Qad Barış Araştırmaları Derneği, 22 Kasım’da Almanya’nın Bonn şehrinde “Birlikte Yaşamı Şekillendirmek: Türkiye’de Çözüm Süreci ve Gelecek Perspektifleri” başlıklı bir konferans düzenledi. Katılımcıların ve gözlemcilerin ortaklaştığı nokta, yeni kurulmuş olan derneğin ilk konferansı olmasına rağmen hem organizasyonu hem de içerik tasarımı ve tartışmanın düzeyi bakımından ilk konferans gibi durmadığıydı.
Hamit Bozarslan, Ayşegül Doğan, Mehmet Emin Ekmen, Özgür Sevgi Göral, Ertuğrul Kürkçü, Yahya Madra, Mithat Sancar, Selahaddin Soro gibi barış ve Kürt sorunu konuları üzerine kafa yormuş, çaba sarf etmiş akademisyenler, siyasetçiler ve gazeteciler sunum yaptılar. Panelistlerin sunumlarının ardından sivil toplum temsilcileri, milletvekilleri ve akademisyenlerin soru-cevaplarıyla tartışmalar derinleştirildi.
Katılımcı sayısı, ne düşük ne de yüksek olduğu için tartışmanın derinliği ve katılımcılarının katkılarının içerlenmesi bakımından optimum bir konferans oldu. Sunum içeriklerinin ve konuşmacıların kompozisyonu da entelektüel derinlik ile pratik deneyimleri aynı anda kapsaması bakımından yine optimumu yakalama başarısıydı.
Dinleyicilerin ve konuşmacıların konuya ve birbirlerine vakıf olmaları, meseleyi en baştan tartışmaya başlayarak zaman kaybedilmesini önleyip, daha üst mertebede ve daha derinlemesine tartışmaların ve somut çözümlemelerin yapılmasına imkan tanıdı. Fakat daha önemlisi, katılımcıların bu kadar birbirine vakıf olunmasına rağmen konferans ‘herkesin birbirine kendi propagandasını’ yaptığı bir yankı odasına da dönüşmedi. Öte yandan, entelektüel derinlik, konunun berrak anlatılmasına da engel olmadı.
Felsefi, tarihsel ve sosyolojik tartışmalar; barışa dönük riskler ve fırsatlar odağında güncel somut stratejilere dair tartışmaları besledi. Somut strateji tartışmaları da felsefi, sosyolojik mülahazaları kendi üzerine yeniden düşünmeye davet etti. Demokratikleşme, yüzleşme, kadın hareketleri, müzakere kültürü, özne olma, değiştirme kapasitesi, eşitlik, yurttaşlık gibi saç ayakları etrafında örgütlenen bu teori ile praik arasındaki frekansı yüksek gel-git, ‘barış bilgisi’ yaratılmasına ciddi bir katkı sunarken, sosyal bilimlere barış bilgisi üretmeye odaklanmanın günümüzdeki aciliyetini ve nasıl olabileceğini de hatırlattı.
Qad Derneği’nin üretimine ve yayılmasına kendisini vakfettiği bu barış bilgisinin Türkiye’nin ve dünyanın içinde olduğu durum göz önüne alındığında kurumların ve yasaların yeniden tasarımında ne kadar hayati olduğunu vurgulamaya gerek yok…
Konferansın tüm kaydını Qad’ın youtube sayfasından izlemek mümkün:
