İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın açılışında konuşan Rıza Türmen, Gültan Kışanak ve Burhan Sönmez, Türkiye’nin demokrasi, barış ve eşit yurttaşlık ekseninde yeni bir kurucu iradeye ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı, 13 Haziran’da Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başladı. Açılış konuşmalarında Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal kriz, Kürt meselesinin demokratik çözümü, barışın toplumsallaşması ve cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlığa dayalı ortak yaşam imkânları tartışıldı.
Konferansın açılışında konuşan Rıza Türmen, Türkiye’nin demokrasiden tarihsel ölçekte uzaklaştığı bir dönemde böyle bir toplantının özel bir sorumluluk taşıdığını söyledi. Türmen’e göre Türkiye, otoriterleşme ile demokratik yeniden kuruluş arasında kritik bir yol ayrımında bulunuyor. Bu nedenle konferans yalnızca bir tartışma zemini değil, yeni bir demokrasi hareketinin başlangıcı olma imkânı taşıyor.
“Direniş yetmez, yeni bir proje gerekir”
Rıza Türmen konuşmasında, Türkiye’de siyasal alanın yargı eliyle daraltıldığını, örgüt iradesinin siyasal iktidarın müdahalesiyle aşındırıldığını belirtti. Bu tablo karşısında yalnızca direnmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Türmen, yeni bir demokratik projenin kurulması gerektiğini ifade etti.
Türmen, demokrasi mücadelesinin toplumsal muhalefetin bütün bileşenlerini kapsaması gerektiğini söyledi. Sendikalardan meslek örgütlerine, kadın hareketinden iklim hareketine kadar farklı toplumsal dinamiklerin ortak faydasının demokrasi olduğunu belirten Türmen, halkın siyasetin pasif izleyicisi değil aktif öznesi haline gelmesi gerektiğini dile getirdi.
Türmen’in konuşmasındaki temel vurgulardan biri de yoksulluk ile demokrasi arasındaki ilişki oldu. Türkiye’de yaşanan ekonomik yoksulluğun demokrasi eksikliğinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Türmen, yeni bir demokratik dönüşüm fikrinin bu bağı görünür kılması gerektiğini söyledi.
Kürt meselesi ve demokrasi birlikte ele alınmalı
Rıza Türmen, Kürt meselesinin demokrasiden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Kürt meselesinin yalnızca güvenlik başlığına indirgenmesinin çözüm üretmeyeceğini belirten Türmen, çatışmayı ortaya çıkaran nedenler konuşulmadan kalıcı bir barışın kurulamayacağını ifade etti.
Türmen’e göre Kürtler, demokratik cumhuriyetin yeni kurucu iradesinin parçası olmalı. Kürt kimliğinin eşit ve özgür biçimde tanınması, ancak demokratik bir toplum düzeni içinde mümkün olabilir. Bu nedenle Kürt meselesi ile demokrasi arasındaki bağın yalnızca düşünsel düzeyde değil, siyasal pratikte de kurulması gerekiyor.
Türmen konuşmasını, konferansın bir son değil başlangıç olması gerektiğini belirterek tamamladı: Türkiye’nin büyük umutsuzluk ortamını aşacak bir umut kapısına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Kışanak: “Demokratik dönüşüm ekmek ve su kadar yaşamsal”
Açılış konuşmasını sürdüren Gültan Kışanak, konferansın Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yapılmasının taşıdığı sembolik anlama dikkat çekti. 12 Eylül sonrası vatandaşlıktan çıkarılan Cem Karaca’nın adını taşıyan bir mekânda, cumhuriyet tarihi boyunca farklı toplumsal kesimlerin yaşadığı dışlanmayı, yalnızlığı ve ötekileştirmeyi konuşmanın özel bir anlamı olduğunu belirtti.
Kışanak, demokrasiden yoksun bir cumhuriyetin yarattığı acıların, travmaların ve dışlama pratiklerinin farklı toplumsal kesimleri değişik biçimlerde etkilediğini söyledi. Bu tablodan çıkışın ortak rotasının ise demokratik dönüşüm olduğunu vurguladı.
Kışanak’a göre Türkiye, hukuk krizinden adalet krizine, otoriter yönetim krizinden ekonomik ve ekolojik krize, erkeklik krizinden kimlikleri kabullenememe krizine uzanan çoklu bir kriz döneminden geçiyor. Bu krizlerin yarattığı umutsuzluk ve hareketsizlik halinin aşılması gerektiğini belirten Kışanak, demokratik dönüşümün temel öznesinin toplum olduğunu söyledi.
“Cumhuriyet korkuların kalesi değil, özgürlüklerin ortak evi olmalı”
Kışanak konuşmasında Kürt meselesinde ortaya çıkan yeni değişim ihtiyacına da değindi. Kürt meselesinin artık bir ayrılık meselesi değil, tanınma, kabul edilme ve hukukun içine alınma meselesi olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Bu çerçevede Kışanak, kapsayıcı ve özgürlükçü bir hukuksal düzenin kurulması gerektiğini vurguladı. Cumhuriyetin korkuların kalesi olmaktan çıkarılarak özgürlüklerin ortak evi haline getirilmesi gerektiğini belirten Kışanak, demokratik cumhuriyet fikrinin eşit yurttaşlık, çoğulculuk ve ortak yaşam temelinde düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Kışanak, barış ile demokrasi arasındaki ilişkinin de öncelik-sonralık meselesi olarak ele alınamayacağını söyledi. Barış ve demokrasinin birbirine içkin olduğunu belirten Kışanak, kalıcı barışın temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, kimlik, inanç ve cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırıldığı demokratik bir sistemle mümkün olacağını vurguladı.
Burhan Sönmez: “Barış özgürlük ve demokrasiyle örülmeli”
Konferansın davetli konuşmacısı Burhan Sönmez, “Geleceğe Pencere Açmak” başlıklı konuşmasında barış, kimlik ve demokrasi üzerine edebi ve felsefi bir çerçeve kurdu. Sönmez, “kendini bil” düşüncesinden hareketle Kürtlerin yüzyıllık kimlik mücadelesini, ortak bilinç ve tanınma arayışı üzerinden değerlendirdi.
Sönmez, barış sürecinin tek başına yeterli olmayacağını, barışın özgürlük ve demokrasiyle örülmesi gerektiğini söyledi. Önümüzde üç temel başlık bulunduğunu belirten Sönmez, bunları kalıcı barışın gerçekleşmesi, Kürt meselesinin çözümü ve ülkenin demokratikleşmesi olarak sıraladı.
Sönmez’e göre barış, temel sorunların tümüyle çözüldüğü anlamına gelmez; mücadelenin yeni bir zeminde, barışçıl temelde sürdürülmesi anlamına gelir. Bu nedenle barışın demokrasi ve özgürlükle tamamlanması gerekir.
“Pencere beşinci yoldur”
Burhan Sönmez konuşmasının son bölümünde “pencere” kelimesi üzerinden barışın imkânını anlattı. Farklı dillerde pencerenin farklı anlamlar taşıdığını belirten Sönmez, Kürtçede pencerenin “beşinci yol” ya da “beş yol” anlamına geldiğini ifade etti.
Sönmez’e göre bir pencerenin dört çizgisi bir çerçeve oluşturur; ancak o çerçevenin ortasında görünen açıklık yeni bir imkândır. Bugün kalın çizgilerle çevrelenen siyasal atmosferde o açıklık barıştır. Sönmez, konuşmasını barışta ısrar vurgusuyla tamamladı.
Konferansın açılış konuşmaları, cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik dönüşüm fikrinin yalnızca anayasal ya da kurumsal bir tartışma olmadığını; barış, eşit yurttaşlık, toplumsal çoğulculuk, hukuk, yerel demokrasi ve ortak gelecek başlıklarını birlikte düşünmeyi gerektirdiğini ortaya koydu.
İkinci yüzyılda ortak gelecek arayışı: “Toplumun sözünü büyütmek istiyoruz”
Demokrasi krizinden demokratik cumhuriyet arayışına
Konferansın açılış konuşmaları, Türkiye’nin otoriterleşme, hukuk krizi ve siyasal daralma başlıklarıyla tarif edilen güncel krizini demokratik cumhuriyet arayışıyla birlikte ele alıyor.
Barış, Kürt meselesi ve eşit yurttaşlık aynı zeminde
Rıza Türmen, Gültan Kışanak ve Burhan Sönmez’in konuşmalarında Kürt meselesinin çözümü, kalıcı barış, eşit yurttaşlık ve demokratikleşme birbirinden ayrı başlıklar olarak değil, ortak geleceğin birbirine bağlı unsurları olarak öne çıkıyor.
İkinci yüzyıl için ortak gelecek çağrısı
Açılış konuşmaları, cumhuriyetin ikinci yüzyılında yalnızca kurumsal bir reform değil; toplumun farklı kesimlerini kapsayan, çoğulcu, özgürlükçü ve barışa dayalı yeni bir siyasal zemin ihtiyacını görünür kılıyor.

