₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Foto Gagin: Karataş’ın hafızasında kalan ışık

Merhabalar,

Bugün Foto Gagin’in hikâyesini anlatacağım.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, İzmir’in biraz ilerisinde bir sayfiye varmış: Karataş.

1865 yılında imara açılmış Karataş. Yahudilerin tam olarak ne zaman buraya yerleşmeye başladıkları bilinmezmiş. Ama 1885 yılında mahalle düzeni için hazırlanan kayıtlarda; Karataş, Karantina ve Göztepe’de yaşayan 523 haneden yalnızca 16’sının Yahudilere ait olduğu yazarmış. Geri kalan evlerde Rumlar, Ermeniler, Müslüman Türkler ve Levanten aileler yaşarmış.

O yıllarda Karataş bir sayfiye yeriymiş. İzmir’in varlıklı aileleri denize yakın bu mahallede yaşarmış. Zamanla Yahudi cemaatinin yükselen burjuva aileleri de merkez mahallelerden Karataş’a taşınmaya başlamış. Birinci Dünya Savaşı’nın, işgallerin ve göçlerin ardından çevre şehirlerden gelen Yahudi aileler de Karataş’a yerleşmiş.

Mahalle büyümüş.

İzmir’in başka yerlerinde insanlar çoğu zaman kendi mahallelerinde yaşarken, Karataş’ta hayat biraz daha iç içeymiş. Yahudiler, Rumlar, Ermeniler, Müslümanlar… Herkes aynı sokaklarda yaşarmış.

Karataş adının nereden geldiğini tam bilen de yokmuş. Kimi taş ocaklarından geldiğini söyler, kimi kırk merdivenin altındaki büyük siyah taştan… Bazılarıysa derelerin kararttığı taşlardan geldiğini anlatırmış.

1900’lerin hemen başında, Karataş büyürken küçük bir fotoğraf stüdyosu açılmış.

Kırk Merdiven’in hemen başında.

Adı: Foto Gagin.

Manisa’da yaşayan Sefarad Yahudisi Halifa ve Luna çiftinin altı çocuğu varmış. Bir süre sonra onlar da birçok Sefarad ailesi gibi İzmir’e taşınmış.

Çocuklardan biri, 1883 doğumlu Aleksandro Gagin’miş.

Fotoğrafçılığı neden sevdiğini kimse bilmezmiş. Ona bu işi öğreten de olmamış. Ama o, fotoğrafı kalpten sevmiş.

1902 yılında Mithatpaşa Caddesi’nde açmış stüdyosunu.

Foto Gagin.

İşleri kısa sürede büyümüş. Karataş’ta da, İzmir’de de onu tanımayan kalmamış.

Tam o yıllarda Ester Perez’le tanışmış Aleksandro. Ester bir terziymiş. Sevdalanmışlar, evlenmişler.

1917 yılında kızları Graciela doğmuş. Ardından ikizler Sami ve Rafael. Sonra Maurice.

Çocuklar büyümüş. Graciela bir süre Fransa’da okumuş. Sami önce Paris’e, sonra Buenos Aires’e gitmiş. Rafael ve Maurice ise Saint Joseph’te okumuşlar. Biri Çanakkale’de, diğeri Erzurum’da askerlik yapmış.

Askerden sonra Rafael babasının yanında çalışmaya başlamış. Maurice ise başka bir iş seçmiş kendine.

Evde Ladino konuşurlarmış. Sokakta Türkçe.

Aleksandro yeni teknolojiyi takip etmeyi çok severmiş. Yeni makineler, yeni objektifler, yeni teknikler… Hepsini merak eder, bulur, satın alırmış. Büyük bir radyoya ve pikaba sahip ilk kişilerden biriymiş.

Amatör fotoğrafçılara fotoğraf öğretmeyi severmiş. Dış çekimlere gider, istediği görüntüyü elde etmek için türlü düzenekler kurarmış. Çekimlerde çok titizmiş.

Huysuz biri değilmiş aslında.

Ama sert görünürmüş.

Bu yüzden çocuklar biraz korkarmış ondan. Fotoğraf çektirmeye gelirken çekinirlermiş.

Foto Gagin’in ünü zamanla bütün İzmir’e yayılmış.

Müslüman kadınların peçelerini açarak fotoğraf çektirdiği nadir stüdyolardan biri olmuş burası.

Mahalledeki ilişkiler de çok güçlüymüş.

Hafta sonları komşular birbirine gider gelir, birlikte vakit geçirirmiş. Farklı topluluklar arasında gündelik hayatın doğal bir yakınlığı varmış.

Maurice’in düğününde sinagoga giderlerken Müslüman bir komşularının arabasını kullanmışlar mesela.

Şabat günlerinde Yahudiler ateş yakamadığı için Müslüman çocuklar evlere uğrar, sobaları yakar, yemekleri sıcak tutarmış.

Hayat böyle akarmış Karataş’ta.

Sami yıllarca Arjantin’den ailesine mektuplar göndermiş. Hep onları Buenos Aires’e çağırırmış.

1951 yılında Aleksandro Gagin, Foto Gagin’i oğlu Rafael’e bırakmış. Sonra eşi Ester’le birlikte İzmir’den ayrılıp Arjantin’e gitmiş.

Rafael bir süre daha stüdyoyu işletmiş. Ama sonunda o da dayanamamış. Aynı binada yaşayan diş hekimi Gerşon Musafir’e satmış stüdyoyu.

Gerşon Musafir bir süre devam ettirmeye çalışmış Foto Gagin’i. Ama zaman değişmiş. Stüdyo eski parlak günlerini kaybetmiş.

1968 yılında kapanmış Foto Gagin.

Ailenin İzmir’den ayrılmasında birçok sebep varmış.

Varlık Vergisi’nin yarattığı kırılma…
Siyasal ve ekonomik belirsizlik…
Gelecek kaygısı…

Ama bir sebep daha varmış.

Arjantin’de hem aileleri varmış, hem de Ladino konuşabilecekleri bir hayat.

Aleksandro Buenos Aires’e gittikten kısa süre sonra yeni bir dükkân açmış.

Adı yine aynıymış.

Foto Gagin.

Bir süre sonra emekli olmuş. Yerini Maurice almış. Rafael de kendi stüdyosunu kurmuş: Foto Ralph.

İkisi de zamanla tanınmış stüdyolar olmuş.

Ama burada…

Onların adını hatırlayan pek kimse kalmamış.

Ah zaman.

Yıllar sonra fotoğraf sanatçısı Selim Bonfil eski fotoğrafları incelerken bir damgaya rastlamış:

Foto Gagin.

“Kimdi bunlar?” diye merak etmiş.

Araştırmaya başlamış.

Başlamasaymış belki de her şey bir köşede kalacakmış. Siyah beyaz. Sessiz.

Bonfil yıllar süren araştırmalar sonunda Arjantin’de yaşayan aile üyelerine kadar ulaşmış. Eski fotoğraflara… Mektuplara… Hatıralara…

Sonra İzmir Musevi Cemaati’yle birlikte bir sergi hazırlanmış:

“Foto Gagin Gözünden İzmir Yahudileri ve Karataş.”

İyi ki hazırlanmış.

Çünkü onların gözünden Karataş’ı yeniden görmüşüz hepimiz.

Aradan yıllar geçmiş.

Aileden Sebastian gelmiş bir gün İzmir’e.

Hiç görmediği bir şehre.

Ama hikâyelerini dinleyerek büyüdüğü bir şehre.

Kırk Merdiven’i görmüş. Sokakları gezmiş. Evleri aramış.

Asansör’e çıktığında tutamamış kendini.

Ağlamış.

Sonra dedesinin stüdyosunun bulunduğu yerdeki kafeye oturmuş. Çay içmiş. Çörek yemiş.

Belki de insan bazen hiç yaşamadığı bir yeri bile özlüyormuş.

Ah zaman.

Gökten üç elma düşmüş.
Biri benim başıma.
Biri Karataş’ın başına.
Diğeri de Aleksandro Gagin’in başına.

Görüşmek üzere.

Kaynaklar:

Avram Ventura (2011) belleğin tozlu sayfalarında karataş, heyamola.

Siren bora (2015) karataş hastanesi ve çevresinde yahudi izleri. izmir büyükşehir belediyesi yayınları

Selim Bonfil (2022) “Foto Gagin gözünden izmir yahudileri ve karataş” sergi katalogu

​​​​​​​​İzmir’de bir matbaanın sesi: Dedeyan Matbaası’nın hikâyesi

Bir stüdyodan fazlası

Foto Gagin’in hikâyesi, Karataş’ta açılmış bir fotoğraf stüdyosunun ötesine geçiyor. Bu hikâye, İzmir’de bir arada yaşama kültürünün, Sefarad Yahudilerinin şehirdeki izlerinin ve göçle eksilen bir hafızanın fotoğraflar aracılığıyla nasıl yeniden görünür olduğunu anlatıyor.

Neden hatırlıyoruz?

Çünkü şehirler yalnızca meydanlarıyla, binalarıyla ve resmi tarihleriyle yaşamaz. Bir aile albümünde, eski bir stüdyo damgasında, bir torunun yıllar sonra Asansör’de döktüğü gözyaşında da yaşar. Foto Gagin, İzmir’in çoğul geçmişini bugünün hafızasına taşıyan küçük ama güçlü bir iz bırakıyor.

Yavuz İbrahim ve Civelek Ziver

Ayni Tata

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →