2019’da Teksas’ın sekizinci büyük kenti Corpus Christi için “kentin hayatındaki en önemli günlerden biri” ilan edilmişti. Kent yönetimi, Meksika Körfezi’nden alınan deniz suyunu içme ve kullanma suyuna dönüştürecek bir tuzdan arındırma tesisi (desalination) için düğmeye basmış, 140 milyon dolarlık bir yatırım planı açıklamıştı. Tesisten elde edilecek suyun büyük kısmı, bölgedeki rafinerilere ve petrokimya tesislerine tahsis edilecekti.
13 Kasım 2025’te New Yorker’da yayımlanan Rachel Monroe imzalı “Texas’s Water Wars” başlıklı yazı, bugün o “büyük gün”ün nasıl bir su krizine dönüştüğünü adım adım anlatıyor. Corpus Christi, henüz faaliyete geçmemiş bir tesis üzerinden sanayiye milyonlarca galon su garantisi verirken; aynı yıllarda uzun süreli kuraklık, yerel rezervuarların seviyesini tehlikeli biçimde aşağı çekti. Haneler çim sulamayı, araba yıkamayı bırakmak zorunda kalırken; sanayi tesisleri büyük ölçüde bu kısıtlamaların dışında kaldı.
Desalination balonunun sönüşü
Plan şuydu: 2023’e kadar tamamlanacak bir tesis sayesinde hem su arzı artacak, hem de kent sanayi yatırımları için “güvenilir” bir adres haline gelecekti. Kent yönetimi, ExxonMobil ve Saudi Basic Industries Corporation ortaklığındaki plastik tesisi, Tesla bataryaları için lityum rafinerisi ve Chemours’un kimya tesisi gibi dev sanayi yatırımlarına, günlük on milyonlarca galon su taahhüdünde bulundu.
Fakat pratikte olan bambaşka oldu. Tuzdan arındırma tesisi proje süreçlerinde takıldı; maliyet tahminleri 140 milyon dolardan 1 milyar doların üzerine fırladı. Bu sırada kuraklık derinleşti, barajlar alarm seviyesine indi. Kent sakinleri için su kullanımında ağır kısıtlamalar devreye girerken, sanayi için önceden verilmiş “su sözleri” fiilen korunmaya devam etti. Su, aynı coğrafyada bile eşit olmayan bir hakka dönüşüyordu.
Eylül 2025’te belediye meclisi, projeye devam edilip edilmeyeceği konusunda oylama yapmak için toplandığında, toplantı gece yarısını geçti; bir eski belediye başkan adayı ve bir üniversite hocasının da aralarında olduğu üç kadın “düzensiz davranış” gerekçesiyle salondan gözaltına alındı. Gece 1 sularında meclis, projenin finansmanını çekmeye karar verdi. Şimdi büyük soru şu: Corpus Christi’nin suyu nereden gelecek?
Masadaki seçenekler de tartışmalı. Bir öneri, yakın kırsal bölgelerden yeraltı suyu çekilmesi; diğeriyse, altyapıyı kurup suyu belediyeye kiralayacak bir “water-as-a-service” (hizmet olarak su) modeline sahip özel sermaye fonlarıyla anlaşılması. Her iki yaklaşım da çevre örgütlerinin, çiftçilerin ve yerel halkın direnciyle karşılaşıyor.
Bir eyaletin gelecek tablosu: Daha çok insan, daha az su
Corpus Christi krizi, aslında daha büyük bir tablonun küçük bir parçası. Teksas’ın resmi 2022 Su Planı’na göre, 2070’e kadar eyalet nüfusunun yüzde 70’ten fazla artması, su kaynaklarının ise yaklaşık yüzde 18 azalması bekleniyor.
Bu tablo şimdiden günlük hayatta hissediliyor:
-
Houston banliyölerinde, aşırı yeraltı suyu çekimi nedeniyle zeminin çökmesi (subsidence) yüzünden evler çatlıyor, bodrumları su basıyor; Houston, ABD’nin en hızlı çöken büyük metropollerinden biri haline gelmiş durumda. Dallas da benzer bir riskle karşı karşıya.
-
Hill Country bölgesinde yeni konut projeleri büyürken, yakınlardaki yüzme alanları ve doğal göletler kuruyor.
-
Rio Grande Vadisi’nde su kıtlığı, eyaletin son şeker fabrikasının kapanmasına yol açtı; El Paso çevresinde pamuk üreticileri tarlaları nadasa bırakıyor.
İklim krizinin yarattığı “uç” olaylar da tabloyu karmaşıklaştırıyor. 2025 yazında Teksas, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği, aralarında yaz kampındaki onlarca genç kızın da bulunduğu aşırı yağış ve sel felaketleriyle gündeme geldi. Ama aynı eyalet, aynı anda tarihsel kuraklık rekorları kıran bir su kıtlığıyla mücadele ediyor. Su rejimi, hem “çok fazla” hem “çok az” suyu aynı anda yönetme krizine dönüşmüş durumda.
Bu arada eyalet, suya en aç sektörlerden biri olan veri merkezlerini ve yapay zekâ yatırımlarını da çekmeye devam ediyor. OpenAI’ın, Abilene yakınlarında, dünyanın en büyük veri merkezlerinden biri olması beklenen tesisini büyütme planları, Teksas’ın su politikalarının teknoloji sermayesiyle nasıl kesiştiğini gösteren çarpıcı örneklerden yalnızca biri.
“Rule of capture”: Kural boşluğundan su kapma rejimi
Teksas su krizinin en tartışmalı boyutlarından biri, eyaletin “rule of capture” (yakalama kuralı) olarak bilinen, mutlak mülkiyete dayalı yeraltı suyu rejimi. Bu düzenlemeye göre, bir arazi sahibinin, komşusunun kuyusunu kurutacak kadar su çekmesi bile, hukuken meşru sayılabiliyor; yeter ki pompaları daha güçlü ve kuyuları daha derin olsun.
Arizona gibi diğer Batı eyaletleri, yıllar önce “makul kullanım” ilkesine geçen, pompalanabilecek suya sınırlar koyan modellere geçmiş durumda. Teksas’ta ise mülkiyet hakkının “dokunulmazlığı” söylemi, bu ilkenin değiştirilmesini zorlaştırıyor.
Bu yılın başında East Texas’ta patlak veren bir yeraltı suyu kavgası, konuyu ülke gündemine taşıdı. 2008’de finans krizinde subprime piyasasına karşı pozisyon alarak ünlenen hedge fon yöneticisi Kyle Bass, eyaletin en ıslak bölgelerinden birindeki arazisinde onlarca yüksek kapasiteli kuyu açmak için izin başvurusunda bulundu. Hedef, yılda yaklaşık 49 bin akre-feet (akre-ayak) yeraltı suyunu çekip, büyüyen Dallas banliyölerine satmaktı.
Neches & Trinity Valleys Yeraltı Suyu Koruma Bölgesi’nin yönetim kurulu toplantısında yüzlerce bölge sakini salona doluştu; çoğu, planlara sert biçimde karşı çıktı. Bir konuşmacı, bölgenin suyunu ailesinin “mirası” olarak tanımladı; salondan “âmin” sesleri yükseldi. Suyun, birkaç on yıl içinde tükenebileceği, bunun da hem geçimlik tarımı hem de içme suyunu tehdit edeceği vurgulandı.
Yerel işletmelerin açtığı dava sonucunda, bir yargıç projeyi geçici olarak durdurdu. Bass ise izinlerin yanlış yorumlandığını ve “akiferin dayanamayacağı kadar suyu çekmenin zaten akıl dışı” olacağını savunarak karşı dava açtı. Olay, eyalette “rule of capture” ilkesinin ilk kez ciddi biçimde tartışmaya açılmasına yol açtı; Cumhuriyetçi eyalet milletvekili Cody Harris, yasa değişikliği için girişim başlatacağını duyurdu.
Sermaye, tarım, kentler: Aynı suya bakan üç aktör
Monroe’nun çizdiği tablo, Teksas’ın bugününü aynı anda üç çatışma olarak okumayı mümkün kılıyor:
-
Tarım ile sanayi arasında su kavgası,
-
Kırsal bölgeler ile hızla büyüyen metropoller arasında kaynak çekişmesi,
-
Özel mülkiyet rejimi ile kamusal su hakkı talepleri arasındaki siyasal gerilim.
Eyaletin başlıca su uzmanlarından Cumhuriyetçi senatör Charles Perry, 2050’ye kadar Teksas’ın yıllık 12 milyon akre-feet’e kadar su açığıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor; kıyas için, 2023’te tüm eyaletin belediye su tüketimi 5 milyon akre-feet’in biraz üzerindeydi. Perry, “Bugün bildiğimiz Teksas’ın üst sınırını su belirleyecek” diyerek, tartışmanın yalnızca çevresel değil, ekonomik ve siyasal olduğunu da hatırlatıyor.
Bunca çatışmanın ortasında, eyalet parlamentosu bu yıl önemli bir karara imza attı: Önümüzdeki yirmi yılda tuzdan arındırma tesisleri, yeraltı depolama, sızdıran şebekelerin onarımı gibi alanlara aktarılmak üzere satış vergilerinden 20 milyar dolarlık bir su altyapısı fonu oluşturuldu. Kasım ayındaki referandumda seçmenler bu fonu anayasal düzeyde onayladı. En dikkat çekici noktalardan biri, bu adımın hem Cumhuriyetçi üst yönetimden hem de çevre örgütlerinden destek alması; eyalet düzeyinde su meselesinin henüz tam anlamıyla partizanlaşmamış olması.
Bizim için ne söylüyor?
Texas’ın su savaşları, yalnızca uzak bir eyaletin hikâyesi değil. Sermaye yatırımlarını çekmek için gelecekteki suyu bugünden ipotek altına alan yerel yönetimler, yeraltı suyunu “kim daha hızlı pompalarsa onun” sayan mülkiyet rejimleri ve iklim krizinin hızlandırdığı kuraklık–sel sarmalı…
Türkiye’de kuraklık, yeraltı suyu tükenmesi, deniz suyunu içme suyuna çevirmeye dönük projeler ve “özel şirketlere devredilen su altyapısı” tartışmaları düşünüldüğünde, Teksas’ta yaşananlar bize de şu soruyu hatırlatıyor:
Su, bir yatırım enstrümanı mı; sanayi garantisi mi; yoksa doğrudan, tartışmasız bir kamusal hak mı?
Corpus Christi’den East Texas’a uzanan hikâye, bu soruya “piyasa” ile “yaşam hakkı” arasında sıkışmadan cevap veremeyen her toplum için önceden çekilmiş bir uyarı filmi gibi okunabilir.
Kesinti değil, gasp: Polen Ekoloji ile su adaleti krizi üzerine
Afet kentinin anatomisi – Bölüm 2 | Kuruyan barajlar, tükenen akiferler: Su krizi kapıda
