₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü’nden çerçeve yasa çağrısı: Bir başlangıç mı, yeni bir eşik mi?

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın çağrıcı ve düzenleyici inisiyatifi, hazırlıkları süren çerçeve yasanın çatışmalı dönemin sona erdirilmesi bakımından önemli bir başlangıç olabileceğini belirtti. Açıklamada kalıcı barış için eşit yurttaşlık, hukuk devleti, yerel demokrasi, toplumsal adalet ve güçlü Meclis denetimi çağrısı yapıldı.

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın ardından demokrasi ve barış tartışmalarını sürdüren Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü inisiyatifi, hazırlıkları kamuoyuna yansıyan çerçeve yasaya ilişkin bir açıklama yayımladı.

“Çerçeve yasa: Bir başlangıç mı, yeni bir eşik mi?” başlıklı açıklamada, yasanın PKK’nin silahsızlanması, örgütsel yapısının feshi, silah bırakanların hukuki statüsü ve sivil yaşama geçişine ilişkin zorunlu ihtiyaçları karşılaması halinde çatışmalı dönemin sona erdirilmesi bakımından önemli bir başlangıç olabileceği belirtildi.

Açıklamada, “Sürecin bu temel ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabildiği ölçüde yasa, silahlı çatışma döneminin sona erdirilmesi bakımından önemli bir başlangıç olabilir” denildi.

Ancak bu başlangıcın Kürt meselesinin çözümüyle özdeşleştirilemeyeceği vurgulandı. Meselenin kimlik, eşit yurttaşlık, temsil, anadil, yerel demokrasi, geçmiş hak ihlalleri, adalet ve demokratik katılım başlıklarıyla iç içe geçmiş tarihsel bir sorun olduğuna dikkat çekildi.

Silahların susması zorunlu, tek başına yeterli değil

Açıklamanın temel ayrımı, silahlı şiddetin sona ermesi ile kalıcı barışın kurulması arasında yapıldı:

“Silahların susması, barış için zorunlu fakat yeterli olmayan bir adımdır. Kalıcı barış, ancak demokratikleşme perspektifiyle birlikte düşünüldüğünde mümkün olabilir.”

Bu yaklaşım, 13–14 Haziran’da İstanbul’da düzenlenen İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın tartışma ekseninin yasa hazırlıkları aşamasına taşındığını gösteriyor.

Konferans programı Cumhuriyet’in kurucu hikâyesi ve dışarıda bırakılanlardan milliyetçilik ve toplumsal hafızaya, Kürt meselesinden toplumun ve devletin demokratikleşmesine, barışın toplumsallaşmasından yerel örgütlenme ve katılımcı demokrasiye uzanan altı ana oturum etrafında kurulmuştu.

FİKİR’in konferans öncesinden başlayarak iki gün boyunca yerinden izlediği tartışmaların ortak hattını da Kürt meselesinin demokratik çözümünün Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünülemeyeceği görüşü oluşturmuştu.

Konferans öncesinde Gültan Kışanak, buluşmanın tek seferlik bir toplantı olarak kalmaması gerektiğini belirterek tartışmaların yerelleşmesini, bölgeselleşmesini ve farklı tematik alanlarda sürdürülmesini istemişti. Kışanak, “Demokrasiyle barışı buluşturacak yolu toplum açmalı” derken, konferansın umutsuzluğu aşan ortak bir demokratik irade üretmesini hedeflediklerini söylemişti.

Konferansta kurulan barış ve demokrasi bağı

Konferansın açılışında da barış, çatışmasızlığa indirgenmeyen bir demokratik dönüşüm süreci olarak ele alınmıştı.

Burhan Sönmez, konferansa gönderdiği “Geleceğe Pencere Açmak” başlıklı mesajında, “Barışın yalnızca çatışmasızlık değil; özgürlük, demokrasi ve eşitlikle örülmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik” demişti.

Rıza Türmen, Kürt sorununun çözümünün ancak demokrasiyle mümkün olabileceğini ve Kürtlerin yeni cumhuriyetin kurucu iradesinin parçası olması gerektiğini vurgulamıştı. Gültan Kışanak ise demokratik dönüşümü “ekmek ve su kadar yaşamsal” bir ihtiyaç olarak tanımlamıştı.

Yeni açıklamada bu yaklaşım, çatışma çözümü literatüründeki “negatif barış” ve “pozitif barış” ayrımı üzerinden ifade edildi.

Silahlı şiddetin sona ermesi “negatif barış” olarak tanımlanırken Türkiye’nin ihtiyacının bunun ötesine geçen; eşit yurttaşlığı, hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri, demokratik temsili, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ve toplumsal adaleti içeren “pozitif barış” olduğu belirtildi.

Açıklamada, siyasal ve kurumsal yapılar değişmeden yalnızca silahların susmasının güvensizlik, dışlanmışlık ve kutuplaşmayı ortadan kaldırmayacağı kaydedildi.

Komisyon raporu da demokratikleşme başlıklarına işaret ediyor

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu, 18 Şubat 2026’daki toplantıda 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edilmişti.

Komisyonun resmî raporu da sürecin güvenlik ve örgütün tasfiyesiyle sınırlandırılmaması; demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlükler ile ekonomik ve toplumsal bütünleşme boyutlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Raporda hazırlanacak kanunun silah bırakanların hukuki durumunu belirlemekle sınırlı kalmaması; kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı biçimde toplumla bütünleşmesini de kapsaması isteniyor. Meclis denetimi, idarenin hareket alanının hukuka bağlanması ve açık, şeffaf bir istişare süreci de raporda yer alan ilkeler arasında bulunuyor.

Buna karşılık yasa taslağının içeriği henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde iktidarın geçici ve bir defaya mahsus bir düzenleme üzerinde çalıştığı, DEM Parti’nin ise sonraki demokratikleşme adımlarına dayanak oluşturacak daha kapsamlı bir “kök yasa” istediği aktarılıyor.

DEM Parti yöneticileri, yasanın kendileriyle de paylaşılmadığını belirtirken “pişmanlık yasası” yaklaşımının ve silah bırakanlar arasında oluşturulacak kategorilerin süreci zayıflatabileceğini savunuyor.

“Pişmanlık yasası” ifadesine itiraz

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü’nün açıklamasında da “Pişmanlık Yasası” gibi ifadelerin süreci akamete uğratacağı belirtildi.

Silahsızlanma ve sivil yaşama geçiş sürecinin açık hukuki güvenceler, keyfiliği önleyecek uygulama mekanizmaları, güçlü parlamenter denetim ve toplumsal meşruiyetle yürütülmesi istendi.

Açıklamada tarafların üzerinde ortaklaşacağı kavramların kullanılması ve kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesi gerektiği ifade edilerek sürecin kişisel iradelere, kapalı bürokratik işlemlere veya dar güvenlikçi hesaplara bırakılmasına karşı çıkıldı.

Demokrasi ve hukuk devletindeki gerilemelerin de barış sürecine duyulan toplumsal güveni zayıflatacağı vurgulandı.

Şeffaf ve geniş mutabakata dayalı hazırlık çağrısı

Açıklamada çerçeve yasanın içeriği kadar hazırlanma biçiminin de belirleyici olduğuna dikkat çekildi.

Kürt meselesi gibi yüz yılı aşan tarihsel bir sorunla ilgili düzenlemenin ivedi bir ihtiyaç olduğu, ancak bir oldu bittiye getirilmemesi gerektiği kaydedildi:

“Şeffaf, kapsayıcı ve geniş mutabakata dayalı bir süreçle ele alınmalıdır. Aksi takdirde hazırlanacak tek taraflı bir metin, çatışmalı dönemi kapatma iradesini güçlendirmek yerine yeni tereddütler ve güvensizlikler yaratabilir.”

Bu çağrı, konferansın kapanışında açıklanan “Yeni Yüzyıla Demokratik Çağrı” metninin devamı niteliğinde. Kapanış metninde Kürt meselesinin demokratik ve barışçı çözümüne ilişkin gelişmeler, Türkiye’nin bütününün demokratikleşmesini güçlendirebilecek tarihsel bir eşik olarak tanımlanmış; barış ve özgürlükleri kurumsal güvenceye alacak düzenlemelerin geciktirilmemesi istenmişti.

Konferans, kendisini bir sonuç toplantısı değil; uzun soluklu bir demokrasi arayışının ve ortak mücadele sürecinin başlangıcı olarak tarif etmişti. Yeni açıklama, bu arayışı çerçeve yasanın içeriği, dili ve hazırlanma yöntemi üzerinden güncel siyasal tartışmaya taşıyor.

“Çerçeve yasa daha kapsamlı bir sürecin kapısını açmalı”

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü, açıklamasını iktidara, Meclis’e ve demokratik kamuoyuna yaptığı çağrıyla tamamladı:

“Hazırlanacak çerçeve yasanın, çatışmalı dönemi sona erdirecek önemli bir başlangıç olmasını; ancak bununla yetinilmeyip daha kapsamlı bir demokratikleşme ve toplumsal barış sürecinin kapısının açılmasını bekliyoruz.”

Açıklamada silahların devreden çıkmasının demokratik siyasetin alanını genişletmesi; bu alanın ifade ve örgütlenme özgürlüğü, yerel demokrasi, hukuk güvenceleri, eşit yurttaşlık ve toplumsal adaletle güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı sona erdi: İkinci yüzyılda demokratik dönüşüm çağrısı

Çerçeve yasa neden kritik bir aşama?

Yasa, PKK’nin silah bırakması ve örgütsel yapının feshi sonrasında ortaya çıkacak hukuki ve toplumsal geçiş sürecini düzenlemeyi amaçlıyor. Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü, bu düzenlemeyi çatışmalı dönemin kapanması için gerekli bir başlangıç olarak görüyor; ancak Kürt meselesinin bütününü çözebilecek tek adım olarak değerlendirmiyor.

Silahların susmasından kalıcı barışa nasıl geçilecek?

Açıklamaya göre silahlı şiddetin sona ermesi “negatif barış” aşamasını oluşturuyor. Kalıcı veya “pozitif barış” için eşit yurttaşlık, hukuk devleti, temel özgürlükler, demokratik temsil, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve toplumsal adalet gerekiyor.

Konferansın tartışması neden çerçeve yasayla devam ediyor?

Haziran ayındaki konferansta Kürt meselesi, demokratikleşme, toplumsal hafıza, kadınlar, emek, ekoloji, farklı kimlikler ve katılımcı demokrasi ortak bir dönüşüm başlığı altında ele alınmıştı. Yeni açıklama bu çerçeveyi yasa hazırlıklarına taşıyor ve çerçeve yasanın demokratikleşme sürecinin kapısını açmasını istiyor.

İkinci yüzyılda ortak gelecek arayışı: “Toplumun sözünü büyütmek istiyoruz”

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →