₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Bireysel yastan kolektif mücadeleye: 6 Şubat aileleri

6 Şubat 2023 saat 4:17’de Türkiye ve Suriye’de hissedilen, devletin tanımlasıyla “Asrın Felaketi” olan depremler yaşandı. Resmi rakamlara göre 54.000 insan hayatını kaybetti. Onbinlerce insan yaralandı. Binlerce insan yaşadıkları şehirleri terketmek zorunda kaldı.

Neredeyse 3 yıl dolmak üzere. Yıkılan binaların yerine yenileri yapılmaya başlandı, yakınlarını kaybedenler yas tutmaya devam ediyor. Hayat bazıları için çoktan normale döndü. İmar afları verenler, usulsüz evleri yapan müteahhitler, evleri denetlemeyenler çoktan “normallerine” devam ediyor. Deprem şehirleri onlar için birer rant alanı artık. Patronlar hangi şehrin inşaat ihalesini kimin alabileceğini konuşurken yakınlarını kaybedenlerin bambaşka bir gündemi vardı bugünlerde: 11. Yargı Paketi’nin içindeki 27. Madde. Yani deprem suçlularını da içeren ‘’örtülü af’ maddesi.

27. Madde eğer meclisten geçseydi deprem suçlularından kapalı cezaevinde kalanlar açık cezaevine geçebilecek, bazılarıysa denetimli serbestlikten faydalanarak tahliye olacaktı.

Depremzede ailelerden oluşan bir grup ‘’Adalet Peşinde Aileleri Platformu’’ çatısında birleşti. 21 Aralık’ta Ankara’da nöbete başladılar. ‘’27. Madde’ye Hayır!’’ demek için Ankara’da bir parkta nöbet tuttular.

“Bizim yaşadığımız bireysel bir kırgınlık değil, toplumsal bir güvenlik kaybıdır”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu’ndan Turhan Beyle konuştum. Turhan Bey turist rehberi oğlu Nazım Can Hartlap’ı İsias Otel’de kaybetti. Konuşmaya başlarken, “Tur rehberi demişim, yanlış oldu. Doğrusu turist rehberidir aslında” diyor. Kaybettiği oğlunun ardından hala ona ve işine duyduğu saygıyı gösteren bu cümleyi hemen kabul ediyorum. Böylece hayatımın sonuna kadar unutmayacağım bir bilgi öğreniyorum Turhan Bey’den. 

“Oğlumun ölümüne sebep olan deprem doğal afet olabilir ama burada denetimsiz binaları, ihmalleri, imar aflarını konuşmalıyız. Bu suçluların “örtülü aftan” yararlanma ihtimali adalet duygumuzu zedeledi. Bizlerin yarasını derinleştirdi ve “cezasızlık” algısını büyüttü” diyor. 

Kaybettiği oğlunun ardından yasını tutarken bu affı “Devlet bize ‘Acınız hala tamamlanmadı” diyor. Hala cezalandırılmayan suçlular varken, sorumlulardan çoğu hala yargı önüne çıkmamışken böyle bir madde devletin bize ‘Yas süreniz ve adalet mücadeleniz bizim için bitti” demektir” diyor. 

Turhan Bey ve onun gibi deprem mağdurlarının “devletsiz hissediyoruz” dediği anlar var. 

“Ben bir vatandaş olarak devletle bağımızın zedelendiğini hissediyorum. Önce bizleri ve sevdiklerimizi koruyamadı şimdi de bizi yalnız bırakıyor” diyor. Bireylerin kayıplarının adaletini teslim ettiği devletin yargı mekanizması, bugünlerde “suçluları affetmeyi” konuşuyor. Turhan Bey “Yalnızca bizimle ilgili değil hukukun caydırıcılığı ortadan kalktı” diyor. “Bizim yaşadığımız bireysel bir kırgınlık değil, toplumsal bir güvenlik kaybıdır” diyor. 

Turhan Bey kaybettiği oğlunun ardından,mücadelesini büyütmek için Adalet Peşinde Platformu’na katılmış. Onun için bu platform acıdan doğan ama acıyla sınırlı kalmayan; hafızaya, talebe ve dirence dönüşen ortak bir vicdan platformu. Bu platformun varlığıyla Turhan Bey ve diğer aileler yalnız olmadıklarını hissediyor. 

Bizim mücadelemiz sermayeyi koruyan sistemle”

Hatay Cemil Çapar Apartmanında yakınlarını kaybeden Yiğit Beyle konuştum.

“Bizim adalet mücadelemiz yalnızca müteahhitlere ya da mühendislerle mimarlara karşı değil, bizim mücadelemiz sermayeyi koruyan sistemin kendisine karşı” diyor. Yiğit Bey, Cemil Çapar Apartmanı müteahhitinin duruşmalarda “Devletten kamu ihaleleri alıyorum, saygın biriyim” dediğini vurguladı. “Saygın insanların” sıradan insanların katledilmesine sebep olduğu bu davada mağdur aileleri en baştan beri suçluların mağdurlardan daha fazla gözetildiğini hissediyor. 

Bunlardan anladığımız bir şey var: Hayatın akışında zaten bizlerden daha imtiyazlı olan sermayedarlar, ölümlerimizde suç sahibi iken bile adaletin önünde de hala bizden daha imtiyazlı. 

Yiğit Bey Adalet Peşinde Aileleri Platformu için “Adalet arayışını bireysel acıların ötesine taşıyarak kolektif bir mücadeleye dönüştürdü” diyor. Bu aileler için adalet aramak artık yas sürecinin bir parçası haline gelmiş durumda. “Tüm suçlular cezalandırılana kadar meşru  mücadelemize devam edeceğiz. Elimiz kolumuz bağlı oturmayacağız, ne gerekiyorsa yapacağız. Yapacağız çünkü ancak o zaman yasımızı tamamlanmış sayacağız” diyor. 

Unutulmuşluk hissi ailelerin çoğunda var. Onlar depremi ve kayıplarını unutmadı. Aileler özellikle Ankara’daki nöbetle birlikte “toplumsal bir sessizliğin sonunda kırıldığını” vurguluyorlar. Yiğit Bey “Uzun bir süredir sanki kendi kendimize çırpınıyormuşuz gibi geliyordu; şimdi ise sesimizin yeniden duyulduğunu, meselenin tekrar kamusal alana taşındığını görüyorum” diyor. 

 Adalet Peşinde Aileler Platformu’nda iki taraf karşı karşıya. Rant uğruna denetlenmeyen binaları yapan, kamu ihaleleri peşinde koşan ‘”saygın takım elbiseliler’” ve karşılarında yakınlarının yasını tutan “sıradan insanlar” Bu topraklarda senaryo değişiyor ancak taraflar değişmiyor. Depremler, yangınlar, iş cinayetleri, MESEM’lerde katledilen çocuk işçiler. Karşılarında bambaşka hayatların sahibi “saygın insanlar.”

Bugün 6 Şubat Aileleri, kumdan binalarda otururken hayatını kaybeden sevdiklerinin ardından adaleti villalarda oturan insanlara karşı savunmaya çalışıyor. 

Nöbet Ankara’nın tüm soğuğuna rağmen devam etti… Nöbete katılanlar yaktıkları bir ateşin etrafında birleşip omuzlarına sardıkları battaniyelerle ısındılar. Bu zamana kadar yalnız yaşadıkları acılarını ve umutlarını şimdi platformda birleştirdiler. Hayatını kaybeden herkes için verilen mücadele, herkes için gerçek adalet sağlanana kadar sürecek. Aileler artık yaslarını tamamlamak istiyor. Kayıpların ardından yapılacak son şey onlar için mücadele etmekti. Verilen mücadele bu topraklardaki adalet mücadelelerinden yalnızca biri. 

Kazanımla biten bir mücadele 

Aileler Ankara ayazında tuttukları nöbetten bir kazanımla ayrıldı. “Deprem suçluları” 27. Madde’den çıkartıldı. Turhan Bey, verdikleri mücadelenin ardından şöyle diyor “Tarifi zor bir acı hissediyorum. Bir yanda yitirdiklerimizin yokluğu, diğer yanda adaletin gecikmesi. Bu yükle yaşamak çok ağır. Ama biliyorum ki susarsak, onları bir kez daha kaybederiz. Bu yüzden acımızı da, öfkemizi de adalet talebine dönüştürüyoruz.” 

İşte Adalet Peşinde Aileleri Platformu tam olarak buydu. “Acısını ve öfkesini adalet talebine dönüştürenler” Aileler şimdi de suçluların yargılanması için mücadele edeceklerini söylüyorlar. 

Bu mücadele her suçlu yargı önünde cezalandırılana  kadar devam edecek. 

Biz de bu topraklarda mücadale etmenin önemini bir kez de Adalet Peşinde Aileleri Platformu sayesinde gördük. Bu mücadelenin tüm suçluları yargılatacağına olan inancımıza sarılıyor, 6 Şubat Depremleri’nde kaybettiklerimizi özlemle anıyoruz.

Bir MESEM öğrencisinin ifşaları: Patronumun tarlasını suladım, evini taşıdım

Bir MESEM öğrencisinin ifşaları: Patronumun tarlasını suladım, evini taşıdım

Etiketler: 6 Şubat depremleri, deprem davaları, Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 11. Yargı Paketi, 27. madde, cezasızlık, İsias Otel, Cemil Çapar Apartmanı, denetimsizlik, imar affı, kamusal güvenlik