Türkiye’de kış tek bir yüzle gelmez. Coğrafya geniştir, iklim çeşitlidir; bu yüzden soğuğun da çilesi bölgeden bölgeye değişir. Fakat değişmeyen bir gerçek vardır: Kış, engelli bireyler için her şehirde hayatı biraz daha daraltır.
Karın metrelerce yağdığı bir şehirle, yağmurun aralıksız vurduğu bir kıyı kentinin yükü farklıdır. Ama her iki yerde de engelli vatandaşların karşılaştığı engeller büyür, ağırlaşır, katlanır.
Kar yağan bölgelerde: Beyaz bir çile
Karla kaplanan sokaklar çoğumuz için bir manzara, bir fotoğraf anı yaratır; ama engelli birey için şehir bir gecede labirente dönüşür.
Tekerlekli sandalye kara gömülür; rampalar ya kapanır ya da buz tutar. Bastonlu biri için soğuk değil, kayganlık acımasızdır. Buz üzerinde atılan her adım, düşme riskinin gölgesinde atılır. Görme engelliler ise karın sesi yutmasından dolayı yön duygusunu kaybeder; kaldırımın nerede bittiğini, yolun nerede başladığını ayırt etmek zorlaşır.
Toplu taşımaya ulaşmak ise ayrı bir imtihandır. Durakların karla kaplanması, rampaların donması, evden çıkamama korkusu… Kış, karla birlikte sadece sokakları değil, engelli bireyin özgürlüğünü de örter.
Yağmur altındaki kentler: Suyla büyüyen engeller
Kıyı kentlerinde kar yağmaz ama yağmur yağdığında şehir başka bir cehenneme döner.
Su dolu kaldırımlar, göllenmiş yollar, yetersiz drenaj… Tekerlekli sandalyeler için basit bir birikinti bile geçilmez bir duvar haline gelir.
Yağmur sonrası çukurlar görünmez bir tuzaktır. Bastonla yürüyenler için zeminin kayganlığı tehlikenin diğer yüzüdür. Görme engellilerin dünyası da zorlaşır; çünkü şehrin yön gösteren tüm sesleri yağmurun gürültüsüyle boğulur. Toplu taşımada ise duraklarda kuru bir yer bulmak neredeyse imkânsızdır; rampalar çamura bulanır, araçlar mazgallardan sıçrayan suyla engelli yolcusuna adeta bariyer kurar.
Kısacası, kar olmayan şehirlerde engeller bu kez suyla çoğalır.
Mevsim değişir, ihmal değişmez
Türkiye’nin kışı bölgeden bölgeye farklı yaşanır ama engellilerin karşılaştığı sorunların nedeni hava değil, altyapıdır.
Kar yağınca kar küreme araçları sokaklara çıkar; doğru. Ama o küremenin rampaya, kaldırıma, durağa uğrayıp uğramadığı çoğu zaman kimsenin aklına bile gelmez.
Yağmur yağınca drenaj konuşulur; ama rampaların suyla dolup dolmadığını takip eden bir ekip yoktur.
Kar yağar, erişilebilirlik donar.
Yağmur yağar, erişilebilirlik suya gömülür.
Sorun aslında mevsim değil: Umursamazlık
Peki çözüm?
Basittir:
Hangi şehir hangi iklimi yaşıyorsa, engellinin ihtiyacı ona göre düzenlenmeli.
Kar yağan bölgelerde:
– Rampa ve kaldırımlar için ayrı kar temizleme ekipleri,
– Donmayı önleyici bakım ve buzla mücadele planı,
– Ulaşımdan kopan engelliler için kışa özel destek hizmetleri.
Yağmurlu bölgelerde:
– Su birikintilerini önleyen drenaj çalışmaları,
– Yağmur sonrası çukurların acil kontrolü,
– Duraklarda engelli erişimine uygun kuru, kapalı bekleme alanları.
Ve her yerde, her şehirde: Kışa özel erişilebilirlik denetimi.
Çünkü kışla mücadele sadece yolları açmak değil, hayatı açmak demektir.
Kışın yüzü şehirden şehire değişir, rengi bazen beyazdır, bazen gri…
Ama engelli bireylerin yaşadığı zorluk değişmez: Her kış, onlar için iki kat uzun sürer.
Gerçek çözüm soğuğu yenmekte değil; engelleri kaldırmayı ciddiye almakta.
erişilebilirlik, engelli hakları, kentsel altyapı, kış koşulları, belediyecilik, toplu taşıma, rampa, kaldırım, drenaj, kamu hizmeti
