₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Starbucks’tan Çankafe’ye: Kamunun savunma hattı

New York’un Amerika’dan çok Türkiye’de tartışılan Marksist belediye başkanı Zohran Mamdani’nin çağrısıyla başlayan Starbucks grevi bütün ülkeye yayıldı. Haber kaynakları grevin Cleveland, Memphis, Springfield ve Missouri dahil olmak üzere yaklaşık 265 ABD kentine yayıldığını söylüyor. Greve katılan çalışanın sayısının bini bulduğu belirtiliyor. Starbucks’ın “kırmızı bardak günü” bir “kızıl bayrak isyanı” protestosuyla karşı karşıya kalıyor. Grevler ve direnişler ABD’nin çalışan kesimleri için yeni değil. Liberal demokrasinin simgesi sert direnişlerle sarsılıyor. Üstelik güvenilir bulunan siyasal düzen sağdan ve soldan liderlerle sarsılıyor. Merkez sol siyaset Marksist lider Sanders’ı durdurmak için mücadele ederken merkez sağ siyaset Çay Partisi ve Trump’ın önünü almak için hiçbir refleks göstermedi. ABD’nin siyasal merkezi paramparça olmak üzere. 

Türkiye’nin özgün koşulları ise ABD’den farklı olarak kamucu bir fay hattının bir asırdır toplumun altında beklediğini gösteriyor. Zira kamu kaynaklarının neoliberal saldırısıyla yok edilmek istendiği her dönem başka bir çıpa ortaya çıktı. Büyüklerimizin büyük kentlerin fakültelerinde başlattığı direniş kültürü bizim zamanlarımızda Anadolu’da kampüslerine kadar yayıldı. Kadro ve Yön’le başlayan yayıncılık faaliyetleri yeni tartışma dinamikleriyle birlikte internet mecrasına taşındı. Yurtdışındaki her tartışma başlığı çevirilerle bizim siyasal alanımıza doğrudan dahil oluyor. Türkiye akademisi iktidarın sıkıştırması içinde yayın çıkaramazken akademi dışındaki alanda hiçbir tartışma kaçırılmıyor. 

Bütün bunların bir kamuculuk ayağı da var. Türkiye’nin temel ihtiyaç mallarına erişemediği günden tüketim davranışlarının tam anlamıyla değiştiği dönemlere kadar kamucu bir savunma hattı muhakkak kendini koruyor. Petrol Ofisi veya Türkiye Petrolleri, Et Balık Kurumu veya Çaykur, Eti Maden veya Türk Hava Yolları ülkenin gözbebekleri olarak bizim ebeveynlerimizin desteklemekle gurur duydukları kamu kuruluşları olarak serpildiler. Türk Telekom’un satışı kamunun vicdanından halen geçmedi. Demir Çelik fabrikaları satılmak için kasıtlı şekilde zarara uğratılırken toplumun canı acıyordu.

Türkiye onca eşikten geçti. Ancak kamuculuk halen toplumun sinir uçlarındaki yerini koruyor. Türkiye muhalefetinin yönettiği ve neoliberal saldırıya karşı toplumsal muhalefetin korumak için canla başla mücadele verdiği Kent Lokantaları, DEM Partili ve AKP’li bazı belediyeler tarafından sahiplenildi. Mansur Yavaş’la özdeşleşen ve benim “adını Mansur çorbası koyun” dediğim mercimek çorbası dar gelirlilere erişiyor. Alt sınıflara elini uzatan benzer atılımlar bir toplumsal kesim tarafından gerekirse şiddetle savunuluyor. 

Bütün bunların yanı sıra bu savunun bir parçası olan orta sınıflar için yeni ve nitelikli seçenekler ortaya konmaya çalışılıyor. Onlarca iyi örnek arasında Ankara’nın görünür noktalarına yerleştirilen Çankafe arabaları yurttaşa uygun fiyatla nitelikli kahve dağıtıyor. Yurttaşların kendini gerçekleştirme istekleri Çankafe arabalarının önünde sıralar oluşmasına neden oluyor. Starbucks tuvaletinin kapısına şifre koyarken Çankafe önünde yurttaşlar sabırla sıranın kendisine gelmesini bekliyor.

Direnişin binbir halinden biri bu.

İyi haber ise şu, toplumsal muhalefet artık orta sınıflar için yeni modeller arıyor. Özellikle belediyenin kamu adına bir çıpa olarak görüldüğü yeni bir döneme giriyoruz.

File Market’in müşterileri sandığa giderse

Yeniden kamuculuk: Rant devri biterken yerel yönetimler için radikal siyasa manifestosu

Yeni Halkçılık ya da Kıyıya Attığımız Halatı Kim Yakalayacak?

Etiketler: kamuculuk, belediyecilik, Starbucks grevi, Çankafe, Kent Lokantası, kamusal hizmet, orta sınıflar, toplumsal muhalefet, Zohran Mamdani, kamucu belediyecilik