₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Kemalpaşa’dan dünyaya: Kuzey yarım kürenin ilk kirazında sezon nasıl başladı?

Sanayi üretimiyle tarımsal hayatın iç içe geçtiği ve kuzey yarım kürenin ilk kirazının yetiştiği İzmir Kemalpaşa’da kiraz sezonu başladı. Bağyurdu’nda bir kiraz bahçesinde Bağyurdu Yaş Sebze Meyve Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Sedef Çağlayan Seven ile buluştuk.

Seven, Kuzey Yarımküre’nin ilk kirazlarından birinin üretildiği Kemalpaşa’da sezonun nasıl başladığını; bahçeden ihracata uzanan yolda iklim krizi, işçilik maliyetleri, nakliye baskısı, fiyat dalgalanması ve kooperatifin pazar yeri girişimi üzerinden anlattı.

İzmir’den Kemalpaşa’ya bu kez kirazın izini sürmek için yola çıktık. Kemalpaşa, bir yanıyla sanayi üretiminin, bir yanıyla tarımsal hayatın güçlü biçimde sürdüğü ilçelerden biri. Fabrikaların, organize sanayi bölgelerinin ve belediye hizmetlerinin gündemiyle anılan bu coğrafyanın bir başka yüzü daha var: Nif Dağı’nın eteklerinden ovaya yayılan kiraz bahçeleri.

Birkaç gün önce Kemalpaşa Belediyesi’nin Araç Filosu Tanıtım Toplantısı için ilçedeydik. O buluşmada belediyenin kendi hizmet kapasitesini güçlendirme iradesi öne çıkarken, ilçenin tarımsal üretimle kurduğu bağ da kendini hissettiriyordu. Başkan Mehmet Türkmen’in konuşmasında kiraz alım yeri ihtiyacına değinmesi, etkinlikte misafirlere Kemalpaşa kirazı ikram edilmesi ve ilçenin üretici kimliğinin sohbetlerde karşımıza çıkması, bizi bu kez doğrudan kirazın kaynağına, Bağyurdu’ndaki bahçelere götürdü.

Çünkü Kemalpaşa kirazı yalnızca ilçenin tanınan ürünü değil; kuzey yarım kürenin ilk kirazlarının üretildiği bu ovada, üreticinin geçim kaynağı, kadınların hasat emeği, kooperatiflerin pazarlık gücü, iklim krizinin tarıma etkisi ve yerel ekonominin dünyaya açılan kapısı aynı dalda birleşiyor.

Bağyurdu’nda bahçeye ulaştığımızda Bağyurdu Yaş Sebze Meyve Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Sedef Çağlayan Seven, toplanan kirazların satışı için bahçeden ayrılmıştı. Bizi annesi Suna teyze ve kiraz işçisi kadınlar karşıladı. Suna teyze, daha söyleşi başlamadan, üreticinin yükünü anlatmaya başladı: Maliyetlerin yüksekliğini, fiyatların düşüklüğünü, iklim krizinin üreticinin takvimini nasıl bozduğunu ve geçen yıl don nedeniyle yaşanan kayıpları…

Kadınlar yıllardır aynı bahçelerde, aynı hasat düzeninin içinde birlikte çalışıyordu. Fotoğraf çekmek için izin istediğimizde, “Çekinme evladım, çek” dediler. Hatta poz verdiler. O anda bahçede yalnızca kiraz değil; emeğini saklamayan, yüzünü kaçırmayan, yaptığı işle gurur duyan kadınların varlığı da görünür oldu.

Kirazın dalından sofraya, Kemalpaşa’dan dünyaya uzanan hikâyesi, daha Sedef Hanım gelmeden, onların ellerinde ve sözlerinde kendini göstermişti.

Sedef Çağlayan Seven bahçeye döndüğünde söyleşimiz de bu sahnenin içinden başladı. Seven hem 25 yıldır kiraz üreticisi hem de Bağyurdu Yaş Sebze Meyve Kooperatifi’nin yönetim kurulu başkanı. Ona göre Kemalpaşa kirazı yalnızca bir tarım ürünü değil; bölgenin geçim kaynağı, ilçe ekonomisinin omurgası ve iklim krizinin, nakliye maliyetlerinin, ihracat baskısının ve kooperatifleşme ihtiyacının aynı anda görülebildiği canlı bir üretim alanı.

“Kiraz işçiliği çok yüksek bir meyvedir”

Önce sizi tanıyalım. Sedef Çağlayan Seven kimdir, kooperatifteki göreviniz nedir?

Ben Sedef Çağlayan Seven. Bağyurdu Yaş Sebze Meyve Kooperatifi’nin yönetim kurulu başkanıyım. Şu anda kiraz için hasat dönemindeyiz. Erkenci cinslerimizi bitirdik. Mayıs ayının başında erkenci cinsler başlar, Mayıs’ın 15’ine doğru biter. Şu anda da ihracat dediğimiz Napolyon, Laryan, Salihli cinsleri yeni yeni başlıyor. Onların hasat dönemindeyiz.

Bizim de tabii sorunlarımız var. Bunları aşabilmek için kooperatifi de o yüzden hareketlendiriyoruz. Çiftçilerimizin işçilik maliyeti çok yüksek. Kiraz işçiliği çok yüksek bir meyvedir. Tek tek toplanır, tek tek seçilir. Tüccara taşınması vardır. Çok fazla işçilik gideri olur. Bunlar maliyetlerimiz içinde yüksek yer kaplıyor.

Siz ne kadar süredir kiraz üreticiliği yapıyorsunuz?

Ben 25 yıldır kirazcılık yapıyorum. Bu ağaçları küçüklükten beri yetiştirdim, şu anda büyüdüler. Ağaçlarla beraber büyüdük diyebilirim. Bu süreç içinde her yıl farklı dönemlerde farklı sorunlar yaşandı. Hava muhalefeti kirazda çok önemlidir. İklim değişikliği, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişikliği kirazı da çok etkiler. Çünkü kiraz bir bahar meyvesidir.

Baharda havalar değişken olduğu için soğuk vuruğu, don dediğimiz durum yaşanabiliyor. Ya da çok yağmurlu geçmesinden kaynaklı hastalıklar çıkabiliyor. Bunlarla yaptığımız zirai mücadeleler var. Bunların hepsi çiftçiyi etkileyen ayrı kalemler.

“İklim sorunu ciddi bir risk”

İklim krizinin Kemalpaşa kirazını giderek daha fazla tehdit ettiği söyleniyor. Bu gerçekten bu kadar ciddi bir risk mi?

Yok olmasını demeyelim ama iklim sorunu ciddi bir risk. Şimdi burası kuzey yarım kürenin ilk kirazını çıkaran yer. Kemalpaşa, Bağyurdu, Ören, Armutlu Ovası dediğimiz büyük ova; kuzey yarım kürede ilk kirazı çıkaran yerlerden biri.

Soğuklar geciktiğinde ve zamansız bir don olduğunda, ağaç çiçekteyken mahsul kaybı yaşıyoruz. Zamansız yağmur olduğunda, meyve halindeyken çok nemli bir hava geldiğinde bu sefer çürüme sorunu yaşıyoruz. Bunların zirai mücadeleleri var ama zirai mücadeleyi ne kadar yaparsak yapalım belli bir kalite kaybı yaratıyor. Bunların hepsi bizim için büyük sorun.

“Bu bölgedeki bahçelerin neredeyse yüzde 70’i kiraz”

Kemalpaşa kirazı bugün üretici ve ilçe için ne ifade ediyor?

Çok çok önemli. Bence bu bölgedeki bahçelerin neredeyse yüzde 70’i kiraz. İnsanların geçim kaynağı açısından çok önemli. Halk için çok önemli. Buradaki kiraz yetiştiriciliğinin ekonomiye ciddi katkısı var.

Bunu korumak lazım. Çiftçiyi desteklemek lazım. Bu devlet politikalarıyla olabilir, Tarım Bakanlığı’nın politikalarıyla olabilir. Çiftçimize destekleme vermek gerekiyor ki üretime devam etsin. Yoksa üretime devam edemediği, para kazanamadığı noktada iş bahçelerin sökülmesine kadar gider.

“Raf fiyatı ile bahçeden çıkış fiyatı çok farklı”

Tüketici pazarda ya da markette kirazın fiyatını görüyor ama üreticinin eline geçen fiyat çoğu zaman bilinmiyor. Bu fark nasıl oluşuyor?

Raf fiyatıyla bizim bahçeden çıkış fiyatımız, her tarımsal üründe olduğu gibi, çok farklı. Bunun başlıca sebeplerinden biri taşıma maliyeti. Transfer maliyeti çok yüksek. Aracı firmalar da bu maliyeti yansıtmak zorunda kalıyor çünkü o maliyet onların cebinde kalmıyor, taşıyıcı firmaya veriliyor. Doğal olarak bu da çiftçiye yansıyor.

Bence nakliyatın bir kontrol mekanizması altına alınması gerekiyor. Nakliyatla ilgili çok büyük bir sorun var. Hale giren mal belli, çıkan mal belli. Bunları taşıyan nakliyat şirketleri belli, faturaları belli. Bunların kanun yapıcılar tarafından denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü nakliye firmalarının koyduğu rakam tüccarın maliyetini etkiliyor, bu da çiftçinin mal satış fiyatını etkiliyor. Sonunda bütün maliyetler üreticiye yansıyor.

“Sezona sevinerek başladık ama senaryo öyle gitmedi”

Bu yıl kiraz sezonu nasıl başladı? Üretici nasıl bir sezon geçiriyor?

Biz çok sevinerek başladık. Genel değerlendirmemizde bu yıl soğuk vuruğumuz olmadı. Herhangi bir iklim sorunu yaşamadık. Mahsul çok fazlaydı, verimli bir yıldı. O yüzden çok mutlu başladık.

Ama senaryo mutlu gitmedi. Dünyada savaş var. Biz kirazımızı ihraç ediyorduk. Bölgesel gerilimler ve savaşlar ihracat kısmını etkiledi. İhracat etkilenince iç piyasada mallar şişti.

Nakliye zaten çok yüksekti. Enerji fiyatları, taşıma maliyetleri ve dış pazarlardaki belirsizlikle birlikte bu yük daha da arttı. Bu da fiyatları aşağıya çekti. Biz geçen yıldan çok daha ucuza, neredeyse geçen yılın yarı fiyatına kiraz satıyoruz şu anda.

“Kooperatifin ilk somut adımı pazar yeri”

Kooperatif üreticiler açısından nasıl bir işlev üstleniyor?

Benim başkanlığa gelişim iki yıl oldu. Kooperatif olarak ilk faaliyetimiz, burada ihtiyacımız olan tüccarlara yönelik pazar yeri meselesi oldu. Bunu Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Türkmen’e ilettik. İki yıldır yaptığımız görüşmeler sonucunda Mehmet Türkmen bu talebimize cevap verdi ve pazar yerinin yapımı için süreci başlattı. Sağ olsun kendisi bu ihtiyacımıza kulak verdi.

Pankartımızı astık. Bayramdan sonra yaklaşık 10 gün içinde yeni pazar yeri için ihaleye çıkılması bekleniyor. Kooperatif bu çalışmalara böyle başladı. Tabii pazar yeri dışında sektöre yönelik başka projelerimiz de var ama şu anda kesin olan bilgi bu. Diğerleri de kesinleştikçe paylaşacağız.

“Damla sulamayı yer altına almamız gerekiyor”

İklim krizine karşı Kemalpaşa’da kiraz üretiminin geleceği için ne yapılmalı? Kamudan ve yerel yönetimlerden beklentiniz nedir?

İklim kriziyle mücadelenin ilk ayağı sulama. Damla sulama yapıyoruz evet ama artık bunların değişip yer altı sulamasına geçmesi gerekiyor. Biz burada sularımızı kooperatif usulü alıyoruz. Herkesin gece sulama şansı olmuyor. Gündüz aldığımız sular aşırı sıcaklar nedeniyle buharlaşıp gidiyor.

Devlet desteğiyle damla sulamanın bütün çiftçiler tarafından yer altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Bence yapılacak en acil ve en hızlı hayata geçebilecek önlem bu. Damla sulamanın köklere, yani arazinin altına, ağaçların kenarlarından geçecek şekilde toprak altından yapılması gerekiyor.

Bunun dışında ciddi bir fidancılık ve AR-GE çalışması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut iklim değişimine uygun melezleme ve fidan çeşitlerinin üretilmesi gerekiyor. Bu da gen bankalarının, fidan bankalarının yapacağı bir şey. Biz kooperatif olarak sahadan bilgi veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz.

Ağacın soğuklama ihtiyacı denilen bir şey var. Bu soğuklama ihtiyacının az çok ayarlanabildiği değişik cinslerin üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İklimle ilgili yapabileceğimiz çok şey yok gibi görünüyor ama bu iki adım bile çok şey fark ettirir.

“Yaş sebze meyve sektörünün ortak akla ihtiyacı var”

Bahçenin üretime hazırlanmasından ürünün vatandaşa ulaşmasına kadar bütün süreçte kamu kurumları, yerel yönetimler ve üretici örgütleri nasıl bir araya gelmeli?

Buna çok ihtiyaç var. Adını şöyle koyabiliriz: Yaş sebze meyve sektörünün ortak akıl toplantısı ya da ortak paydada buluşma toplantısı. Kanun koyucularla, devlet temsilcileriyle, Tarım İl Müdürlüğü’nden temsilcilerle, çiftçiyle, üreticiyle, kooperatifle, nakliyecilerle bir çalıştay yapılması gerekiyor. Buna dayıbaşıları da ekleyebiliriz çünkü şu anda çiftçinin üzerinde ciddi bir dayıbaşı maliyeti var.

Ortak bir paydada buluşmak, bir çalıştay, bir ortak akıl, bir beyin fırtınası yapmak gerekiyor. Herkesin kazanabildiği, herkes için çalışılabilir şartların oluşturulabildiği bir toplantıya ihtiyaç var. Ben bunu gerekli buluyorum.

“Lütfen herkes birbirine empatiyle yaklaşsın”

Son olarak üreticilere, işçilere, satıcılara ve kirazı sofraya götüren insanlara ne söylemek istersiniz?

Burası Nif Dağı’nın dibinde, tarihi bir bölgede uzun yıllardır kirazcılık yapan çiftçilerin bulunduğu bir yer. Ben şunu söylemek istiyorum: Lütfen herkes birbirine empatiyle yaklaşsın. Çiftçi satıcıya, alıcı çiftçiye, işçi işverene, işveren işçiye empatiyle yaklaşsın.

Çünkü şu anda sorunlar o kadar sarmal biçimde birbirine girmiş durumda ki bunun içinden çıkabilmenin tek yolunun önce sakin, salim kafayla, paniklemeden, empatiyle düşünüp ondan sonra adım atmak olduğunu düşünüyorum.

Haber vermek yetmez: Toplum çözümü de konuşabilmeli

Kemalpaşa’dan dünyaya uzanan dal

Kemalpaşa kirazı, yalnızca bahçede yetişen bir meyve değil. Dalındaki ürün, kadınların hasat emeğinden nakliye maliyetine, ihracat pazarlarından kooperatifin pazar yeri arayışına kadar uzun bir yolculuğun parçası. Bu söyleşi, o yolculuğun yalnızca fiyat etiketiyle değil, emeğin, yerel üretimin ve dünyaya açılan bir tarım ekonomisinin sürekliliğiyle anlaşılabileceğini gösteriyor.

Sezonun asıl sorusu

Bahçede ürün olması, üreticinin rahat bir sezon geçirdiği anlamına gelmiyor. Verim yüksek olsa bile ihracat aksayabiliyor, nakliye maliyeti fiyatı aşağı çekebiliyor, don ve yağmur riski her yıl yeniden belirebiliyor. Sedef Çağlayan Seven’in anlattıkları, tarımda asıl meselenin yalnızca üretmek değil; üretilen ürünün adil, planlı ve sürdürülebilir bir zincir içinde değer bulması olduğunu ortaya koyuyor.

Bahçeden çıkan ortak akıl

Sanayiyle tarımın yan yana aktığı Kemalpaşa’da kiraz, yerel ekonominin kırılgan ama güçlü damarlarından biri. Bu damarın korunması için üretici, kooperatif, yerel yönetim, merkezi idare, nakliyeci, işçi ve alıcının aynı masada buluştuğu bir ortak akıl gerekiyor. Kirazın geleceği yalnızca bahçede değil, bu zincirin nasıl kurulduğunda belirleniyor.

Öfke parlayabilir; siyaset yön kurar: Mutlak butlan tartışması neyi açığa çıkardı?

İzmir FİKİR Buluşmaları’nda kentsel gıda politikaları ve gıda egemenliği tartışıldı

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →