Doç Dr. Yonca Özdemir: “Değişim Umutları Yeşerdi”

*Siyaset Bilimci Doç. Dr. Yonca Özdemir ile 2024 yerel seçimleri ve değişim umutları üzerine söyleşi

31 Mart Yerel Seçimlerinde AKP kaybederken, muhalefetteki CHP uzun bir aradan sonra seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Türkiye seçim sonuçları Türkiye’de olduğu kadar, tüm dünyada da değerlendiriliyor. Öte yandan 9 Mayıs’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden zirvede buluşuyor. 31 Mart Yerel Seçimleri yenilgisinin ardından Erdoğan masaya bu kez zayıflamış olarak oturuyor. ABD’de ise kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın Joe Biden’ın önünde olduğu, ama Biden’ın da aradaki farkı kapattığı ve hatta öne geçtiği haberleri geliyor. Türkiye’deki iktidar açısından Biden mı, Trump mı daha kabul edilebilir? Rusya’da ise geçtiğimiz günlerde yapılan başkanlık seçimini Vladimir Putin yeniden kazandı.

Tüm bu konuları Haverford College-ABD’den Siyaset Bilimci Doç. Dr. Yonca Özdemir ile değerlendirdik.

“KRİZLE İKTİDARA GELEN AKP, KRİZLE GİDEBİLİR”

31 Mart Yerel Seçimlerinde AKP kaybederken, muhalefetteki CHP uzun bir aradan sonra seçimlerden birinci parti olarak çıktı. ABD’de Türkiye seçimleri nasıl değerlendiriliyor? Siz ABD’den Türkiye seçimlerini nasıl okuyorsunuz? 

Yurt içinde yaşayanlar için olduğu gibi yurt dışında yaşayanlar için de bu seçim sonuçları güzel bir sürpriz oldu. Anketlerde böyle bir ihtimal gözüküyor olmasına rağmen, sanırım 2023 seçimlerinde yaşanan hayal kırıklığı sebebiyle, kimse fazla ümitlenmek istemiyordu. Umudun tam kaybolduğu noktada değişim umutları yeşerdi. 

AKP’nin sonunda boş tencere sebebiyle hezimete uğradığını söyleyebiliriz. Geçen sene çeşitli ekonomik ve sosyal stratejilerle etkileri hafifletilen ekonomik kriz bu sene Mehmet Şimşek’in yeni politikalarının devreye girmesi ile etkilerini iyice hissettirmeye başladı. İşsizlik, yoksulluk ve enflasyon artmış durumda. Şimşek ekonomiyi düze çıkarmak için acı bir reçete uyguluyor. Bu durum, krizle iktidara gelen AKP’nin krizle gitmesine yol açabilir. Dört sene sonrasını şimdiden öngörmek çok zor fakat sonunda CHP yenilenmiş hâliyle iktidara gerçekten alternatif olmaya başladı diyebiliriz. Umarım yeni seçilen belediye başkanları bu fırsatı çok iyi değerlendirir ve Türkiye’de hiç gitmeyecekmiş gibi görünen otoriter popülizm yerini daha demokratik yarınlara bırakır. 

ABD’deki Biden hükümeti eminim bu sonuçtan hoşnuttur. Nitekim Biden başkanlığı süresince Türkiye-ABD ilişkileri gergin geçti. İlişkiler henüz son aylarda yumuşamaya başladı. Türkiye, sadece Rusya ile olan ilişkisi ve Orta Doğu’da ABD ile çatışan dış politikaları ile değil, insan hakları ihlalleri sebebiyle de Biden hükümetini zorluyordu. Erdoğan’ın siyasi gücünün azaldığı, bu seçimler ile tüm dünya nezdinde tescillenmiş oldu. Fakat Erdoğan’ın balkon konuşmasında verdiği mesaj çok akıllıcaydı. “Seçim sonuçlarına saygı duyuyoruz.” diyerek hem demokrat bir imaj çizdi hem de aslında geçen seneki seçimlerden galip çıktığı için kendi iktidarını meşrulaştırdı. 

Bu seçim sonuçları sebebiyle bundan sonra Erdoğan, Biden karşısında daha zayıf olacaktır. Bu da son yıllarda uygulamaya çalıştığı daha milliyetçi ve bağımsız dış politikaları uygulamasını zorlaştıracak. Gerçi ekonomik durum sebebiyle bu zaten zorlaşmıştı; o yüzden seçimlerin etkisini çok da büyütmemek lazım. ABD hükümeti gözüyle baktığımızda şu anda Türkiye’de genel olarak hem ekonomik hem siyasi açıdan zayıflamış bir rejim var. Biden da Amerika’da çok popüler değil ama demokratik rejimlerde başkanların seçim kaybetmesi ve değişmesi doğal bir süreç. Otoriter ve kişiselleşmiş rejimlerde ise siyasi destek kaybı, bu ülkenin dış politikasındaki pozisyonuna doğrudan etki edebiliyor. 

9 Mayıs’ta Erdoğan ile Biden zirvede buluşuyor. 31 Mart Yerel Seçimleri yenilgisinin ardından Erdoğan masaya bu kez zayıflamış olarak oturuyor. Bu durumda Türkiye’nin Ortadoğu’da izlediği politika ile Ukrayna savaşında ABD ile Rusya arasında izlemeye çalıştığı denge politikası nasıl bir seyir izler? Zirveden Türkiye-ABD ilişkileri açısından nasıl bir sonuç çıkmasını bekliyorsunuz?

Tayyip Erdoğan daha önce hiç Biden tarafından resmi bir ziyaret için Amerika’ya davet edilmemişti. Şimdiye dek, sonuncusu geçen yaz Litvanya’daki NATO zirvesi olmak üzere, sadece uluslararası örgütlerin zirvelerinde kısa süren görüşmeler yaptılar. Bu zamana kadar Biden Erdoğan ile görüşmekten özellikle kaçındı. Erdoğan’ın son Beyaz Saray ziyareti 2019’da Trump dönemindeydi. Öncelikle Biden’ın artık Erdoğan’ı kabul etme hususunda bir mahzur görmediği çıkarımını yapabiliriz. Bu biraz dünyadaki gelişmeler sonucu Amerika’nın Türkiye’nin müttefikliğine artan ihtiyacından, biraz da Erdoğan’ı artık daha az sakıncalı görmesinden kaynaklanıyor. Biden’in bu değişen tutumunun en büyük sebebi Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine engel olmaktan vazgeçmiş olması. Hatırlarsanız Hakan Fidan ve İbrahim Kalın da kısa süre önce çeşitli istişarelerde bulunmak üzere Amerika’ya gitmişlerdi. Onların ziyareti Erdoğan’ın ziyaretinin altyapısını hazırladı demek mümkün. ABD yönetimi Türkiye’nin kötüye giden ekonomisi sebebiyle Batı karşıtı söylemini yumuşattığının ve Batı’ya yaklaşmaya çalıştığının da farkında. Yani ilişkilerin yumuşaması, şu anda iki tarafın da bilinçli olarak seçtiği bir politika. 

Fidan ve Blinken görüşmesinde olduğu gibi bu görüşmede de Suriye ve Rusya konuları ön planda olacak gibi görünüyor. Amerika’nın beklentisi Rusya’ya karşı uyguladıkları yaptırımların Türkiye tarafından da sıkı bir şekilde uygulanması. Amerika Türkiye’den özellikle savaşta kullanılma ihtimali yüksek ürünlerin Rusya’ya ihracatını durdurmasını istiyor. Şimdiye dek Türkiye Rusya’nın savunma sanayini destekleyen ürünlerin Rusya’ya ulaşması için hem kaynak hem de transit yolu oldu. Türkiye bu konuda değişiklik yapmaya ne kadar sıcak bakacak emin değilim. Bence sıcak bakmayacak. Türkiye Ukrayna’ya destek olmaya ama Rusya ile de ilişkilerini bozmadan sürdürmeye devam edecek diye düşünüyorum çünkü böylesi Türkiye’nin hem uluslararası hem de ekonomik çıkarlarına daha uygun. Türkiye için Rusya kaybetmeyi göze alamayacağı kadar önemli bir müttefik. Zaten Putin’in de yakında Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Olabilecek en olumsuz şey Rusya ile ticaret yapan Türk firmaların Amerika tarafından daha fazla yaptırımlara tabi tutulması olacaktır. 

Suriye-YPG konusu da iki ülke arasındaki ikinci en ihtilaflı konu. Bu hususta da Amerikan hükümetinin herhangi bir politika değişikliğine gideceğini düşünmüyorum. Nitekim daha bu ayın başında üst düzey bir Amerikalı yetkili YPG’yi ziyaret etti. Yani en önemli iki konuda iki taraf, büyük ihtimalle pozisyonlarını aynen koruyacaktır. 

Yeni onaylanan 23 milyar dolarlık F-16 uçağı satışı ve modernizasyonu dâhil savunma konusunda işbirliği konusu da mutlaka görüşülecektir. Erdoğan belki F-35 uçağı programına Türkiye’nin tekrar dâhil edilmesi konusunu gündeme getirebilir ama sanıyorum bu konuda Amerika henüz olumlu bir cevap vermeyecektir. 

Gazze konusu da konuşulacaktır fakat bu konuda Amerika da İsrail hükümetine karşı tavrını zaten daha sertleştirmiş durumda. Dolayısıyla bu konuda fazla bir gerilim yaşanmayacaktır diye düşünüyorum.

“TAHMİNİM TRUMP’IN YENİDEN BAŞKAN SEÇİLECEĞİ YÖNÜNDE”

ABD’de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın Joe Biden’ın önünde olduğu, ama Biden’ın da aradaki farkı kapattığı haberleri geliyor. Seçim tarihi yaklaşırken ABD’de seçim havası var mı? Anketler neler söylüyor? Amerikalılar bu seçimlerde hangi siyasete ve buna bağlı olarak hangi adaya oy verecek?

Evet, uzun süredir Trump anketlerde önde gidiyor. Son zamanlarda ara kapandı ve hatta bu hafta açıklanan anketlerde Biden’ın çok az farkla önde olduğu bile söyleniyor. Ancak Amerika seçim sisteminde en çok oyu alan aday başkan olmuyor. Eyaletleri kazanmak gerekiyor. Amerika’da çoğu eyaletin Demokrat mı Cumhuriyetçi mi olduğu zaten belli. Seçim sonucunu çekişmeli olan eyaletler belirliyor. Çekişmeli olan yedi eyaletin (Arizona, Georgia, Michigan, Nevada, North Carolina, Pennsylvania ve Wisconsin) sadece birinde (Wisconsin) Biden önde. Halbuki 2020’de Biden bu eyaletlerin tamamını alarak seçimi kazanmıştı. Bugünkü koşullarda bu olası görünmüyor.

Normal şartlarda kadınlar Demokratların en büyük destekçisi, özellikle de üniversite mezunu olanlar çünkü Cumhuriyetçiler kürtaj yasaklarını aktif olarak uygulamaya geçirmeye çalışıyorlar. Şimdiden 14 eyalette kürtaj yasak. Trump seçildiği takdirde bu sayının artmasından korkuluyor. İnanması güç ama Amerikan iç siyasetinin en ihtilaflı ve en çok konuşulan konularından biri bu. Bir diğer ihtilaflı konu ise göçmenler. Trump’ın göçmen karşıtı söylemleri ve politikaları malumunuz. Pek çok seçmen bu sebeple Trump’ı tercih ediyor. Ancak şüphesiz en önemli konu ekonomi. Son yıllarda Amerikalıların alışık olmadığı kadar artmış olan enflasyon sebebiyle insanlar ekonomik durumdan hoşnut değil. Genel kanı Trump döneminde ekonominin daha iyi olduğu yönünde. Ancak aslında ekonomide son aylarda ciddi düzelme var; enflasyon düştü ve büyüme oranları da gayet iyi. Sorun şu ki henüz halk bu iyileşmeleri hissedebilmiş değil. Seçime doğru bu olumlu ekonomik gelişmeler daha çok hissedilmeye başlarsa Biden’ın oyları artmaya devam edebilir. Belki bu haftaki anketlerde Biden oylarında gördüğümüz artışın sebebi de budur. 

Beyaz olmayan seçmenler (özellikle Latin kökenliler ve zenciler) daha çok Demokrat seçmen olarak bilinirler. Zenciler geleneksel olarak yüzde 80 civarında ağırlıkla Demokrat partiye oy vermekteler; Latin kökenlilerde ise bu oran yüzde 60’lar civarında. Bu gruplar arasında Biden desteği hâlâ daha önde olsa da oranlar düşmüş görünüyor. Mavi yakalı beyaz işçiler de eskiden daha çok Demokratlara oy vermekteydi fakat Demokratlar bu oyları hızla Trump’a kaybediyor çünkü uluslararası ticari rekabet sebebiyle bu kesimlerin istihdamı gün geçtikçe daha çok tehlike altında. Biden’ın en büyük oy kayıplarından biri de gençler arasında. Gençlerin ezici çoğunluğu Filistin politikası dolayısıyla Biden’a kızgın. Aslında gençlerin çoğu, özellikle de üniversite mezunu veya üniversitede öğrenci olanlar, Demokrat. Ancak Amerikalı gençleri oy vermeye ikna etmek biraz zor. Ben kendi öğrencilerimden de biliyorum. En fazla oy vermeyen kesim bu kesim çünkü iki parti de gençleri tatmin etmiyor. Gençler seçmen kaydı yaptırsınlar diye sürekli üniversitelere seçim kaydı yapan memurlar geliyor. Biden’ın bu gençleri oy vermeye ikna etmesi gerekiyor fakat Filistin meselesi sebebiyle bu zor görünüyor. Son zamanlarda İsrail’i daha çok eleştirmesi bu yönde atılmış bir adım olabilir. 

Seçmenler seçim havasına girdi mi? Henüz pek değil, ama yarış kızışıyor. Bir de iki adayın da aslında çok sevilmediğini söylemek mümkün. Seçmenler Biden’ı çok yaşlı buluyor; bildiğiniz üzere Trump’ın da hakkında pek çok dava var. Üstelik kutuplaştırıcı söylemiyle Trump pek çok Cumhuriyetçiyi bile korkutuyor. Tüm bunlar, seçmenleri seçimden soğutuyor. İki adayı da sevmeyen seçmen sayısı oldukça fazla ve seçimin sonucunu bu grubun belirleyeceği iddia ediliyor. Bunlar seçimde oy vermeyebilir ya da seçim günü daha az kötü buldukları adaya yönelebilirler. 

Bir de üçüncü aday var, Robert F. Kennedy Jr. Şu anda oy oranının %11 civarında olduğu söyleniyor. Amerika’nın iki parti sisteminde öteki iki adayın arasından sıyrılıp başkan olması imkânsız ama kararsızların ya da iki adayı da sevmeyenlerin bir kısmının oylarını alarak hangi adayın seçileceğini belirleyebilir. Demokrat parti kökenleri nedeniyle büyük ihtimalle seçimde Biden’ın altını oyacaktır.  

Henüz seçimlere yedi ay var ve bu kadar başa baş giden bir yarışta oy sayısı açısından ipi kimin göğüsleyeceği konusunda bir şey söylemek mümkün değil. Benim tahminim Trump’ın oyların çoğunu değilse bile çekişmeli eyaletlerin çoğunu alacağı ve böylelikle yeniden başkan seçileceği yönünde. Umarım yanılırım, çünkü bu sadece Amerikalılar için değil tüm dünya için çok büyük bir hayal kırıklığı olur. Uluslararası çatışmalar, insan hakları ya da iklim krizi gibi dünyanın bir araya gelip çözmesi gereken sorunlar varken Trump’ın seçilmesi tam bir felaket olur. Amerika hâlâ dünyanın liderliğini yapan ülke olarak görülüyor. Bu ülkenin dengesiz ve sosyal-insani konulara fena hâlde duyarsız bir lider tarafından yönetilmesi hiç de iyi sonuçlar doğurmaz. Üstelik Trump yeni döneminde ilk dönemine kıyasla çok daha tehlikeli olacaktır. 

Trump’ın seçilmesi Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkiler? Türkiye’deki iktidar açısından Biden mı, Trump mı daha kabul edilebilir?

Trump seçilirse sevinecek iktidarlardan biri de AKP rejimidir. Bunun birkaç sebebi var: Öncelikle Trump insan haklarını umursamıyor. Yani Amerika’nın diplomatik ilişkilerinde demokratik olmayan ülkelere karşı takınılan mesafeli yaklaşım Trump döneminde son bulacaktır. Daha önemlisi, kendisi de popülist ve demokrasiye karşı saygısız olan bir Amerikan başkanı dünyanın tüm otokrat ve popülistlerine daha fazla güç verecektir. Düşünsenize, Amerika’da bile otokrat tavırlara sahip bir popülist başkan varsa her yerde bunun olması mümkün ve kabul edilebilir olur. Maalesef Trump olayı diğer otokratları cesaretlendiren bir faktör. 

Sağ popülist bir siyasetçi olan Trump, aslında dış ilişkileri pek önemsemiyor. Amerika’nın dünyanın polisi rolünü oynamasını da istemiyor. Dünyadaki Amerikan hegemonyası tarafından kurulmuş liberal düzeni korumak için de bir isteği ve çabası yok çünkü kendisi siyaseten liberal değil. NATO ülkelerine bile kendi başlarının çaresine bakmasını salık veriyor. Bu yüzden Avrupalılar çok tedirgin ama Rusya ellerini ovuşturarak bekliyor. Yani Trump’ın seçilmesi en çok Rusya’ya yaracaktır fakat Erdoğan gibi popülist otokratlar da böyle bir gelişmeden fayda görecektir. Ancak az önce bahsettiğim üzere, Biden hükümeti de bu sıralar Türkiye ile ilişkilerini düzeltme peşinde. Dolayısıyla çok beklenmedik gelişmeler olmadığı takdirde seçimi Biden kazansa bile ilişkiler önceki yıllara kıyasla daha iyi olacak gibi görünüyor. Şunu da belirtmem lazım, her ne kadar Trump otokratların tercih ettiği Amerikan lideri olsa da dengesizlikleri sebebiyle beklenmedik tepkileri ile Türkiye için daha büyük sorun olma potansiyeline de sahip. Rahip Bronson olayını unutmayalım.

“BİZİ DAHA İSTİKRARSIZ BİR DÜNYA BEKLİYOR”

Rusya’da geçtiğimiz günlerde yapılan başkanlık seçimini Vladimir Putin yeniden kazandı. Rusya seçimleri için görüşleriniz nedir?

Beklenen bir seçim sonucu. Kimsenin zaten seçimi Putin’in kazanacağından şüphesi yoktu. Rusya’da çok kuvvetli bir otoriter rejim var ve bu rejim popülerliğini koruyor. Nitekim muhaliflere hiç alan açılmıyor. Putin’e gerçek bir rakip çıkması mümkün değil. Daha birkaç ay evvel Putin’e rakip görülen tek kişi (Alexei Navalny) de öldü(rüldü). Rusya uzmanı değilim fakat Amerika’nın güçsüzleştiği ve muhtemelen Trump’ın seçilmesi ile Amerika’nın daha da içe kapanacağı bir dönemde Rusya’nın dünya arenasında sınırları daha da zorlayacağını öngörmek zor değil. Trump Ukrayna’ya destek de olmayacağı için Biden seçimi kaybettiği takdirde en çok Ukrayna kaybedecektir. Trump iktidarında Rusya’nın her açıdan çok daha rahat hareket edeceğini ve Avrupa’yı daha fazla tehdit edeceğini de tahmin etmek zor değil. Bu da bizi daha istikrarsız bir dünya bekliyor demek. 

Sözlerimi şunu söyleyerek bitireyim: Her ne kadar Türkiye’den ve dünyanın başka pek çok yerinden Amerika’da iktidara kimin geldiği çok önemli değil gibi gözükse de, özellikle de söz konusu Trump ise, bu çıkarım hiç doğru değil. Dünyadaki Amerikan hegemonyasından tabii ki mustaribiz ama onun yerini otokratlara ve kaosa bırakmasını da tercih edemeyiz. Hem Amerika’daki azınlıklar ve yoksunlar için hem de dünyanın istikrarı açısından umarım tahminlerimde yanılırım. 

*Söyleşiyi yapan: Namık Alkan