₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Mollalar, ABD ve “veliaht prens”: İran’ın geleceğine kim yön verecek?

Resmi adıyla İran İslam Cumhuriyeti günlerdir şiddetli protestolarla sarsılıyor. İnternetin kesildiği ve veri akışının neredeyse durma noktasına geldiği İran’da neler olduğu tüm dünyanın gündeminde. Türkiye’nin 524 km kara sınırı boyunca uzanan komşusunda yaşananların hem bölgesel hem de küresel sonuçları olacağına kesin gözüyle bakılıyor. İran’da yaşananları anlamak ve olası sonuçlarına yönelik çıkarımlarda bulunmak dünyanın geleceğini anlayabilmek açısından da önem taşıyor. Fikir Gazetesi bu dosyasında merceğini İran’a tutuyor.

Riyalin değer kaybından esnafın protestolarına

Tarih 28 Aralık 2025’i gösterdiğinde İran’ın başkenti Tahran’da protesto dalgası patlak verdi. Kısa sürede ülke geneline yayılan protestoların fitilini ateşleyen olay İran riyalinin değer kaybıydı. Ancak protestoların arkasındaki nedenler çok daha geniş. Hızla yükselen enflasyon, artan gıda fiyatları, rejimin otoriter yapısı, özgürlükler sorunu ve daha pek çok faktör sıralanabilir.

Protestoları başlatan çarşı-pazar esnafıydı. Tahran’da bulunan Alaeddin Alışveriş Merkezi’ndeki dükkanlarını kapatarak protesto gösterilerine başlayan esnaf, İran’daki rejimin temel direklerinden biri olarak kabul ediliyor. Geçtiğimiz aylarda ABD ve İsrail ile günler süren savaşın yarattığı huzursuzluk ve güvensizlik ikliminde İran rejimi protestolara sert biçimde yanıt verdi. Kitlesel tutuklamalar yapılırken internet erişimi kesildi ve göstericilere zaman zaman ateş açıldı.

Rejimin tepkisi: “Vandal” ve “sabotajcılar”

İran lideri Hamaney, protestoların çarşı-pazar esnafı ekseninde başladığını kabul ederek “vandal” ve “sabotajcılar” karşısında geri adım atmayacağını ilan etti. İran Genel Başsavcısı Muhammed Muvahhidi “Kargaşa çıkaranlara yöneltilen suçlar aynıdır. Bu kapsamda tüm failler muharebe suçu işlemiş sayılacaktır. Failler kandırıldık diyerek bu suçlardan kurtulacaklarını zannetmesinler. Çünkü tüm uyarılar yapılmıştır,” dedi ve protestoculara idam cezası bağlamını içeren sert bir açıklama yaptı. İran kanunlarına göre, Muvahhidi’nin bahsettiği muharebe suçu idam cezası öngörüyor.

İran’daki gösterilerin ülke geneline yayıldığı ve günden güne sertleştiği gelen haberler arasında olsa da can kaybına yönelik net bir sayı vermek mümkün görünmüyor. İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Emiri Mukaddem protestoların başlangıcından bu yana 198 kişinin öldürüldüğünü, bunların 9’unun çocuk olduğunu ve binlerce kişinin gözaltına alındığı belirtti. BBC’nin çeşitli kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre en az 495 protestocu ve 48 görevlinin hayatını kaybetti. Ancak Van’daki Kapıköy Sınır Kapısı’nda bulunan gazeteciler ölü sayısının çok daha fazla olabileceğini belirtiyor.

Trump, “Veliaht Prens” ve Batı medyası

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, protestoların başlamasının ardından yaptığı açıklamada Tahran yönetiminin protestoculara müdahale etmesinin ABD’nin müdahalesini beraberinde getireceğini belirtmesi yeni bir savaş riskini de tekrar gündeme getirdi. CBS News’e konuşan iki ABD’li yetkili Başkan Trump’ın gizli operasyonlar ve askeri araçlar hakkında bilgilendirildiğini söyledi. 

ABD henüz İran’a askeri müdahalede bulunmadı ancak Başkan Trump İran ile iş yapan ülkelerin ABD ile ticaretlerinde yüzde 25 oranında gümrük vergisi ödeyeceğini açıkladı. Dolayısıyla gözler İran’ın ticari ortaklarına çevrildi: Çin, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Hindistan.

Öte yandan, İran’daki rejimin günden güne kırılganlaşan yapısı rejimin son bulması hâlinde neler yaşanacağını ve dolayısıyla “Veliaht Prens” olarak adlandırılan Rıza Pehlevi’yi de gündeme getiriyor. ABD’de yaşamını sürdüren 65 yaşındaki Rıza Pehlevi rejimin çökeceğini ve baskı aygıtının son bulacağını savunuyor. Kendisini bir iktidar adayı olarak değil “geçiş süreci” temsilcisi olarak konumlandırmaya çalışan Rıza Pehlevi’ye desteğin ne ölçüde olduğu ise bilinmiyor. Ancak Batı medyası açısından popüler konuma gelen Rıza Pehlevi haberleri süslemeye devam ediyor.

ABD’nin Çin planı ve İran: Şimdi ne olacak?

ABD’nin bir süredir yürüttüğü Çin’i çevreleme politikası aslında en net biçimiyle Orta Doğu’da kendini gösteriyor. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım, Lübnan’da Hizbullah’a müdahale, Suriye’de Esad’ın devrilmesiyle kurulan Ahmed eş-Şara önderliğindeki HTŞ rejimi… Orta Doğu’da kazan gerçekten de kaynıyor.

ABD’nin Çin’i çevreleme politikasının odak noktalarından biri de İran. Çin ile önemli ilişkilere sahip İran’daki muhtemel rejim değişikliği ABD’li yetkilileri heyecanlandırıyor. Ancak İran’da ne Rıza Pehlevi ne de başka bir odak muhtemel rejim değişikliğinin ardından yeni bir odak olarak ortaya çıkabilme potansiyeline sahip görünmüyor.

İran’daki rejim ise ABD ile pazarlık yaparak varlığını sürdürmenin peşinde. Neredeyse her seferinde pazarlık masasına oturmanın yollarını arayan rejim protestoların ardından hem içeride hem de dışarıda manevra kabiliyetini kullanmaya çalışıyor.

Başlarken belirttiğimiz gibi İran’da yaşananların sonuçları hem bölgesel hem de küresel çapta önemli gelişmelere gebe. İran halkının bu gelişmelere nasıl yön vereceğini önümüzdeki günler gösterecek.

ABD – Rusya rekabetinin üç cephesi: Ukrayna, Suriye ve Venezuela’da neler oluyor?                                                                 

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin Ölümü, Ülkesinin Dünü ve Bugünü

Nükleer çifte standart: Orta Doğu’nun çıkmazı, Batı’nın ikiyüzlülüğü ve çözüm çağrısı

Etiketler: İran protestoları, İran riyali, internet kesintisi, Tahran, Hamaney, HRANA, Iran Human Rights, Trump tarife, İran ekonomisi