Geçtiğimiz hafta, geçimlik ekonomisi büyük ölçüde balıkçılığa dayanan Foça’da düzenlenen Buranın Balıkları Festivali’ndeydim. Sürdürülebilir Yaşam Derneği tarafından, S.S. Foça Merkez Su Ürünleri Kooperatifi işbirliği ile yürütülen Buranın Balıkları Projesi, geçen yıldan bu yana devam eden bir yerel gıda ve ekosistem girişimi.
Yerel balık türlerini yeniden sofralarımıza taşımayı, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemeyi ve en önemlisi “gıda adaleti” kavramını hayatın merkezine koymayı amaçlayan bu kıymetli projeyi, sürecin en büyük emekçilerinden biri olan Prof. Dr. Emine Aksoydan hocam ile konuştuk.
Hocam merhaba, öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
Sohbete Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile başlamak isterim. Yıllar önce pestisitlere karşı “zehirsiz sofralar” hareketinde bir araya geldiğimizde derneğin kuruluş sürecinden bahsetmiştiniz. Okuyucularımız için derneği kısaca anlatabilir misiniz?
Sürdürülebilir Yaşam Derneği, insan faaliyetleri sonucunda tükenmeye yüz tutan doğal kaynakların daha verimli kullanılabilmesi ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak amacıyla bilgiler üretip, bu bilgileri yaşam pratiğine dönüştürme hedefiyle kuruldu. Sürdürülebilir fikirlerin, projelerin ve işbirliklerinin sürdürülebilir bir geleceğe taşınabileceği bir alan yaratmaya çalışıyoruz. Derneğimiz, doğal yaşamın devamlılığını destekleyen ve bunun için çabalayan tüm bireylere ve tüm meslek gruplarına hitap eden bir dernektir. Sürdürülebilir yaşam tarzları konusunda farkındalığı ve bilinci artırarak, doğadaki tüm canlılar için sağlıklı bir ekosistem oluşturmaya ve korumaya yönelik faaliyetleri önceliyoruz. Bu faaliyetler kapsamında da; sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, sağlıklı gıdaya erişim hakkı, temiz suya erişim hakkı, gelecek nesillerin sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakkı, doğal yaşamın ve kaynakların korunması konularında kapsayıcı, dayanışma ile güçlenen, çoğunlukla sanatsal etkinlikleri de içine alan projeler üretiyoruz.
Buranın Balıkları, SUYADER’in gıda güvencesi ve sürdürülebilir beslenme çalışmalarının somut örneklerinden biri. Projeyi bir “gıda-ekoloji dayanışması” olarak tanımlıyorsunuz. Bu tanım tam olarak neyi ifade ediyor ve bu çalışmayı klasik bir balıkçılık projesinden ayıran temel farklar nelerdir?
Evet, seninde belirttiğin gibi Buranın Balıkları Projesi bir “gıda-ekoloji dayanışması”. Projenin uzun ismi, Yerel Balıkçılık Gıda Güvencesini Destekliyor: Dirençli Gıda Sistemlerinin Oluşturulması ve Yerel Kıyı Ekosistemlerinin Korunması Projesi. Bu ismi, hem yerel halk, hem balıkçılar tarafından içselleştirilmesi, hem de Foça’dan sonra başka kıyı yerleşimlerinde de yapılması halinde kullanılabilir olması amacı ile kısalttık. “Buranın Balıkları” projesi, özetle, Foça kıyılarında, yerel balıkçılar tarafından avlanan kefal, sarpa, kupes, melanur, karagöz, izmarit, ısparoz gibi balıkları çok popüler ve genellikle endüstriyel yöntemlerle avlanan ya da çiftliklerde yetiştirilen balıkların karşısına daha ekonomik ve sürdürülebilir bir alternatif olarak sunan ve toplumun farkındalığını arttırmayı hedefleyen bir yerel gıda ve ekosistem projesi. Gıda dayanışması çünkü bu projede pek çok taraf var; kıyı balıkçıları, yerel halk, gıdaya erişimi sınırlı olan halk, turistler, restoran işletmecileri, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri gibi. Kıyı balıkçıları çoğunlukla reel değeri düşük olan balık türlerini avladıkları ve avladıkları balıkların tamamını değerinde satamadıkları için her geçen gün yoksulluğa itilen bir grup. Bu yüzden de her geçen sayıları azalıyor.
Peki, her şey nasıl başladı? Proje için Foça’yı seçmenizin özel bir nedeni, Foça ekosisteminin size sunduğu bir öncelik var mıydı?
Foça yaklaşık 5000 yıllık tarihe sahip kadim bir yerleşim ve bu köklü geçmişinde denizin, denizciliğin yeri çok büyük. Uzun yıllar deniz ticareti yoluyla geçimini sağlamış, uluslararası işbirlikleri ile kültürünü deniz aşırı yerleşimlere taşımış. Balıkçılık öteden beri yerel halkın en önemli geçim kaynağı olmuş, nesilden nesile aktarılırken de zengin bir mutfak kültürünü ve unutulmaz balıkçı öykülerini de beraberinde bugünlere ulaştırmış bir yer. Foça’nın kadim geçmişine olan hayranlığım, benim 1990’lı yıllardan beri Foça ile tanışmam, halkı ile kaynaşmam, buradaki eşsiz doğa, kültür ve tarih zenginliği ile birleşerek bu nadide yerleşime katkı verecek projeler geliştirme isteğim bu çalışmayı başlatacak bir sinerji oluşturdu.
Küçük ölçekli balıkçılığın dünyadaki toplam balıkçılık istihdamının %90’ını oluşturduğunu biliyoruz. Proje, Foça’daki küçük ölçekli balıkçıların gelirlerini artırmak ve emeğini görünür kılmak için ne gibi somut adımlar atıyor?
Projede, küçük ölçekli balıkçıların gelirlerini artırmak ve emeğini görünür kılmak için;
Öncelikle bu balıkçılar tarafından avlanan yerel balıkların (kupez, karagöz, melanur, sarpa, mırmır, kefal, isparoz, izmarit) hem yerel halk hem de Foça’ya gezmeye, balık yemeye gelen yerli ve yabancı turistler tarafından tanınmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Proje ile ilgili bir web sayfası ve sosyal medya hesapları aracılığı ile bu balıkların her birine ilişkin detaylı bilgiler verildi. Bu balıkların satış alanlarını görünür kılmak üzere QR kodları ile açıklamalar dahil pek çok uygulama yapıldı. Balık restoranlarının menülerine yerel balıkların eklenmesi (bugüne kadar yoktu) konusunda ciddi çalışmalar yapıldı, restoran şefleri ile farklı yerel balık tarifleri geliştirildi ve bunlar sosyal medya hesaplarımızda paylaşıldı. Foça’da yaşayan şefler, Foça Halim Foçalı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (Otelcilik ve Turizm) Bölümü, İzmir’deki üniversitelerin gastronomi bölümleri ile işbirliği yapılarak yeni tarifler geliştirildi. Bu tariflerin yer aldığı bir “ yerel balık yemek tarifleri” kitabının oluşturulması ve basımı için son hazırlıklar yapılıyor. Foçalı kıyı balıkçılar, restoran şefleri ve yerel halk ile medya için çekimler yapıldı, bugüne dek yaklaşık 20 kısa film ortaya çıktı. Bu filmler hem SUYADER Youtube hesabından hem de ”@buraninbaliklari” sosyal medya hesaplarından izlenebilir. “Buranın Balıkları” projesini Foça dışında Ege bölgesinde ve ülkemizde de görünür kılmak adına 28-29 Mart 2026 tarihleri arasında bir Yerel Balık Festivali gerçekleştirdik. Festivale ülkemizin tanınmış şefleri katılarak yerel balıkları kullanarak çeşitli performanslar gerçekleştirdiler. Ayrıca proje ortağımız Foça Su Ürünleri Kooperatifi tarafından sadece proje kapsamındaki 8 balık kullanılarak 600 kişilik balık ekmek ikramı yapıldı. Festivalde yerel balıkçılarımızın balıkçılıkla ilgili anılarını paylaştığı zevkli bir sohbet de gerçekleştirildi, ayrıca vefat eden yerel balıkçılarımızın fotoğraflarının yer aldığı sergi ile onları da anmış olduk. Sanıyorum, yerel balıkların bu derece yoğun tanıtıldığı ilk festivali gerçekleştirmiş olduk.
Sürdürülebilir balıkçılık kavramını çok sık duyuyoruz ancak bu kavramı “Buranın Balıkları” özelinde nasıl tanımlıyorsunuz? Yerel balıkçılık ile “gıda güvencesizliği” arasındaki o bağı nasıl örebiliriz?
Balık gibi besleyici değeri çok yüksek olan bir süper besine erişemeyen yoksul gruplar var. Buranın Balıkları projesi, bu iki grubu, STK’lar, yerel yönetimler, restoran işletmeleri, turistler ve yerel halkın desteği ile görünür kılmayı ve desteklemeyi amaçlıyor. Yerel balıklar konusundaki farkındalığı artırarak kıyı balıkçılarının ekonomisini desteklerken, diğer balıklara göre daha ekonomik olan yerel balıkların tüketimini teşvik ederek gıda güvencesine katkı veriyor. Projenin hedeflerinden birisi de “Askıda Balık Uygulaması” ile günlük avlanan yerel balıkların bir kısmının Foça’nın 17 mahallesinde yaşayan ve gıda güvencesizliği altında olan dezavantajlı gruplara muhtarlar aracılığı ile düzenli olarak ücretsiz ulaştırılmasıdır. Bu boyutları ile proje tam bir gıda dayanışmasıdır. Yerel balıkların avlanması sırasında deniz ekosistemlerine zarar verilmez yani sürdürülebilir balıkçılık yöntemleri kullanılır. Hem sürdürülebilir balıkçılık yöntemlerini desteklemek ve sürdürülebilir kılmak hem de proje web sayfası ve sosyal medya hesapları ile yasa dışı avlanma konusundaki farkındalığı artırarak deniz ekosistemlerindeki biyoçeşitliliği güçlendirmek hedefleri ile bu proje aynı zamanda denizel ekosistemleri koruyan bir ekoloji projesi.
Siz bu projeyi sadece bir beslenme projesi değil, aynı zamanda bir kültürel miras projesi olarak görüyorsunuz. Kupes, izmarit veya isparozun Foça mutfak kültüründeki yerini korumak neden bu kadar önemli?
Görünürlüğünü artırmaya çalıştığımız yerel balıklar Foça’nın kadim kültüründe yer alan balıklar olmasına rağmen zamanla unutulmaya yüz tutmuş durumda. Kültürel miras, kültürel çeşitlilik bir ülkenin, bir yerleşimin en önemli mirası. Teknolojik gelişmelerle birlikte uyumlandığımız hızlı yaşam tarzının fiziksel, mental ve sosyal sağlık boyutunda bizleri kırılganlaştırdığını biliyoruz. Oysa geleneklerimiz arasında olan yerel besinlerin farklı tariflerle pişirilmesi, bu tariflerin geleceğe miras bırakılması, birlikte kurulan sofralarda kurulan ve sürdürülen dostlukların sağlık yararları bilimsel olarak da kanıtlanmış halde. Bugüne baktığımızda Foça mutfak kültüründe bu balıklarla ilgili farklı bir tarife rastlamak neredeyse imkansız. İşte bu proje ile bu tariflerin yeniden canlandırılması ve geleceğe bir miras olarak bırakılması sürdürülebilir beslenme ve kültürel çeşitlilik açısından çok anlamlı bir girişim.
Projenin dikkat çeken yanlarından biri de “Askıda Balık” uygulaması. Bu fikir nasıl doğdu ve işleyişi tam olarak nasıl olacak? Balığın ihtiyaç sahibi ailelere ulaşma süreci nasıl planlandı?
Aslında yukarıda da bahsettiğim gibi ihtiyaç sahiplerine mahalle muhtarları aracılığı ile ulaştırılacak. Muhtarlar bize listelerini verecek, bu listelere ve bağışlanan balık miktarına göre sıra ile dağıtım gerçekleştirilecek.
Yerel halkın, esnafın ve ziyaretçilerin projeye olan ilgisi nasıl? Festivalde gözlemlediğiniz o “dayanışma ruhu” kalıcı bir değişime dönüşecek gibi duruyor mu? İzlenimleriniz neler oldu?
Proje hemen her grup tarafından ilgiyle karşılandı. Özellikle küçük ölçekli balıkçılar başta olmak üzere restoranlar, küçük ölçekli işletmeler, kooperatifler, sivil toplum örgütleri projemize beklentimizin de üzerinde destek verdiler. Festivalde gerçekten kocaman bir dayanışma ruhu oluştu ki çok sevindirici idi ve bu ruhun kalıcı bir değişime dönüşeceğine yürekten inanıyorum. Çünkü katılan herkes bu festivalin her yıl tekrarlanması gerektiğini vurguladı ve bunun için her türlü desteği vereceklerini ilettiler. Festival etkinliklerine olan ilgi, balıkların isimlerinin şimdiden herkes tarafından öğrenilmiş olması, benzer projelerin başka yerleşimlerde yapılmasına ilişkin teklifler, festival sürecinde gelen ziyaretçilerden restoranlardan yerel balık talep etmelerini kalıcı bir değişimin sinyalleri olarak görüyorum.
Son olarak; Foça’da yaktığınız bu çoban ateşinin Türkiye geneline yayılması için benzer girişimlere nasıl bir yol haritası önerirsiniz?
Sürdürülebilir Yaşam Derneği olarak bu projeye başlarken proje ortağımız yine bir sivil toplum örgütü idi. Paydaşlarımızın çoğu da aynı şekilde sivil toplum girişimi idi. Yani bir herhangi bir kurum ve kuruluşla değil sivil toplumla bu işin yapılmasının daha kapsayıcı ve dayanışmayı güçlendirici olacağına inandık. Bu tür girişimlerin, projelerin artık kurumsallaştırılmadan yaygınlaştırılması amaçlarımızdan biri idi. Umarım ki benzer alanda çalışan STK ları ve girişimleri harekete geçirme konusunda bir ivme yaratmış oluruz.
Yaşam Söyleşileri 1 | İklim krizine yerelden yanıt: Diyarbakır’da ekolojik belediyecilik deneyimi
Yaşam Söyleşileri 2 | Mardin’de filizlenen bir direniş: Ekolojik Yaşam Çiftliği
Foça, Buranın Balıkları Festivali, S.S. Foça Merkez Su Ürünleri Kooperatifi, Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Yerel Balık Festivali, gıda adaleti, gıda güvencesizliği, beslenme

