CHP’nin ikinci genel başkanı İsmet İnönü, 1966 yılındaki kısmî seçimler sırasında Uşak’a gider. Cumhuriyet Meydanı’nda yapacağı konuşma öncesinde il binasında partililer, “Paşam, diğer partiler oylarını artırmak için meydanlarda din propagandası yapıyor, bizi ise dinsizlikle suçluyor. Konuşmanızda biraz Allah’tan bahsetseniz de bu suçlamadan kurtulsak!” diye ricada bulunur. İsmet Paşa karşılık vermez. Bir süre sonra çıktığı meydanda, dini siyasete alet eden partileri ve politikacıları özellikle eleştirdikten sonra “Allahaısmarladık” der ve iner kürsüden. Parti binasına dönüldüğünde partililer, “Paşam biz ne dedik, siz ne yaptınız?” diye şaşkınlıkla sorduklarında, İnönü’nün cevabı kısa ve ironiktir: “Dediklerinizi yaptım. Bana Allah’tan bahset dediniz; ben de halka ‘Allahaısmarladık’ diye seslendim.”1
Sonuçta CHP, o seçimde Uşak’ı kaybeder.2
İnönü, CHP genel başkanları arasında dînî inancını belki de en güçlü yaşayan isimdir.3,4 Ancak bu inanç, siyasî yaşamının hiçbir döneminde dînî söyleme başvurmasının ya da dini, siyasal çıkar için kullanmasının gerekçesi olmamıştır.1 Çünkü laiklik başta olmak üzere Cumhuriyet devrimlerinin ne büyük mücadelelerle hayata geçirildiğini iyi bilir. Bu nedenle yaşamı boyunca sımsıkı sarılır laikliğe. İnönü’den sonraki CHP genel başkanları da uzun yıllar laiklik konusundaki bu ilkesel duyarlılığı büyük ölçüde gözetmişlerdir.
Bu çizgideki ilk önemli sapmalardan biri, CHP’nin, İnönü’den sonraki genel başkanı Bülent Ecevit’in DSP döneminde benimsediği “inançlara saygılı laiklik” söylemiydi.5 Asıl belirgin değişim ise, AKP’nin siyasal ve kültürel hegemonyasının güç kazandığı 2000’li yılların ortalarından itibaren, CHP’nin muhafazakâr seçmene ulaşma çabasının kendi temel ilkelerinin önüne geçmesiyle yaşandı. Deniz Baykal’ın çarşaflı ve başörtülü kadınlara parti rozeti takması6, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” siyaseti ve başörtüsünü yasal güvence altına almaya yönelik girişimi bu arayışın dikkat çekici örnekleriydi.7,8
Laikliğin demokratik zemini
Laikliğin kuramsal temelini Ahmet Taner Kışlalı, “Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi” isimli kitabında açık biçimde ortaya koyar. Kışlalı, Mustafa Kemal’in, farklı ideolojik görüşlere karşı son derece hoşgörülü olduğunu söyledikten sonra “Ama ödün vermediği tek bir konu vardı: Laiklik!” der. Gerçekten de devletçilik dışındaki bütün Cumhuriyet ilkelerinin ortak zemini odur. “Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü de olamaz, gerçek bir özgür seçim de. Milliyetçiliğin ön koşuludur; çünkü laiklik olmayan yerde önem taşıyan öğe, ulus değil, inananların oluşturduğu ümmettir. Devrimciliğin ön koşuludur; çünkü laikliği kabul etmemiş bir toplumda bilimin ve çağın gereklerinin gerisinde kalmış kurumları değiştirmenin tartışması bile yapılamaz. Halkçılığın ön koşuludur; çünkü bir din devletinde halkın istekleri değil, dinsel seçkinlerin düşünceleri önemlidir.”9
Kışlalı’nın bu değerlendirmesi, laikliğin neden yalnızca anayasal bir ilke değil, aynı zamanda demokratik yaşamın güvencesi olduğunu da ortaya koymaktadır. Laiklik zayıfladığında, eğitimden hukuka, kadın haklarından bilim ve sanat politikalarına kadar birçok alanda kamusal kararlar dînî referanslarla tartışılmaya başlanır. Siyasal rekabet de programlar ve ilkeler üzerinden değil, dînî söylem ve görünürlük üzerinden yürütülür. Böylece devletin tarafsızlığı ve “yurttaşların eşitliği” anlayışı aşınır. Bu nedenle laiklik, ertelenebilecek ya da gözden çıkarılabilecek sıradan bir siyasal tercih değildir. Nitekim Atatürk’ün dinin siyaset ve çıkar ilişkileriyle buluşturulmasına ilişkin tutumu da son derece açıktır. Dini, lüzumlu bir müessese olarak görür ve şöyle der: “… Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete karşıyız ve buna izin vermiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar masum halkımızı aldatmışlardır…” Bu uyarı, elbette günümüzün siyasî aktörleri için de geçerlidir.10
1966’dan bugüne siyasal söylem
İnönü’nün, Mustafa Kemal’in izinden giderek Uşak’ta ortaya koyduğu o ilkesel duruşun üzerinden tam altmış yıl geçti. Bugün aynı siyasal geleneğin, laiklik konusundaki tarihsel tutumundan belirgin biçimde uzaklaştığını düşündüren gelişmelere tanıklık ediyoruz. Özgür Özel’in, özellikle son dönemde, dînî pratikleri siyasal iletişimin görünür unsurlarından biri hâline getiren tutumları bu değişimin en görünür örnekleri arasında yer alıyor. Özel’in, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bir hafta önce İzmir Bayraklı’da âyet okuyarak seçmenlerden oy istemesi11, bu siyasal yönelimin ilk dikkat çekici adımlarından biriydi.
Yeni Parti’nin kurulduğu 24 Temmuz günü Özel’in Hacı Bayram Camii’nde kıldığı cuma namazının özellikle görünür hâle getirilmesi ve namaz sonrasında cami avlusunda siyasî açıklama yapması ve Kastamonu’da abdest alırken çekilen görüntülerin,12 Yeni Parti genel başkanlığı görevini üstlendikten hemen sonra kamuoyuyla paylaşılması da aynı yaklaşımın devamı niteliğindeydi. Özel daha önce de “CHP’nin milletvekili listelerinde gelecek dönem başörtülü milletvekilleri göreceksiniz.” demişti.13 Bu söylem, başörtüsünü adayın bireysel tercihinden çıkarıp, parti adına seçmene sunulan bir siyasal temsil vaadine dönüştürüyor; dînî pratikler, semboller ve kimlikler de siyasal rekabetin araçları hâline geliyordu. Böylece laikliğin din ile siyaset arasına çizdiği sınır da giderek belirsizleşiyordu.
İmamoğlu’nun siyaset tarzı
Özgür Özel’in bu tutumu, yalnızca kendisine özgü bir tercih olarak değil; son yıllarda Ekrem İmamoğlu’nun öncülüğünde şekillenen ve bugün Yeni Parti’de somutlaşan siyasal anlayışın bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bunun örnekleri, İmamoğlu’nun siyasal yaşamının erken dönemlerinden itibaren sergilediği tutumlarda görülmektedir.
2019’daki İstanbul yerel seçim kampanyası, Ekrem İmamoğlu’nun bu siyasal çizgisinin en somut örneklerine sahne olmuştu. Seçime günler kala, Eyüp Sultan Camii’nin içinde, televizyon kameraları ve cep telefonlarıyla yapılan çekimler eşliğinde Yasin Suresi okumuş;14 hem o yıl hem de 2024 seçimi sonrasında mazbatasını aldığı gün belediye başkanlığı makamında toplu dua ile göreve başlamış, bu görüntüleri de kamuoyuyla paylaşmıştı.15,16 Yine 2019 seçiminden hemen önce, seçilmesi hâlinde belediye tesislerinde alkol bulundurulmayacağını, kadın ve erkek havuzlarının ayrı gün, ayrı saatlerde olacağını üzerine basa basa açıklamıştı.17
2023 yılına gelindiğinde ise bu siyaset tarzı daha da görünür hâle gelmişti. Ocak ayındaki Bursa ziyaretinin billboardlarda ilan edilen programında cuma namazına da yer verildi.18 28 Mayıs seçiminin hemen ardından CHP’de başlattığı değişim hareketi çerçevesinde, Oksijen’de yayımladığı “Türkiye İçin Yeniden” başlıklı manifestoda laiklik kelimesine bir kez bile yer vermezken;19 kurultayın açılış konuşması da dâhil olmak üzere, kurultay sürecinde birçok kez “kapsayıcı/özgürlükçü laiklik” kavramını kullandı. Oysa ülkemizin yakın tarihine bakıldığında laikliğin ele alınışındaki sorunun uygulamada değil, sistemli bir biçimde aşındırılmasında olduğu görülür. Böyle bir dönemde, laikliğin önüne yeni bir sıfat eklenmesi, zaten büyük ölçüde uygulanmayan bir ilkenin bir de özgürlükleri kısıtlıyormuş izlenimi yaratması bakımından oldukça sakıncalıdır.
Aynı manifestoda, “Cumhuriyetin kurucu değerlerini yeniden yorumlayıp hevesle ve cesaretle Türkiye’nin yeni yolculuğunu inşa edeceğiz.” 19 diyen İmamoğlu, 2024 yılında İBB tarafından restore edilen bir tekkede dua ederken çekilen fotoğrafını resmî belediye hesaplarından paylaşmakta da hiçbir sakınca görmemişti.20 Benzer bir tutum, Leman dergisine yönelik gerici saldırının ardından yaptığı “Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ve Hz. Musa’ya (a.s.) yapılan hadsizliği kınıyorum.” açıklamasında da görüldü.21 Gösterilen bu refleksin, saldırıya uğrayanların ifade özgürlüğünü savunmak yerine, saldırganların öne sürdüğü suçlamalar üzerine kurulduğunu düşündüren bir açıklama vardı ortada. Bu da ister istemez, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli yakılıp onca “can” katledildikten sonra dönemin iktidarının, saldırganlar yerine Aziz Nesin’i suçlayan söylemini hatırlatıyordu. Aradan otuz iki yıl geçmiş olmasına karşın, İmamoğlu’nun gerici şiddet karşısında saldırıya uğrayanların ifade özgürlüğünü savunmak yerine saldırganların hassasiyetlerini gözeten tutumu, Türkiye’nin yakın tarihinde sağ popülist reflekslerin hepimize ödettiği ağır bedellerden yeterince ders alınmadığını ortaya koyuyordu. Belki daha dikkat çekici olan ise, bu açıklamanın da diğer laiklik karşıtı siyasal tavırlar gibi muhalif kamuoyunda ve muhalif medyada neredeyse hiçbir ciddi eleştiriye konu olmamasıydı.
Muhalefetin eleştirel mesafesi
Bunun en önemli nedeni, kuşkusuz, uzun yıllardır muhalefette hâkim olan “Yeter ki Erdoğan gitsin!”, “Tek adam rejimi sona ersin de gerisi sonra konuşulur!” anlayışıydı. Bu bakış açısına göre, Erdoğan’ı yenme ihtimali taşıyan bir siyasetçinin kullandığı yöntemler sorgulanmamalı; doğru ya da yanlış, seçimi kazandıracağı düşünülen her siyasal tavır, stratejik bir zorunluluk olarak görülmeliydi. Bunun yanında, siyasal ve mesleki yakınlıkların, beklentilerin ya da kişisel ilişkilerin, eleştirel mesafenin korunmasını zorlaştırdığı örnekler de az değildi. Bu nedenle, rahatsızlık yaratan pek çok görüntü, açıklama ve siyasal hamle bilinçli biçimde tartışma dışı bırakıldı. Oysa laiklik gibi kurucu bir ilke söz konusu olduğunda, “şimdilik susalım!” yaklaşımı en az bu siyasî savrulmalar kadar ağır sonuçlar doğurabilir. Ve dinî duyarlılıkların kısa vadeli siyasal kazanç uğruna kullanılmasına dayanan bu popülist siyaset tarzı, eleştirilmek bir yana, alkışlandıkça olağanlaşır ve siyasal kültürün bir parçası hâline gelir.
Uşak’a dönen soru
İsmet İnönü’nün siyasî yaşamında sergilediği ilkesel duruşun değeri bugün daha iyi anlaşılıyor. İnönü, dînî söylemin oy kazandırabileceğini elbette biliyordu. Buna rağmen laikliği, seçim kazanmak uğruna esnetilebilecek bir siyasal araç olarak görmedi. Çünkü biliyordu ki, siyaset bir kez bu yola girdiğinde geri dönüşü çok zor olacaktır.
Sonuç olarak bugün asıl tartışılması gereken, İnönü’nün 1966’da, Uşak’ta seçimi neden kaybettiği değildir. Tartışılması gereken Özgür Özel’in 2024 seçiminde Uşak’ta ne kazandığıdır.22,23
*Bu yazıda popülizm kavramı, siyaset bilimi literatüründeki geniş anlamıyla değil, dînî duyarlılıkların kısa vadeli siyasal kazanç uğruna siyasal rekabetin aracı hâline getirilmesi bağlamında kullanılmaktadır.
Okan Toygar kimdir?
Prof. Dr. Okan Toygar, 1969 yılında Adana’da doğdu. Tarsus Amerikan Koleji ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu; göz hastalıkları uzmanlık eğitimini Marmara Üniversitesi’nde tamamladı. Cincinnati Üniversitesi’nde retina alanında araştırma çalışmalarında bulundu. Halen Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmektedir. Bölüm yazarlığını ve editörlüğünü üstlendiği Göz Hastalıkları Ders Kitabı 2024 yılında yayımlandı.
Türk Tabipleri Birliği bünyesindeki mesleki çalışmalarının yanı sıra çeşitli gazete ve dergilerde edebiyat, siyaset, insan hakları ve yakın tarih üzerine; bir bölümü röportaj ve araştırmaya dayanan yazılar kaleme almaktadır.
İlk kitabı Hayatımız Güzeldir – Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği / Nehir Söyleşi, 2025 yılında Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.
Yazıda popülizm hangi anlamda kullanılıyor?
Yazar kavramı geniş siyaset bilimi tanımıyla değil, dinî duyarlılıkların kısa vadeli siyasal kazanç için kullanılmasını anlatmak üzere kullanıyor. Bu sınırı metnin sonundaki yıldızlı notta açıkça belirtiyor.
Laiklik ile kişisel inanç arasındaki ayrım neden önemli?
Yazının çıkış noktası, bir siyasetçinin inanç sahibi olmasıyla dinî söylem ve görünürlüğü seçmen kazanmak için kullanmasının farklı şeyler olduğu görüşü. Güncel örneklerin yorumlanması da bu ayrım üzerinde duruyor.
Yazı neden iki ayrı Uşak seçimini karşılaştırıyor?
Yazar, 1966’daki seçimi İnönü’nün ilkesel tutumunu anlatmak; 2024’teki seçimi ise aday belirleme tercihini sorgulamak için kullanıyor. Karşılaştırma tarihsel bir benzetme niteliğinde; iki seçimin sonucu tek başına aday belirleme gerekçesini açıklamıyor.
İzmir’de demokratik dönüşüm arayışı: Barış ve eşit yurttaşlık nasıl kurulacak?
Kaynaklar:
- Ali Rıza Akbıyıkoğlu. Demokrasi ve İsmet Paşa. Filiz Matbaacılık; 1986, sayfa: 212-213.
- Uşak’taki tek senatörü AP adayı kazanır. (AP: %54, CHP: %38, Türkiye geneli: AP: %50, CHP: %41).
- Özden Toker. Cumhuriyet’le Özdeş Bir Yaşam: Özden Toker – İsmet İnönü’nün Kızı Anlatıyor. Söyleşiyi yapan Mehmet Ö. Alkan. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2023.
- Can Dündar. Canım Erdalım Sevgili Babacığım; İsmet İnönü – Erdal İnönü Mektuplaşmaları. Can Yayınları, 2011.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, 20. Dönem, 1. Yasama Yılı, 72. Birleşim, 6 Temmuz 1996, Bülent Ecevit’in Hükûmet Programı üzerindeki konuşması. Erişim: 9 Ağustos 2026.
- Habertürk, “Türban CHP’ye de girdi”, 24 Şubat 2008. Erişim: 9 Ağustos 2026; ayrıca bkz. soL, “Çarşafa rozet takanlara…”, 25 Kasım 2008.
- CHP, “CHP Lideri Kılıçdaroğlu: ‘Yaraların Kapanması İçin Helalleşme Yolculuğuna Çıkıyorum’”, 13 Kasım 2021. Erişim: 9 Ağustos 2026. Ayrıca bkz. CHP, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM CHP Grup Toplantısında Konuştu (16 Kasım 2021)”, 16 Kasım 2021.
- CHP, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne ilişkin açıklaması ve yasal düzenleme çağrısı”, 3–4 Ekim 2022; ayrıca bkz. Medyascope, “Kılıçdaroğlu’ndan başörtüsü mesajı”, 3 Ekim 2022.
- Ahmet Taner Kışlalı. Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi. Sayfa 37.
- A.g.e. Sayfa 38.
- Özgür Özel, İzmir Bayraklı İftar Programı Konuşması, YouTube videosu, 24 Mart 2024, 16:34. dk. Erişim: 7 Ağustos 2026, https://www.youtube.com/watch?v=HxhZaYqz7Ac.
- Haberler.com, “Özgür Özel’in abdest alırken çekilen görüntülerine açıklama”, 29 Temmuz 2026. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://www.haberler.com/haberler/ozgur-ozelin-abdest-alirken-cekilen-goruntulerine-20100110-haberi/
- Anka Haber Ajansı. 22.01.2026 tarihli haberi. Erişim: 04.08.2026.
- NTV. “Ekrem İmamoğlu Eyüp Sultan Camii’nde Yasin suresini okudu.” YouTube. 18 Mart 2019. Erişim: 6 Ağustos 2026. https://www.youtube.com/watch?v=tDlA_5zfzkM
- T24 haberi, “İmamoğlu makam odasındaki toplu duayla göreve başladı”, 28 Haziran 2019.
- KARAR, “İBB ikinci İmamoğlu dönemi resmen başladı: Ailesiyle birlikte makamında dua etti”, 4 Nisan 2024. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://www.karar.com/guncel-haberler/ibb-ikinci-imamoglu-donemi-resmen-basladi-ailesiyle-birlikte-makaminda-1853011.
- Binali Yıldırım–Ekrem İmamoğlu Ortak Canlı Yayını, moderatör: İsmail Küçükkaya, Habertürk TV, YouTube videosu, 16 Haziran 2019, 2:32:37. Erişim: 7 Ağustos 2026, https://www.youtube.com/watch?v=2rHXB4HHpfg.
- BirGün, “İmamoğlu’nun sıradaki durağı Bursa: Program belli oldu”, 27 Ocak 2023. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://www.birgun.net/haber/imamoglu-nun-siradaki-duragi-bursa-program-belli-oldu-418774; ayrıca bkz. Aydınlık, “İstanbullu hizmet bekliyor; İBB Başkanı şehir şehir geziyor! İmamoğlu cuma namazını reklam yaptırdı!”, 26 Ocak 2023. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://www.aydinlik.com.tr/haber/istanbullu-hizmet-bekliyor-ibb-baskani-sehir-sehir-geziyor-imamoglu-cuma-namazini-reklam-yaptirdi-363630.
- Ekrem İmamoğlu, “Türkiye İçin Yeniden”. Gazete Oksijen, 28 Temmuz 2023. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://gazeteoksijen.com/turkiye/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-yazdi-turkiye-icin-yeniden-184755.
- İBB Miras, X (eski Twitter) paylaşımı, 8 Kasım 2024, https://x.com/IbbMiras/status/1854959582142980181; ayrıca bkz. Laiklik Meclisi İzleme Merkezi, Laiklik İhlalleri Raporu – Kasım 2024, Aralık 2024, erişim: 7 Ağustos 2026. https://laiklikmeclisi.org/Media/Uploads/LMizlemeMerkeziKasim2024.pdf. S. 34.
- Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (@CBAdayOfisi), X paylaşımı, 1 Temmuz 2025. Erişim: 7 Ağustos 2026. https://x.com/CBAdayOfisi.
- Bu değerlendirme, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın tutuklanmasının ardından kamuoyuna yansıyan iddia ve açıklamalardan bağımsız olarak; 2024 yerel seçimlerinde aday belirleme sürecinde, partinin ilkesel ölçütleri yerine seçilebilirliğin esas alınmasının en çarpıcı örneklerinden birinin Uşak’ta yaşanmış olduğu değerlendirmesine dayanmaktadır.
- Bkz. Halk TV, “Özgür Özel’den Özkan Yalım’a: ‘Hakkımı helal etmiyorum, hepimizi utandırdı’”, 19 Haziran 2026. Erişim: 9 Ağustos 2026. https://halktv.com.tr/turkiye/ozgur-ozelden-ozkan-yalima-hakkimi-helal-etmiyorum-hepimizi-utandirdi-1037195h.

