₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Söyleşi | Hakan Tosun’un ardından: Bir şiir kitabı, iki şarkı ve süren adalet mücadelesi

Gazeteci, belgeselci ve yaşam savunucusu Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun ve Hakan Tosun’un Arkadaşlarından Murat Mengirkaon ile; yeniden yayımlanan şiir kitabını, Geniş Merdiven’in “Gitmek” albümünü ve 8 Temmuz’da (yarın) görülecek duruşma öncesi adalet mücadelesini konuştuk.

Hakan Tosun’un gençlik yıllarında yazdığı şiirler yeniden okurla buluşurken, Geniş Merdiven iki şiirini “Gitmek” adlı albümle besteledi. Öznur Tosun ve Murat Mengirkaon, 8 Temmuz’daki duruşma öncesi davanın yalnızca bir ceza dosyası değil, kamusal güvenlik, cezasızlık ve adalet arayışı meselesi olduğunu vurguluyor.

Gazeteci, belgeselci, video aktivist ve yaşam savunucusu Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin dava 8 Temmuz Çarşamba günü Bakırköy Adliyesi’nde görülmeye devam edecek. Duruşma öncesinde Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun ve Hakan Tosun’un Arkadaşları’ndan Murat Mengirkaon ile; Tosun’un yeniden yayımlanan şiir kitabını, Geniş Merdiven’in iki şarkılık “Gitmek” albümünü ve süren adalet mücadelesini konuştuk.

FİKİR’de daha önce Hakan Tosun’un Arkadaşlarından Koray Türkay‘ın Hakan Tosun için: Bu daha başlangıç mücadeleye devam başlığı ile yayımlanan yazısında, Hakan Tosun için İzmir’de düzenlenen etkinlik, onun doğa ve yaşam mücadelesindeki yerini görünür kılma, cezasızlığa karşı dayanışmayı büyütme ve adalet talebini sürdürme çabasının bir parçası olarak anlatılmıştı. Bugün aynı mücadele, bir yandan mahkeme salonunda, diğer yandan Hakan Tosun’un geride bıraktığı şiirlerde, görüntülerde ve dostlarının ürettiği müzikte sürüyor.

Şiirden şarkıya uzanan hafıza

Murat Mengirkaon, Hakan Tosun’u 1996’dan beri tanıdığını, farklı dönemlerde aynı kültür çevrelerinde ve dostluk ilişkilerinde yan yana geldiklerini anlatıyor. Tosun’un 2003 yılında kendi olanaklarıyla bastırdığı şiir kitabını, ölüm haberinden sonra yeniden eline aldığını söyleyen Mengirkaon, kitabın o günden beri kendisi için başka bir anlam kazandığını belirtiyor.

Tosun’un gençlik yıllarında yazdığı şiirleri içeren “Ölüm Biraz da Sana Benzer”, yeni baskısıyla Papirüs Yayınları tarafından okurla buluşturuldu. Kitabın yeniden yayımlanması, yalnızca bir edebiyat olayı olarak değil, Hakan Tosun’un gazeteci, belgeselci ve doğa savunucusu kimliğinin yanında şair yanını da görünür kılma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor.

Öznur Tosun, kitabın ilk yayımlandığı dönemde Hakan Tosun’un bunu daha çok kendi isteğiyle, “anı kalsın” duygusuyla yaptığını söylüyor. Ona göre kardeşi, kendisinden söz etmeyi, kendi etrafında bir gündem oluşmasını seven biri değildi. Buna rağmen şiirlerinde güçlü bir duygu, isyan ve ifade arayışı vardı: “Baktığınız zaman edebi olarak da çok kuvvetli şiirleri var. Duygularını ifade etme açısından da çok değerli.”

Bu şiirlerden ikisi, Geniş Merdiven tarafından “Gitmek” adlı iki şarkılık albüme dönüştürüldü. Albümde Murat Mengirkaon’un bestelediği “Gitmekle Başlıyor Her Şey” ile Barış Yıldırım’ın bestelediği “Gitme Sen” yer alıyor. Mengirkaon, iki şiirin de gitme, yolculuk, ayrılık ve kalma isteği etrafında birleştiğini söylüyor. Bu nedenle albümün adı da “Gitmek” olmuş.

Öznur Tosun, şiirlerin şarkıya dönüşmesini “onur verici” bulduğunu belirtiyor. Ona göre bu çalışma, yalnızca bir beste değil; Hakan Tosun’un duygusunu, sözünü ve geride bıraktığı izi başka insanlara ulaştırmanın bir yolu.

 

“Hakan görüntüye odaklandı ama bize şiirleri de bıraktı”

Murat Mengirkaon’a göre Hakan Tosun’un şiirlerinde ölüm, gitmek ve politik bir dönemin ağırlığı hissediliyor. Tosun’un şiir yazmayı sürdürse gelişebilecek bir şairlik çizgisine sahip olduğunu söyleyen Mengirkaon, onun zamanla başka bir estetik alana, görüntüye ve belgesel üretimine yöneldiğini ifade ediyor:

“Hakan şiir yazsa şiiri gelişmeye müsaitti. Fakat o şiir yazmak yerine görüntüye odaklandı. Başka bir estetik alanına odaklandı. Ve bize bu şiirleri bıraktı.”

Ancak Mengirkaon, bu üretimlerin yalnızca estetik bir ilgiyle ele alınmadığını özellikle vurguluyor. Ona göre şiir kitabının yeniden basılması ve Geniş Merdiven’in şarkıları, Hakan Tosun’un davasını görünür kılma çabasının da bir parçası:

“Hakan gazeteciydi, Hakan video aktivistiydi, belgeselciydi, çevre mücadelesinin, halk mücadelesinin bir parçasıydı ve başına bunlar geldi. Böyle bir insanın başına bunlar geldi. Ve biz bunun peşindeyiz.”

Öznur Tosun da kardeşinin eşyaları arasında yayımlanmamış şiirleri, düz yazıları, hayallerini ve düşüncelerini kaleme aldığı metinler bulunduğunu söylüyor. Aile, ilerleyen dönemde bu metinleri de bir kitap halinde okurla buluşturmayı istiyor.

Dava yalnızca bir ceza dosyası değil

Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması 6 Mayıs’ta Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Basına yansıyan bilgilere göre tutuklu iki sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi; aile avukatları ise duruşmada kamera kayıtlarından oluşan bir video sunduklarını ve tanık beyanlarının bu görüntülerle çeliştiğini ifade etti.

Öznur Tosun, ilk duruşmada karşılaştıkları tablonun aile için ayrıca yaralayıcı olduğunu anlatıyor. Aile olarak davacı olmalarına rağmen duruşma salonuna girmekte zorlandıklarını, çok geniş güvenlik önlemleriyle karşılaştıklarını ve Hakan Tosun’un dostlarının adliyeye toplu biçimde gitmesine engel çıkarıldığını belirtiyor.

Tosun’a göre bu dava, yalnızca Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin bir yargılama değil; sokakta güvenle yürüyebilmenin, hak arayabilmenin ve yurttaşların kamusal alanda korunup korunmadığı sorusunun davası:

“Hakan Tosun hayatını kaybetti. Geri gelmeyecek, biliyoruz. Ama bu dava sokakta özgürce yürüyebilmenin davası.”

Öznur Tosun, olay sonrasında delillerin toplanması, kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve kolluk süreçlerine ilişkin çok sayıda soru işareti bulunduğunu dile getiriyor. Ailenin Mevlana Karakolu ve olayda adı geçen üçüncü kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ancak bu başlıklarda henüz sonuç alamadıklarını söylüyor.

“Biz ne kadar güvendeyiz?”

Öznur Tosun, davanın toplumsal önemini anlatırken meseleyi daha geniş bir güvenlik ve cezasızlık tartışmasına bağlıyor. Ona göre Hakan Tosun’un tanınan, dostları tarafından aranan, gazeteciler ve yaşam savunucuları tarafından sahiplenilen biri olması olayın görünür hale gelmesini sağladı. Ancak aynı koşullarda yalnız kalan, aranmayan, sesi duyulmayan insanların başına ne geldiği sorusu hâlâ ortada duruyor.

“Bu kadar duyarsız kalınması akla şu soruyu getiriyor: Biz ne kadar güvendeyiz?” diyen Tosun, sokakta yaşanan şiddet olaylarının ve ardından gelen cezasızlık duygusunun toplumu daha kırılgan hale getirdiğini söylüyor. Ona göre dava, bu nedenle yalnızca ailenin değil, herkesin meselesi.

Murat Mengirkaon da Türkiye’nin ağır hak kayıplarının yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirterek Hakan Tosun davasını bu bağlam içinde değerlendirmek gerektiğini söylüyor. “Davanın takipçisiyiz. Başından beri takipçisiyiz. Süreci sonuna kadar takip etmeye de devam edeceğiz” diyen Mengirkaon, 8 Temmuz’daki duruşmaya Hakan Tosun dostlarını ve hak mücadelesinin parçası olan herkesi çağırıyor.

8 Temmuz çağrısı

Öznur Tosun, duruşmaya katılma imkânı olan herkesi Bakırköy Adliyesi’ne çağırıyor. Ona göre mahkeme salonundaki varlık yalnızca aileye destek olmak anlamına gelmiyor; davanın görünür kalması, gerçeğin karartılmaması ve Hakan Tosun’un mücadelesinin unutulmaması açısından da önem taşıyor.

“Hakan Tosun’un yanında olsunlar, duruşmanın yanında olsunlar, sürecin yanında olsunlar, destek olsunlar” diyen Tosun, kardeşinin hayatını doğa, insanlar, canlılar ve toprak için mücadeleye adadığını vurguluyor.

Hakan Tosun’un ardından kalan soru, yalnızca bir cinayet dosyasının nasıl sonuçlanacağı değil. Aynı zamanda şu: Bir toplum, yaşamı savunanların, gazetecilerin, belgeselcilerin, hak arayanların hafızasını nasıl koruyacak? Bu sorunun cevabı, 8 Temmuz’da bir kez daha Bakırköy Adliyesi’nde aranacak.

Hakan Tosun için: Bu daha başlangıç mücadeleye devam

Bu dava neden yalnızca Hakan Tosun’un davası değil?

Çünkü, bir gazeteci ve yaşam savunucusunun öldürülmesinin ötesinde, sokakta güvenle yaşama, delillerin korunması, yargılamanın açıklığı ve cezasızlık tartışmasını birlikte gündeme geliyor.

Hakan Tosun’un şiirleri bugün neden yeniden okunuyor?

Gençlik yıllarında yazdığı şiirler, onun yalnızca gazeteci ve belgeselci kimliğini değil, duygu, isyan ve hafıza kuran edebi yanını da görünür kılıyor.

8 Temmuz duruşması neyi gösterecek?

Duruşma, ailenin ve dostlarının adalet talebinin mahkeme salonunda nasıl karşılık bulacağını; tanıklar, kamera kayıtları ve dosyadaki eksik bırakıldığı söylenen başlıkların nasıl ele alınacağını gösterecek.

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →