıcak iklime sahip bölgelerde yer altı barajlarının kritik bir çözüm olduğunu vurguluyor.
“Yer altı barajlarıyla suyu yer altında tutarsınız, buharlaşma olmaz. Bu, küçük ölçekli projelerle bile kırsalın su ihtiyacını karşılayacak kadar etkili bir yöntem.”
Ancak bu projeler ya başlamadan terk ediliyor ya da başladığı gibi yarıda kalıyor. Önalan’a göre, İzmir’de örnek teşkil edebilecek yer altı barajı projeleri olmasına rağmen bunların sürdürülebilirliği sağlanamadı.
Yağmur suyu hasadı: Rafta kalan öneri
İzmir’de gündeme gelen yağmur suyu hasadı projeleri de benzer bir akıbete uğramış durumda. Bu yöntem, hem bireysel hem de kamusal alanlarda su tasarrufu sağlayacak etkili bir araçken, uygulama alanı bulamadı.
“Yağmur suyu hasadıyla kentlerde ciddi miktarda su tasarrufu sağlanabilir. Örneğin, Avustralya’nın Melbourne kentinde uygulanan yağmur suyu toplama sistemleri sayesinde yıllık su tüketiminde %15 oranında tasarruf sağlandığı, bunun da şehrin su krizine karşı direncini artırdığı belirtiliyor. Ama ya başlandı ve bırakıldı ya da hiç başlanmadı.”
Önalan, özellikle yerel yönetimlerin bu konuda bir vizyon ortaya koyması gerektiğini, plansız ve dağınık uygulamalarla sonucun alınamayacağını belirtiyor.
Eğitim ve farkındalık: Göz ardı edilen çözümün kendisi
Koray Önalan, su yönetimi konusunda toplumun bilinçlendirilmesinin de en az teknik projeler kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, eğitim ve kamuoyu oluşturma çalışmaları, sürdürülebilir su yönetimi politikalarının olmazsa olmazı.
“Su yönetimi sadece mühendislik projesi değildir. Bu işin içinde eğitim var, farkındalık var, toplumun sürece katılması var. Bunlar olmadan hiçbir proje ayakta kalamaz.”
Su krizine karşı geliştirilen çözümler neden rafta bekliyor? Çünkü karar alma süreçlerinin sürekli ertelenmesi, çözümlerin yalnızca konuşulup uygulanmadığı bir döngü yaratıyor. Bu sorunun yanıtı, kaynak yetersizliği ya da teknik zorluklarda değil, karar alma süreçlerinin aksamasında ve toplumsal farkındalığın eksikliğinde yatıyor.
Önalan’a göre, İzmir’de su yönetiminde yol almak için önce zihniyetin değişmesi ve toplumun bu sürece dahil edilmesi gerekiyor.
📌 Kaynakça
- FAO (2023) – The State of the World’s Land and Water Resources for Food and Agriculture
- Birleşmiş Milletler Dünya Su Kalkınma Raporu (UN-Water, 2023) – Water for a Sustainable World
- Melbourne Water Authority (2022) – Urban Water Strategy: Rainwater Harvesting and Urban Resilience
Afet kentinin anatomisi – Bölüm 1: Orman yangınları neden afete dönüşüyor?
Afet kentinin anatomisi – Bölüm 2 | Kuruyan barajlar, tükenen akiferler: Su krizi kapıda
