₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Mekke savunma anlaşması Meclis’te: Türkiye hangi yükümlülükleri üstlenecek?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşma, ortak savunmadan istihbarat paylaşımına uzanan taahhütler içeriyor. Suudi Arabistan’a askerî kapasite sağlanmasına yönelik ortak kararın ardından başlayan Meclis süreci, Türkiye’nin vereceği desteğin kapsamını ve karar yetkisini gündeme taşıyor.

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi TBMM’de. 21 Ekim’de Meclis Başkanlığına sunulan teklif, Dışişleri Komisyonuna ve tali komisyon olarak Millî Savunma Komisyonuna gönderildi.

7 Ağustos’ta imzalanan 16 maddelik anlaşma, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılmasını öngörüyor. Ortak askerî faaliyetler, savunma sanayii, istihbarat ve lojistik destek de işbirliğinin kapsamına giriyor.

Teklifin gerekçesinde, bölgesel sorunlara bölge ülkelerinin birlikte çözüm üretmesi ve ortak caydırıcılığın güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığı, Türkiye’nin NATO kapsamındaki hak ve yükümlülüklerini değiştirmediği belirtiliyor.

Onaydan önce askerî karar

Meclis süreci, askerî katkıya yönelik ortak kararın ardından başladı. Üç ülkenin temsilcileri, 5 Ekim’de Riyad’da düzenlenen olağanüstü toplantıda, mutabık kalınan askerî kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a sağlanması ve hızla konuşlandırılması için gerekli tedbirlerin alınmasını kararlaştırdı. Dışişleri Bakanlığının yayımladığı ortak açıklamada, uygulamanın taraf ülkelerin ulusal mevzuatına uygun yürütüleceği vurgulandı.

Bu kararın üzerinden 16 gün geçtikten sonra anlaşmanın onaylanmasına ilişkin teklif Meclis’e geldi. Millî Savunma Bakanlığı da 8 Ekim’de, Türkiye’nin sağlayabileceği askerî katkıya ilişkin sürecin Anayasa ve ilgili mevzuat doğrultusunda yürütüleceğini açıkladı.

Böylece milletvekillerinin önüne, kurumları oluşmaya ve askerî katkı seçenekleri belirlenmeye başlamış bir ortaklığın onayı geliyor. Meclis’in vereceği karar, bu siyasi taahhütlerin Türkiye açısından hangi hukuki yükümlülüklere dönüşeceğini de ilgilendiriyor.

Yardımın kapsamını kim belirleyecek?

Anlaşmanın ikinci maddesinde saldırıya uğrayan tarafa “derhal yardım” öngörülüyor. Aynı madde, desteğin kapsamı ve niteliğinin ihtiyaç değerlendirmesinden sonra belirleneceğini düzenliyor. Teklifin gerekçesi de ortak savunma hükmünün otomatik işlemeyeceğini, istişare ve mutabakatla alınacak kararlara dayanacağını belirtiyor.

Bu çerçeve, Türkiye’nin her saldırıda kendiliğinden savaşa katılacağı anlamına gelmiyor. Ancak hangi tehdidin ortak savunma kapsamında değerlendirileceği ve askerî desteğin sınırlarının nasıl çizileceği önemini koruyor. Ortaklığın siyasi yönlendirmesi, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarından oluşan komite üzerinden yürütülecek.

Türkiye açısından bir başka başlık, yurt dışına asker gönderilmesinde Meclis’in rolü. Anayasa’nın 92. maddesi, izin verme yetkisini TBMM’ye tanırken uluslararası anlaşmaların gerektirdiği hallere istisna getiriyor. Mekke Anlaşması’nın hangi faaliyetlerde bu istisnaya dayanak sayılacağı, onay sürecinin gelecekteki askerî görevlendirmeler bakımından da önem taşıdığını gösteriyor.

On yıllık taahhüt

Anlaşma, barışta ve savaşta mevcut imkânlara bağlı lojistik desteği, istihbarat paylaşımını ve ortak savunma üretimini de kapsıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin üstleneceği sorumluluklar, asker gönderme kararıyla sınırlı kalmayacak; malzeme, bilgi ve kamu kaynaklarının kullanımını da ilgilendirecek.

Süresiz düzenlenen anlaşmadan çekilme ise yürürlüğe girişten on yıl sonra, en az üç ay önceden bildirimde bulunularak mümkün olacak. Çekilme, önceden mutabık kalınmış ve devam eden faaliyetlerle projeleri etkilemeyecek.

Bu süre, bugünkü tercihin sonraki hükümetleri de bağlayacağını ortaya koyuyor. Bölgesel güvenlik gerekçesiyle kurulan ortaklığın askerî ve mali yükü, görev sınırları ve denetimi böylece aynı onay kararının parçası haline geliyor. Komisyonların önündeki teklif, Türkiye’nin güvenlik politikasına uzun vadeli bir taahhüt ekliyor.

Barış ihtimalini ayrışmaya kurban etmemek

Ortak savunmada yardımın biçimi ayrıca belirlenecek

Bir saldırının bütün taraflara yapılmış sayılması, her ülkenin aynı askerî karşılığı vereceği anlamına gelmiyor. Desteğin kapsamı ve niteliği değerlendirmeye, uygulama ise istişare ve mutabakata dayanacak. Asıl belirleyici, bu kararların hangi koşullarla alınacağı.

Meclis’in kararı gelecekteki görevlendirmeleri de ilgilendiriyor

Anayasa, yurt dışına asker gönderilmesinde Meclis’e yetki tanırken uluslararası anlaşmaların gerektirdiği halleri ayrı tutuyor. Bu nedenle Mekke Anlaşması’nın onaylanması, gelecekte hangi faaliyetlerin hangi yetkiye dayanılarak yürütüleceğiyle birlikte değerlendirilmeli.

On yıllık süre, bugünkü tercihi geleceğe taşıyor

Askerî işbirliği; malzeme, istihbarat ve kamu kaynaklarının kullanımını da kapsıyor. Anlaşmadaki olağan çekilme imkânının on yıl sonra açılması, üstlenilen sorumlulukların sonraki hükümetlerin karar alanını da etkileyeceğini gösteriyor.

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →