Mersin, Kasım sonunda Mersin Sinefil Sinema Derneği’nin (MerSinefil) de içinde bulunduğu düzenleme komitesi tarafından organize edilen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’ni ağırlamıştı. Bu ay da geçen sene ilk kez Mersin’e uğrayan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kente konuk oldu. Mersin’deki Kadın Gazeteciler Derneği, Kadından Haber ve Mersin Sinema Ofisi ortaklığıyla 19-21 Aralık tarihlerinde Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Mersin gösterimleri yoğun katılımla tamamlandı. Festivalin Mersin ayağının ikinci yıl da sürmesi çok değerli, bu durum gelenekselleşeceğine dönük bir işaret. Umuyoruz ki bu iki festivalin dışında başka film festivalleri de benzer gezici uygulamalarını genişleterek gösterim ağına Mersin’i de dahil eder. Böylece kentin kültür-sanat hayatı sinema özelinde festivallerle daha da zenginleşir.
Programdan süzülen seçki: Kaybolan kategoriler
Festivalin merkez programında “Her Biri Ayrı Renk”, “Pembesiz Mavisiz”, “Olay Yeri: Aile”, “Oyun-Bozanlar”, “Hafızanın Direnişi”, “Yakın Plan” ve “Kısa Olmazsa Olmaz” şeklinde farklı format ve temalara dönük kategorizasyon yapıldığı görülüyor. Filmleri belirli konular etrafında derlemek festivalciliğin en önemli unsurlardından biri olan programcılıkta sıklıkla karşımıza çıkan bir yöntem. Kürasyonu gerçekleştiren Fatma Edemen de Türkiye’den ve dünyadan kurmaca, belgesel ve kısa-uzun pek çok yapımdan nitelikli bir seçki oluşturmuş. 44 filmden oluşan bu seçkiden 19’u Mersin gösteriminde yer aldı. Genellikle festivaller merkezleri dışında başka şehirlere giderken gösterimler daha kısıtlı zamanda gerçekleştirildiği için film sayısında zorunlu olarak bir azalma meydana geliyor. Bunun bir sonucu olarak da programın içinden bazı filmlerin seçilmesi gerekiyor. Mersin için bu seçme işleminin nasıl gerçekleştiğini bilmiyorum, muhakkak merkezin (Ankara’daki festival ekibi) de etkisi olmuştur ama Mersin gösterimlerinde bu kategorileri görememek seyirciler açısından bir kayıp. Benzer bir başlıklandırmanın Mersin gösterimleri açısından da geçerli olması seyircilerin festivali daha derli toplu bir biçimde anlamlandırması bakımından kolaylık sağlayacaktır. Bazı kategorilerden hiçbir filmin alın(a)mamış olması da kuşkusuz Edemen’in oluşturduğu programın Mersin’e zayıflamış bir biçimde yansımasına neden oluyor.
Bazı filmlerin alınamamasında özellikle yabancı yapımlarla ilgili telif problemleri olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu sorun oldukça anlaşılır bir durum ancak dünya sinemasının yalnızca tek bir filmle kendisine yer bulması, temsil açısından ne yazık ki yetersiz kalıyor. Ana programın yarısına yakınının dahil edildiği gösterimlerde dünya sinemasından daha fazla örnek görmek isterdik. Benzer bir şekilde yalnızca üç uzun metraj filme yer verilmesi de oransal olarak bakıldığında yeterli gibi durmuyor. Kısa ve belgesel yapımlara vizyon şansı bulamadıkları için festivallerde pozitif ayrımcılık yapılması desteklediğim bir tutum, ancak en azından toplam sayının çeyreği uzun metrajlara ayrılabilirdi. Kuşkusuz bu durumun da tüm seçkinin hafta sonuna sıkıştırılmasıyla ilintili olduğu anlaşılabiliyor. Umuyorum ki önümüzdeki yıllarda daha uzun zamana yayılarak gösterimler gerçekleştirilebilir ki böylece buna bağlı ortaya çıkan kimi eksiklikler giderilebilir. Son olarak, Mersin gibi özellikle gösterim-etkinlik açısından yoğun bir biçimde sinema olayının yaşanmadığı bir kentte organizasyonların birbirinden daha fazla haberdar olması seyircilerin daha farklı yapımlara erişebilmesi açısından kıymetli olacaktır. Söz gelimi, 19 filmin üçünün MerSinefil’in gerçekleştirdiği özel gösterimlerde, dördünün de düzenleneli henüz bir ay bile olmayan İşçi Filmleri Festivali’nde yer aldığı düşünüldüğünde gösterilen filmlerin yarıya yakınının Mersin’de daha önce izlenebildiği anlaşılıyor. Kuşkusuz İstanbul gibi daha büyük şehirlerde bu şekilde tekrar gösterimlerin yapılması da makul ancak bu açıdan “merkez”e uzak olarak değerlendirilebilecek Mersin’de seyircilerin karşısına film festivallerinde çıkarılan yapımlar açısından yelpazenin genişlemesi daha anlamlı olacaktır.
Festivallerin şenlikli yanı: Seyirciyle buluşan sinemacılar
Film festivallerinin ana unsuru programlama ve gösterimler olsa da sinemanın bir şenlik olduğunu hatırlamamızı sağlayan etkinlikler söyleşiler ve atölyeler oluyor. Bu etkinlikler, sinemaseverlerin film yapım aşamasında yer alan yönetmen, oyuncu, yapımcı gibi aktörlerle buluşarak filmlere dair diyalog zemininin oluşmasına olanak tanıyor. Festivalin Mersin ayağının bu açıdan oldukça zengin olduğu söylenebilir. Kast Direktörü Harika Uygur’un deneyim aktarım atölyesi, oyuncular Ayşenil Şamlıoğlu, Asiye Dinçsoy ve Ecem Uzun’un kuşaktan kuşağa söz ve görüntü mirası aktarımına dair söyleşisi ve Feride Çetin’in kadın kahramanın yolculuğuna odaklanan sürprizli anlatımı katılımcılara keyifli oturumlar sundu.
Bunların yanı sıra gösterim sonrası gerçekleşen film söyleşileri de seyircilerin taze taze aklına gelen soruları yönetmenlere yöneltmesine imkan sağladı. Prof. Senem Duruel Erkılıç moderasyonuyla “Gündüz Apollon Gece Athena” filminin yönetmeni Emine Yıldırım ile gerçekleştirilen söyleşi, Beritan Onuk’un moderasyonu üstlendiği “Sınırdaki Yıldız”, “Kabuk”, “Kıyamet Önceki Gün Kopmuştu” kısa filmlerinin ekipleriyle (yönetmenler Berivan Saruhan, Sema Güler, Nur Sultan Bulut, Rabia Özmen) yapılan söyleşi, Elif Aydın’ın moderatörlüğünde “Gülizar” film ekibi ile (yönetmen Belkıs Bayrak, oyuncu Ecem Uzun ve post-prodüksiyon koordinatörü Esranur Güler) yapılan söyleşi ve Arzu Görgülü’nün kolaylaştırıcılığı ile “Gukla”, “Dank” ve “Umrumda Değil” kısa film ekiplerinin (yapımcı Deniz Devrez, yönetmen Deniz Mıdık, yönetmen Tuvana Simin Günay, oyuncu Kayhan Açıkgöz, senarist-oyuncu Ecem Gündoğan, yönetmen Emine Uysal Berger, VFX Süpervizörü Markus Berger ve yönetmen Özgür Ceylan) katılımlarıyla düzenlenen kalabalık oturum bu kapsamda değerlendirilecek buluşmalardandı. Seyircilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen söyleşilerde kısa ve uzun filmler arasında dengeli bir dağılımın gözetildiği görülüyor. Gösterim sonrası gerçekleşen söyleşilerden biri de yönetmenin aramızda olmadığı bir oturumdu. “Black Box Diaries” filminin açtığı alandan hareketle gösterim sonrası Kadın Gazeteciler Derneği’nden Ayşenur Önal, Gamze Şimşek, Fatoş Sarıkaya ve Ceren İnan “Karakutu Açıldığında: Gazetecilik, İfşa ve Cezasızlık” konularını değerlendirdiler. Kadın Filmleri Festivali çerçevesinde böyle bir oturumun gerçekleşmesi festivalin ve derneğin amacıyla uyumlu bir etkinlik olarak dikkat çekti ve kentten de ilgi gördü.
Yerel yönetim – sivil toplum işbirliğiyle nice festivallere
Festivalin organizasyon ve finans boyutuna bakacak olursak, Mersin Sinema Ofisi’nin düzenleme komitesinde yer alması dolaylı olarak belediyenin de katkı sunmasını sağlıyor. Bu sayede gösterimlerin yapıldığı mekan (Meclis Salonu), çokça konuğun katılımı (ulaşım-konaklama) gibi festival açısından önemli unsurlar çözülebiliyor. Kuşkusuz Kadın Gazeteciler Derneği ve Kadından Haber ekibinin de yoğun emekleriyle gerçekleşen bu festivaldeki tüm gösterimler ve söyleşiler için kendilerine müteşekkiriz. Kentteki sinemaseverler olarak ellerine sağlık demeliyiz. Sonraki süreçte dayanışmayla güçlenecek olan bu festivalin serüveninin hep beraber takipçisi olacağız. Katılımı sürdürerek elimizden gelen desteği vermeliyiz. Bu organizasyonların yaşaması için bizlerin payına düşen de bu. Politikalarla inşa edilen kültürün somut yansımalarına tanık olabilelim böylece. Yerel yönetimlerin de kentin kültür hayatında aktif olan sivil toplum kuruluşlarını desteklemesini ve benzer organizasyonları sahiplenmesini umalım ki kültürel canlılık tek bir merkezde sıkışıp kalmasın ve geniş coğrafyalara yayılsın.
Altın Portakal Ulusal Yarışma: Erkekler, çocuklar ve göçmenler
Uçan Süpürge, Mersin, Kadın filmleri festivali, Kadın sineması, Film festivali, Gezici festival, Festival programcılığı, Kısa film, Belgesel, Söyleşi, Atölye
