₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Türkiye’de tarım çalışanları içinde gençlerin payı yüzde 11 arttı

Türkiye’de Tarım Çalışanları İçinde Gençlerin Payı %11 Arttı.

Evet doğru okudunuz.

Tarım çalışanları yani tarımsal istihdamdaki gençlerin payından bahsediyoruz.

Buyurun adım adım küresel olarak gençlerin tarımdaki istihdam içindeki durumuna detaylı olarak bakalım.

“Kırsal alandaki” gençlere ve bu alanın demografik durumuna Mekânsal Analiz- URCA (Kent-Kır Etki Alanı) Metodolojisi üzerinden inceleyelim.

Dünya genelinde 15–24 yaş grubundaki genç nüfus, yaklaşık 1,3 milyar kişiye ulaşarak insanlık tarihinin en büyük genç nüfus dönemini yaşıyor.

Bu devasa nüfus hareketliliği, küresel ölçekteki toplam insan nüfusunun %15,9’unu oluşturuyor. 

Tarihin bu en büyük genç neslinin yaklaşık %85’i, tarımsal dönüşümün ve nüfus artış hızının en yoğun olduğu Asya ve Sahra Altı Afrika başta olmak üzere düşük ve alt-orta gelir grubundaki gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Kentsel alanlara doğru gerçekleşen hızlı göç hareketlerine rağmen, küresel genç nüfusun %46’sı (yaklaşık yarısı) hâlâ kırsal alanlarda ikamet etmekte ve yaşamlarını doğrudan veya dolaylı olarak tarım-gıda sistemlerine bağımlı olarak sürdürüyor.

Tarım-gıda sistemleri, birincil tarımsal üretimden (bitkisel üretim, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve su ürünleri) başlayarak gıdanın depolanması, işlenmesi, paketlenmesi, taşınması, dağıtımı, pazarlanması, tüketilmesi ve atık yönetimine kadar uzanan tüm aktörleri ve değer zinciri faaliyetlerini kapsamaktadır. 

Bu sistemler, küresel genç istihdamı için en kritik sektörel omurgayı oluşturmaktadır. 

2021 yılı verilerine göre, dünya genelinde istihdam edilen gençlerin %44’ü (yetişkin çalışanların ise %38’i) geçimini doğrudan tarım-gıda sistemlerinden sağlamaktadır. 

Tarım-gıda sistemlerinin genç istihdamındaki payı, ülkelerin tarımsal dönüşüm ve ekonomik gelişmişlik aşamalarına göre radikal farklılıklar sergilemektedir; bu oran uzatılmış kriz (protracted crisis) bölgelerinde %82 seviyesine kadar yükselirken, endüstriyel tarım sistemlerinde %23 düzeyine gerilemektedir.

2005 yılından bu yana, küresel ölçekte tarım-gıda sistemlerinin toplam istihdamdaki payı, temel olarak birincil tarımsal iş gücünden çıkışın bir sonucu olarak yaklaşık 10 yüzde puan azalmıştır; bu süreçte genç çalışanlar ve yetişkinler birincil tarım sektörünü benzer bir hızla terk etmektedir. Birincil tarımsal işgücünden kasıt, çiftlik kapısına kadar olan süreci kapsar.

Ancak tarımsal dönüşüm ilerledikçe, birincil tarım dışındaki gıda işleme, ticaret, lojistik ve pazarlama gibi tarım dışı tarım-gıda segmentleri (off-farm agrifood systems) gençler için yetişkinlere kıyasla çok daha baskın bir istihdam kapısı haline gelmektedir; nitekim endüstriyel gıda sistemlerinde çalışan gençlerin %21’i tarım dışı gıda segmentlerinde istihdam edilirken, yetişkinlerde bu oran %8’de kalmaktadır.

Konuyu FAO’nun iki yeni raporu üzerinden inceleyeceğiz.

Küresel Gıda Tarım Sistemlerinde Gençliğin Yeri ve FAO Küresel Gıda Sistemleri Tipolojisi (2024) raporları.

FAO, gıda sistemlerinin karmaşık, dinamik ve çok boyutlu yapısını sadeleştirmek ve etkin politika araçları geliştirmek amacıyla ülkeleri 4 temel göstergeye göre sınıflandıran küresel bir tipoloji modeli geliştirmiştir. Bu modelde kullanılan değişkenler şunlardır:

  1. Süpermarket Yoğunluğu: 100.000 kişi başına düşen modern süpermarket sayısı (modern gıda perakendesinin zincir üzerindeki hakimiyetini ölçer).
  2. Staples (Temel Gıda) Kalori Payı: Toplam günlük kalori alımı içinde tahıllar, kökler ve yumruların yüzdesel oranı (diyet çeşitliliğini ve beslenme kalitesini ölçer).
  3. Tarımsal Verimlilik: Sektörde çalışan işçi başına düşen yıllık tarımsal katma değer (sabit 2015 ABD Doları cinsinden; teknoloji ve üretkenlik seviyesini yansıtır).
  4. Kentleşme Oranı: Toplam nüfus içinde kentlerde yaşayan nüfusun yüzdesi.

Bu göstergelerden elde edilen endeks skorlarına göre ülkeler, eşit büyüklükte 5 gıda sistemi kategorisine ayrılmıştır: 

Traditional (Geleneksel), Expanding (Genişleyen), Diversifying (Çeşitlenen), Formalizing (Resmileşen/Kurumsallaşan) ve Industrial (Endüstriyel).

Bu 5 aşamalı doğrusal geçiş modeline ek olarak, gıda sistemlerinde kronikleşmiş kırılganlıklar, siyasi istikrarsızlıklar, çatışmalar ve iklim şokları nedeniyle derin yapısal bozulmalar yaşayan ülkeleri tanımlamak üzere altıncı bir kategori olarak “Uzatılmış Kriz” (Protracted Crisis) sınıflandırması eklenmiştir. Bir ülkenin veya bölgenin “uzatılmış kriz” kategorisinde yer alabilmesi için FAO tarafından tanımlanan şu 3 yapısal kriteri aynı anda karşılaması gerekmektedir:

  • Resmi kalkınma yardımları (ODA) kapsamında ülkeye sağlanan insani yardım miktarının, ülkenin toplam GSYİH’sinin %10’undan fazla olması.
  • Ülkenin resmi “Düşük Gelirli Gıda Açığı Olan Ülkeler” (LIFDC) listesinde yer alması.
  • Son 4 ardışık yılda (2018–2021) veya son 10 yılın en az 8’inde kesintisiz dış gıda yardımı talep etmiş olması.

Bu kriterler doğrultusunda Afganistan, Burundi, Suriye, Yemen, Somali, Filistin ve Zimbabve gibi 20 ülke ve 2 bölge uzatılmış kriz gıda sistemi kategorisinde sınıflandırılmıştır.

Türkiye tarımındaki gençlik istihdamı paradoksu (+%11 Artış)

Gelişme teorilerine ve küresel gıda sistemi eğilimlerine göre, ülkeler endüstriyelleştikçe ve kentleştikçe genç nüfusun tarımdan hızla çıkması ve tarımsal iş gücünün yaşlanması beklenir. Ancak Türkiye, küresel ölçekte bu genel eğilimi tamamen tersine çeviren nadir ülkelerden biridir.

Türkiye’de birincil tarımsal üretimde (tarla, bahçe, hayvancılık) çalışan toplam iş gücü içindeki gençlerin (15-24 yaş) payı son on yılda artış göstermiştir. 

2012 yılında tarım çalışanları arasında gençlerin oranı %12,8 iken, 2021 yılında bu oran %14,1’e yükselmiştir. 

Bu durum, Türkiye tarımındaki genç iş gücü payının son on yılda görece %11 oranında arttığını kanıtlamaktadır.

“Formalizing” (Resmileşen) kategorisindeki diğer ülkelerin tarımdaki genç iş gücü payı değişimleri incelendiğinde, Türkiye ve Portekiz dışındaki tüm ülkelerde gençlerin tarımdan keskin bir hızla kaçtığı görülmektedir:

  • Portekiz: Genç işçi payını %2,2’den %4,5’e çıkararak %107’lik rekor bir artış kaydetmiştir (genç çiftçi teşviklerinin etkisi).
  • Türkiye: Genç işçi payını %12,8’den %14,1’e çıkararak %11’lik bir artış sağlamıştır.
  • Kuzey Makedonya: Tarımdaki genç payı %10,8’den %4,7’ye gerileyerek %56’lık devasa bir kayıp yaşamıştır.
  • Kosta Rika: Genç payı %16,8’den %11,1’e düşerek %34 gerilemiştir.
  • Dominik Cumhuriyeti: Genç payı %17,8’den %11,8’e düşerek %34 gerilemiştir.
  • Moğolistan: Genç payı %14,3’ten %11,0’e düşerek %23 gerilemiştir.
  • Arnavutluk: Genç payı %10,5 seviyesinde tamamen sabit kalmıştır.
  • Arjantin: Genç payı %16,2’den %14,2’ye düşerek %12 gerilemiştir.

Türkiye’nin birincil üretimde genç payını artırması, tarımsal iş gücünün sürdürülebilirliği ve kuşaklararası yenilenme (generational renewal) açısından küresel ölçekte çok kritik ve olumlu bir istisnadır.

pastedGraphic_1.png

 

pastedGraphic_2.png

URCA (Kent-Kır Etki Alanı) metodolojisi

“Kırsal alan, köy ve kent kırsalı” ile ilgili Türkiye’nin de 2022 sonrasında dahil olduğu Grid Sistemleri metodolojisi ile hesaplanan nüfus ve demografik yapıların durumu ile ilgili daha önce bir makale yayınlamıştım.

Bu çalışma ise URCA metodolojisi ile hazırlanmış rapor verilerini içeriyor.

Klasik idari kır-kent ayrımları, modern dünyadaki ekonomik ilişkileri ve hizmetlere erişim dinamiklerini ölçmede yetersiz kalmaktadır. 

Bu nedenle FAO, seyahat süreleri ve kent merkezlerinin nüfus büyüklüklerine dayanan URCA (Urban-Rural Catchment Area – Kent-Kır Etki Alanı) sürekliliği metodolojisini uygulamaktadır.

URCA modeli, yerleşim yerlerini en büyük metropollerden en uzak hinterlanda kadar 30 farklı mekânsal kategoriye ayırmakta ve bunları 4 ana kuşakta gruplandırmaktadır:

  1. Urban (Kentsel Kuşak): En büyük kent merkezlerini ve seyahat süresi çok kısa olan ilk 9 URCA kategorisini kapsar.
  2. Peri-urban (Yarı-Kentsel Kuşak): Kentlerin çeperinde yer alan ve kentsel pazarlarla doğrudan bütünleşik olan sonraki 3 URCA kategorisini tanımlar. Kırsal gençlerin %58,7’si bu yarı-kent alanlarında yaşamaktadır.
  3. Peri-rural (Yarı-Kırsal Kuşak): Tarımsal üretimin yoğun olduğu ancak kent merkezlerine orta mesafedeki sonraki 9 URCA kategorisini içerir. Kırsal gençliğin %35,4’ü bu yarı-kır kuşağında yer alır.
  4. Hinterland (Uzak Kırsal Kuşak/Taşra): Kent merkezlerine seyahat süresi en uzun olan, bağlantısı kopuk son iki URCA kategorisini ifade eder. Kırsal gençlerin sadece %5,8’i bu izole hinterlantta yaşamaktadır.

İklim değişikliği kırsal gençliğin bu mekânsal dağılımını tehdit etmektedir; nitekim küresel kırsal gençlerin büyük bir bölümü, iklim değişikliği nedeniyle tarımsal verimlilik potansiyelinin (biyo-fiziksel kapasitenin) ciddi şekilde düşmesi beklenen riskli alanlarda yaşamaktadır. Bu hassasiyet derecesi, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Formalizing (Resmileşen/Kurumsallaşan) ülkelerindeki kırsal gençler için %84 gibi çok yüksek bir orana ulaşmaktadır.

Gıda sistemlerinin ekonomik başarısı sadece GSYİH katkısı ile ölçülemez. 

FAO, gıda üretimi ve tüketiminin piyasa fiyatlarına yansımayan olumsuz etkilerini ölçmek amacıyla True Cost Accounting (TCA – Gerçek Maliyet Muhasebesi) metodolojisini uygulamaktadır. 

Küresel ölçekte gıda sistemlerinin insan sağlığına, çevreye ve topluma yüklediği yıllık toplam gizli maliyet faturası 10 trilyon 2020 PPP (Satın Alma Gücü Paritesi) dolarını aşmaktadır.

Bu gizli maliyetler 3 ana kalemde sınıflandırılır:

  1. Sağlık Maliyetleri: Sağlıksız ve dengesiz beslenme alışkanlıklarının tetiklediği obezite, aşırı kilo ve bulaşıcı olmayan kronik hastalıklardan (NCDs – diyabet, kalp damar hastalıkları vb.) kaynaklanan iş gücü kaybı ve tedavi giderleri.
  2. Çevresel Maliyetler: Sera gazı salımları, azot kirliliği, arazi kullanımı değişimi ve su kaynaklarının aşırı tüketimi.
  3. Sosyal Maliyetler: Kırsal yoksulluk, açlık ve kronik yetersiz beslenmeye bağlı toplumsal kayıplar.

Ülkeler geleneksel gıda sistemlerinden kurumsallaşan gıda sistemlerine (Formalizing) geçtikçe, açlık ve sosyal maliyetler neredeyse tamamen sıfırlanırken (%0,1’e düşer), modern ve ultra-işlenmiş gıdalara erişimin kolaylaşmasıyla beslenme yapısı bozulmakta ve sağlık maliyetleri patlama yapmaktadır.

Yıllık Toplam Gizli Maliyet: Yaklaşık 1,99 trilyon ile 2,73 trilyon PPP doları arasında değişmektedir.

Sağlık Gizli Maliyetleri: 1,33 trilyon ile 2,07 trilyon PPP doları arasındadır. Bu değer, Formalizing grubundaki toplam gizli maliyet faturasının %66.8’i ile %75.8’ini (ortalama %72’sini) oluşturarak ezici bir ağırlığa sahiptir.

Çevresel Gizli Maliyetler: 0,65 trilyon PPP doları (%24–32 pay).

Sosyal Gizli Maliyetler: Sadece 0,01 trilyon PPP doları (yoksulluk/açlık etkileri neredeyse sıfırlanmıştır).

Milli Gelire Oranı: Bu grupta sağlık maliyetlerinin yarattığı ekonomik yük, ülkelerin toplam GSYİH’sinin %8’ine denk gelmektedir; çevresel maliyetlerin yükü %3, sosyal maliyetlerin yükü ise %0,1 düzeyindedir.

Bu grupta yetersiz beslenme kaynaklı gelişim geriliği ve açlık sorunları çözülmüş olsa da, kentleşme ve süpermarketleşmenin getirdiği “beslenme geçişi” (nutrition transition) nedeniyle yetişkin obezite ve aşırı kilo oranları %30’lardan %60’lara fırlamaktadır. Bu sağlık krizini yönetmek amacıyla, Türkiye’nin de dahil olduğu Formalizing kategorisindeki ülkelerin %37’si şekerli içeceklere ek vergi (SSB Vergisi) uygulamasını yürürlüğe koymuştur; bu oran endüstriyel ülkelerden (%28) bile daha yüksektir.

Niteliksel istihdam, NEET kırılganlığı ve toplumsal cinsiyet

Gıda sistemlerinin kurumsallaşması, istihdam edilen gençlerin otomatik olarak daha iyi koşullara eriştiği anlamına gelmemektedir. 

Dünya genelinde gençlerin %20’den fazlası ne eğitimde ne istihdamda ne de eğitimde (NEET – Not in Employment, Education or Training) yer almaktadır. NEET gençlerin üçte ikisini genç kadınlar oluşturmaktadır.

Ücretsiz aile işçiliği ve care (bakım) yükü

Tarımdaki genç işçilerin büyük çoğunluğu güvencesiz ve sosyal korumadan yoksun aile işçisi olarak çalışmaktadır; 2021 yılı verilerine göre tarımdaki genç kadınların %91’i, genç erkeklerin ise %83’ü kırılgan istihdam (vulnerable employment) kapsamındadır. 

Türkiye’nin de içinde yer aldığı kurumsallaşan gıda sistemlerinde kırsal genç kadınlar, erkek akranlarına kıyasla ücretsiz ev içi hizmetler ile yaşlı/çocuk bakım işlerine yaklaşık 3 kat daha fazla zaman ayırmaktadır. Bu durum, genç kadınların eğitim almasını, ücretli istihdama katılmasını ve ekonomik bağımsızlık kazanmasını engelleyen en büyük yapısal bariyerdir.

Off-Farm (çiftlik dışı) çalışma kategorilerindeki cinsiyet dışlanması

Genç kadınlar, birincil üretimden çıkarak daha yüksek gelir getiren tarım dışı tarım-gıda segmentlerine geçişte de ciddi şekilde dışlanmaktadır. 

Çiftlik dışı gıda sektörlerinde genç kadınların payı erkek akranlarının çok gerisindedir; örneğin gıda ticaretinde genç kadınların istihdam payı %4,8 (erkeklerde %9,9), taşımacılık ve lojistik segmentlerinde ise sadece %0,7 (erkeklerde %9,5) düzeyindedir. 

Kadınlar çoğunlukla düşük vasıflı gıda işleme ve paketleme gibi mevsimlik, kayıt dışı ve düşük ücretli segmentlerde yoğunlaşmaktadır.

Küresel GSYİH artış potansiyeli

FAO analizlerine göre, dünya genelinde genç işsizliğinin tamamen ortadan kaldırılması ve 20-24 yaş grubundaki NEET gençlerin iş gücüne etkin şekilde entegre edilmesi durumunda, küresel GSYİH’de %1,4 oranında (1,5 trilyon ABD Doları değerinde) net bir artış sağlanacaktır.

Tarım-Gıda Sektörünün Katkısı: Bu 1,5 trilyon dolarlık küresel büyüme potansiyeline liderlik edecek en stratejik sektör tarım-gıda sistemleridir. 

Tarım-gıda sistemleri, işsiz ve NEET gençlere 87 milyon yeni (Nitelikli İş) yaratarak bu makroekonomik büyümenin tam %45’ini tek başına üstlenecektir. 

Bu katkının net parasal karşılığı 680 milyar ABD Dolarıdır.

Türkiye, 1,5 trilyon dolarlık toplam büyüme ve 680 milyar dolarlık tarım-gıda sistemleri potansiyelinden yeterli payı alacak sektörel genç bir istihdam kuşağı kapasitesine sahiptir.

Buradaki “sahiptir” sözcüğü basit bir sözcükten ibaret değildir. 

Açıklandığı üzere küresel verilere göre büyük bir genç çalışma/istihdam gücümüz var.

İşte şimdi oturup bunu düşünme ve değerlendirme gibi bir şansa sahibiz.

Bu kapasiteyi, tarım gıda tarafında ve özellikle birincil üretim tarafında, güçlü agroekolojik potansiyelimiz ile küresel anlamda, hızlı koşabilme yeteneği olarak kullanmalıyız.

Ancak resmileşme/kurumlaşma kategorisindeki ülkemizin, bu kategoride yer alma nedeninin çiftlik sonrası gıda sistemlerinde ve özellik perakende gıda piyasasında (zincir marketler ve onların çalışanı olma gibi/kasiyer-tezgahtar) yoğunlaşması aslında potansiyelin üretim tarafından değil de tüketim tarafından kullanıldığı gibi olumsuz bir paradoks içermektedir. 

Bu paradoks, çiftlik içi birincil üretim ile doğrusal ve “eğitim/öğretim-ilerleme” aşamaları olarak “geçişli” şekilde seyretmemektedir. 

Üretim potansiyeli olarak kullanılamayan; genç çalışma gücü sermayesinin tüketimi tetiklemesi, oradan ithalatı, oradan enflasyonu, oradan hazır gıda ve ultra işlenmiş gıda tüketimini teşvik etmesi, oradan ise tarım gıda sistemlerinin gizli maliyetleri ile ülke katma değeri içinde negatif ve köreltici bir döngüsellik izlemesi, önümüzde dikkat etmemiz gereken risk tablosudur.

Ez cümle, ülkemizin tarım-gıda sistemlerinde çalışan gençler açısından küresel olarak artış sağlayan ilk iki ülkeden biri olması, bize salt bir katkı olarak görülemez, görülmemelidir.

Bu potansiyeli verimli, etkili ve etkin kullanarak ciddi bir ekonomik sıçrama manivelası olarak kullanmamız mümkündür.

Öyle de yapmalıyız.

Bugün yine kafanızı şişirdim.

Ama benim yorgunluğum ya da benim sizlerle olan iletişimim bu makaleyi okumanızla geçer; zirveye çıkar.

Kalın sağlıcakla.

Mevsimlik tarım işçiliği, göç, güvencesizlik, ayrımcılık ve şiddet

Türkiye’de tarım çalışanları içindeki gençlerin payı gerçekten arttı mı?

Evet. FAO verilerine göre 15–24 yaş grubunun bütün tarım çalışanları içindeki payı 2012’de yüzde 12,8’den 2021’de yüzde 14,1’e çıktı. Artış 1,3 yüzde puanı; FAO tablosundaki göreli değişim ise yüzde 11’dir.

Bu artış gençlerin yeniden çiftçiliğe döndüğünü gösteriyor mu?

Tek başına göstermiyor. Veri, gençlerin tarım çalışanları içindeki oranını ölçüyor; genç çalışanların mutlak sayısını, tarımda ne kadar süre kaldıklarını, gelirlerini, toprak sahipliğini veya sosyal güvencelerini açıklamıyor.

Gençlerin tarım-gıda sistemlerinde kalması için ne gerekiyor?

Toprak ve finansmana erişim, insanca gelir, sosyal güvence, kooperatifleşme, yerel işleme altyapısı, kamusal alım politikaları, iklim uyumlu agroekolojik eğitim ve genç kadınların bakım yükünü azaltacak hizmetler birlikte kurulmalı.

Tarım, medya, siyaset: Peki ya politika?

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →