₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Suç ortağı olmamak: Otizmli çocuklar için ne yapmalıyız?

Manisa Turgutlu’da bir okulda yaşanan olay, bu ülkenin aynasında en karanlık yansımasını gösterdi. Bir okul müdürü, otizmli bir çocuğu merdivenlerden aşağı fırlattı. Bu yalnızca bir çocuğa değil, toplumun vicdanına atılmış bir darbeydi. Fakat asıl düşüş, o an değil, sonrasında geldi.

Olayın ardından bazı kişiler, utanmadan açıklamalar yaptı. Müdürü değil, çocuğu ve ailesini suçladılar. “Bu çocuk o okula gitmesin, özel eğitim alanların okuluna gitsin, diğer öğrenciler huzursuz oluyor” dediler. Bu sözler yalnızca bilgisizlik değil; hukuken ayrımcılık suçudur.

Bir ülkede bir çocuk şiddete uğradığında yapılması gereken, “onu nasıl koruruz” demektir. Ama bizde hâlâ “onu nasıl uzaklaştırırız” diyen bir zihniyet konuşuyor. Bu zihniyetin adı eğitim değil, korkudur; vicdansızlıktır.

Kaynaştırma eğitimi bir lütuf değil, YASAL HAKTIR

Otizmli bir çocuğun devlet okuluna gitmesi bir tercih değil, anayasal bir haktır. Hiçbir yönetici, veli ya da kurum bu hakkı sorgulama veya sınırlandırma yetkisine sahip değildir. Bu haklar kanunlarla güvence altındadır:

Anayasa 42. madde: Kimse, eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

5378 Sayılı Kanun 15. madde: Engellilere yönelik eğitimde ayrımcılık yapılamaz.

MEB Özel Eğitim Yönetmeliği 23. madde: Kaynaştırma yoluyla eğitim esastır.

BM Engelli Hakları Sözleşmesi 24. madde: Engelli bireyler genel eğitim sisteminden dışlanamaz.

Dolayısıyla “o çocuk özel eğitim alanların okuluna gitsin” demek, yalnızca yanlış değil, yasalara göre suçtur.

Ayrımcılık Kanunen Yasaktır – TCK 122. Madde

TCK 122: “Bir kimseyi engelliliği nedeniyle kamu hizmetlerinden yararlanmasını engelleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır.”
Bu nedenle, otizmli bir çocuğu okuldan uzaklaştırmak gerektiğini dile getiren herkes yalnızca etik değil, cezai sorumluluk da taşır.

Sorun çocukta değil, sistemde

Otizmli çocuklar farklı öğrenir, farklı hisseder, farklı düşünür. Bu “farklılık” bir eksiklik değil, insan çeşitliliğinin zenginliğidir. Fakat eğitim sistemi hâlâ farklılıktan korkuyor. Liyakatsiz yöneticiler, yetersiz özel eğitim bilgisi ve sistematik duyarsızlık yüzünden her ses çıkaran çocuk “problemli” ilan ediliyor. Oysa asıl problem, çocuğu anlamayan sistemin kendisinde.

Bir ülkede bir çocuk merdivenden atılıyorsa, o ülke zaten çoktan düşmüştür. Çünkü eğitim, merhametini yitirdiği anda çürümeye başlar.

Açıklama değil, suç ortaklığı

Olay sonrası yapılan açıklamalarda “veliler huzursuz”, “öğrenciler rahatsız” gibi bahaneler üretildi. Bu, engellileri yaşamdan dışlayan zihniyetin devamıdır. Bugün bir otizmli çocuğu okuldan uzaklaştırmak isteyen anlayış, yarın onu toplumdan silmek ister. Bu mesele bir okul meselesi değil, insanlık meselesidir.

Ne yapmalı?

Yalnızca öfkelenmek yetmez.

1. MEB derhal soruşturma başlatmalı, sadece müdür değil tüm idari zincir sorgulanmalıdır.

2. Kaynaştırma eğitimi zorunlu hizmet içi eğitim olmalı.

3. Okul psikolojik danışmanları artırılmalı, her engelli öğrenciye bireysel plan yapılmalı.

4. Engelli hakları ihlallerine özel savcılık birimleri kurulmalı.

5. Toplumsal farkındalık kampanyaları başlatılmalı; farklılık korku değil, öğrenme vesilesi olarak anlatılmalı.

Adalet, vicdan, empati

Otizmli çocuklar çoğu zaman sessizlikle cezalandırılıyor. Şiddete uğruyorlar, dışlanıyorlar, sonra birileri çıkıp “ama” diyerek suçu yumuşatıyor. Biz “ama”sız bir adalet, “ancak”sız bir vicdan istiyoruz.

Kaynaştırma eğitimi bir yük değil, toplumsal vicdanın testidir. Otizmli bir çocukla aynı sınıfta büyüyen bir öğrenci, farklılıkla yaşamayı öğrenir. Farklılığı öğrenen bir toplum, şiddeti değil, dayanışmayı seçer.

Manisa’daki o merdivenlerden yalnızca bir çocuk düşmedi; bu ülkenin vicdanı düştü.

Ama biz o çocuğu yeniden ayağa kaldıracağız.

Yasal haklarıyla, dayanışmayla, adaletle.

Bu ülkede hiçbir otizmli çocuk “fazla” görülmemeli.

Hiçbir anne “çocuğunuz buraya uygun değil” cümlesini duymamalı.

Ve hiçbir müdür bir daha bir çocuğa dokunmaya cesaret edememeli.

Bu dava bir çocuğun değil, hepimizin davasıdır.

Ve bu düşüşü durduracak olan yalnızca susmayanlar olacaktır.

“İnsanı öldüren şey kötülük değil, ilgisizliktir.” – Erich Fromm

Bornova’da umutlu bir başlangıç: Engelli çalıştayından gerçek politikalara

Kapatıldı dediniz, hâlâ açık! Bu bir ihmal değil, bu bir suçtur

Herkes kendi hücresinde: İki taraflı düşünce hapishanesi