₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Sally Rooney kuşağının vicdanı mı?

BBC uyarlamalarından elde edeceği gelirleri Filistin yanlısı bir örgüte aktaracağını açıklayan Sally Rooney, yalnızca romanlarıyla değil, siyasette aldığı tavırlarla da tartışma yaratıyor.

Tartışmalı karar: Filistin eylemi

İrlandalı yazar Sally Rooney, BBC uyarlamalarından elde ettiği geliri, İngiltere’de “terör örgütü” listesine alınan Palestine Action’a aktaracağını duyurdu. New Statesman’da Nicholas Harris’in 19 Ağustos 2025’te yayımlanan analizine göre Rooney, yalnızca mali destekle kalmayıp örgütün yasaklanmasına karşı açılan davalara da katkı sunduğunu belirtti. Ayrıca yasak kaldırılmadan İngiltere’de hiçbir etkinliğe katılmayacağını açıkladı. Yazarın “Prensiplerim konusunda kamuoyuna yalan söyleyemezdim” sözleri, edebiyat dünyasında olduğu kadar siyasal alanda da büyük yankı uyandırdı.

Siyasete sessiz ama kalıcı müdahaleler

Rooney’nin kamuoyuna açık siyasal çıkışlarının sayısı fazla değil, ancak etkileri derin. Harris’in aktardığına göre yazar, bugüne kadar yalnızca beş kez doğrudan siyaset sahnesine çıktı:

  • 2018’de İrlanda’daki kürtaj referandumunda yasal değişiklikten yana tutum aldı.

  • 2021’de kitaplarının İsrail’de satışını durdurdu.

  • 2023’te Irish Times’ta konut krizini eleştiren bir makale kaleme aldı.

  • 2024’te iklim krizi ve kapitalizm üzerine yazdı.

  • 2025’te ise İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını sert biçimde eleştirdi.

Bu müdahaleler, az sayılarına rağmen Rooney’nin yalnızca bir romancı değil, kuşağının vicdani tepkilerini dile getiren bir kamusal figür haline geldiğini gösteriyor.

Tartışmaların arkasındaki kuşak

Rooney’nin üslubu, kuşağının ruh halini de yansıtıyor. Romanlarında olduğu gibi makalelerinde de kesin hükümlere varmaktan çok sorulara, belirsizliklere ve içsel sorgulamalara yaslanıyor. Harris, bunu “milenyum kuşağının siyasete bakış biçimi” olarak değerlendiriyor: kesin çözümlerden çok, öfke ve çaresizlik arasında gidip gelen, sürekli kendi kendini sorgulayan bir siyasal bilinç.

Konut, iklim, eşitsizlik gibi meseleler üzerine yazarken Rooney çoğunlukla karamsar bir ton kullanıyor. Örneğin 2024’teki iklim yazısının sonunda, özel mülkiyetin kaldırılmasını ima eden bir çıkış yaptıktan sonra, “Nasıl olup da bu kadar pasif, dağınık ve korkak olabildik?” diye sorarak toplumsal edilgenliği eleştiriyor. Bu üslup, yalnızca edebiyat eleştirmenleri değil, siyaset teorisyenleri tarafından da kuşağın karakteristiği olarak okunuyor.

Norman mailer benzetmesi

Nicholas Harris, Rooney’nin son hamlesini edebiyat tarihinde sıkça görülen “politikleşen yazar” örnekleriyle karşılaştırıyor. Norman Mailer’ın savaş ve siyaset konusundaki çıkışlarını hatırlatıyor, ancak Rooney’nin farkını da vurguluyor: O, polemikçi bir figür değil; ölçülü, kanıta dayalı ve kuşkulu bir eleştiri dili kullanıyor. Yine de Palestine Action’a destek kararı, Rooney’nin de radikalleştiğini, kuşağının öfkesini ve çaresizliğini artık daha somut siyasal adımlara dönüştürdüğünü gösteriyor.

Edebiyat, kuşak ve siyaset

Rooney’nin çıkışı, edebiyat ile siyasetin ilişkisi üzerine yeni bir tartışma başlatıyor. Geçmişte yazarların savaşlara destek verdiği, dinleri hedef aldığı ya da popüler kültürle iç içe tartışmalara yöneldiği hatırlatılırken, Rooney’nin siyaseti daha dar bir alanda ama daha tutarlı biçimde yürüttüğü görülüyor. Onun tavrı, edebiyatın hâlâ toplumsal vicdanı harekete geçirebilecek bir alan olduğunu hatırlatıyor.

#SallyRooney #Filistin #PalestineAction #Edebiyat #Siyaset #NewStatesman

Misafirlikten yurttaşlığa: Göçmenlerin kalıcılık ve eşitlik arayışı

Khalil Cibran’dan Aziz Nesin’e çocukluk ve kimlik: Ben kimim ki?

FİKİR Dergisi’nin yeni sayısı çıktı: Biz kimiz?