₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Fikir Gazetesi 79. Sayı yayında | Karar, zaman, belirsizlik: Bu hafta ne oldu?

Bu hafta FİKİR’de; İran’da sertleşen protestoların bölgesel/küresel yankısından yerel demokrasinin “katılım süsü”ne indirgenmesine, emek hareketinin çoklu krizler içindeki yön arayışından sağlık alanındaki mahremiyet ve zaman baskısına uzanan ortak bir soru öne çıktı: Kararı kim veriyor; bedeli kim ödüyor; zamanı kim satın alıyor?

Bu hafta ne oldu?

İran: Protestolar, dış müdahale ihtimali ve “gelecek” kavgası

Can Derdiyok, İran’daki protestoların sertleştiği, internetin kesildiği ve can kayıplarına dair çelişkili/çok kaynaklı sayıların dolaşıma girdiği tabloda; bir yandan Trump’ın açıklamaları ve tarife tehdidiyle büyüyen dış basıncı, diğer yandan “veliaht prens” tartışması üzerinden Batı medyasının çerçevesini tartışmaya açıyor. Yazı, İran’da olası bir rejim değişikliğinin “kendiliğinden” yeni bir odak üretmediği; rejimin ise pazarlık/manevra alanı aradığı tespitini öne çıkarıyor.

Mollalar, ABD ve “veliaht prens”: İran’ın geleceğine kim yön verecek?

Yerel demokrasi: “Birlikte yönetmek” nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Yolcu Mustafa Ün, kent konseyleri/alt meclislerin kağıt üzerinde “katılımcı demokrasi” aracı sayılmasına karşın karar anında etkisizleşmesini hedefe koyuyor. Metnin omurgası açık: bağlayıcılık, bütçe süreçlerine etki, planlama/ulaşım kararlarında gerçek söz yoksa geriye “slogan” kalıyor; İzmir’in demokrasi iddiası toplantı sayısıyla değil, kararın kimde olduğuyla ölçülüyor.

Kent konseyleri ve yerel demokrasi: Birlikte yönetmek mi, katılım süsü mü?

Emek: Çoklu krizler çağında savunmadan “kurucu siyasete” geçiş arayışı

Osman Gülmez, emek hareketini yalnız ücret/sendikalaşma düzeyiyle değil; üretim-bölüşüm-toplumsal yeniden üretim ilişkilerinin eşzamanlı krizi içinde konumluyor. Yazı, son on yılda mücadelenin parçalı ama temas eden alanlar halinde şekillendiğini; çıkışın ise “kamuyu devlete indirgemeyen, müşterekleri ve demokratik denetimi merkeze alan” Yeniden Kamuculuk perspektifinde kurucu bir hatta aranması gerektiğini savunuyor.

Çoklu krizler çağında Türkiye’de emek hareketi: Sınıf mücadelesi, neoliberal tahribat ve yeniden kamuculuğun kurucu iradesi

Sağlık ve toplumsal cinsiyet: Muayene odasında zaman baskısı, mahremiyet ve “normalleştirilen” ağrı

Senem Alp’in söyleşisi, Yeşim İşleğen’le birlikte jinekolojik muayenede hem zaman baskısını (muayenenin “3 dakikaya” sıkışması) hem de dil/mahremiyet gerilimini tartışıyor. Vajinal kontraseptiflerin piyasada görünmezliği (NuvaRing, diyafram, sünger vb.) “özne” olma meselesiyle birlikte ele alınırken; “doğalcılık yanılgısı” ve disparonide “bu normal/rahatla” yanıtının nasıl bir normalleştirme mekanizmasına dönüştüğü somatizasyon hattıyla konuşuluyor.

Muayene odasında cevapsız kalanlar: Korunamamamız ve ağrılarımız normal mi?

Teknoloji: Yapay zekâ “ürün” değil, zihin-ağına benzeyen bir süreç mi?

“Zihin ağı” yazısı, yapay zekâyı yalnız uygulama/ürün olarak kavrayan yaklaşımın eksik kaldığını; arka planda insanlık ölçeğinde bir dönüşüm dinamiğinin büyüdüğünü vurguluyor. Metin, kontrol beklentisinin sarsıldığını ve tasarım niyetiyle nihai davranış arasında garanti olmadığını tartışırken Bostrom’a referansla “kontrol” sorununu risk başlığına taşıyor.

Teknolojinin ötesinde bir “zihin ağı” oluşuyor

Zamanın metalaşması: “Skip intro” kültürü ve siyasetin hız rejimi

Eren Aksoyoğlu, “zamana değer kazandırma” fikrinin reklam-atlama, platform aboneliği ve gündelik hayat pratikleriyle nasıl kitleselleştiğini; bunun siyasette de hız/atlama/özetleme rejimini büyüttüğünü tartışıyor. Metinde “skip intro” artık bir butondan çok, dikkat ekonomisinin toplumsal alışkanlığına dönüşüyor; uzun olanı elemeye zorlayan bir ritim üretiyor.

Zamanı satışa çıkarmak: “Skip intro” çağında siyaset ve gündelik hayat

Göç: “Geçici koruma” belirsizliği ve “yoksulların ortak zemini” üzerinden bir arada yaşam

Nevin Kalpalp’in Cahide Sarı (Agora Derneği) ile söyleşisi, göç/mülteci politikalarının “vicdan” başlığına sıkıştırılmasının sınıf-sınır birlikte düşünmesini engellediğini savunuyor. Türkiye’de statü belirsizliğinin yereli kilitlemesi, belediyelerin sosyal politika/örgütleme kapasitesinin kritik rolü ve “parayı veren düdüğü çalıyor” (ayrıcalıklı hareketlilik) tartışması aynı hatta birleşiyor: bir arada yaşamın ana ekseni yoksulluk; ortak hak zemini nasıl kurulacak?

“Geçici koruma” belirsizliği büyütüyor: Bir arada yaşamı kim, nasıl örgütleyecek?

Tarım: “Borcu yoktur” şartı ve düşük faizli krediye erişimin daralması

FİKİR Gazetesi, ÇİFTÇİ-SEN’in açıklamasına dayanarak; 1 Ocak 2026 itibarıyla düşük faizli kredi/girdi erişiminin yeni koşullara bağlanmasının küçük üreticiyi sıkıştıracağı uyarısını aktarıyor. Kritik eşik, kredi için vergi/SGK borcu olmaması şartının “belge”ye bağlanması; sendika bunu tarım politikalarının ürettiği borç sarmalıyla ilişkilendiriyor ve düzenlemelerin geri çekilmesi, kooperatifçiliğin demokratikleştirilmesi, kredi/girdi erişiminin ayrım gözetmeden sağlanması gibi talepleri sıralıyor.

“Borcu yoktur” şartı: Düşük faizli kredi kapısı çiftçiye nasıl daraltıldı?

Kültür-sanat (kitap): “Ramallah’ta Cinayet” – olaydan çok duygu eksenli bir roman

Livera Yayınevi’nin tanıtım metninden hareketle hazırlanan içerik, Abbad Yahya’nın Ramallah’ta Cinayet romanını “cinayet romanı” kalıbının dışına taşıyan üç kesişen hayat üzerinden okuyor: Rauf, Nur, Visam. Tanıtım, gerilimi “olay”dan çok “aşk, kayıp ve kendilik” ekseninde kuruyor; Nur’da terk ediliş/bekleyiş, Visam’da cinayetin gölgesindeki kayıp ve yas öne çıkarılıyor.

Ramallah’ta Cinayet: Abbad Yahya’dan aşk, kayıp ve kendilik üzerine bir roman

Kültür-sanat (İzmir etkinliği): Casa Italia’da “Carnevali d’Italia”

Casa Italia duyurusuna göre Orçun Masatçı’nın “Carnevali d’Italia” sergisi 23 Ocak’ta açılıyor, 8 Şubat’a dek sürecek; Venedik ve Viareggio’da 2024–2025’te çekilen fotoğraflarla karnavalı “şölen” olmanın ötesinde hafıza/kimlik/insan hikâyeleriyle kuruyor. Sergi kapsamında 1000 özel baskı kitabın ücretsiz dağıtılacağı ve açılış gecesinde performatif bir program planlandığı bilgisi de paylaşılıyor.

Carnevali d’Italia: İtalya karnavallarının görünen ve görünmeyen yüzü Casa Italia’da

Anma/portre: Hrant’ın ardından…

Metin, Hrant Dink’in yaşamından dönüm noktalarını hatırlatıyor: çocukluğu, Gedikpaşa Ermeni Yurdu yılları, Tuzla Ermeni Kampı süreci, gözaltı/tutuklamalar ve 1996’da yayımlanmaya başlayan Agos’un tarihsel yeri. Anlatı, bir biyografi çizgisi üzerinden hafıza ve adalet duygusunu diri tutuyor.

Hrant’ın ardından…

Etiketler: İran protestoları; kent konseyleri; yerel demokrasi; Türkiye’de emek hareketi; yeniden kamuculuk; geçici koruma; göç politikaları; düşük faizli tarım kredisi; yapay zekâ ve toplum; dikkat ekonomisi.