₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

“İzmirliyim” diyen çok, “gelecek iyi olacak” diyen az: Kış barometresi ne söylüyor?

BAYETAV’ın Şubat 2026 tarihli İzmir Barometresi – 2026 Kış Barometresi raporu, İzmir’de kent aidiyetinin yüksekliğine rağmen, gündelik hayatın duygusal tonunu belirleyen şeyin “gelecek” olduğunu gösteriyor: insanlar kente bağlanıyor ama yarına güvenmekte zorlanıyor. 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında 600 kişiyle telefon anketiyle (CATI) yürütülen çalışma; derinlemesine görüşmeler ve odak grup bulgularıyla da destekleniyor.

Raporun işaret ettiği temel gerilim şu: İzmir “yaşamaktan memnun olunan” bir kent olmayı sürdürüyor; fakat aynı kentte stres, kaygı ve öfke düzeyleri yükselirken umut ve mutluluk daha sınırlı kalıyor. Bu fark, özellikle genç ve orta yaş gruplarının ekonomik baskılarla şekillenen deneyimlerinde belirginleşiyor.

Memnuniyet var, kuşak farkı büyüyor

Araştırmaya göre İzmir’de yaşamaktan memnun olduğunu söyleyenlerin oranı %65. Ancak bu oran kuşaklara göre dramatik biçimde ayrışıyor: 60 yaş ve üzeri grupta memnuniyet %78’e çıkarken, 30–39 yaş grubunda %49’a kadar düşüyor. Kente dair genel “rahatlık” anlatısı ile gençlerin sert eleştirileri arasındaki açıklık, raporda nitel görüşmelerden aktarılan ifadelerde de hissediliyor. İzmir’in kimi zaman “özgürlükler şehri” olarak anıldığı, kimi zaman ise bu imgenin boşaldığını ima eden daha sert tanımlarla tartışıldığı görülüyor.

Bu tablo, memnuniyetin tek başına “iyi gidiş” anlamına gelmediğini; memnuniyetin çoğu zaman alışkanlık, aidiyet ve kent kültürüyle taşınırken, gelecek duygusunun daha kırılgan bir zeminde seyrettiğini gösteriyor.

“İzmirliyim” duygusu güçlü: Aidiyet memnuniyetten bağımsızlaşıyor

Rapora göre katılımcıların %87’si kendini İzmirli hissediyor. Üstelik kentten memnun olmayanların önemli bir kısmı da bu aidiyet tanımını koruyor. İzmir’in nüfus yapısında göçün ağırlığı hatırlandığında bu bulgu ayrıca anlamlı: İzmirlilik, doğum yeriyle sınırlı bir kimlikten çok, kentle kurulan gündelik ilişki üzerinden şekillenen bir “yaşam biçimi” olarak tarif ediliyor.

İşte başlıkta ima edilen çelişki de burada: “İzmirliyim” demek kolay; ama “gelecek iyi olacak” cümlesi aynı rahatlıkla kurulmuyor.

Duygudurum: Stres yükseliyor, umut geride kalıyor

Araştırma, kentteki duygusal iklimi 10 üzerinden ölçüyor. Ortalamalar şöyle: stres/kaygı 5,9, öfke 5,2; buna karşılık mutluluk 4,8 ve umut 4,8. Kente bağlanma duygusu güçlü olsa da, insanların gündelik hayatında belirleyici olan şeyin “rahatlık” değil “yük” olduğu anlaşılıyor.

Siyasal tercihlere göre de önemli farklılıklar var: Bazı seçmen gruplarında umut daha yüksek ölçülürken, bazı gruplarda stres ve öfke öne çıkıyor. Bu farklılık, “gelecek” algısının siyasal pozisyonlarla birlikte yeniden üretildiğini düşündürüyor.

Türkiye’ye aidiyet: Zayıflama hissi çoğunlukta

Barometrenin dikkat çeken bulgularından biri de Türkiye’ye aidiyet duygusuna ilişkin: Katılımcıların %56’sı aidiyetin son yıllarda zayıfladığını, %22’si güçlendiğini, %22’si değişmediğini söylüyor. Bu başlıkta da siyasal tercihlerin etkisi açık biçimde görülüyor: bazı seçmen kümelerinde güçlenme hissi yükselirken, muhalefet seçmenlerinde zayıflama yanıtı belirginleşiyor.

Bu veri, kent aidiyetinin yüksekliğiyle birlikte okunduğunda, insanların “yakın bağ” arayışını daha yerel ölçeklerde kurma eğilimini işaret ediyor olabilir: ülke ölçeğinde aidiyet gerilerken, kent ölçeğinde aidiyetin korunması tesadüf değil.

Türkiye gündemi ekonomi, İzmir gündemi gündelik hayat

“Türkiye’nin öncelikli gündemi” sorusunda ekonomi %47 ile ilk sırada. Onu güvenlik %23 ve hukuk/adalet %9 izliyor. İzmir ölçeğinde ise yerel sorun algısı neredeyse bütünüyle “şehir planlama” başlığında toplanıyor: rapora göre İzmir’de yerel sorunların ana ekseni şehir planlama (%82). Bu başlık, gündelik hayatın doğrudan temas ettiği kalemlere ayrışıyor: ulaşım ve yol çalışmaları, altyapı, su, temizlik ve trafik.

Kısacası Türkiye’de ekonomi, İzmir’de ise “kent hizmetlerinin aksaması” gündemi belirliyor; bu da yerel siyasetin performans baskısını artırıyor.

Belediyede memnuniyetsizlik: Altyapı kronik sorun

Araştırmada İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinden memnun olmadığını söyleyenlerin oranı %54, memnun olduğunu söyleyenlerin oranı %28. Hizmet alanlarında özellikle altyapı (yol–kanalizasyon–su) öne çıkıyor: “yetersiz” bulanların oranı %66,2. Temizlik/çöp toplama ve mahallelere eşit hizmet sunumu gibi başlıklarda da memnuniyetsizlik yüksek.

Toplu taşımada ise daha dengeli bir tablo var: memnuniyet oranı %49,9. Bu fark, kentteki memnuniyetsizliğin “tek bir başlık” değil, altyapı ve mahalle ölçeğinde yoğunlaşan bir gündelik deneyim olduğunu düşündürüyor.

Yerel liderlikte boşluk: “Hiçbiri” yanıtı yüzde 41’i aşıyor

Raporda ilk kez sorulan “İzmir’de en beğenilen ilçe belediye başkanı” sorusunda, %41,2 ile “hiçbiri” yanıtı ilk sırada. Diğer yanıtlar çok sayıda isme dağılırken hiçbir ismin çift haneli güçlü bir karşılık üretememesi, kent ölçeğinde bir “liderlik görünürlüğü” sorunu olduğunu gösteriyor.

Bu bulgu, yalnız siyasetle ilgili değil: Kentin gündemi hizmetlerde düğümlendikçe, kamuoyu beklentisi de “temsil”den çok “iş yapma” performansına dayanıyor. “Hiçbiri” yanıtı, bu performans beklentisinin karşılık bulmadığı hissini büyütüyor.

Geçim ve gıda: Umudu aşağı çeken basınç

Raporun gelecek duygusunu aşağı çeken en güçlü alanı ekonomi. Katılımcıların %42’si “kazandığım gelirle geçinemiyorum” diyor; %43’ü “geçiniyorum ama birikim yapamıyorum” yanıtını veriyor. Son üç ayda tasarruf edilen kalemlerin başında mutfak harcamaları (%41,1) geliyor; sosyalleşme ve kültürel etkinlikler de kısıntı listesinde üst sıralarda.

Gıda başlığı ise yalnızca “pahalı” olmakla sınırlı değil. Katılımcıların %61,2’si son bir yılda “yiyeceğim bitecek, yenisini almaya param yetmeyecek” endişesi yaşadığını; %53,1’i “yiyeceğim yetmedi, yeni yiyecek alacak param olmadı” deneyimini yaşadığını belirtiyor. Satın alınan gıdayı “sağlıklı ve güvenilir” bulanlar ise %34’te kalıyor. Bu, gelecek duygusunu aşındıran basıncın yalnız gelir düzeyiyle değil, gündelik hayatta en temel ihtiyaç alanında kurulan güvensizlikle de ilişkili olduğunu gösteriyor.

Kış barometresinin söylediği: Kentin kimliği güçlü, gelecek duygusu kırılgan

BAYETAV’ın İzmir Barometresi, İzmir’in “kimlik” düzeyinde güçlü bir aidiyet ürettiğini; ancak “gelecek” düzeyinde aynı istikrarı sağlayamadığını anlatıyor. Kentle bağ kopmuyor, hatta pekişiyor; fakat geçim, gıda, altyapı ve hizmet adaleti gibi gündelik sorunlar, insanların yarına dair beklentisini aşağı çekiyor.

Bu yüzden İzmir’de “İzmirliyim” diyen çok; ama “gelecek iyi olacak” cümlesi daha zor kuruluyor.

İzmir FİKİR Buluşmaları başladı: Sofrada çocukları korumak için “gıda” ve “kurşun” uyarısı

Bayetav İzmir Barometresi Güz 2025: Krizle yaşayan kentte kadınların sessiz verileri ve ötesi

İzmir Duvarı: Bir sınır değil, ilişkisel bir diyalog imkânı

#BAYETAV #İzmirBarometresi #İzmir #KentAidiyeti #GelecekKaygısı #İzmirSiyaseti #YerelYönetim #ŞehirPlanlama #GeçimSıkıntısı #GıdaGüvencesi #TürkiyeEkonomisi #KentAraştırması #KamuoyuAraştırması #İzmirBüyükşehirBelediyesi #ToplumsalDuygudurum