₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Murdar’a Berlin’den ödül: Uğur Sümer’in ilk kısa filmi kırsal hafızanın suskunluğunu açıyor

Uğur Sümer’in yazıp yönettiği “Murdar” filmi Berlin’de önemli bir başarı elde etti. Film Berlin Kiezi Film Festivali’nde, En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazandı. Sümer, filmin Berlin Bağımsız Film Festivali’nde de en iyi yönetmen ve en iyi film dalında finale kaldığını fakat kesin sonucun henüz açıklanmadığını belirtirken, Londra’da katıldıkları bir festivalde de finale kalma başarısını gösteren filmin final seçmelerinde ise dereceye giremediğini söyledi. Murdar’a Kiezi’de en iyi kısa film ödülü verilirken, resmi sitelerinde ve festivale ait diğer sosyal medya kanallarında da Murdar’ın En İyi Kısa  Film seçildiği duyurusu yapıldı. Festivalin geleneğine göre seçilen film bir sonraki festivalde bütün sosyal medya kanallarında gösterime giriyor.

Ortaokulda başlayan sinema ilgisi

Sinemaya ilgisinin ortaokul yıllarında başladığını belirten yönetmen Uğur Sümer, “Benim sinemadan haberim ortaokula başladığımda oldu. Daha önce hiç film izlememiştim. Lise ikinci sınıfta da tiyatroyla tanıştım. 1972 Yılında Orhan Kemal’in 72. Koğuşunu Eşme Halkevi olarak bir kez oynayabildik. Berbat rolüyle esas oğlan bendim. İkincisinde biletler satıldığı halde jandarma kapıya dikildi. Salonun sandalyelerini bile alıp gittiler ve oynatmadılar” dedi.

Yeşilçam, konservatuvar ve yarım kalan yollar

Daha sonra gittiği Ankara’da konservatuvara başladığını fakat sınavlara girememesi nedeniyle mezun olamadığını kaydeden Sümer, 1976 yılında da Yeşilçam’a “artist olmaya” gittiğini ama onda da başarılı olamadığını anlattı. 

Yazıdan senaryoya, belgeselden kısa filme

Sümer, şunları söyledi: “2003 – 2004 yılında Güneydoğu’da sakat kalan askerlerle yaptığım röportajlardan oluşan ve Belge Yayınları’ndan çıkan ‘Bir Savaş Bir İnsan’ kitabımdan esinle yazdığım senaryo Ragıp Zarakol ve Vedat Türkali’nin sayesinde Atıf Yılmaz’a gitti. Gelen cevap “Bu şartlarda bunu yapabilecek yürekli bir adam olsa iyi olurdu” oldu. Gene Ragıp abiyle birlikte Enis Rıza’ya Güneydoğu’da işkence yapılarak helikopterden atılan bir kadın gerillanın senaryosunu götürdüğümde “Sen cezaevine gitmek istiyorsun anlaşılan” denmesi üzerine kendi başıma kaldım. Okumaya ve yazmayı bırakmadım. Kaç tane kısa senaryom var gerçekten sayısını bilmiyorum. Dört tane uzun metraj senaryolarım da var.  2003-5 yıllarında siyanürle maden işletmeciliğinin anlatıldığı belgeselim çevre mücadelesi içinde pek çok yerde gösterilmeye başlandı.”

Murdar’ın çocukluk hafızası

Murdar filminin çekimi hakkında bilgi veren Sümer, filmim hikayesinin çocukluğuna dayandığını anlattı. Sümer, “Ben bir Yörük çocuğuyum. İlkokulu bitirdiğim yıla kadar yarı göçerdik. Sürülerimiz vardı. Genel olarak havanın durumuna bağlı olarak nisan ayından ekim kasım ayı sonlarına kadar Omurbaba Dağı’nda çadırda kalırdık. Köyde hemen her ailenin ineği öküzü olduğu gibi küçükte olsa bir sürüsü vardı. Kırsalda yaşam doğal olarak hayvanlarla iç içedir. Benim çocukluğumda ocak şubat aylarında erken doğan kuzular ve oğlaklar çok soğuk havalarda evin içine alınırdı. Üstelik evler genelde tek odalıydı” dedi.

Kırsal yaşamın konuşulmayan alanı

Sümer, şöyle devam etti: “Benim yaşıtlarım bilirler: Köyün yeni yetişen delikanlılarından biri dağda bir ineğe tecavüz ederken görülüp duyulunca bu delikanlı köyü terk etti ve yıllarca nerede olduğu bile bilinmedi. Ölünceye kadar da köye gelemedi. Bir diğer delikanlı da bir gece komşusunun eşeğiyle yakalanınca eşeğin sahibi sabahleyin eşeğin başına bir yazma bağlamış ve evin önündeki ağaca eşeği bağladığı bibi “Gelininiz hayırlı olsun” deyince bu delikanlı da köyü terk etti. Eğri oturup doğru konuşacaksak kırsalda erkeklerin ilk cinsel deneyimleri hayvanlarla başlardı. Bunu herkes bilirdi. Yakalanıncaya kadar sorun olmazdı. Büyükler genel olarak “Gençlikte olur böyle şeyler” derlerdi. Normal karşılanırdı. Filmde dedenin imama “ Aynı boku sen de yemedin mi? Hepimiz yemedik mi?” demesi boşuna değildir.”

İnanç, mülkiyet ve “murdar” kavramı

Filmde kırsal yaşamda hayvanın cinsel istismarının ele alınması konusunda ise Sümer, şunları anlattı: “Sümerlerden itibaren bir hayvanı öldürmenin cezasının ölüm olduğunu okuyoruz. O zamanlar tarım ve evcilleştirilmiş hayvanlardan daha değerli başka bir şey var mı? Tapınma, inanç ritüeller halini almaya başlamasıyla, ayrı bir örgütlenme oluşumuyla birlikte başından beri özel mülkiyetin ve hegemonyanın en önemli baskı aracı olagelmiş. Hayvana zarar verenin ölüm cezası yerini zamanla hayvanın murdar olması halini almış. Çocukluğumda yardan yuvarlanan, kayadan uçan hayvanlar olurdu. Genellikle keçi, eşek, inek. Bunun anlamı, aileden birinin hayvana tecavüz ederken görüldüğü, bilindiği anlamına gelirdi. Bu hayvan murdar olurdu, mekruh olurdu. Eti sütü yenilip içilmeyeceği gibi, kıtlığa kadar varan uğursuzlukların nedeni olurdu. Bunları ben söylemiyorum, imam efendi söylüyor. Din söylüyor. Şimdi buna, Kuran’da böyle bir şey yazmıyor diyerek karşı çıkılır.”

“Suçlu toplumdur”

Yazılı ya da görsel olsun bu tür konuların görünür, bilinir, tartışılır olmasında yarar gördüğünü de ifade eden Sümer, “Toplumsal duyarlılığı olan, sorumluluk hisseden biriyim. Cinselliğini sağlıklı bir şekilde yaşayan bir genç neden hayvanlara işkence yapsın? Aynı gezegende yaşıyoruz, Avrupa’da ilkokulda çocuklara cinsel eğitim dersleri veriliyor. On iki yaşındaki çocuklara prezervatif dağıtılıyor. Dört temel içgüdümüzden biri cinselliğimiz. Uykumuz geldiğinde uyuduğumuz, kanımızın acıktığında doyurduğumuz gibi. Filmdeki çocuğun hiçbir suçu yok. Suçlu toplumdur. Sorgulanmayan, konuşulmayan dindir, devlettir, üretimdir, paylaşımdır, hukuktur, adalettir. Ruhsal bozukluklarla işlenen suçların dışındaki bütün suçların sorumlusu, kaynağı toplumdur” dedi.

Yirmi yılda 20 bin köy okulu kapatıldı: Eğitimin kırsaldan çekilişi neyi değiştiriyor?

“Murdar” hangi ödülü aldı?

Uğur Sümer’in yazıp yönettiği “Murdar”, Berlin Kiezi Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü kazandı. Film ayrıca farklı festivallerde de finale kalma başarısı gösterdi.

Film neyi tartışmaya açıyor?

“Murdar”, kırsal yaşamda hayvanlara yönelik cinsel şiddet meselesini görünür kılıyor. Bunu yalnızca bireysel bir suç hikâyesi olarak değil; inanç, erkeklik, cinsel eğitim eksikliği, toplumsal suskunluk ve sorumluluk başlıklarıyla birlikte ele alıyor.

Uğur Sümer’in kişisel hafızası filmde neden önemli?

Sümer’in Yörük çocukluğu, yarı göçer yaşam deneyimi ve kırsal hayat gözlemleri filmin çıkış noktasını oluşturuyor. Bu nedenle “Murdar”, yalnızca kurmaca bir kısa film değil; aynı zamanda bastırılmış toplumsal hafızaya dönük bir yüzleşme çağrısı niteliği taşıyor.

Ayrık Otu’nun avukatı: Senih Özay

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →