₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

“Kimliğimiz iddianamelere suç gibi yazılıyor”: İzmir’de LGBTİ+ örgütlerinden yargıya tepki

İzmir’de bir araya gelen çok sayıda kurum, LGBTİ+’lara yönelik baskı ve kriminalizasyonun “yargı eliyle” derinleştiğini savundu; 12 Mayıs’taki duruşma için dayanışma çağrısı yaptı.

İzmir’de 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, HDK İzmir İl Meclisleri, İzmir Barış Forumu, Genç LGBTİ+ Derneği ve çok sayıda kurumun imzasıyla yayımlanan ortak basın açıklamasında, LGBTİ+’ların “yalnızca nefret söyleminin değil, doğrudan devlet politikalarının hedefi hâline getirildiği” ileri sürüldü. İmzacı kurumlar, yasalaşmadığı belirtilen düzenlemelerin “fiilî uygulamalar” üzerinden hayata geçirildiğini savunarak, yargının bir “baskı ve sindirme aracına” dönüştürüldüğünü iddia etti.

Açıklamada, kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak anılan ve LGBTİ+’ları hedef aldığı belirtilen düzenlemelerin Meclis’e getirilemediği hatırlatıldı; buna karşın baskı politikalarının sahada ve yargı süreçlerinde sürdüğü öne sürüldü. İmzacı kurumlar, “Bugün Türkiye’de LGBTİ+ olmak neredeyse başlı başına bir suç isnadı gibi ele alınıyor” ifadesiyle, soruşturma ve tutuklama pratiklerinde “seçici ve ağırlaştırıcı” bir yaklaşım bulunduğunu iddia etti.

“Operasyon” başlıkları altında gözaltı, dosya içinde farklı muamele iddiası

Ortak metinde, sosyal medyada görünür olan LGBTİ+’ların bazı dosyalarda “uyuşturucu operasyonu” gibi başlıklar altında gözaltına alındığı ve seçici biçimde tutuklandığı savunuldu. İmzacı kurumlara göre, aynı soruşturma dosyalarında farklı kişilere farklı muamele uygulanırken, LGBTİ+’lar sistematik biçimde daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakılıyor; süreçler “adalet için değil hedef göstermek ve cezalandırmak için” işletiliyor.

“Nefret dili yargı metinlerine girdi” iddiası

Açıklamada, Murat Övüç hakkında hazırlandığı belirtilen iddianamede yer aldığı aktarılan “kadın kılığına girmiş erkek, kendisini gay olarak tanımlayan şüpheli” ifadesi örnek gösterilerek, nefret dilinin yargı metinlerine taşındığı savunuldu. İmzacı kurumlar, “Kimliğimiz iddianamelere suç unsuru gibi yazılıyor” diyerek bu tür ifadelerin yalnızca önyargıyı değil, yargısal yaklaşımı da biçimlendirdiğini ileri sürdü.

Trans kadınlara “müstehcenlik” suçlamasıyla kriminalizasyon

Metinde özellikle trans kadınların hedefte olduğu, “müstehcenlik” suçlamasıyla varoluşun kriminalize edildiği iddia edildi. İmzacı kurumlar, “Bedenlerimiz delil, kimliklerimiz suç gibi gösteriliyor” sözleriyle, davaların kimlik temelli bir baskı mekanizmasına dönüştüğünü savundu.

Bu çerçevede, trans aktivist Janset Kalan hakkında iki ayrı “müstehcenlik” davası açıldığı belirtilerek, bunun “hukukun cezalandırma aracına dönüştürülmesinin somut örneği” olduğu ifade edildi.

Derneklere kapatma ve dava baskısı vurgusu

Ortak açıklama, baskının yalnızca bireylere değil, örgütlenme özgürlüğüne yöneldiği iddiasını da merkezine aldı. Metinde, Genç LGBTİ+ Derneği hakkında kapatma kararı verildiği; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin tamamı hakkında davalar açıldığı belirtildi. İmzacı kurumlar, hak savunuculuğu faaliyetinin “suçmuş gibi” gösterildiğini ileri sürdü.

Açıklamada ayrıca 17 Mayıs Derneğinin 2019’dan bu yana LGBTİ+’lara psikososyal ve hukuki destek sunduğu hatırlatıldı; 2024’te dernek denetimleri kapsamında denetlendiği, “Benim İnterseks Hikâyem” kitabı ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunulduğu aktarıldı. Metne göre savcılık tarafından atanan bilirkişi heyetinin, dernek faaliyetlerinin hukuka ve tüzüğe uygun olduğuna ilişkin rapor verdiği; ancak bu raporun “yok sayıldığı” öne sürüldü.

İmzacı kurumlar, 17 Mayıs Derneği Başkanı trans kadın aktivist Defne Güzel hakkında, dernek faaliyetleri gerekçe gösterilerek hapis cezası ve seçme-seçilme hakkından yoksun bırakılma istemiyle dava açıldığını belirtti. Açıklamada, “LGBTİ+ hakları, örgütlenme ve ifade özgürlüğü yargı tehdidi altındadır” ifadesi kullanıldı.

12 Mayıs için dayanışma çağrısı

Metinde, söz konusu davanın 12 Mayıs’ta görüleceği belirtilerek kamuoyuna çağrı yapıldı. İmzacı kurumlar şu ifadelerle taleplerini sıraladı:

  • LGBTİ+’lara yönelik “savaş” olarak nitelendirilen politikalara son verilmesi,

  • yargının “sopa” gibi kullanılmaması,

  • nefret söylemi ve hedef göstermenin durdurulması,

  • trans kadınlara yöneltildiği belirtilen “müstehcenlik” ve benzeri keyfî davaların sonlandırılması,

  • dernekler üzerindeki kapatma, soruşturma ve dava baskılarının geri çekilmesi,

  • eşit yurttaşlık ve yaşam hakkının güvence altına alınması.

Açıklama, “Bir kitap suç değildir. Bir sergi tehdit değildir. Bir dernek suç değildir. Bir kimlik asla suç değildir” vurgusuyla sonlandırıldı. İmzacı kurumlar, 12 Mayıs’taki duruşmada Defne Güzel ve 17 Mayıs Derneği ile dayanışmaya davet etti.

İmzacı kurumlar

20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği; HDK İzmir İl Meclisleri; İzmir Barış Forumu; Genç LGBTİ+ Derneği; İzmir Feminist Kolektif; İHD İzmir Şube; Sol Parti; İzmir Kadın Dayanışma Derneği; DSİP; ESP; Sol Feminist Hareket; Devrimci Parti; Özgür Üniversite Hareketi; Kaldıraç; Kadın Savunması; Sosyalist Kadın Hareketi; Anti Kapitalist Kadınlar; 10 Ekim Barış Derneği; Hayvan Yaşam Özgürlük; Direnişin Renkleri; İzmir Halkevci Kadınlar.

Etiketler : #LGBTİ #LGBTİHakları #TransHakları #İfadeÖzgürlüğü #ÖrgütlenmeÖzgürlüğü #İnsanHakları #NefretSöylemi #İzmir #Hukuk #EşitYurttaşlık #SivilToplum #Dayanışma