İzmirlilerin yüzde 64’ü İzmir’de yaşamaktan memnunken, yüzde 59’u İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun değil.
Temel altyapıdan temizliğe uzanan sorunlar kentte gündelik yaşamı olumsuz etkilerken, İzmir’e duyulan bağlılık belediye hizmetlerine yönelik memnuniyetsizliğe rağmen gücünü koruyor.
BAYETAV’ın Yaz 2026 İzmir Barometresi, kent aidiyeti ile Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerine ilişkin memnuniyetin birbirinden ayrıldığını gösteriyor. İzmir sevilmeye devam ederken geçim sıkıntısı, altyapı sorunları, temizlik, kaygı ve siyasal güvensizlik kent yaşamını ağırlaştırıyor.
İzmirlilerin yüzde 64’ü İzmir’de yaşamaktan memnunken, yüzde 59’u İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun değil. Temel altyapıdan temizliğe uzanan sorunlar kentte gündelik yaşamı olumsuz etkilerken, İzmir’e duyulan bağlılık belediye hizmetlerine yönelik memnuniyetsizliğe rağmen gücünü koruyor.
Başlıktaki soru, BAYETAV’ın araştırmaya katılanlara yönelttiği sorunun gündelik dildeki karşılığı: İzmir’de yaşamaktan ne ölçüde memnunsunuz?
Yanıt belirgin. Araştırmaya katılanların yüzde 64’ü İzmir’de yaşamaktan memnun olduğunu söylüyor. Yüzde 21’i memnun değil, yüzde 15’i ise kendisini iki görüşün arasında konumlandırıyor.
Konu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerine geldiğinde ise tablo tersine dönüyor. Katılımcıların yüzde 59’u Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olmadığını, yüzde 24’ü memnun olduğunu belirtiyor. Yüzde 17’lik kesim ortada duruyor.
Kentte yaşamaktan duyulan memnuniyet ile Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden duyulan memnuniyet arasında 40 puanlık bir fark bulunuyor. BAYETAV’ın Yaz 2026 İzmir Barometresi’nin görünür kıldığı temel ayrım bu: İzmir’i sevmek ile İzmir’in nasıl yönetildiğinden ve sunulan hizmetlerden memnun olmak aynı şey değil.

Kent seviliyor, Büyükşehir’in hizmetleri yetersiz bulunuyor
İzmir’de yaşamaktan duyulan memnuniyet, barometrenin önceki araştırmalarında da yüksek düzeyini korudu. Ekonomik koşulların ağırlaşması, belediye hizmetlerine yönelik eleştirilerin büyümesi ve kent gündeminin temizlik, altyapı ve ulaşım sorunları etrafında şekillenmesi bu bağlılığı henüz ortadan kaldırmış görünmüyor.
Bu durum, kentle kurulan ilişkinin yalnızca maddi koşullardan veya alınan belediye hizmetlerinden oluşmadığını gösteriyor. İzmir’in toplumsal hayatı, kültürel kimliği, tarihsel belleği, kamusal alanları ve gündelik ilişkileri kent memnuniyetinin daha dayanıklı bir zemin üzerinde kalmasını sağlıyor olabilir.
Araştırma bu bağlılığın nedenlerini doğrudan ölçmüyor. Bu nedenle yüzde 64’lük kent memnuniyetini Büyükşehir Belediyesi’ne verilmiş bir onay olarak okumak kadar, İzmir’de hayatın sorunsuz olduğu biçiminde yorumlamak da yanıltıcı olur.
Veriler, İzmirlilerin kenti belediye yönetiminden ayırarak değerlendirdiğini düşündürüyor. Kent sevilmeye devam ediyor; fakat Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu hizmetler aynı düzeyde olumlu karşılık bulmuyor.
Gençlerin kentle ilişkisi daha kırılgan
Yaş grupları arasındaki fark, İzmir’e duyulan bağlılığın geleceği açısından önemli bir uyarı taşıyor. İzmir’de yaşamaktan memnun olduğunu söyleyenlerin oranı 18-29 yaş grubunda yüzde 52’ye geriliyor. Memnuniyetsizlik ise gençlerde yüzde 28 ile kent ortalamasının üzerinde seyrediyor.
Otuzlu ve kırklı yaşlarda kent memnuniyeti yüzde 60-65 aralığına yükselirken, 50 yaş ve üzerindeki katılımcılarda yüzde 70’e yaklaşıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olmayanların oranı da 18-29 yaş grubunda yüzde 68’e ulaşıyor. Bu oran otuzlu ve kırklı yaşlarda yüzde 62-64 aralığında kalırken, 60 yaş üzerinde yüzde 51’e geriliyor. Büyükşehir’in hizmetlerinden memnun olduğunu söyleyenlerin oranı ise 60 yaş üzerinde yüzde 35 ile en yüksek düzeyine çıkıyor.
Gençler hem İzmir’de yaşamaktan daha az memnun hem de Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerini daha olumsuz değerlendiriyor. Bu tablo, gençlerin kentle ilişkisini yalnızca geçici bir siyasi hoşnutsuzluk olarak görmenin yetersiz kalacağını gösteriyor.
Büyükşehir’e yönelik memnuniyetsizlik parti sınırlarını aşıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olmayanların oranının yüzde 59’a ulaşması, eleştirinin yalnızca belirli bir siyasi seçmen grubunda toplanıp toplanmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.
Araştırmaya göre memnuniyetsizlik, yoğunluğu değişmekle birlikte bütün seçmen gruplarında görülüyor. Cumhur İttifakı seçmenlerinin yüzde 73’ü, kararsızların yüzde 70’i, DEM Parti seçmenlerinin yüzde 90’ı Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olmadığını söylüyor. CHP’de kalan seçmenlerde memnuniyetsizlik yüzde 50, YENİ Parti seçmenlerinde yüzde 42 düzeyinde.
Alt grupların örneklem içindeki büyüklükleri nedeniyle bu oranları kesinleşmiş seçmen profilleri olarak değerlendirmemek gerekiyor. Buna rağmen genel yönelim açık: Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerine ilişkin eleştiri, yalnızca iktidar-muhalefet ayrımıyla açıklanabilecek bir görünüm taşımıyor.
Büyükşehir’i yöneten siyasi alana yakın seçmenler arasında da önemli bir memnuniyetsizlik bulunuyor. Bu durum, hizmet değerlendirmesinin parti aidiyetinden bütünüyle bağımsız olmasa bile onunla sınırlı kalmadığını gösteriyor.
En sert eleştiri temel altyapıya
Somut hizmet alanlarına ilişkin değerlendirmeler, Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik genel memnuniyetsizliğin hangi kent sorunlarıyla birlikte şekillendiğini gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 71,3’ü yol, kanalizasyon ve su gibi temel altyapı hizmetlerinin yeterli olduğu görüşüne katılmıyor. Temizlik ve çöp toplama hizmetlerinden memnun olmadığını belirtenlerin oranı yüzde 63,8. Trafik yoğunluğunu normal bulmayanların oranı ise yüzde 56,9.
Toplu taşıma diğer hizmet alanlarından ayrılıyor. Toplu taşıma hizmetlerinden memnun olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 47,2 ile memnun olmayanların yüzde 32,3’lük oranının üzerinde bulunuyor.
Yaş grupları arasındaki fark somut hizmetlerde de korunuyor. Temel altyapıyı yeterli bulanların oranı 50 yaşın altındaki bütün gruplarda yüzde 10’un altında kalıyor. Toplu taşımadan memnuniyet 18-29 yaş grubunda yüzde 36,2 iken 50 yaş üzerinde yüzde 57’ye ulaşıyor.
Gençlerin Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin memnuniyetsizliği tek bir hizmet alanıyla sınırlı değil. Altyapıdan temizliğe, ulaşımdan trafiğe kadar kentteki gündelik deneyimin farklı parçalarına yayılıyor.
Temizlik ve çevre ilk sıraya çıktı
Son üç ayda İzmir’in öncelikli sorunlarına ilişkin sıralama da değişti. Mayıs 2026 araştırmasında yüzde 40,7 ile ilk sırada bulunan ulaşım ve trafik, ağustos ölçümünde yüzde 34,4’e gerileyerek üçüncü sıraya düştü.
Temizlik ve çevre sorunlarını İzmir’in en önemli iki meselesinden biri olarak gösterenlerin oranı yüzde 33,7’den yüzde 49,4’e yükseldi. Altyapı sorunları yüzde 40 ile ikinci sırada yer aldı.
Ekonomi ve geçim sıkıntısını bir kent sorunu olarak görenlerin oranı da yüzde 20,7’den yüzde 28,9’a çıktı. Belediye yönetimi ve hizmet kalitesini öncelikli sorunlar arasında sayanların oranı yüzde 16,4, kentsel dönüşüm ve deprem riskini işaret edenlerin oranı yüzde 15,3 olarak ölçüldü.
Temizlik ve çevrenin ilk sıraya yükselmesi ile temizlik hizmetlerinden duyulan memnuniyetin barometre serisinin en düşük seviyesine gerilemesi aynı eğilimin iki farklı göstergesi. Kent sakinlerinin günlük hayatında daha görünür hâle gelen temizlik sorunu, belediyelere ilişkin genel değerlendirmeyi de etkiliyor.
Bununla birlikte temizlik, çöp toplama, altyapı ve çevre hizmetleri yerel yönetim sistemi içinde Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve farklı bağlı kuruluşlar arasında paylaşılıyor. Araştırmanın yüzde 59’luk genel memnuniyetsizlik verisi doğrudan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetleriyle ilgili olsa da somut hizmet başlıklarında idari sorumluluğun tamamını tek bir kuruma yüklemek mümkün değil.
Yurttaşların gündelik deneyiminde ise bu yetki ayrımları çoğu zaman görünmezleşiyor. Toplanmayan çöp, bozulan yol, su sorunu veya yoğun trafik, sorumlu kurumdan bağımsız olarak belediye hizmetlerinin bütünü üzerinden değerlendiriliyor.
İzmir seviliyor ama İzmir’de geçinilemiyor
Kent ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki ayrışmanın yanında raporun ortaya koyduğu ikinci büyük gerilim, kent memnuniyeti ile maddi yaşam koşulları arasında.
Araştırmaya katılanların yarısı kazandığı gelirle geçinemediğini söylüyor. Geçinebildiğini ancak birikim yapamadığını belirtenlerin oranı yüzde 37. Rahat geçindiğini ve birikim yapabildiğini ifade edenler ise yalnızca yüzde 13.
Geçinemediğini söyleyenlerin oranı İzmir Barometresi serisinde ilk kez yüzde 50’ye ulaşıyor. Nisan 2025’ten bu yana yüzde 40-45 aralığında bulunan oran, ekonomik baskının giderek daha geniş bir kesime yayıldığını gösteriyor.
Bu tablo 60 yaş üzerindeki katılımcılarda daha da dikkat çekici. İzmir’de yaşamaktan en memnun gruplar arasında bulunan 60 yaş üzerindeki katılımcılar, aynı zamanda geçinemediğini söyleyenlerin yüzde 58 ile en yüksek olduğu yaş grubu.
İnsanlar kentlerinden memnun olabilirken o kentteki maddi hayatlarını sürdürmekte zorlanabilir. İzmir Barometresi’nin görünür kıldığı ayrım burada yeniden belirginleşiyor: Kent aidiyeti, ekonomik refahın veya iyi belediye hizmetinin göstergesi değil.
Kısıntı kent hayatına katılımı azaltıyor
Katılımcıların yalnızca yüzde 21,6’sı son üç ayda herhangi bir harcamasını kısmadığını söylüyor. Başka bir ifadeyle her beş kişiden yaklaşık dördü en az bir harcama kaleminden vazgeçmiş veya harcamasını azaltmış durumda.
En fazla kısılan harcama yüzde 49,8 ile arkadaşlarla dışarıda sosyalleşmek. Bunu yüzde 48,8 ile kişisel harcamalar, yüzde 43,9 ile mutfak harcamaları ve yüzde 40,8 ile sinema, tiyatro ve konser gibi kültürel etkinlikler izliyor.
Ekonomik daralma yalnızca tüketim miktarını azaltmıyor. İnsanların arkadaşlarıyla buluşmasını, kültürel hayata katılmasını ve kentte ortak bir yaşam kurmasını da zorlaştırıyor. Kentin sunduğu olanaklar varlığını korusa bile bu olanaklara erişebilenlerin sayısı azalıyor.
Temmuz 2025 ile karşılaştırıldığında dışarıda sosyalleşmeyi kısanların oranı yüzde 36,6’dan yüzde 49,8’e, kültürel etkinlikleri kısanların oranı yüzde 30,1’den yüzde 40,8’e, mutfak harcamalarını kısanların oranı ise yüzde 35,6’dan yüzde 43,9’a yükseldi.
Mutfak harcamalarındaki kısıntının sosyal ve kültürel harcamalara yaklaşması, daralmanın artık zorunlu ihtiyaçlara ulaştığını gösteriyor.
Memnuniyetsizliğin duygusal arka planı
İzmir’deki gündelik hayatın ağırlığı duygu durumuna da yansıyor. Katılımcıların yüzde 46’sı yüksek düzeyde stres ve kaygı, yüzde 37’si yüksek düzeyde öfke hissettiğini belirtiyor.
Yüksek düzeyde umutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 19, mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 18’de kalıyor.
Olumsuz duygular bütün gruplara eşit dağılmıyor. On üzerinden yapılan değerlendirmede kadınlarda stres ve kaygı ortalaması 7 iken erkeklerde 5,9. Gençlerde stres ve kaygı 7,4’e ulaşıyor. Gençlerin yüksek kaygısına diğer yaş gruplarından daha belirgin bir çaresizlik duygygusu eşlik ediyor.
Kürt katılımcılar olumsuz duyguların tamamında en yüksek ortalamalara sahipken, umut ortalamasının da en yüksek olduğu grubu oluşturuyor. Daha ağır bir duygu yükü, bu grupta umudun bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Kent hizmetleri, geçim sıkıntısı ve duygusal durum arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değil. Ancak bulgular birlikte okunduğunda, İzmir’de yaşamaktan duyulan memnuniyetin oldukça ağır bir gündelik hayat yükü altında korunduğu anlaşılıyor.
Siyasal adresler değişiyor, değişime güven büyümüyor
Araştırmaya katılanların yüzde 79’u Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. Bu kanaat yalnızca muhalefet seçmenleriyle sınırlı değil; Cumhur İttifakı seçmenlerinin yüzde 54’ü de ülkenin kötüye gittiğini söylüyor.
Türkiye gündeminde ekonomi yüzde 42 ile ilk sırada. Siyaset yüzde 23, hukuk ve adalet yüzde 11, güvenlik yüzde 10 düzeyinde.
Buna rağmen hoşnutsuzluk, siyasal değişime duyulan güveni büyütmüyor. Bir sonraki seçimde iktidarın değişeceğini düşünenlerin oranı üç ayda yüzde 52,6’dan yüzde 45,4’e geriliyor. Değişim beklentisi barometre serisinde ilk kez yüzde 50’nin altına iniyor.
Hangi parti iktidara gelirse gelsin ülkede köklü bir değişiklik olmayacağını düşünenlerin oranı da yüzde 45,3. Böylece iktidarın değişmesini bekleyenlerle iktidar değişse bile temel sorunların çözülemeyeceğini düşünenler neredeyse aynı büyüklüğe ulaşıyor.
Ana muhalefetteki bölünmenin ardından kararsızlar dağıtıldığında YENİ Parti yüzde 47, CHP yüzde 4 düzeyinde ölçülüyor. İki partinin toplamı, önceki araştırmalardaki CHP desteğini büyük ölçüde koruyor. Siyasi adres değişiyor fakat bu değişim, siyasetin sorun çözme kapasitesine yönelik genel bir güven artışı yaratmıyor.
Bir seçim tahmini değil, kentin fotoğrafı
Araştırmanın nicel verileri 4-10 Ağustos 2026 tarihlerinde bilgisayar destekli telefon görüşmeleriyle toplandı. İzmir’in yaş, cinsiyet ve eğitim yapısı gözetilerek toplam 604 kişiyle görüşüldü.
Çalışma bir yerel seçim araştırması veya Büyükşehir Belediyesi’nin bütün hizmetlerini teknik ölçütlerle değerlendiren bir performans denetimi değil. İzmir’de yaşayanların belirli bir dönemdeki deneyimlerini, algılarını ve siyasal eğilimlerini gösteren kesitsel bir araştırma.
Özellikle sayısal olarak küçük seçmen gruplarına ilişkin oranları kesinleşmiş siyasi profiller olarak yorumlamamak gerekiyor. İzmir’e ilişkin bulguların Türkiye’nin tamamına genellenmesi de mümkün değil.
Buna rağmen araştırmanın gösterdiği temel gerilim açık. İzmir’e duyulan bağlılık güçlü; fakat Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerine ilişkin memnuniyet oldukça düşük. Kent seviliyor ancak altyapı, temizlik, trafik ve geçim sorunları kentteki gündelik hayatı ağırlaştırıyor.
İzmir’i sevmek daha iyi yönetilmesini istemek
BAYETAV’ın araştırması İzmir’in sevilip sevilmediğine ilişkin basit bir evet-hayır tablosu sunmuyor. Daha karmaşık bir kent ilişkisini görünür kılıyor.
İzmirlilerin önemli bir bölümü kentte yaşamaktan memnun; fakat aynı insanlar geçim sıkıntısı yaşayabiliyor, Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerini yetersiz bulabiliyor, yüksek düzeyde kaygı hissedebiliyor ve siyasetin geleceği değiştirme kapasitesinden kuşku duyabiliyor.
Bu nedenle İzmir’e duyulan bağlılık Büyükşehir Belediyesi’nin başarısı olarak sahiplenilemez. Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerine yönelik eleştiri de kente duyulan sevgisizlik biçiminde görülemez.
Tam tersine, insanların yaşadıkları kente güçlü bir aidiyet duyması, o kentten ve onu yönetenlerden daha nitelikli hizmet talep etmelerinin nedeni olabilir.
İzmir Barometresi’nin ortaya koyduğu temel sonuç şu: İzmirliler kentlerinden vazgeçmiyor. Ancak sevdikleri kentte daha iyi yaşamak, daha nitelikli hizmet almak ve geleceğe daha fazla güvenmek istiyor.
BAYETAV İzmir Barometresi Bahar 2026 yayınlandı: İzmirliler ne düşünüyor, ne yaşıyor?
İzmirliler İzmir’de yaşamaktan memnun mu?
Araştırmaya katılanların yüzde 64’ü İzmir’de yaşamaktan memnun olduğunu söylüyor. Memnun olmayanların oranı yüzde 21, iki görüşün arasında kalanların oranı yüzde 15.
İzmirliler Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun mu?
Katılımcıların yüzde 59’u İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun değil. Memnun olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 24, ortada olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 17.
İzmir’de en fazla hangi hizmetler eleştiriliyor?
Katılımcıların yüzde 71,3’ü temel altyapı hizmetlerini yeterli bulmuyor. Kentteki temizlik ve çöp toplama hizmetlerinden memnun olmayanların oranı yüzde 63,8; trafik yoğunluğunu normal bulmayanların oranı yüzde 56,9.
İzmir’in sessiz yorgunluğu: Verilerle klişelerin altındaki gerçek kent
“İzmirliyim” diyen çok, “gelecek iyi olacak” diyen az: Kış barometresi ne söylüyor?
Bayetav İzmir Barometresi Güz 2025: Krizle yaşayan kentte kadınların sessiz verileri ve ötesi

