₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Çiftçi-Sen’den COP31 öncesi “alternatif zirve” çağrısı: İklim adaleti pazarlık konusu edilemez

Çiftçi-Sen, Antalya’daki COP31 zirvesi öncesinde, devletlerin piyasa temelli çözümlerine ve “yeşil boyama” taktiklerine karşı iklim krizinin mağdurlarını alternatif bir zirve örgütlemeye çağırdı.

İklim krizinden en çok etkilenenlerin kırsal kesimde yaşayanlar ve üretenler olduğunu belirten Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), 19 Mart’ta yayımladığı bir bildiriyle mevcut politikalara karşı kamuoyu çağrısı yaptı. İktidarların mağdurların taleplerini tartışmak yerine sermayenin piyasa temelli çözüm önerilerini karara bağlamaya devam edeceği uyarısında bulunuldu.

Endüstriyel tarım iklimi vuruyor

Bildiriye göre, ülkelere dayatılmış olan endüstriyel tarım sistemi iklim krizinin en önemli nedenlerinden birisidir. Endüstriyel tarım ve gıda sisteminin küresel sera gazı üretiminde %44’ten fazla bir paya sahip olduğu kanıtlanmıştır. Sisteme yönelik temel itirazlar şu şekilde sıralandı:

 * Tarımda kullanılan kimyasallar toprağın karbon emme özelliğini ortadan kaldırırken, bu kimyasalların üretim, depolama ve kullanım süreçleri yoğun enerji tüketimine neden olmaktadır.

 * Yerelde ve mevsiminde üretim yerine, şirket gıda sisteminin işlenmiş, dondurulmuş gıda oluşturma, mevsim dışı üretim ve ihracat politikaları teşvik edilmektedir.

 * Yerküreyi soğutma potansiyeline sahip küçük çiftçiler ve köylüler, uygulanan tarım politikalarıyla üretemez duruma getirilmektedir.

“Temiz enerji” adı altında ekolojik yıkım

İklim krizinin yaratılmasında sermayenin doğayı metalaştırmasının büyük rol oynadığı ifade edilen çağrıda; meraların, akarsuların ve ormanların “yenilenebilir enerji” propagandasıyla yeni enerji sistemlerine açıldığı belirtildi. Bu tahribatın Türkiye’deki yansımalarına dair şu tespitler yapıldı:

  * Başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere HES’ler nedeniyle çiftçilerin suya erişimi zorlaşmış, ekolojik denge bozulmuş ve bitkisel üretimde zararlı böcek popülasyonları artmıştır.

  * JES’ler atmosfere saldıkları zararlı gazlarla sera gazı oluşumuna katkı sunarken, yeraltına deşarj edilen kimyasallar su kaynaklarını bitkisel üretim ve canlılar için zararlı hale getirmiştir.

 * Rüzgar ve güneş enerji santrallerinin kurulumu için yoğun olarak nadir toprak elementlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu elementler binlerce dönüm tarım arazisinden, binlerce ton kimyasal kullanılarak ayrıştırılmaktadır.

 * Santrallerin kurulduğu arazilere el konulması, çiftçileri yurtlarını terk etmek zorunda bırakarak iklim göçerlerini ortaya çıkarmaya başlamıştır.

Savaşlar ve “yeşil boyama” çıkmazı

Savaşların iklim krizine yol açan en önemli nedenlerden birisi olduğu hatırlatılan metinde, bombaların ve silahların oksijen salımı yapan bitkileri yok ederek ekolojik yapıları darmadağın ettiği vurgulandı. Savaş sırasında atmosfere salınan gazların, yanan binaların ve yakılan ağaçların sera gazını çoğalttığı ifade edilirken; ülkelerin COP süreçlerinde bu sorunlardan hiç bahsetmeyerek sermayenin piyasa temelli çözüm önerilerini tartışıp “yeşil boyama” yapmaya çalıştıkları eleştirildi.

Antalya’da alternatif zirve örgütleniyor

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu imzalı açıklamada, 28 Ocak’ta Antalya’da düzenlenen İklim Adaleti Forumu’nun örgütlenme mantığının desteklendiği belirtildi. Dünyanın farklı yerlerinden iklim krizinin mağdurlarının Antalya’ya gelerek “iklim adaleti” isteyecekleri ve uluslararası forumlar düzenleyerek “alternatif zirve” örgütleyecekleri duyuruldu. Sürecin aşağıdan yukarıya doğru ve enternasyonalist bir dayanışma ile yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Çağrı metni; karbon ticaretine, yeşil boyamaya ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına “hayır”, gıda egemenliği, köylü hakları ve enerji demokrasisi için “hemen şimdi” vurgularıyla sona erdi.

Sermayenin enerji çözümleri iklim göçerleri yaratıyor

Sermayenin “temiz enerji” propagandasıyla kurduğu rüzgar ve güneş enerji santralleri ekolojik dengeye zarar veriyor. Bu santraller için gereken nadir toprak elementleri, binlerce dönüm tarım arazisinden binlerce ton kimyasal kullanılarak ayrıştırılıyor ve bu kimyasallar suyu, toprağı, havayı olumsuz etkiliyor. Ormanlık alanlara veya tarım arazilerine kurulan bu santraller yüzünden arazilerine el konulan köylüler yurtlarını terk ederek “iklim göçerleri” haline geliyor. Çiftçi-Sen, bu tabloya karşı “enerjide adalet ve enerji demokrasisi” talep ediyor.

Yaşam Söyleşileri 1 | İklim krizine yerelden yanıt: Diyarbakır’da ekolojik belediyecilik deneyimi

İklim Krizinin “Acil Çözüm”ü Var mı?

 

Bu içerik ne anlatıyor?

Çiftçi-Sen, 19 Mart’ta yayımladığı bildiriyle, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 (BM İklim Değişikliği Konferansı) öncesinde “alternatif zirve” çağrısı yaptı. Hükümetlerin ve sermayenin karbon ticareti ve “yeşil boyama” (greenwashing) gibi piyasa temelli çözümlerine karşı çıkan sendika; endüstriyel tarımın, HES/JES projelerinin ve yenilenebilir enerji adı altındaki madencilik faaliyetlerinin tarım arazilerini yok ederek “iklim göçerleri” yarattığını savunuyor. Çözüm olarak gıda egemenliği ve enerji demokrasisi talep ediliyor.

Bu içerikte öne çıkan temalar

 İklim adaleti, yeşil boyama, endüstriyel tarım tahribatı, karbon ticareti, enerji demokrasisi, gıda egemenliği, iklim göçerleri, nadir toprak elementleri, ekolojik yıkım.

 Çiftçi-Sen (Çiftçiler Sendikası), COP31, Antalya, İklim Adaleti Forumu, Ali Bülent Erdem, Adnan Çobanoğlu

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →