Karadeniz’de Boran: Siyasetin Değişimi ve Yerel Yönetimler

31 Mart yerel seçimleri biteli birkaç gün oldu. Seçim sonuçlarının değerlendirmesinin uzun süre konuşulacağı ve etkisinin süreceği bir gerçeklik olarak duruyor. İlçemizin ve bölgemizin genlerinde geleneklerinde var olan kamucu yaklaşımın yeniden hayat bulmasının değişim isteyenlerin bir arzusu olarak ortaya çıkması başka bir durum. Halkın genel anlamda yorgunluğu, iktidar olan çevrelerin sürekli kutuplaştırması, ekonomik olarak bütün yükü taşıması, uzun süredir muhalefetin yeni umutlar taşıyamaması bu sonuçların oluşmasında etkin oldu sanırım. Sonuç olarak bu yerel seçimlerinde yaşanan gelişmelerle halkımız AKP’ye kartını gösterdi ve muhalefet cephesinde yer alan Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl aradan sonra yerel seçimde aldığı oyla birinci parti yaptı. 

İnsanoğlu yaşadıklarını bilinçaltına atar ve derin uykusunda bu attıklarının rüyasını görür. Kimi kan ter içerisinde uyanır kimi gülümsemeyle kimiyse bir tebessümle. Bizim hikayemiz de böyle başladı ve MECİ’yi inşa etmek için beş yıl önce yola çıktık. Bizlerin 2019 yılında yola çıkarken ifade etiğimiz; kamucu yaklaşımla toplumcu yerel yönetimlerin inşa edilebileceği fikri bu seçimlerde karşılık bulduğunu gösterdi. Geleneğimizin geleceğimize taşınması, halkın olanın halka geri verilmesi, üretenin yönetimde söz sahibi olması ile tüm karar süreçlerinde halkın katılımı ve şeffaf yönetimin oluşması ilçemizde etkili olmasının yanında civar ilçelerdeki yurttaşlarımızın ilgisini de çekmiş ve neden bizlerde olmasın sorusunu sormaya başlamışlardı. Bu bir umut ışığı idi. Yanı başlarında olanaksızlıklara rağmen halkın katılımı ile MECİ kültürünün hayata geçirilmesi dayanışma ruhunun pratik hayatta karşılık bulması ülke genelinde yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen bir ışık olma özelliğini taşıdı. Artık toplum yorgundu tek adam rejimine karşı çoğu zaman sessiz kalsa bile içerisinde kaynayan bir tepki oluşmuştu. Sokağı örgütlemek ve umut yaratmak gerekiyordu sonuç alınabilmesi için. Sadece bu da yetmiyor muhalefette de yeni arayışların ve değişimin (ideolojik ve politik anlamda da günü okuyarak yarını örgütlemek için adımlar atılması gerekiyordu.) yenilenmenin önemsenmesi de gerekiyordu.

Tüm bunlar birleşince halkımız bizlere bir kredi daha tanımladı ve sonuca ulaşmış oldu. Bu başarının sürdürülebilmesinin en önemli ayağının eşitlik ve adalet duygusuyla kamucu bir yaklaşımla toplumcu yerel yönetim anlayışının hayata geçirilmesidir. 

İlçemizde MECİ ruhuyla başlattığımız toplumcun yerel yönetim anlayışının halkımız nezninde karşılık bulduğunun bir göstergesi oldu. Geçmiş dönemden daha fazla bir farkla ve meclis üye sayımızın artması ile sonuç bulan seçimler bizlerin yükünü biraz daha arttırdı. İşte tam da bu noktada katılımcı bir anlayışla yöneten yönetilen ikileminin (bu düzen içerisinde ne kadar kaldırabilirsek) ortadan kaldırılmaya çalışacağız. İlçemiz bünyesinde oluşturduğumuz 22 başlıklar komite oluşturup halkın yönetime katılımının kanallarını açık tutacak tüm şeffaflığımızla ve dayanışmanın temeli olan MECİ anlayışıyla yeni bir ilçe inşa etmeye çalışacağız. Bu çalışmanın temel anlayışı ise bireylerin iktidarı değil anlayışın iktidarını oluşturabilmek ve sonuçta üreten halkın yönetimde söz sahibi olmasını sağlamaktır.

Bölgede oluşan yeni umutlarla (Rize ilinde nüfus açısından 4 büyük ilçeyi kaybeden AKP ye karşı, bu ilçelerin üçünde iktidar olan – Pazar, Ardeşen, Fındıklı- CHP’nin toplumsal sorumlulukları daha da artmış durumda.) geçmişimizde var olan aydınlanmacı ilerici ve devrimci bir anlayışın yeniden Karadeniz’de örgütlenmesi kaçınılmazdır. Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde elde edilen başarılı sonuçların toplumcu yerel yönetimin temeli sayılabilecek Fatsa ve Fikri Sönmez’in yakmış olduğu ışığın günün koşullarında sönmemesi için çalışmalarımızı büyütmemiz gerekiyor. Bölgede oluşturacağımız dayanışma ve iş birlikleri ile yeni dalgaların yükseltilerek, dağlarımızın ve denizimizin küskünlüğünü ortadan kaldıracak yeni umutlar yaratmalıyız. Çünkü biz insanın insanlığa hizmet etmesi gerektiğini pratiğimizde hayatla buluşturup yarınlarımıza olan inancımızı örgütleyenler olmalıyız. 

İşte şimdi yeni ve yeniden doğmuş bir çocuğun büyümesini gelişmesini katkıda bulunmak için öncelikle tüm Karadeniz’in ve ülkemizin dayanışma içerisinde yarınlarımıza dair güç birliği yapması gereken an.

Mart sonunda yeni ve yeniden doğduk, doğar doğmaz dayanışmayı büyütmek için adımlar atmaya ve emeklemeye başladık. Şimdi ise adımlarımızı atmayı ve yürümeyi öğrenerek MECİ kültürünü bölgeye yaymanın zamanı. 

MECİ ile yaşamı örgütlemek, kurucu değerlerimizin aydınlığında yarınlarımızın umudunu bugünden atmaya başlamak, aydınlık yarınlarımız için gençlerimiz ve geleceğimiz için üretmek zamanı! Yarınlarımızı paylaşan, omuzdaş olan, kimsenin aç kalmadığı eşit özgür demokratik yaşamı, üretenin yöneten olacağı bir anlayışı örgütleme zamanı! Şimdi karşılık beklemeden insanlık adına doğamız yararına insanlığa hizmet etme zamanı! Halkımızın ihtiyacını kolektif bir anlayışla ortak çalışma yürüterek karşılayabilme zamanı! Geçmişimizi unutmayarak ve özellikle geçmişimizi bilerek, umudumuz olan yarınlarımızı bugünden örgütlemeye ve üretme zamanı! Birlikte düşünerek, birlikte çözüm üretmeye ve birlikte yönetme zamanı! Kardeşliğimizi büyüterek barış ortamında, hak, hukuk ve adaletin olmasını sağlama zamanı! Geleneğimizi Geleceğimize taşıma zamanı! Haydeeeeeeee dayanışmaya, çalışmaya, özgürlüklerimizle demokrasiyi inşa etmeye!!

“…… Haydi yoldaşlar

Bizleri bekler kavgaya akan nehirler

Gelecek ellerimizde

Yürüyün haydi

Özgürlüklere giden yollar önümüzde …….”