₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Konteynerdan “eve” geçmek yetmiyor: Deprem bölgesinde ruh halini belirleyen şey ne?

Depremin üçüncü yılı geride kalırken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) birlikte hazırladığı “Şubat 2023 Depremleri 3. Yıl Değerlendirme Raporu”, sahada iyileşmenin “zamanın geçmesi”yle otomatikleşmediğini; iyilik halinin artık klinik bir başlık olmaktan çıkıp barınma, geçim, kamu hizmetlerine erişim ve adalet duygusuyla birlikte tarif edildiğini vurguluyor.

Rapora göre belirsizlik uzadıkça “bekleme hâli” ve kontrol kaybı duygusu derinleşiyor; bu da psikososyal yıpranmayı büyüten temel dinamiklerden biri. Bu nedenle rapor, iyileşmeyi bina sayısına ve vitrine indirgemeyen; gündelik hayatın yeniden kurulabilmesini ve toplumsal bağların güçlenmesini merkeze alan bir çerçeve öneriyor.

Makyajlanan kentler

Saha anlatılarının işaret ettiği en kritik gerilimlerden biri, raporun “makyajlanan kentler” diye tarif ettiği durum: Bir yanda belirli anlara hazırlanmış gibi “düzeltilmiş” görüntüler, diğer yanda günlük yaşamın içinde süren düzensizlik, kesintiler ve erişim sorunları. Bu yarılma, insanların deneyimlediği gerçeklikle kamusal vitrin arasındaki mesafe açıldıkça güven duygusunu aşındırıyor ve ruh halini belirleyen temel etkenlerden biri hâline geliyor.

Sağlık kapasitesi ve süreklilik sorunu

Rapor, özellikle Hatay’da sağlık hizmetinin üçüncü yılda da kapasite ve süreklilik krizi yaşadığını kaydediyor. Deprem öncesi Hatay’daki hastane kapasitesinin büyük bölümünün devre dışı kalmasıyla birlikte, kent merkezinde kalan sınırlı kapasitenin talebi karşılamakta zorlandığı; bunun acil servislerden sevk zincirine kadar hizmetin pek çok noktasında birikimli baskı ürettiği belirtiliyor.

Sağlık emekçilerinde yıpranma

Raporda, sağlık emekçilerinin yükünün yalnızca artmadığı; aynı zamanda destek, barınma ve çalışma koşulları gibi alanlarda kalıcı çözümler üretilmediği için yıpranmanın tükenmişliğe dönüştüğü aktarılıyor. Bu yıpranma, sahada hizmetin sürekliliğini zayıflatırken, bazı alanlarda personel kaybı ve hizmet aksamalarıyla krizin daha da kronikleştiği vurgulanıyor.

“İyilik hali”nin yeni tanımı: Ayakta kalabilmek

TTB-SES raporu, üçüncü yılda iyilik halinin “mutluluk” ya da “normale dönüş” gibi soyut beklentilerden çok, ayakta kalabilme, ertesi güne dair kaygıyı yönetebilme ve gündeliği sürdürebilme kapasitesi üzerinden konuşulduğunu gösteriyor. Saha tanıklıklarında “iyilik”, çoğu zaman temel ihtiyaçlara erişebilmek, bir sağlık hizmetine ulaşabilmek, barınmayı sürdürebilmek ve kamusal kurumlara güvenebilmek gibi somut eşiklere bağlanıyor.

Raporun vardığı sonuç net: Deprem sonrası sorunlar “geçici” bir dönem olarak ele alınmadığında, barınma ve geçim güvencesi ile sağlık hizmetinin sürekliliği sağlanmadığında, adalet ve öngörülebilirlik duygusu güçlendirilmediğinde, ortaya çıkan yük kronikleşmiş bir toplumsal ruh hali olarak kalıyor. Üçüncü yılda iyileşme, ancak bu alanları birlikte ele alan bütüncül politikalarla mümkün görünüyor.

6 Şubat depreminin 3. yıl dönümü | Hataylı depremzede konteyner kentlerin gerçek yüzünü anlattı

6 Şubat Depremlerinin 2. Yılında: Neler Oldu? Neler Yapmalı?

Depremle Yıkılan Kentler Yeni Eğitim Dönemine Hazır mı?

Afet doğal, eşitsizlik politik: Engellilik deprem yönetiminde neden hâlâ görünmüyor?

Deprem Bölgesindeki Çocuklarda Bodurluk 2 Katına Çıktı

 

#6Şubat #deprem #deprembölgesi #Hatay #Adıyaman #barınma #geçim #sağlık #psikososyal #adalet #dayanışma #TTB #SES

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →