₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Fela Kuti’nin Zombie’si: Emri kim veriyor, sorumluluğu kim taşıyor?

Nijerya, 1960’ta Britanya’dan bağımsızlığını kazandığında kendi geleceğini belirleme umuduyla yola çıksa da bağımsızlığın ardından gelen darbeler, siyasi krizler ve 1967-1970 yılları arasındaki Biafra Savaşı, ülkenin toplumsal hayatında derin yaralar açtı. Savaşın ardından petrol gelirleri Nijerya ekonomisinde belirleyici bir yer edinirken askeri yönetimler iktidarı kendi ellerinde tuttu. Ülkenin zenginlikleri ve halkın beklentileri arasındaki mesafe, yolsuzluk tartışmaları ve devletin baskıcı uygulamalarıyla birlikte büyüdü. 1970’lerin Nijeryası’nda üniformalı askerler, askeri komutlar ve emir-komuta düzeni siyasi hayatın en görünür unsurlarıydı.

Fela Anikulapo Kuti için müzik, Nijerya’da olup bitenleri anlatmanın ve iktidarın karşısında kendi sözünü söylemenin bir yoluydu. Şarkılarında iktidarı, yolsuzluğu ve toplumsal eşitsizlikleri hedef alırken dinleyicilerini çevrelerinde olup bitenlere başka bir gözle bakmaya çağırdı. 1976’da yayımladığı Zombie albümü, bu yaklaşımın en tanınan örneklerinden biri oldu. Kuti, askeri yönetimi uzun siyasi açıklamalarla eleştirmek yerine askeri komutların dilini şarkısına taşıdı. Talimatları düşünmeden uygulayan insanları bir zombi imgesi üzerinden anlattı. Böylece askeri disiplinin ciddiyetini, onun kendi tekrarlarıyla alaya alınan bir gösteriye dönüştürdü.

Kuti’nin müziğinin temelinde Afrobeat vardı. Caz, funk ve Batı Afrika müzik geleneklerini bir araya getiren bu tür, uzun ritim döngüleri, katmanlı perküsyonlar, belirgin bas çizgileri ve güçlü üflemeli çalgılar üzerine kuruludur. Kuti’nin parçalarında enstrümanlar, dinleyiciyi şarkının başından sonuna taşıyan bir yapı oluşturuyordu. Ritmin katmanları birbirine ekleniyor, melodiler genişliyor ve tekrarlar müziğin gerilimini artırıyordu.

Zombie bu müzikal yapıyı siyasi bir anlatının parçası haline getirdi. Şarkının ritmi dinleyiciyi dansa çağırırken sözleri, hareketin ardındaki itaat ilişkisini sorguluyordu. Askeri komutlar müziğin içine yerleşiyor, tekrarlar arttıkça emirlerin mekanik niteliği belirginleşiyordu. Kuti, askeri düzeni dışarıdan tarif etmek yerine onun dilini taklit ediyor ve bu dili kendisinin eleştiri aracına dönüştürüyordu.

Düşünmenin emre bağlandığı yerde

Şarkının merkezinde tekrar tekrar duyulan bir düşünce vardı: “Zombie no go think, unless you tell am to think.” Türkçeye, “Ona düşünmesi söylenmedikçe düşünmez” diye çevrilebilecek bu dize, zombinin nasıl bir varlık olduğunu anlatıyordu. Kendi kararlarını veremeyen bu figür, düşünme eylemini bile başkasının talimatına bırakıyordu. Birinin ne zaman hareket edeceğine, ne zaman duracağına ve hangi yöne gideceğine başka biri karar veriyordu.

Bu sözlerin hedefinde askeri eğitimdeki belirli hareketlerden daha geniş bir mesele bulunuyordu. Bir emir verildiğinde onu yerine getirmek, askeri hiyerarşinin işleyişinin parçasıydı. Kuti ise bu işleyişin insanın kendi muhakemesini ortadan kaldırdığı noktayı sorguluyordu. Emir ile eylem arasındaki mesafeyi düşünceyle dolduramayan kişi, yaptığı şeyin anlamını değerlendirmeyi de bırakıyordu. Böylece görevini yerine getirmek, doğru olanı yapmakla eş anlamlı hale geliyordu.

Kuti’nin zombisi konuşmayan, düşünmeyen ve kendisine söylenenin dışına çıkmayan bir figürdü. Şarkıdaki bu tasvir, insanın iradesini teslim etmesinin nasıl sıradanlaşabileceğini gösteriyordu. Kişi kendi kararlarını vermekten vazgeçtiğinde sorumluluğunu da başkasına devretmeye başlayabilirdi. Bir eylemin yanlış olduğunu düşünmek yerine emrin kimden geldiğine bakmak yeterli sayılabilirdi. Böyle bir düzende vicdanın ve muhakemenin yerini hiyerarşi alıyordu.

Şarkıda geçen “No brain, no job, no sense” ifadesi de bu eleştiriyi alaycı bir dille keskinleştiriyordu. “Akıl yok, görev yok, sağduyu yok” biçiminde karşılanabilecek sözler, düşünme yetisini devre dışı bırakan bir düzenin portresini çiziyordu. Burada görevini yapmak ile ne yaptığını anlamak arasındaki bağ kopmuştu. Zombi, kendisinden bekleneni yerine getiriyordu ama bu hareketin nedenini değerlendiremiyordu.

Bu sözleri, askerleri akılsızlıkla suçlayan basit bir hakarete indirgemek şarkının kapsamını daraltır. Kuti’nin kullandığı imge, insanın kendi muhakemesinden vazgeçmesini ve bu vazgeçişin bir itaat biçimine dönüşmesini hedef alıyordu. Askeri yönetim, bu eleştirinin doğrudan bağlamını oluşturuyordu. Ancak şarkının sorusu daha genişti. Bir insan, kendisine verilen görevi yerine getirdiğinde sorumluluğunun sona erdiğine inanabilir miydi?

Komutların ritmi, iktidarın alayı

Zombie’nin en çarpıcı bölümlerinden biri, askeri talimatların peş peşe sıralandığı kısımdı. “Attention”, “Quick march”, “Slow march”, “Left turn”, “Right turn” ve “Salute” gibi komutlar, askeri geçit törenlerini ve talimatlarla yönetilen bedenleri hatırlatıyordu. Dikkat kesilmek, hızlı ya da yavaş yürümek, sağa veya sola dönmek, selam vermek. Her hareketin bir komuta bağlandığı bu düzende beden, kendi kararından çok dışarıdan gelen talimata göre hareket ediyordu.

Fakat Kuti bu komutları bir askeri törenin ciddiyetiyle sunmuyordu. Talimatların ardından nakarat yükseliyor ve koro “Zombie” diye karşılık veriyordu. Komut ile cevap arasındaki ilişki, askeri düzenin kendi işleyişini taklit ediyordu. Ancak bu kez tekrarlar, disiplinin gücünü yüceltmek yerine onun mekanikliğini ortaya çıkarıyordu. Askerin hareketleri bir koreografiye dönüşüyor, komutların ardı arkası kesilmedikçe bu koreografi giderek daha absürt görünüyordu.

Şarkının müzikal yapısı, bu alayı daha da etkili hale getiriyordu. Uzun süre devam eden ritim, bas ve gitar çizgileriyle üflemeli çalgıların birbirine eklenen sesleri, dinleyiciyi parçanın içine çekiyordu. Vokal ile koronun karşılıklı ilerleyişi, emri verenle cevap veren arasındaki ilişkiyi andırıyordu. Fakat koronun tekrarladığı sözcük, askeri düzenin kendisine yöneltilmiş bir alaydı. Kuti, komutları olduğu gibi alıp müziğin içine yerleştiriyor ve onları kendi otoritelerini sorgulayan bir gösteriye dönüştürüyordu.

Bu nedenle Zombie’de tekrar, yalnızca müzikal bir tercih değildi. Şarkının anlattığı mekanizmayı dinleyiciye duyuran temel araçlardan biriydi. Aynı komutun ardından aynı cevabın gelmesi, düşünmeden sürdürülen bir hareketin işitsel karşılığını oluşturuyordu. Müzik ilerledikçe dinleyici bu düzeni tanıyor ve komutların tekrarını beklemeye başlıyordu. Kuti, bu beklentiyi kullanarak askeri disiplinin öngörülebilirliğini açığa çıkarıyordu.

Şarkının bir başka bölümünde emirlerin sertliği daha da belirginleşiyordu. “Go and kill”, “Go and die” ve “Go and quench” gibi ifadeler, öldürme, ölme ve yok etme eylemlerini komutların parçası haline getiriyordu. Burada itaatin sonuçları soyut bir düşünce olmaktan çıkıyordu. Bir insanın başka birine zarar vermesi ya da kendi hayatını tehlikeye atması, kendisine verilen talimatın devamı olarak sunuluyordu. Komutların soğuk dili ile bu eylemlerin ağırlığı arasındaki uçurum, şarkının alaycı anlatımını daha sert hale getiriyordu.

Kuti’nin başarısı, dinleyiciyi ritimden uzaklaştırmadan sözlerin rahatsız edici anlamını duyurmasındaydı. Şarkı dans edilebilir bir yapıya sahipti, fakat bu hareketin içinde sorgulanması gereken bir düzen bulunuyordu. Dinleyici müziğe eşlik ederken komutların neyi temsil ettiğini de düşünmeye davet ediliyordu. Böylece politik eleştiri, şarkının dışına eklenmiş bir mesaj olarak kalmıyor, müziğin ritmine ve tekrarlarına yerleşiyordu.

Kalakuta Cumhuriyeti’ne uzanan çatışma

Fela Kuti’nin askeri yönetimle çatışması Zombie albümünden önce başlamıştı. Şarkılarında devletin uygulamalarını ve siyasi iktidarın toplum üzerindeki etkisini eleştiren sanatçı, Lagos’ta Kalakuta Cumhuriyeti adını verdiği yaşam ve üretim alanını kurmuştu. Burası ailesinin, müzisyen arkadaşlarının ve çevresindeki insanların yaşadığı, kayıtların yapıldığı ve Kuti’nin bağımsız yaşam anlayışını hayata geçirdiği bir yerdi. Kuti’nin buraya cumhuriyet adını vermesi, devlet otoritesinden bağımsız bir alan kurma iddiasının simgelerinden biriydi.

Zombie yayımlandığında şarkı Nijerya’da geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Askerleri düşünmeden emir uygulayan zombiler olarak tasvir etmesi, askeri otoritenin saygınlık iddiasını doğrudan hedef alıyordu. Ancak Kuti’nin yönetimle karşı karşıya gelmesini yalnızca bu şarkıyla açıklamak doğru olmaz. Sanatçının siyasi eleştirileri, Kalakuta Cumhuriyeti’ndeki bağımsız yaşamı ve dönemin iktidarıyla daha önce yaşadığı çatışmalar, daha geniş bir gerilim yaratmıştı. Zombie, bu gerilimin en görünür simgelerinden biri haline geldi.

18 Şubat 1977’de yaklaşık bin asker Kalakuta Cumhuriyeti’ne saldırdı. Yerleşke ateşe verildi, burada yaşayan insanlar şiddete maruz kaldı ve Kuti ağır biçimde yaralandı. Annesi Funmilayo Ransome-Kuti de saldırı sırasında ikinci kattaki bir pencereden aşağı atıldı. Kadın hakları savunucusu ve sömürge yönetimine karşı mücadele etmiş önemli bir siyasi figür olan Funmilayo Ransome-Kuti, aldığı yaraların ardından 1978’de hayatını kaybetti. Saldırı, Kuti’nin yaşamında ve Nijerya’nın siyasi müzik tarihinde derin izler bıraktı.

Kalakuta Cumhuriyeti’nin yakılması, Zombie’nin askeri yönetimle çatışmanın simgelerinden biri haline gelmesini sağladı. Yine de saldırıyı tek bir şarkının doğrudan sonucu olarak değerlendirmek, olayın siyasi bağlamını eksik bırakır. Kuti, askeri yönetimi daha önce de eleştiriyor ve kendi yaşam alanını devletin müdahalelerine karşı korumaya çalışıyordu. Zombie bu çatışmayı keskinleştirmiş olsa da saldırının arkasındaki koşullar, sanatçının uzun süredir devam eden siyasi karşı duruşuyla birlikte ele alınmalıdır.

Saldırının ardından Kuti’nin müziği susmadı. Kalakuta’da yaşananları ve devletin sorumluluğu reddeden yaklaşımını daha sonraki çalışmalarında da gündeme getirdi. Onun için müzik, yaşananları kayda geçirme ve resmi anlatının karşısına başka bir tanıklık koyma aracıydı. Kalakuta Cumhuriyeti’nin yıkılması, sanatçının sesini ortadan kaldırmadı. Aksine, müzik ile siyasi iktidar arasındaki çatışmanın hafızasında kalıcı bir yere sahip oldu.

Zombi yalnızca asker midir?

Zombie, ortaya çıktığı dönemin Nijerya’sında askeri yönetimi ve emir-komuta düzenini hedef alıyordu. Bununla birlikte şarkının merkezindeki itaat meselesi, askeri kurumların sınırlarını aşan bir anlam taşıyordu. İnsanların kendi muhakemelerini bir otoriteye bıraktığı, sorumluluğu bir üst makama devrettiği ve yaptığı işin sonuçlarını düşünmekten vazgeçtiği her durumda benzer bir sorun ortaya çıkıyordu.

Burada her talimata uymayı sorgusuz itaatle eşitlememek gerekir. Kurumların işleyişi, görevleri, kuralları ve ortak sorumlulukları gerektirir. Asıl mesele, talimatların sorgulanamaz hale gelmesi ve kişinin kendi muhakemesini kullanma imkanını kaybetmesidir. Bir kararın yanlış olduğunu fark ettiği halde itiraz edemeyen ya da yaptığı işin sonuçlarını düşünmeyi gereksiz gören insan, sorumluluğunu yalnızca emri veren kişiye bırakabilir. Kuti’nin zombisi, bu kopuşun alaycı bir portresidir.

Şarkı bu nedenle askeri otoriteyi eleştirirken daha genel bir soruyu da gündeme getirir. Bir insan, kendisinden isteneni yerine getirdiğinde sorumluluğunu tamamlamış sayılır mı? Bir emrin uygulanması, onun sonuçlarını değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı? Kuti bu sorulara bir açıklama metniyle cevap vermez. Komutları tekrarlar, koronun sesini yükseltir ve dinleyiciyi kendi hükmünü vermeye bırakır.

Zombie’nin etkisi, sözleriyle müziği arasında kurduğu ilişkiden kaynaklanır. Ritim dinleyiciyi harekete geçirirken sözler, bu hareketin hangi koşullarda düşünceden kopabileceğini gösterir. Askeri komutlar tekrarlandıkça emirlerin mekanik yapısı açığa çıkar. Zombi imgesi de bir hakaret olmanın ötesine geçerek insanın kendi kararlarını başkasına teslim etmesinin simgesine dönüşür.

Fela Kuti, dinleyicisine kolay cevaplar sunmaz. Komutları tekrarlar, koronun sesini yükseltir ve askeri otoritenin kendisini bir alay nesnesine dönüştürür. Müziğin dansa çağıran ritmiyle sözlerin sertliği arasındaki gerilim, şarkıyı dinlendikten sonra da zihinde canlı tutar. Çünkü Zombie, itaatin nasıl işlediğini anlatırken sorumluluğun bir emirle ortadan kalkmayacağını da hatırlatır.

Şarkının son notaları sustuğunda geriye askeri komutlardan daha uzun ömürlü bir ses kalır. Fela Kuti’nin ritmi, düşünmeden itaat etmenin sıradanlaştırıldığı her düzene karşı çalmayı sürdürür. Çünkü bir emri yerine getirmek insanı sorumluluktan kurtarmaz. Bazen asıl itaatsizlik, kendi aklını ve vicdanını korumakta başlar.

Mumun sözleri: Bir şiirin yüzyılı aşan hafızası

Afrobeat nedir?

Fela Kuti’nin öncülük ettiği Afrobeat; cazı, funk’ı ve Batı Afrika müzik geleneklerini bir araya getirir. Uzun parçalar, birbirine eklenen ritim katmanları, güçlü bas çizgileri ve üflemeli çalgılar türün belirgin özellikleridir. Kuti’nin müziğinde bu yapı, toplumsal ve siyasal eleştiriyi de taşır.

Fela Kuti’nin Zombie şarkısı neyi eleştiriyor?

Zombie, Nijerya ordusunun şiddetini ve sorgusuz itaat anlayışını hedef alır. Askeri komutların tekrar edilmesi ve koronun bunlara karşılık vermesi, emir-komuta düzenini alaya dönüştürür. Şarkının zombi imgesi, kendi muhakemesini bir otoriteye bırakan insanı temsil eder.

Kalakuta Cumhuriyeti’nde ne yaşandı?

Fela Kuti’nin Lagos’taki ortak yaşam ve üretim alanı Kalakuta Cumhuriyeti, 18 Şubat 1977’de yaklaşık bin askerin saldırısına uğradı. Yerleşke yakıldı, Kuti ağır yaralandı. Pencereden aşağı atılan annesi Funmilayo Ransome-Kuti, aldığı yaraların ardından 1978’de hayatını kaybetti.

Mumun sözleri: Bir şiirin yüzyılı aşan hafızası

Fransa’da tarihsel inat: Sokağın diyalektiği

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →