₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

CRIC Kadın Komitesi, Kolombiya: Yerli bakım anlayışı ve ekoloji merkezli örgütlenme

Nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların yaygınlaşması, toplumsal çatışmalar ve iklim krizi gibi çok boyutlu faktörler nedeniyle küresel çapta bakıma duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Artan ihtiyacın büyük bir kısmı karşılıksız olarak ya da düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarıyla kadınlar tarafından sağlanmaya çalışılmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bakım ekonomisine ilişkin çalışmalarında Tanıma (Recognize), Azaltma (Reduce), Yeniden Dağıtma (Redistribute), Değerleme (Reward) ve Temsil (Representation) bileşenlerinden oluşan “5R” çerçevesini temel almaktadır. Bu çerçeve, yalnızca normatif bir kontrol listesi olarak değil, feminist bakım etiğinin temel kategorilerini somut politika alanlarıyla eklemlemeye çalışan bir kavramsal araç olarak okunmalıdır. Bununla birlikte, her bir bileşenin uygulanma sürecinde önemli gerilimler ortaya çıkmaktadır.

Tanıma bileşeni, karşılıksız ve ücretli bakım emeğinin ekonomik ve toplumsal değerinin görünür kılınmasını hedefler. Kooperatifler bu anlamda birer “tanıma makinesi” işlevi görse de hangi bakım pratiklerinin tanındığı sorusuna net bir cevap yoktur. ILO’nun yaklaşımı, belirli kültürel bağlamlarda sistematik olarak görünmez kılınan bakım biçimlerini içerme konusunda geliştirilmeye muhtaçtır. Azaltma ise bakım yükünün kamu hizmetleri aracılığıyla hafifletilmesini ifade eder; ancak ILO, azaltmanın ulusal politikalarla nasıl destekleneceğine dair somut bir mekanizma sunmamaktadır. Yeniden Dağıtma, bakım sorumluluğunun kadınlardan erkeklere, devlete, piyasaya ve topluma adil biçimde aktarılmasını amaçlar. ILO çok paydaşlı yapıyı vurgulamakla birlikte, bu yapı içindeki iktidar asimetrilerinin nasıl yönetileceğine ilişkin bir analiz geliştirmemiştir. Değerleme boyutu, bakım işçilerinin adil ücret ve insana yakışır çalışma koşullarına erişimini hedeflerken, bakımın metalaşması riski ile karşı karşıyadır; ayrıca kayıt dışı çalışanlar ve karşılıksız bakım emeği sunanlar bu çerçevenin dışında kalmaktadır. Son olarak temsil, bakım verenlerin siyasal varlıklarını inşa edebilmelerini ve hak taleplerini dile getirebilmelerini ifade eder. Temsilin, özellikle güvencesiz biçimlerde çalışan bakım verenleri kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekmektedir. ILO’nun 5R çerçevesi, bakım ekonomisinin dönüşümü ve bakım kooperatiflerinin değerlendirilmesi için önemli bir kavramsal zemin sunsa da her bir boyutun içerdiği çelişkiler ve uygulama boşlukları eleştiri konusu edilmelidir.

Bu bağlamda Batılı bakım modellerinden köklü biçimde farklılaşan bir yerli bakım anlayışını temsil eden Kolombiya CRIC Kadın Komitesi deneyimi, ILO’nun evrenselci varsayımlarının farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda eleştirel biçimde yeniden ele alınması açısından önemli imkanlar sunmaktadır.

CRIC ve Kadın Komitesi’nin Kuruluşu

CRIC (Cauca Bölgesi Yerli Konseyi), Kolombiya’nın güneybatısındaki yerli topraklarında faaliyet gösteren bir çatı örgütlenmedir. CRIC Kadın Komitesi, bu konseyin bünyesinde yer alan bir alt örgüt niteliğindedir. Yerli kadınlar, bir yandan silahlı çatışmanın doğrudan şiddetine maruz kalırken diğer yandan kendi geleneksel toplumsal yapıları içindeki ataerkil düzenlemelerden de olumsuz etkilenmektedir. Paramiliter gruplar, ordu ve uyuşturucu kaçakçılarının yarattığı şiddet ortamında kadınlar, çocuk bakımı, tarımsal üretim ve tohumların korunması gibi hayati sorumlulukları tek başına üstlenmek durumunda kalmıştır. 2000’li yılların başında bir grup kadının çağrısıyla CRIC Kadın Komitesi kurulmuş ve 2010’dan itibaren uluslararası kuruluşların desteğiyle kooperatifleşme sürecine girilmiştir.

Komitenin üyeleri, Cauca bölgesindeki çok sayıda yerli köyünden gelmektedir. Üyelerin büyük çoğunluğu Nasa halkına mensuptur. Topluluk içinde yaşlı kadınlar “bilge kadınlar” olarak kabul edilmekte ve genç üyeler onlara danışmaktadır. Kararlar geleneksel “minga” toplantıları aracılığıyla alınmaktadır. 

Minga: Geleneksel pratikler

Minga, Nasa halkı ve And bölgesi yerli toplulukları için yalnızca ortak bir işi görmek üzere bir araya gelmekten çok daha fazlasını ifade eden geleneksel, bütüncül bir örgütlenme ve dünyayı görme biçimidir. Minga bakımın yalnızca bir hizmet ya da kadın işi olmadığını, topluluğun ve toprağın yeniden üretiminin temel bir ilkesi olduğunu ortaya koyan toplantı veya proje anlayışına indirgenemeyecek kadar köklü bir varoluş biçimidir. Kadınların tarlada birlikte çalışırken karar alması, tohum takası yapmaları ve şiddete uğrayan kadınları ritüellerle iyileştirmeleri, bu bütüncül işleyişin somut tezahürleridir.

Mingada önemli olan bireysel fayda değil topluluğun ve toprağın ortak iyiliğidir. Burada söz de kolektiftir, emek de. “Birlikte çalışmak” anlamına da gelen bu pratik, fiziksel emeğin yanında bilginin, neşenin ve müzakere yetisinin de paylaşımını kapsar. Topluluk üyeleri bir tarlayı ekerken aynı zamanda siyasi bir kararı müzakere edebilir ya da kültürel bir ritüeli gerçekleştirebilir. Bunun yanında minga ontolojik olarak ilişkisel bir zemindedir ve karşılıklılık esastır. Bireysel faydadan ziyade topluluğun, toprağın ve ekolojik sistemin iyiliğini hedefler. Bir işin tamamlanmasından çok iş yapılırken edinilen deneyime önem verilir. Karar alma sürecinde oylama yerine uzlaşı aranır ve herkes sözünü söyleyene kadar toplantı bitmez. Bir işe girişmeden önce işin anlamı, gerekliliği ve sonuçları üzerine derinlemesine konuşulur ve ritüellerle işe başlanır.

Minga aynı zamanda politik ve manevi bir araçtır. Toprağı savunmak için “Kurtuluş Mingası” doğrudan bir eylem biçimi olarak kullanılır. Uyuşturucuyla ve silahlı gruplarla mücadelede topluluğun kontrol mekanizması olarak işlev görür. Ayrıca minga yerli halkların hakları ve barış süreçleri gibi konularda protesto ve müzakere aracı olarak ortaya çıkar. Devletin yokluğunda da topluluğun kendi kendini yönetme ve koruma kapasitesini ifade eden bir özerklik pratiğidir.

Ekoloji merkezli bakım anlayışı

CRIC Kadın Komitesi’nin bakım anlayışı, Batılı bakım modellerinden köklü biçimde farklıdır. Komite için bakım, insanla sınırlı bir kategori değildir. Toprağa bakmak, tohuma bakmak, suya bakmak, hayvanlara bakmak ve hatta ataların ruhlarına bakmak da bakım pratiğinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle komite, salt bir çocuk bakım merkezi işletmenin ötesinde çok boyutlu faaliyetler yürütmektedir. Bu faaliyetler arasında tohum takası ağlarının oluşturulması, geleneksel doğum yöntemlerine dair atölyelerin düzenlenmesi ve bitkisel ilaç üretimi de yer almaktadır. Ayrıca, silahlı çatışma sırasında cinsel şiddete maruz kalmış kadınlara yönelik “psikokültürel iyileşme alanları” oluşturulmuştur. Bu alanlar, Batılı bireysel terapi modellerinin aksine, geleneksel ritüeller (müzik, dans, bitkisel uygulamalar) aracılığıyla iyileşmeyi hedeflemektedir.

Komite, tohum satışı, el dokuması ürünlerin pazarlanması ve geleneksel ilaçların ticareti yoluyla gelir elde etmektedir. Buna ek olarak, uluslararası kuruluşlardan destek alınmaktadır. Ancak bu destekler sıklıkla raporlama ve belirli çıktıların üretilmesi gibi koşulları dayattığından Komite üyeleri, bağışçıların talep ettiği “modern” yönetim standartları ile kendi geleneksel minga kültürleri arasında sıkışsa da kendi özgün yollarını icat etme yönünde direnç göstermektedir. Kadınlar, kendi geleneksel pratiklerini tamamen terk etmeden ekonomik olarak ayakta kalmanın yollarını aramakta, bu da metalaşma ile gelenek arasında sürekli bir müzakereyi zorunlu kılmaktadır. 

Kolombiya devleti, yerli topraklarında okul, sağlık ocağı ve yol gibi temel altyapı hizmetlerini sunmakta yetersiz kalmaktadır ve çoğu zaman da sunmamaktadır. CRIC Kadın Komitesi, devletin üstlenmediği bu hizmetleri fiilen sağlamakla birlikte devleti taleplerini karşılamaya da zorlamaktadır. Bazı belediyelerle iş birliği geliştirilebilirken, diğerleriyle ilişkiler daha çatışmalı olmaktadır. Özellikle maden şirketlerinin yerli topraklarında altın arama faaliyetlerine başlamasıyla birlikte devlet çoğu zaman şirketlerden yana tutum sergilemektedir. Kadınlar hem maden şirketlerine hem de devlete karşı “Bizim toprağımız, bizim tohumumuz, bizim suyumuz” söylemiyle direniş göstermektedir. Bu direniş, komitenin bakım anlayışının bir parçası olarak toprağa sahip çıkma pratiğini içermektedir.

Komitenin karşı karşıya olduğu en ciddi zorluk Cauca bölgesindeki silahlı şiddetin devam etmesidir. Bölge, Kolombiya’nın en çatışmalı alanlarından biridir ve FARC’ın dağılmasıyla ortaya çıkan boşluğu dolduran yeni silahlı gruplar bulunmaktadır. İkinci zorluk, geleneksel topluluk içindeki ataerkil yapıdır. Üçüncü zorluk, iklim değişikliğine bağlı kuraklıklar nedeniyle tohumların yeşermemesi veya çok düşük verim vermesidir. Bu durum, kadınların kuraklığa dayanıklı yeni tohum çeşitleri bulmasını zorunlu kılmaktadır. 

Komitenin en önemli başarısı, eskiden topluluk toplantılarında sessiz kalan kadınların CRIC’in genel kurullarında taleplerini herkesin karşısında dile getirebilmesidir. Komite, yalnızca bir kooperatif ya da hizmet sunucu olmanın ötesinde bir bilinç yükseltme aracı olarak işlev görmektedir. Kadınlar burada kendi dillerini, kendi geleneklerini ve kendi bakım biçimlerini yeniden keşfetmekte ve bu keşif süreci onları kendi topluluklarına ve devlete karşı güçlendirmektedir. Toprak, tohum ve su ekseninde şekillenen bu bakım anlayışı, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli bir direniş pratiğidir.

5R çerçevesinin CRIC deneyiminde açığa çıkan sınırları

CRIC örneğinde tanıma yalnızca çocuk bakımını değil, toprak, tohum, su ve atalara yönelik bakım pratiklerini de kapsamaktadır. Bu örnek, ILO çerçevesinin birey ve insan merkezli ontolojisini sorunsallaştırmakta, bakımın öznesi ve nesnesi arasındaki sınırları belirsizleştiren ilişkisel bir ontolojiye işaret etmektedir. Yeniden dağıtım bağlamında CRIC örneği, bakım sorumluluğunun devlet, piyasa ve ev arasında yeniden dağıtılmasına dair standart feminist formülasyonun, devletin fiilen var olmadığı veya şiddet aygıtı olarak işlev gördüğü çatışma bölgelerinde işlevsiz kaldığını göstermektedir. Ayrıca CRIC’in mücadele ettiği ataerkillik devlet ve piyasa mekanizmalarının yanı sıra geleneksel topluluk yapısının da içine işlemiş durumdadır. Bu da yeniden dağıtımın aynı anda hem “dışarıya” (devlet, silahlı gruplar, madencilik şirketleri) hem de “içeriye” (kendi toplulukları) yönelik çift yönlü bir mücadele gerektirdiğini ortaya koymaktadır.

Emeğin karşılığı boyutunda ise CRIC, bağışçı mantığı ile yerli ekonomik pratikler arasındaki gerilimi gözler önüne sermektedir. Uluslararası kuruluşların proje bazlı fonları, belirli bir raporlama ve çıktı üretme disiplini talep ederken, CRIC’in dayanışma ekonomisi piyasa dışı değiş tokuş mantığını içermektedir. Burada karşımıza çıkan temel soru şudur: Bakım emeğinin “karşılığını alması” tam olarak ne anlama gelir? ILO çerçevesinin varsaydığı ücretli istihdam ve sosyal güvence gibi evrensel ölçütler, yerli kadınların kendi ekonomik pratikleri içinde farklı anlamlar kazanmaktadır. Buna ek olarak bağışçıların talep ettiği “sürdürülebilirlik” ve “ölçülebilir çıktı” zorunluluğu, CRIC’in kendi değer üretim mantığıyla (örneğin bir tohum takası ağını işletmek veya bir iyileşme ritüelini düzenlemek) çatışabilmektedir. Bu çatışma, bakım emeğinin değerlenmesi sürecinin kültürel olarak tarafsız olmadığını ve belirli bir kalkınma paradigmasının kendini dayattığını göstermektedir. CRIC Kadın Komitesi, 5R çerçevesinin salt bir uygulama örneği değil, çerçevenin kendi kavramsal sınırlarını görünür kılan bir vakadır. Bakım ekonomisi tartışmalarının kentli, Batılı ve kurumsal formların ötesine geçebilmesi için yerli ontolojileri, silahlı çatışma dinamiklerini ve devlete rağmen örgütlenme biçimlerini içerecek şekilde genişletilmesi gerekmektedir. 

Kent “bakım” üzerinden okunursa: Görünmeyen emek nasıl kamusal sorumluluğa dönüşür?

Bu yazı neyi tartışıyor?

Bu yazı, Kolombiya’daki yerli kadın örgütlenmelerinin bakım anlayışı üzerinden bakım ekonomisinin sınırlarını tartışıyor. Bakımın yalnızca insan merkezli bir hizmet değil; toprağı, tohumu, suyu ve toplumsal hafızayı birlikte koruyan politik bir yaşam pratiği olarak ele alınabileceğini gösteriyor.

Neden önemli?

Bakım emeği küresel ölçekte giderek büyüyen bir kriz alanına dönüşüyor. Ancak hâkim politikalar çoğu zaman bakımın kültürel, ekolojik ve topluluk temelli boyutlarını görmezden geliyor. CRIC deneyimi, bakım tartışmalarını piyasa ve devlet merkezli çerçevenin dışına taşıyan önemli bir örnek sunuyor.

Okuma notu

Metin, bakımın yalnızca “yardım” ya da “fedakârlık” olmadığını; toplumsal yaşamı yeniden üretme kapasitesi taşıyan kolektif bir siyasal alan olduğunu hatırlatıyor. Özellikle ekoloji, kadın emeği ve müşterekler tartışmaları açısından güçlü bir düşünme zemini açıyor.

Kalandia Mülteci Kampı Kadın El Sanatları Kooperatifi: Filistin’de dayanışma ve direnç öyküsü

Bir Şarkı, Bir Hikaye | Casas de Cartón: Bir şarkının çok bileşenli direnişe dönüşümü

Haber vermek yetmez: Toplum çözümü de konuşabilmeli

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →