₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Algoritma ile insan

Eski Datça’da bir taş duvarı düşünün. Taşlardan biri biraz dışarıda, öteki eğri. Aralarından bir ot çıkmış. Duvarı ören el, kayanın biçimiyle uğraşmış; güneş altında yorulmuş, belki ertesi gün kaldığı yerden devam etmiş. Duvara bakınca bunların hepsini bilemeyiz. Yine de orada birinin emeği durur.

Şimdi aynı duvarın görüntüsünü bir makineye yaptırın. Taşları yerleştirsin, ışığı ayarlasın, otu bile unutmasın. Ortaya güzel bir görüntü çıkabilir. Bakarken hoşumuza da gidebilir. Fakat duvarın başında geçen o gün, görüntüyü üreten makinenin hayatında hiç yaşanmamıştır.

Papa XIV. Leo’nun 2 Ekim’deki paylaşımı beni bu ayrıntıya götürdü. Algoritmalarda insana özgü kıvılcımın eksik olduğunu söylüyor; yapay zekâ çağında insanı korumak için sanatçılarla ve kültür kurumlarıyla ittifakı yenilemek istiyor. Aynı gün sanatçılara hitaben yaptığı konuşmada da bu düşünceyi açıyor.

Kıvılcım güzel kelime. Küçüktür, fakat ateşin nereden başladığını gösterir.

Eserin arkasındaki emek

Ben bu sözü, ürettiğimiz şeyle aramızdaki bağı düşünmeye çağrı olarak okuyorum. Bir insan neden resim yapar? Neden herkesin sustuğu yerde bir cümle kurar? Hangi görüntüyü seçtiğini, hangi sözü çıkardığını, hangi itiraza rağmen devam ettiğini anlatırken kendi hayatından da bir şey verir.

Sanatın içinde o kararın ağırlığı vardır. Ressamın bir rengi seçmesinde, yazarın kolay alkış getirecek cümleden vazgeçmesinde, müzisyenin sesi biraz daha aramasında. Eseri yalnızca bitmiş hâliyle değerlendirdiğimizde, onu meydana getiren emeği ve arayışı gözden kaçırabiliriz.

Yapay zekâyla ortaya çıkarılmış bir iş de bizi etkileyebilir. Onu kullanan insanın fikri, seçimi ve müdahalesi değer taşıyabilir. Bu imkânı küçümsemek için sebep görmüyorum. Asıl merak ettiğim, işi kolaylaştıran araçla birlikte bizim ne yaptığımız. Daha çok mu düşünüyoruz, yoksa düşünmeye ayırdığımız vakti de mi kaldırıyoruz?

Bir köşe yazarı için mesele pek yakındır. Önüne düzgün cümleler gelebilir. Ama komşusunun anlattığını dinlemek, bir iddiayı araştırmak ve yazdığı sözün arkasında durmak hâlâ onun işidir. Yanlış bir bilgi yayımlandığında okurun kapısını çalabileceği bir insan bulunmalıdır. İmza, bu sorumluluğu da taşır.

Tekdüzeleşmenin sessiz baskısı

Papa’nın konuşmasında üzerinde durmaya değer başka bir nokta var. Teknoloji ve tüketim çağında sansürün yanında tekdüzeleşmeyi de büyük bir tehlike olarak görüyor. Sanatın buna direnmesini kültürel ve manevi bir yenilenme imkânı sayıyor.

Burada duralım.

Bir ressamın önüne yasak koyduğunuzda, çizmesine izin verilmeyen şeyi bilirsiniz. Tekdüzeleşme daha sessiz işler. Önüne en çok beğenilen işleri yığarsınız. Ondan da benzerini beklersiniz. Zamanla başka türlü çizmenin zahmeti, siparişin yetişmesine engel sayılır. İtiraz edecek vakit bile pahalılaşır.

Üstelik bunun için mutlaka yapay zekâ gerekmez. İnsan eliyle de birbirinin aynısı işler çıkarılabilir. Aynı övgüler, aynı hazır hükümler, aynı cilalı manzaralar. Araç yeni olabilir; kolayca kabul görene sığınma alışkanlığımız eskidir.

Datça’yı yalnızca güzel deniz görüntüleriyle anlatmaya başladığımızı düşünün. Her kare temiz, her cümle huzurlu. Bu anlatıda bir süre sonra burada yaşayanların gündelik hayatına yer kalmaz. Kirayı yetiştirmeye çalışan insan kadrajı bozar; kıyının geleceğini soran biri neşeyi kaçırır. Böyle bir Datça’yı pazarlamak kolaydır. İçinde yaşamak ise başka bir iştir.

Yerel hafızayı korumak biraz da bu pürüzlere yer vermektir. Bir ustanın ağzından çıkan kelimeyi düzeltmeden dinlemek. Yaşlı birinin aynı hikâyeyi neden tekrar anlattığını merak etmek. Fotoğrafta pek güzel görünmeyen bir sokağın, orada büyüyen biri için ne taşıdığını öğrenmek.

Bunları yaparken teknoloji işimize yarayabilir. Eski bir kaydı okunur hâle getirebilir, araştırmayı kolaylaştırabilir, anlatmak istediğimiz şeyi kurmamıza yardım edebilir. Kazandığımız vakti insanlara ayırırsak, kullandığımız aracın bir anlamı olur. O vakti daha fazla hazır görüntüyle doldurursak, dinleyecek kimsemiz kalmadan üretmeye devam ederiz.

Sanatçının sözünü korumak

Sanatçılarla ittifak çağrısının da bir şartı olmalı. Kilise olsun, belediye olsun, herhangi bir kültür kurumu olsun; sanatçının rahatsız edici sözüne yer açabilmeli. Kendisini öven eseri duvara asıp kendisine soru soranı kapıda bekleten kurum, insanın kıvılcımını koruyamaz.

Sanatçının emeğine bütçe ayırmak, farklı bir fikri dinlemek ve hemen anlaşılmayan bir işe zaman tanımak gerekir. İnsanı korumak iddiası, böyle somut tercihlerde karşılık bulur. Tören konuşmasından sonra da devam etmesi gerekir.

Datça’nın o taş duvarına dönelim. Görüntüsünü istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Fakat taşın başındaki ustayla konuşmak için yanına gitmemiz gerekir. Belki duvardaki eğriliğin nedenini anlatır. Belki biz kusur sanırken, o taşı kırmadan kullanmanın yolunu bulmuştur.

Biraz da bunu öğrenmeye vakit ayıralım.

Makineye vereceğimiz komutu ararken, insana soracağımız soruyu unutmayalım.

Yapay zeka bize neyi bilmediğimizi söyleyebiliyor mu?

Yapay zekâ ile üretilen görüntü, insan emeğiyle nasıl ilişkilidir?

Yapay zekâ, bir taş duvarın görünüşünü yeniden oluşturabilir. Ancak duvarı ören ustanın yaşadığı deneyimle bu görüntünün üretimi farklı süreçlerdir. Yapay zekâyı kullanan insanın fikri, seçimi ve müdahalesi de değerlendirmeye dahildir.

Tekdüzeleşme sanatı nasıl daraltır?

Sürekli en çok beğenilen işlerin benzerinin beklenmesi, farklı biçimde üretmenin alanını daraltabilir. Bu baskı yalnızca yapay zekâdan kaynaklanmaz; sipariş, hız ve kolay kabul görme beklentisi de eserleri birbirine benzetebilir.

Teknoloji yerel hafızayı korumaya nasıl katkı sunabilir?

Eski kayıtları okunur hâle getirmek, araştırmayı kolaylaştırmak ve anlatıları düzenlemek için kullanılabilir. Bu araçlarla kazanılan zamanı insanların deneyimlerini dinlemeye ayırmak, yerel hafızanın gündelik hayatla bağını güçlendirebilir.

FIFCJ Başkan Yardımcısı Av. Zübeyde Aksay ile Erkek a(i)dalet üzerine: Yapay zeka çağında kadınlar haklara nasıl erişecek?

Türkiye’deki deney yapay zekanın gizli maliyetini kanıtladı

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →