İncil’de adı geçen kiliselerin tamamı bugünkü Türkiye toprakları içinde. Bilim insanlarına göre kedi tarihte ilk defa Türkiye ve Mısır topraklarında görüldü. Üzümü ilk kez Ermeniler ezip ondan şarap yaptı, orta Anadolu ve Trakya’daki Alevi-Bektaşiler bin yıllık mirası bugünlere taşıdılar. Rakı kafası Ege sahillerini yüzyıllarca kasıp kavurdu.
Dünyanın en çok ziyaret edilen kentleri sıralamasında İstanbul, Paris’in önünde. Aynı listede Dubai’yi Antalya takip ediyor. Dünyanın en eski üç tapınağının ikisi Türkiye’de: Göbeklitepe ve Çatalhöyük. Mısırlıları çıldırtacak kadar güçlü bir arkeolojik geçmişimiz var. Dünyanın en eski üç kütüphanesinden ikisi de Türkiye’de: Pergamon ve Celsus kütüphaneleri. Dünyanın en eski üçüncü camisine ev sahipliği yapıyoruz: Habib-i Neccar Camii.
Antalyalı Noel Baba
Dünyanın en kurumsal hırsızı British Museum’da Türkiye’den çalınan 74 bin parça eser sergileniyor. Yaz aylarında bir yerlere kaçan herkes binlerce kahverengi tabelanın önünden geçiyor. Eşlerimizi ikna edemediğimiz, çocukların aç veya uykusuz kalacağı endişesi taşıdığımız için tabelaları pas geçiyoruz. Bayıla bayıla gezdiğimiz Paris’teki bir demir yığını milyonlarca ziyaretçiyi hak ederken bizim memleketin tarihin akışını belirleyen eserlerine burun kıvırıyoruz. Onlardan biri de bir Likya kenti olan Patara’da milattan sonra 243 yılında doğan Aziz Nicolas, popüler adıyla Noel Baba.
İslamcıların kendini meşrulaştırmayı öncelediği tuhaf bir düşünce pratiği vardır. Muhafazakarlığı belirli bir disiplin içinde yolculuk etmeye zorlayan bir zemindir bu. Muhafazakarlık bir sonuç değildir ve sıklıkla çıkış kapıları barındırır. Bu yüzden İslamcılık net ve kesintisiz bir anlatıya bürünmeyi ister. Örneğin Hazreti İsa, Filistinli’dir. Bu tez İslam’a içkin bir saldırı pratiğini çağırmaz. Bu yüzden İslamcılar tarafından kabul görmekle kalmaz, desteklenir de. Ama yine örneğin, evrim teorisi batılı Hıristiyanlar tarafından bir yaratıcı sorgulamasını doğrudan çağırmadığı için içselleştirilmese dahi belirli ölçülerde kabul edilir. Ancak İslamcılar net ve kesintisiz anlatılarında bir delik açabileceği için evrim teorisini tümüyle reddederler. Temel sav İslamcı anlatı ve yaşayışın hiçbir surette tartışmaya ve iç çelişkiye açılmamasıdır. Aziz Nicolas’ın cisimleştiği Noel Baba da bu iç çelişkileri su yüzüne çıkarabilir.
Muhafazakarlık bir yolculuktur
Avrupalılar Noel Baba’nın nerede olduğu sorusuna çoğunlukla “kendi ülkesinde” cevabını veriyor. Bazıları onun Rusya’da olduğunu düşünüyor. Yakın coğrafyamızdaki Hıristiyan ülkelerin yurttaşları ise mezarının Türkiye’de olduğunu biliyor. Türkiye ise iktidar çevresindeki belirli bir siyasi odağın reddiyesini yaşıyor. Her yılın başında ama özellikle 2025’i 2026’ya bağlayan günlerde İslamcı camia yüksek sesle “Müslüman yılbaşı kutlamaz” diye yırtınıyor. Elbette 2024 yerel seçimleriyle birlikte CHP’nin elindeki büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinin sayısını artırmasıyla bu serzenişten artmaya başladı. İslamcılar tarafından simge haline getirilmiş Osmangazi’de belediyenin düzenlediği yılbaşı şenliklerinde Noel Baba figürünün kullanılması kaşların çatılmasına neden oldu. İslamcılardan birisinin Twitter’da verdiği referans da hayli ilginçti: “Burası Kadıköy veya Çankaya değil. Osmangazi.”
Bu perspektif ve belirli bir ölçüde “kurtarılmış bölgeler” bir geri çekilişin de itirafı. Benzer bir durumu Osmanlı sarayına şehzade yetiştiren başka bir simge Şehzadeler’de de yaşamıştık. Arkadaşımız Gülşah Durbay, muhafazakar olarak kodlanan Şehzadeler’in kent meydanında bir hafta süren yılbaşı şenlikleri düzenlemişti. Bütün bu tepkiler ve savaşarak geriye çekilme hali bize bir tek şeyi gösteriyor: İslamcılar muhafazakarların yılbaşı şenliklerine katıldıklarını, Noel Baba’yı kendinden gördüğünü ve içselleştirdiğini; dahası muhafazakar olma halinin bir yolculuk olduğunu ve hızla dönüştüğünü, hatta bunun bir toplumsal dinamik olduğunun bal gibi farkındalar. Esas amaç bu dönüşüm sürecinin durdurulması veya en kötü ihtimalle yavaşlaması. Bu yüzden basıncı artırmak, bunu toplumda 2002’den sonra dahi hiçbir karşılığı olmayan bir anlatıyla tamamlamak ve iktidarlarını pekiştirmeyi istiyorlar.
AKP topa giremiyor
Bütün bu anlatının doğrudan içine girmeyen kim peki? Saray ve AKP genel merkezi. Çünkü en çok onlar buraya bir çıpa atamayacaklarını, toplumun elinden yaşama arzusunu alamayacaklarını biliyorlar. O yüzden yazının başında saydığım Türkiye’nin tarihselliğine ait onlarca değer setiyle kavga etmeyi hiç istemiyor, kavgayı adamlarına ettiriyorlar.
İyi ki British Museum’un eli Noel Baba’nın mezarına kadar uzanmamış. Yoksa İngilizler bir din turizmi yaratırlar, Avrupalı dindarlar koşa koşa mezarına giderlerdi. Bizim İslamcılar da onu isterlerdi zaten.
Noel Baba Patara, Aziz Nicolas Türkiye, yılbaşı tartışması, kültürel miras siyaseti, muhafazakârlık dönüşüm, Patara Likya, British Museum Türkiye eserleri
