İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binası çevresinde 6 Nisan sabahı polis bariyerleri kuruldu, giriş çıkışlar sınırlandırıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Lyon’daki Dünya Sağlık Örgütü programını yarıda keserek İzmir’e döndüğünü açıklarken, yapının 1926’da kamulaştırılarak yerel yönetime bırakıldığını, 2007’de tapudaki mukataa şerhinin kaldırılması için belediyenin ödeme yaptığını ve binanın 2017’den bu yana aralıksız biçimde kamusal hizmet için kullanıldığını belirtti. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise müdahaleyi “hukukun değil, güç gösterisinin sonucu” olarak niteledi; AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da yapının Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tapulu malı olduğunu öne sürerek tahliyeyi savundu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binasında süren gerilim, 6 Nisan sabahı yeni bir boyut kazandı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bina çevresinde saat 05.00 itibarıyla geniş güvenlik önlemleri alındı, alan demir bariyerlerle çevrildi ve giriş çıkışlar sınırlandırıldı. 23 Mart’ta belediye tarafından yapılan açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tahliye tebligatı sonrasında idari mahkemenin bina için 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı verdiği duyurulmuştu.
Lyon’daki programını yarıda kesti
Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü programı için bulunduğu Lyon’dan konuşmasını yapamadan İzmir’e dönmek zorunda kaldığını açıkladı. Tugay, belediyeye ait olduğunu söylediği binanın tapusuna hukuksuz biçimde el konulduğunu, dava sürerken belediye hizmetinin durdurulmaya çalışıldığını ve sabah saatlerinde kurulan polis kuşatmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Tugay’dan mülkiyet vurgusunu güçlendiren yeni açıklama
Gün içindeki yeni açıklamasında Tugay, tahliye edilmek istenen yapının “belediyenin ve İzmir halkının her anlamda yüzde 100 sahibi olduğu” bir mülk olduğunu savundu. Açıklamasına göre bina herhangi bir vakıf yapısı değil; özel girişimciler tarafından un fabrikası olarak yapıldı, 1926’da Atatürk ve Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırılarak İzmir yerel yönetimine verildi, 2007’de tapudaki mukataa şerhinin kaldırılması için belediye ödeme yaptı ve yapı 2017’den bu yana aralıksız biçimde Meslek Fabrikası olarak kullanılıyor. Bu iddialar, belediye cephesinin tarihsel ve hukuki savunusunun omurgasını oluşturuyor.
CHP’den “güç gösterisi” tepkisi
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç de sabaha karşı yüzlerce polisle yapılan müdahalenin “hukukun değil, güç gösterisinin sonucu” olduğunu söyledi. Güç, yapının İzmir halkına ait bir kamu hizmeti kurumu olduğunu, yaşananların eğitim hakkını engellediğini ve hukuki-demokratik mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
AK Parti cephesinden tahliyeye destek
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise belediye cephesinin mağduriyet anlatısına karşı çıkarak Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün “tapulu malı” olduğunu öne sürdü. İnan, yargının tahliye yönünde karar verdiğini savundu, belediye yönetimini “işgalcilik” ile suçladı ve binanın üniversite öğrencilerine hizmet edecek yeni bir yapıya dönüştürüleceğini söyledi. “Artık o tarihi kapılar, işgalciler için değil, İzmir’in pırıl pırıl gençleri için açılacak” ifadesi de bu siyasi karşı anlatının en görünür cümlesi oldu.
Dosyanın merkezinde ne var
Meslek Fabrikası’nda yaşananlar, yalnızca bir mülkiyet tartışması değil; İzmirlinin ortak kullanımına açık, kamusal fayda üreten bir alanın merkezi iktidar tarafından fiilen kuşatılması girişimi olarak değerlendiriliyor. Mahkeme kararına rağmen sabahın erken saatlerinde kurulan polis ablukası, dosyayı doğrudan kent hakkı ve kamusal alan savunusu tartışmasının merkezine taşıdı.
Hukuki süreç nasıl ilerledi
Belediyenin 23 Mart tarihli açıklamasına göre Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tahliye tebligatının ardından zorla tahliyeyi engellemek için yargıya başvuruldu ve idari mahkeme 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı verdi. Aynı açıklamada, belediye hukuki süreç tamamlanmadan hizmet binasını boşaltmayacağını duyurdu. Buna karşılık AK Parti cephesi, tahliye kararlarının belediye tarafından uygulanmadığını savunuyor.
Bir bina değil, kamusal fayda meselesi
Tartışmanın merkezinde yalnızca tapu kaydı değil, yapının kent içindeki işlevi de yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi verilerine göre Meslek Fabrikası bugüne kadar 29 merkezde 5 bin 800 kurs açtı ve 145 bin 77 kursiyere ulaştı. Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016’dan bu yana 531 kurstan 13 bin 149 kişinin mezun olduğu, Dijital Gençlik Merkezi’nde ise 2025 Şubat ayından bu yana 385 gencin eğitim aldığı açıklandı. Bu nedenle sabah kurulan abluka, yalnızca idari bir tasarruf değil, kamusal fayda üreten bir merkezin geleceğine dönük müdahale olarak tartışılıyor.
Kent hakkı tartışmasının yeni safhası
Bugün ortaya çıkan tablo, merkezi idare ile yerel yönetim arasındaki gerilimin daha görünür bir safhaya geçtiğini gösteriyor. Ancak bundan daha önemlisi, Meslek Fabrikası dosyasının artık İzmir’de kent hakkı, kamusal alan ve kamu yararı için kullanılan mekânların kim tarafından ve hangi hukukla korunacağı sorusuna bağlanmış olması. Bu nedenle söz konusu müdahale, yalnızca bir tahliye girişimi değil; kentin ortak kullanım alanları üzerindeki tasarruf hakkına ilişkin daha geniş bir siyasal mücadele olarak izleniyor.
Başkan Dr. Cemil Tugay: “İzmir’in hakkını sonuna kadar savunacağız”
“İzmir’e bu yapılmaz” feryadının ortasında atama: Vakıflar’ın başına Ak Partili isim

