İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne yapılan siber saldırı sonucu verileri çalınan kadın öğrencilerin otoğrafları kullanılarak, görsellerin puanlandığı bir “güzellik değerlendirmesi” anketinin yer aldığı bir internet sitesi oluşturulmuştu. “EcoGirls” adlı bu sitenin bağlantı adresinin bazı whatsapp sohbet gruplarında yayılmasıyla haberdar olan mağdur öğrenciler, durumu önce çevrelerine ardından okuldaki yetkililere bildirerek endişelerini ilettiler.
Dayanışma nasıl başladı, dosya nasıl büyüdü
Süreç, Okulun kısa sürede açıklama yapmaması ve gönüllü avukatların öğrencilerle kurduğu iletişim sayesinde bilgi edinen öğrencilerin vakit kaybetmeden şikayette bulunmasıyla ilerledi. Ulusal medyaya yansıyan bu olay, okulun yaptığı açıklamanın yetersiz görülmesiyle daha da tepki aldı.
Mağdur öğrencilere gönüllü olarak destekleyen avukat ile hem yaşanılan süreci hem de son durumu değerlendiren bir söyleşi gerçekleştirdik. FİKİR Gazetesi’ne konuşan gönüllü avukat, tecrübelerini anlatıp sorularımıza ve gençlerin endişesine yanıt verdiler.
Öncelikle süreçten bahsederseniz çok memnun olurum. Süreci nasıl takip ettiniz, nasıl haberiniz oldu? İlk önce bunları sormak istiyorum.
Üç şüpheli, bir tutuklama: soruşturma hangi aşamada
Evet öncelikle gönüllü olarak süreci takip etmeye başladım. 4 Ocak günü bu sitenin yayınlandığı, gruplara link atıldığı gün bir hazırlık öğrencisinin siteyi görüp görmediğimi, bunun suç olup olmadığını endişeyle sorduğu mesajlarla haberdar oldum. Ondan sonra itiraf sayfasında paylaşılan mesajlar ve diğer bazı öğrencilerin beni aramaları, mesaj atmaları başladı. Ondan itibaren süreci gönüllü olarak takip ediyorum.
Bu süreç sonrasında bir kız dayanışma WhatsApp grubu kurulmuş, ya da önceden vardı. O gruba alındıktan sonra da bu dosyayı her açıdan gönüllü olarak takip etmeye başladım.
Şu an itibariyle dosyada üç şüpheli var. Bunlardan bir tanesi tutuklu, iki tanesi de adli kontrol dediğimiz yurtdışı çıkış yasağı, imza gibi yükümlülüklerle denetim altındalar ama şu an bir tutuklumuz var.
Okul yönetimi haberdar olduktan sonra ne gibi bir yol izledi? Hukuki süreç nasıl ilerledi?
Öğrenciler seferber olup siteyi araştırdılar
Süreç 4 Ocak’ta sitenin linkinin yayılmasıyla savcılık dosyasına da giren bilgilere göre, okul yönetimi 4 Ocak’ta hem öğrencilerin akademisyenlere ulaşması hem rektörün bizzat bazı mağdurlar tarafından aranması gibi çeşitli yollardan haberdar oluyorlar.
Haberdar olduktan sonra okul hem kendi içerisinde bu verilerin nereden sızdırıldığı, mevcut öğrenci sisteminde ve eski öğrenci sisteminde bir açık var mı yok mu bunların araştırmasına başlıyor. Bir yandan da üniversitenin avukatları, Sulh Ceza Hakimliği’ne ilgili sitenin erişime engellenmesi için başvuruda bulunuyor.
Okul yönetiminin adımları ve erişim engeli süreci
5 Ocak’ta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı başlatıyor. Okul, elindeki ilk bilgileri açılan “EcoGirls” adlı site üzerine yapılan harici araştırmalarla elde ediyor. Bu araştırmalara gönüllü öğrencilerinin de dahil olduğunu, okulun kendi IT’cilerinin de yaptığını biliyoruz. Elde edilen IP adresleri, domain bilgileri okul tarafından 5 Ocak’ta suç duyurusuyla beraber savcılıkla paylaşılıyor.
“Suç ortakları akraba…”
Savcılık elde edilen verilerle bir araştırmaya başlıyor. Bunun sonucunda iki tane web sitesi görüyor. Türkiye’de yer alan iki web sitesi, birisi EcoGirls, diğeri de diğer şüphelilerden birisine ait bir web sitesi.
Basına da yansıdığı şekilde Antalya’da ve Sakarya’da aynı anda arama, el koyma ve gözaltı işlemi uygulanıyor. Antalya’da açık ismi basına da yansıyan YEİ gözaltına alınıyor. Sakarya’da iki şahıs daha gözaltına alınıyor. Bu şahıslar akraba.
Savcılık olayı gayet titiz bir şekilde, üzerine düşerek yönetip 3 şüpheliyi de İzmir’e getiriyor ve savcı 3 şüpheliyi bizzat sorguluyor.
Antalya’da gözaltına alınan YEİ’nin bilgisayarı ve telefonu alınıyor. Keza aynı şekilde Sakarya’dakilerin de öyle. YEİ’nin telefonunu 5 Ocak gece 01.00’da sıfırladığı tespit ediliyor. Sıfırlama öncesine ait veriler siber suçlar bürosunun çalışması ile ele geçiriliyor. Şahsın sıfırlama öncesinde de EcoGirls ile alakalı ilişkilendirilebilecek bazı araştırmalar yaptığı tespit ediliyor. Telefonunda kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi ve yayılmasına dair bazı bilgiler ve uygulamalar tespit ediliyor.
Sorgusunda YEİ, suçlamaları inkar ediyor. Kurulan siteden haberler vasıtasıyla, yani internete yansıyan haberler, itiraf sayfası gibi aracılarla haberdar olduğunu söylüyor. Tabii ki burada şimdi soruşturmanın gizliliği gereği tam olarak detaylı bilgiler veremiyorum. Ancak tutuklanan YEİ’nin verdiği bilgiler ile savcılığın tespit ettiği gerçek bilgiler arasında çelişkiler var.
Kuvvetli bir suç oluştuğu ve mağdur sayısının da fazla olduğu gerekçesiyle YEİ’nin tutuklanmasına karar veriliyor.
Sakarya’daki diğer şahısların ifadeleri tutarlı. Bu şahısların bilgisayarında EcoGirls veya okula dair herhangi bir veri bulunmamış. Kendileri veya yakın çevrelerinde okulun öğrencisi yok, okuldan bir mezuniyet yok. Bu nedenle Sakarya’da gözaltına alınan iki şahıs hakkında tutuklamaya yetecek delil olmadığı için tutuklama talep edilmiyor. Yargılama ve soruşturma süreci devam edeceği için adli kontrol dediğimiz bir denetime tabi tutuluyorlar yargılama boyunca.
“Çok fazla kişinin suç duyurusunda bulunması önemli”
Dayanışma grubunda öğrencilerin örgütlenmesini sağlayan bir kadın öğrenci, ilk günden şikayetçi oldu ve dosyada mağdur sıfatıyla yer alıyor. Süreci beraber takip ediyoruz. Son kontrolümüzde okulun kendisi dahil yaklaşık 10 civarı şikayetçi vardı. Tabi işte UYAP üzerinden yapılan başvurular, farklı savcılıktan yapılanlar, karakoldan yapılanlar yani bunlar süreç içerisinde varsa farklı şikayetler bunlar bir kere ana dosyada birleşecek. Bu dosyada yargılamanın etkili olabilmesi için, sadece YEİ özelinde değil varsa suç ortakları, bunların özelinde de yürüyebilmesi için öncelikle çok fazla kişinin suç duyurusunda bulunması önemli.
“Sadece avukat olarak değil, gönüllü bir şekilde takip etmeye devam edeceğim”
Bu aşamadan sonra savcılık bir iddianame düzenleyecek, olayı araştıracak. Tabii ki daha incelenmesi gereken materyaller de var. Tam veriler elde edilecek. Ve savcılık en hızlı şekilde iddianameyi düzenleyip, yargılama sürecini başlatacak. Ardından da sürecin nereye gittiğini hep beraber göreceğiz, takip edeceğiz. Bu noktada sadece bir kişinin hukuken avukatlığını yapıyorum. Ancak dediğim gibi bu süreçte sadece avukat olarak değil, vekilliğini üstlendiğim arkadaşımız ile gönüllü olarak da takip etmeye devam edeceğiz.
Siteyi kuran ve bu anketi oluşturan kişi ya da kişilerin işlediği suç birçok öğrenciyi -özellikle taciz boyutu açısından kadın öğrencileri- mağdur etti. Böyle durumlarda insanlar haklarını nasıl savunabilirler? Günümüzde özellikle kadınların karşı tarafı şikayet etmekten çekinme sebeplerinden biri, dosyada ikametgah adresi gibi kişisel verilerinin açıkça yer alması. Okuldan iletişime geçtiğimiz mağdurlardan da bu endişeyi duymak mümkün. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
“Ne kadar çok savcılığa suç duyurusunda bulunulursa süreç o kadar tizlikle yürüyecektir”
Öncelikle şöyle, ikametgah bilgileri tabii bir dosya hazırlandığında, iddianame hazırlandığında veya işte siz ifade verdiğinizde sistemden otomatik olarak eklenir. Bunun önüne geçmenin ne yazık ki bir yolu yok, bir prosedürel yolu yok. Çünkü ya verdiğiniz ifadede ya evinize tebligat gelmesi gerektiği için bir şekilde bu dosyada adres bilgileriniz mevcut oluyor. Tabii bu adres bilgilerini sadece avukatlar Dosyayı inceleme yetkisi olan avukatlar, mağdur taraflar, dosyayı fiziken gören kişiler görebilir. Yani kamuya açık bir veri şeklinde yer almaz.
Burada açıkçası bu hukuki bir süreç burada bir endişe duymaksızın suç duyurusunda bulunmak önemli. Yani sadece CİMER’den bir başvuru yaparak bu süreci takip etmek mümkün değil. Ne kadar çok savcılığa suç duyurusunda bulunulursa süreç o kadar titizlikle yürüyecektir.
Bu tarz durumlarda bugün okuldan bir fotoğraf çalınması olur, yarın sosyal medyanızdan bir çalınma olur… Açıkçası bunlar çok uzun süre içinde anlatılacak şeyler. Ama en azından şunu şöyle söyleyebilirim. İzinsiz kullanılan her fotoğraf bir şekilde suç oluşturur. İzinsiz verilen her bilgi bir şekilde suç oluşturur. Burada tabi tek bir ince ayrım var, o da şu: Kamuya açık hesap, yani Instagram’da bir açık hesabınız vardır, oradaki fotoğraflarınız kamuya açık sayılır hukuk karşısında. Eğer gizli bir hesabınız varsa, sadece takipçilerinizin görebildiği, o zaman kişisel veriye dönüşür. Bu sadece fotoğraflar üzerinden bir örnek. Elbette kamuya açık olan fotoğraf da kullanım şekline göre kişisel veriyi hukuka aykırı ele geçirmek ve yaymak suçunu oluşturur. Ancak kişisel alanın ihlal edildiği her durumda tabi ki savcılığa ve polise gitmek önemli. Dediğim gibi saatlerce anlatmam gerekir.
İşin öz mantığı, sizi tanımlamaya yarayacak her bilgi kişisel veridir ve kişisel veriler sizin izniniz olmadığı sürece birinin sosyal medyasında, blogda, gazetede hiçbir yerde kimliğinizi teşhir edecek şekilde kullanılamaz. Burada dediğim gibi kişisel veri sayılmayan tek fotoğraf grubu da instagramdaki, facebookdaki, twitterdaki herkese açık yani kilitli olmayan hesaplardan paylaştıklarınızdır.
Şikayetçi olmak için bir karakola gidip, burada da bir ifade verebilirsiniz veya doğrudan savcılığa, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Bayraklı Adliyesi’ne de gidilebilir. Orada müracaat büro üzerinden de bu gerçekleştirilebilir veya bir avukat vasıtasıyla, bir avukata vekalet verilerek de bu şikayetçi olma süreci yürütülebilir.
Tek yapılması gereken Ecogirls bilgilerini vermek, orada fotoğrafınızın ne olduğunu belirtmek. Dediğim gibi tüm öğrencilerin hemen hemen olduğu aşikar. Eğer bir elinizde fotoğrafınız olduğuna dair bir veri varsa veya fotoğraf çıktıkları varsa sonuçta bunları da ekran görüntülerini, yazışmaları vs. eklemeniz tabii ki dosyayı rahatlatır ve güçlendirir. Şikayetçi olan bazı arkadaşlar eklemiş. Bazılarının muhtemelen elinde yoktu, ekleyemediler.
Okula karşı ayrı bir suç duyurusunda bulunmak istedi öğrenciler. Stant açıldı. Sizce bu yeterli olur mu? Veya okulun gözünden kaçan ya da önem verilmeyen veri açığı dolayısıyla öğrenciler nasıl bir yol izledi/izlemeli?
“Öğrencilerin örgütlenmesi sayesinde…”
Okul açısından durumu ikiye ayırabilirim. Birincisi verilerin çalınması, diğeri bu site kurulduktan sonraki süreç. Site kurulduktan sonraki süreçte okul bir kurumun, bir tüzel kişilik yani kurumun yapabileceği tüm hamleleri site ortaya çıktıktan sonra da olsa yaptı.
Açıkçası üniversitenin baskısı ve özellikle girişimleri, öğrencilerin örgütlenerek bunu ulusal medyaya kadar düşürülmüş olması bu süreci sağlıklı ve hızlı hale getirdi. Yani evet teknik tabirle okul yapması gereken her şeyi, siteden sonrası için konuşuyorum, yaptı. Ama asıl bu konunun bu kadar hızlı ve güçlü ilerlemesinin en temel nedeni konunun ulusal basına kadar yansımış olması.
“Veriler açılan siteden çok daha önce çalınmış olabilir”
Web sitesinden önceki veri hırsızlığı kısmına gelince, tabii ki şimdi bu verilerin ne zaman nasıl çalındığını bilmiyoruz. Savcılığı ya da ne kadarının çalındığını bilmiyoruz. Bunlar savcılığın incelemesi, okulun sundukları, teknik raporlar sonucunda daha da zaman içerisinde netleşecek. Ama şu an için görünen bu verilerin 4 Ocak günü veya 4 Ocak’a yakın bir tarihte değil, daha önceki bir tarihte çalındığı yönünde bazı emareler var.
Tabii ki bu verileri kim çaldı, nasıl elden ele geçti veya geçti mi? Bunları tutuklanan YTF mi çaldı yoksa sadece YTF bu siteyi mi kurdu gibi sorular süreç içerisinde savcılık soruşturdukça ve öğrenciler özellikle bunun peşine düştükçe, suç duyurularını yaptıkça daha şeffaf ve daha net ortaya çıkacak. Bu canlı bir süreç, organik bir süreç ve sürekli değişerek, ilerleyerek devam edebilir. Bugün konuştuğumuz şeyler üç gün sonra bambaşka bir noktaya gelmiş olabilir veya değişmiş de olabilir.
“Okulun bir siber saldırıya uğradığı açık”
Okulda kurulan stant, okuldan açıklama talep etmek adına kurulan bir dilekçe standı. Geçtiğimiz günlerde şikayette bulunmak isteyenler için yeni bir dilekçe standı daha kuruldu.
Kişisel verilerin ihlali bir şahsın işleyebileceği bir suçtur. Yani gerçek kişi dediğimiz şahıslar bu suçu işleyebilir. Eğer bir kurum sizin verilerinizi kasten satmıyorsa burada kurumu suçlayamazsınız. Kaldı ki kurum kasten satsa bile tüzel kişilik yani bizim bu olayımızda İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin kurumsal varlığı değil. Orada sorumluluğu olan yöneticiler şahsen suçlu olmuş olur.
Ama bu benim dediğim durum tabii ki kasten bu verileri satmak. Altını çiziyorum, birine kasten verileri vermek. Okulun bir siber saldırıya uğradığı açık. O yüzden ceza hukuku anlamında okuldaki bir personelin veya yöneticilerin bir yükümlülüğü yok. Kurumsal olarak zaten ceza hukuku tüzel kişilere yani kurumlara işlemez.
“Suç duyuruları arttıkça süreç daha net ortaya çıkacak, şikayetçi sayısına göre para cezası kesilecek”
Öğrencilerin açtığı stant, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 13. ve 14. maddeleri gereği, veri işleyenin sorumluluğuna gitmek. Burada veri işleyen okuldur. Kişisel verileri tutan, ona yönelik politikaları geliştiren okuldur.
Öğrencilerin vermiş olduğu başvuru formu son görüştüğümde 100 civarıydı. Bu 100 civarı başvuru formuna okul 30 gün içerisinde bir cevap verecek. Bu cevapların ardından eğer öğrenciler cevaplardan tatmin olmazsa kişisel verileri koruma kurumuna şikayet edebilecekler. Bu başvuru zaten kanuni bir zorunluluk. Bu zorunluluk yerine getirilmeden kişisel verileri koruma kurumuna okulun kusuruyla alakalı bir şikayette bulunulamaz. Tabii ki bu cevaplar gelir, şikayette bulunulur. Kişisel Verileri Koruma Kurumu bir inceleme yapar, bir rapor hazırlar. Eğer okulun burada bir ihmali varsa okula ihlal büyüklüğü, durumu, şikayetçi sayısına göre bir para cezası dediğimiz cezayı kesecek.
Editör değerlendirmesi…
Yaşanan bu olayın tekrarlanmaması adına, eğitim kurumlarının tüzel kişi olmadıkları için bu problemden sorumlu olmamaları, barındırdığı kadın öğrencilerin günlük hayatta sahip oldukları korku ve stres yokmuşçasına onlara bir yenisini ekliyor.
İstismar edilen bedenler ve haklar, çalınan diplomalar ve veriler derken bir yenisine içinde bulunduğumuz eğitim kurumunun eklenmesi elim bir olaydır. Kendini konfor ve güvende hissetmeye hakkı olan, hali hazırda gelecek ve geçim kaygısı çeken öğrencilere bilgi yuvası olması gereken eğitim kurumları, bu konuda bir gelişme sağlamadıkça kadınlar kaygı içinde okula gidip gelecektir.
Her talihsizlikten ders çıkarmalı; üstünü örtmek yerine yeni politikalar izlenmelidir.
Avukatlara gönüllü işbirliklerinden ötürü minnettarız. İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencileri ise örgütlenmenin önemini bir kez daha gösterdiler.
