₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Engellilik alanında ortaklaşan tehdit: Dayanışma neden şimdi yükseliyor?

Son dönemde fiziksel engellilik temelli derneklerin otizm ve nöroçeşitlilik alanına dönük “dayanışma” söylemini yükseltmesi, bireysel farkındalıklarla açıklanamayacak kadar politiktir. Bu yönelim, engellilik alanını doğrudan etkileyen yapısal düzenlemelerin ve uzun süredir uygulanan devlet politikalarının yarattığı basıncın bir sonucudur. Bakım hizmetleri, sosyal yardımlar, eğitim hakkı ve yaş sınırları gibi başlıklarda gündeme gelen her düzenleme, engel grupları arasındaki yapay ayrımları işlevsiz hâle getirmiştir. Sorun ortaklaşmış, tehdit büyümüş, sessizlik sürdürülemez hâle gelmiştir.

Bugün verilen destek, hak gasplarının artık “başka bir engel grubunun meselesi” olarak sınıflandırılamamasından kaynaklanmaktadır. 26–27 yaş sınırı, bakım desteklerinin kesilmesi, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin daraltılması; yıllardır otizmli bireylerin ve ailelerinin dile getirdiği yapısal sorunların istisna değil, bilinçli bir politika olduğunu açığa çıkarmıştır. Dün marjinalleştirilen nöroçeşitlilik alanı, bugün engellilik politikalarının merkezine zorla taşınmıştır.

Bu tablo aynı zamanda, hükümetlerin yıllardır engellilik alanında uyguladığı “böl, parçala, yönet” politikasının doğal bir sonucudur. Engel gruplarının birbirinden koparılması, derneklerin alanlara ayrılarak rekabet hâline sokulması ve “makbul”–“muhalif” sivil toplum ayrımı; güçlü ve birleşik bir hak mücadelesinin önüne bilinçli biçimde set çekmiştir. Fiziksel engelli dernekleri ile nöroçeşitlilik alanında çalışan yapılar arasındaki mesafe, yalnızca örgütsel değil; politik olarak üretilmiş bir mesafedir.

Bu ayrıştırma politikası, dernekleri de siyasal konumlarına göre bölmüştür. Merkezi hükümete yakın duran dernekler ile muhalefete yakın ya da bağımsız kalmaya çalışan yapılar arasında yaratılan bu yapay ayrım, ortak hak taleplerinin güçlü bir sesle dile getirilmesini engellemiştir. Sonuç olarak engellilik alanında yaşanan ağır hak ihlalleri, dağınık tepkilerle geçiştirilmiş; hiçbir başlık, ülke genelinde sarsıcı bir toplumsal itiraza dönüşememiştir. Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi, engellilik mücadelesinde de güçlü bir sesin çıkmaması tesadüf değil; ayrıştırma dili ve politikasının doğrudan sonucudur.

Bu durum, fiziksel engelli dernekleri açısından da bir temsil ve meşruiyet krizini beraberinde getirmiştir. Sahadaki gerçek mücadeleden uzaklaşan, siyasal dengelere göre pozisyon alan bu yapılar; otizm ve nöroçeşitlilik alanında yükselen hak temelli siyasetin kendi sessizliklerini görünür kıldığını fark etmiştir. Bugün kurulan temaslar, bu nedenle çoğu zaman eşitlikçi bir dayanışmadan çok; parçalı yapının artık sürdürülemez hâle gelmesine verilen gecikmiş bir tepkidir.

Ulusal ve uluslararası fon mekanizmaları, kamuoyu baskısı ve dijital alanın dönüştürücü gücü de bu süreci hızlandırmaktadır. Nöroçeşitlilik artık yok sayılabilecek bir alt başlık değil; politik ve toplumsal bir özne hâline gelmiştir. Bu öznenin dışında kalmak, hem siyasal hem de kurumsal olarak maliyetli bir noktaya ulaşmıştır.

Ancak şu açıkça ifade edilmelidir: Dayanışma, iktidar politikaları herkes için tehdit oluşturduğunda hatırlanan bir savunma refleksi olamaz. Gerçek dayanışma; devletin ayrıştırıcı politikalarına karşı, engel türü, siyasal yakınlık ya da kurumsal konfor gözetmeksizin ortaklaşabilmeyi gerektirir. Bugün verilen destek, geçmişte bu bölünmüşlüğe sessiz kalınmasının açık bir muhasebesi yapılmadan ilerletici bir anlam taşımaz.

Engellilik mücadelesi, hükümetlerin çizdiği sınırlar içinde değil; o sınırları reddeden birleşik bir hak siyasetiyle güçlenir. Aksi hâlde her engel grubu, her dernek ve her mücadele alanı; sırayla hedef alınan, sırayla yalnız bırakılan başlıklara dönüşmeye mahkûm olur.

MEBBİS’te 27 yaş sınırı: Otizmli yetişkinler eğitimden düşürüldü

Evrak, keyfiyet, zihniyet: Engelli girişimciye eşitlik neden işlemiyor?

Kışın adı değişir, engelleri değişmez

Etiketler: engellilik politikaları, engelli hakları, nöroçeşitlilik, otizm hakları, bakım hizmetleri, sosyal yardımlar, eğitim hakkı, rehabilitasyon hizmetleri, 26–27 yaş sınırı, sivil toplum siyaseti, ayrıştırma politikaları, hak siyaseti