₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Bir kentin hafızasında dolaşmak: “Herkesin Bir İzmir’i Var” üzerine inceleme

Bazı şehirler vardır; adları haritadaki yerinden çok, hafızalarda yer etmiş bir imgeyle karşılık bulur. İzmir de bu tür şehirlerden biri. İzmirli olmak, çoğu zaman yalnızca bir coğrafi kökeni değil, kendini tarif etme biçimini ima eder. Kent, sakinlerinin dilinde bir referans noktasına dönüşür; gündelik hayatın içinde sıkça başvurulan, savunulan, zaman zaman da bilinçli biçimde sergilenen bir aidiyet göstergesi olur. Dışarıdan bakıldığında bu yoğun sahiplenme, kapalı bir çember duygusu ya da kendine dönük bir beğeni olarak okunabilir. Oysa bu parlak yüzeyin altında, daha girintili çıkıntılı bir birikim vardır; göçlerle, kırılmalarla, sınıfsal ve kültürel gerilimlerle şekillenmiş bir kent hafızası. 

“Herkesin Bir İzmir’i Var”, tam da bu yüzeyi aşındırarak ilerliyor. Yakın Kitabevinden çıkan kitap, Kordon’a sabitlenmiş o tanıdık İzmir imgesini dağıtıyor; şehri tek bir karaktere indirgemek yerine, farklı deneyimlerin ve hatırlama biçimlerinin kesiştiği çoğul bir alana dönüştürüyor. Gürültülü kent övgüsünü geri plana çekerek, daha sessiz ama daha kalıcı izlere kulak veriyor.

Irmak Zileli, önsözde bu tanıklığın altını doğrudan şu sözlerle çiziyor:

“Herkesin Bir İzmir’i Var içindeki öyküler; çuvaldan çıkarılan, tarihin anlatılmayanlarını keşfettiren, kanıksadığımız yaşantıların derinlerine dalmamızı sağlayan öyküler. Bir anıttır, kuledir, müzedir, adadır deyip yanından geçiverdiklerimizin içine insanı yerleştiren, o insanın öyküsü aracılığıyla İzmir’e bir kez daha bakmamız sağlayan bu öyküler, içinde yüzdüğümüz akvaryumu bilmeyen balıklar olmaktan da kurtarıyor bizi biraz. İster İzmirli olalım ister bir başka kentten dönüp bakalım bu şehre fark etmez İzmir’e dair anlatılan her hikâye, bu coğrafyaya, ülkeye ve içinde yaşadığımız zamana ışık tutuyor.”

Kitaptaki 18 farklı isim, profesyonel yazarlık kalıplarının dışından gelen, hayatın içindeki farklı mesleklerden insanlar. Bu durum, metinlere her zaman rastlayamadığımız bir sahicilik katıyor. Bazı öyküleri okurken anlatıcının yanına ilişivermişsiniz hissi uyanıyor; çünkü bu metinler İzmir’den geçen, bazen İzmir’e giden, bazen de İzmir’den gidenlerin çıplak gerçekliğinden besleniyor.

Öyküler arasında gezinirken, bazı sahneler zihne bir film karesi gibi kazınıyor. Ceren Ünal, “İnsan Büyüyünce Gider mi?” öyküsüyle bizi şehrin parıltılı Kordon’undan alıp tarım işçiliğinin, çocuk emeğinin ve yok sayılanların dünyasına bırakıyor. Ünal’ın kaleminde sınıf meselesi sadece bir teori değil, yaşadığı kentin sınırlarını sadece çalıştığı tarla kadar sanan çocukların dünyasındaki o acı gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Bir çocuğun dünyasının, şehrin merkeziyle arasındaki o aşılmaz duvarlarla nasıl daraldığını görmek sarsıcı bir deneyim.

Derya Canıtez Akbalçık, “Kemik Tarak” ile sevginin, yasın ve dağılmaya başlayan bir gerçeklik algısının izini sürerken okuru sarsıyor. Fethiye Demirsöz ise “Elinin Hamuruyla” öyküsünde unun karaborsaya düştüğü dönemde bir fırıncı üzerinden kadının direncini ve emeğini anlatıyor. Bazı öykülerde ise duygusal yoğunluk daha ağır basıyor; Hatice Özgiden, “Evdeki Yabancı”da bir kente ve eve ait olmanın sıcaklığını verirken; Nurcan Kaya ise Ballıkuyu’nun o dar sokaklarında Kemal ile Nihal’in aşkını, eski mahalle samimiyetini bir kapı mandalının ipine bağlıyor. Kent yaşamının farklı katmanlarına dokunan daha pek çok öykü, İzmir’i zihinlerde yeniden canlandırıyor.

Herkesin Bir İzmir’i Var, İzmir’i tek bir yüzle anlatmaya çalışmıyor; ara sokaklarına, apartman boşluklarına, kıyıda kalmış semtlerine kulak veriyor. Mübadeleyle, göçle, yer değiştirmelerle katmanlaşmış bir mekân hafızasının içinde dolaşıyor. Kent, bu öykülerde bir dekor değil; insanların hayatına sinen, kararlarını, susuşlarını, kalışlarını ve gidişlerini etkileyen bir varlık gibi davranıyor. Belki de bu yüzden kitap, İzmir’i sevmeyi ya da savunmayı değil, onunla birlikte yaşamayı ve onu yeniden hatırlamayı öneriyor.

Cici Köpek raflarda: Kayıp bir çocuk, geri dönen “hayaletler” ve ağır bir seçim

Akın Olgun’dan yeni kitap: “Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi” Tekin Yayınevi’nden çıktı

Yuva: Konuşmadan yan yana oturabileceğin bir kitap

Kazkafanın Kitabı üzerine: Bir başkasının kaleminden kendini yazmak

Etiketler: İzmir, kent hafızası, sözlü tarih, göç, mübadele, sınıf, mahalle, Yakın Kitabevi, öykü, edebiyat incelemesi

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →