₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Mevsimlik tarım işçiliği: Göç, yoksulluk ve güvencesizlik

21. yüzyılda yoksulluk (özelikle kırsal yoksulluk) birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de en önemli ve temel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşme süreciyle tarımda geliştirilen yanlış politikalar, IMF ve Dünya Bankası’nın yönlendirmesiyle uygulanan yapısal uyum programları kırın çözülüşünü hızlandırmış ve kırsal yoksulluk daha görünür hale geldi. Özelikle kırsal yoksulluğun hâkim olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, tarıma yönelik geliştirilen olumsuz politikalar, 24 Ocak kararları, özelleştirmeler, tütün ve Şekerpancarı yasasıyla kırın çözülüşünü hızlandırmasının yanı sıra bölgede yoğun olarak yaşanan çatışma ortamı/köy boşaltmalar, işsizlik, kan davaların vb. unsurların etkisiyle birçok aile zorunlu olarak enformel emek piyasasında yer alan mevsimlik tarım işçiliğine yöneldiler. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin kırsal kesimlerinde tarımsal faaliyetlerde bulunan küçük meta üreticileri de bu değişim ve dönüşümlerden olumsuz yönden etkilenerek mevsimlik tarım işçiliğine yöneldiler. 1980 sonrasında mevsimlik tarım işçiliğinde çalışan ailelerde hızlı bir yükseliş yaşandı. Bu dönem aralığında Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerden hareket edilerek Türkiye’nin birçok bölgesinde ve farklı ürünlerde mevsimlik tarım işçileri çalışmaktadır. Son derece ilkel şartlarda barınma ihtiyacının gidermeye çalışan, yoğun emek sömürüsünün yaşandığı, sosyal güvencesizliğin öne çıktığı, örgütsüzlüğün hâkim olduğu, mülkiyetsizlik, tarımda süreklileşen ve çalışan yoksulları ortaya çıkardı. Ailece çalışmanın etkisiyle de çocuk işçiliğinin yaygın olduğu çalışma alanlarından biridir.

Gayri resmi verilere göre Türkiye’de yaklaşık olarak 3 milyondan fazla MTİ bulunduğu tahmin edilmektedir. 2000’lerden itibaren yerli işçilerin yanı sıra farklı ülkelerden gelen düzenli/düzensiz göçmen işçilerin ve Suriyeli mültecilerin de bu çalışma alanına dahil olmasıyla bu sektörde çalışan işçi sayısında artış yaşandı. Yabancı göçmen işçiler, bu çalışma alanında daha fazla emek sömürüsüne ve ücret gaspına maruz kalmaktadır. Bu işçiler düşük ücretle çalışmakta ve sosyal güvenceden mahrum bir şekilde çalışma hayatına katılmaktadır. Dönemlik çalışmaları ve aldıkları düşük ücretten (aracıların komisyonları kesintisiyle bu ücret iyice düşmekte) dolayı yoksulluk pençesinden sıyrılamamakta ve çalışan yoksullar olarak uzun yıllar bu çalışma alanında kalıcılaştılar.

Bu çalışmada mevsimlik tarım işçiliğini kapsayan yasal düzenlemeler ve işlerliği, mevsimlik tarım işçilerin çalışma haritası, aracılar ve son olarak mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve barınma alanlarında yaşadıkları temel sorunlar ele alınmaktadır. Sosyal bir olgu olarak mevsimlik tarım işçilerin göç, çalışma ve barınma esnasında yaşadıkları sorunları, bazen de ölümle sonuçlanan kazalar ulusal medya ve sivil toplum kuruluşları tarafından gündeme getirilirken bilimsel bir merceğe tabi tutulup irdelenmemektedir. Bu çalışma, mevsimlik tarım işçiliğin yasal mevzuat eksikliğini/denetimsizliğini vurgulamak ve tekrardan siyasi partilerin gündemine getirilerek kamusal alanda yeniden görünür kılmayı amaçlanmaktadır.

Türkiye’de mevsimlik tarım işçiliği

Mevsimlik tarım işçiliği bir kavram olarak iki özelliği bir arada taşımaktadır. Birinci özellik, işin mevsimlik özelikler taşıması ikincisi ise ücretli işçilik niteliğidir. Bu iki özellik mevsimlik tarım işçilerinin işlerini olduğu kadar yaşam koşullarının da belirleyicidir. Bu yüzden bu iki kavramın ifade ettiği anlam önemlidir (Çınar ve Lordoğlu, 2011: 2). Tarım işçilerinin çoğunlukla mevsimlik tarım işçilerinden oluşması, tarımsal yapının bir sonucudur. Mevsimlik tarım işçiler ülkemizde özelikle sanayi bitkilerinin yetiştirildiği ve ilkbahar ve yaz aylarında büyük işgücü talep eden Çukurova ve Ege bölgelerinde önem taşımış ve yoğunlaşmıştır (Kocacık, 1983: 268). Nitekim İlkbahar’ın gelmesiyle birlikte Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hatay, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak, Hakkâri gibi illerinin yanı sıra Adana, Ankara (Polatlı), Manisa (Turgutlu) illerinde yaşayan mevsimlik tarım işçileri Türkiye’nin birçok bölgesinde ve farklı ürünlerde çalışmaktadır.

İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara’da çalışma

MTİ’nin (Mevsimlik Tarım İşçileri) çalıştıkları bölgeler, ürünler ve çalışma şartlarına bakmakta fayda vardır. MTİ Yozgat, Kayseri, Ankara, Eskişehir’de Şekerpancarı ve soğan çapasının yanı sıra soğan, kimyon, nohut hasadında da çalışmaktadır. İşçiler günlük ortalama 10-12 saat arasında çalışmaktadır. MTİ Karadeniz Bölgesinde ağırlıklı olarak (Ordu, Giresun, Düzce’de) Fındık toplama işinde çalışmaktadır. Fındık toplama işlerinde çalışacak işçilere yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın aldıkları günlük net ücretler şehirden şehre değişmektedir. MTİ Marmara Bölgesinde ağırlıklı olarak Bursa ve Sakarya’da Fındık, meyve ve sebze ürünlerinde çalışmaktadır. Bursa ilinde Bursa Tabipler Odası’nın yaptığı çalışmada ilin çevre köylerine genelde Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Mardin’den gelen işçilerden oluşmaktadır. MTİ ağırlıklı olarak, Çilek, Domates, Şeftali ve Zeytin toplama işinde çalışmaktadır. Sakarya ilinde ise merkezin yanı sıra Hendek ve Karasu ilçelerinde Fındık toplama işinde çalışmaktadır. Bölgede işçiler günlük ortalama 10 saat çalışmaktadır.

Ege ve Akdeniz’de çalışma ve yerleşme

MTİ Ege Bölgesinde ağırlıklı olarak Aydın ve Manisa illerinde çalışmaktadır. Manisa ilinde çalışan işçiler ağırlıklı olarak Manisa merkez, Turgutlu, Akhisar, Alaşehir, Salihli ve Saruhanlı ilçelerinde Domates Üzüm, Zeytin ve Pamuk ürünlerinde çalışmaktadır. Aydın ilinde ise; işçiler Merkez, Söke ve Nazilli ilçelerinde ağırlıklı olarak Pamuk ve İncir toplama işinde çalışmaktadır. MTİ Akdeniz Bölgesinde ağırlıklı olarak Hatay, Adana, Antalya, Mersin ve Osmaniye ilinde çalışmaktadır. Bu illere sırasıyla bakmakta fayda vardır. Hatay ili hem MTİ göçü vermekte hem de MTİ göçü almaktadır. Hatay ilinden (özelikle Dörtyol ilçesinden) başta İç Anadolu Bölgesi olmak üzere Türkiye’nin farklı bölgelerine MTİ göçü vermektedir. Aynı zamanda Hatay’ın komşu kentlerinden ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden de MTİ almaktadır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinden Hatay iline MTİ olarak çalışmaya gelen kimi aileler belli bir dönem çalıştıktan sonra kent ve ilçe merkezine yerleştiler. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan çatışma ortamından kaynaklı köy boşaltmalarında da etkisiyle birçok aile Hatay iline (özelikle Dörtyol ilçesine) yerleşmişti. MTİ pamuk, narenciye, sebze ve soğan ürünlerinde çalışmaktadır. Özelikle Reyhanlı ilçesinde işçilerin önemli bir bölümü soğan ürününde çalışmaktadır. Adana; MTİ Çukurova’da pamuk çapasında ve toplamasında günlük ortalama 10 saat çalışmaktadır. İş mevsiminde (ilkbahar, yaz, sonbahar) genellikle Şanlıurfa, Niğde, Nevşehir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Mardin, Adıyaman, Diyarbakır, Siirt, Bitlis, İçel, Hatay ve Adana illerinden Çukurova Bölgesine mevsimlik tarım işçileri gelmektedir. MTİ Adana’da ağırlıklı olarak sebze, narenciye, pamuk ve soğan ürünlerinde çalışmaktadır. MTİ ilde ağırlıklı olarak Çukurova, Yüreğir, Karataş, Ceyhan ve Seyhan ilçelerinde çalışmaktadır. İklim şartlarından dolayı ilde dört mevsim farklı ürünler yetiştirilmektedir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden çalışmaya gelen MTİ dört mevsim çalışma olanağını bulmalarından dolayı çoğu aile Adana, Hatay ve Mersin merkezine ve ilçelerine yerleştiler. Mersin ilinde MTİ sebze ve narenciye ürünlerinde çalışmaktadır. İlde çalışan MTİ sayısı bölgedeki diğer illere oranla düşük bir seviyededir. Osmaniye ilinde ise MTİ ağırlıklı olarak kış aylarında turp ürününde çalışmaktadır. Osmaniye iline gelen MTİ sayısı son derece düşük olup, yerli işçilerin yanı sıra Suriyeli mülteciler de çalışmaktadır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da mevsimlik emek

MTİ Doğu Anadolu Bölgesinde ağırlıklı olarak Malatya ve Elâzığ’ın bazı ilçelerinde Kayısı ürününde çalışmaktadır. Elâzığ ilinde çalışan MTİ sayısı Malatya ilinde çalışan işçi sayısına oranla daha düşüktür. Malatya; MTİ kayısı ürününde çalışmak üzere başta Adıyaman olmak üzere Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Mardin illerinden MTİ göçü almaktadır. İşçiler ortalama 1 ay kayısı ürününde çalıştıktan sonra farklı bölgelerde ve ürünlerde çalışmaya devam etmektedir. MTİ Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ağırlıklı olarak Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep ve Bitlis illerinde Fıstık, pamuk, Biber, Patates, Şekerpancarı ve soğan ürünlerinde çalışmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hem MTİ göçü vermekte hem de MTİ göçü almaktadır. Türkiye’de MTİ göçü veren bölgelerin başında Güneydoğu Anadolu Bölgesi gelmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi (özelikle Şanlıurfa ve Diyarbakır) Türkiye tarımına işçi talebini karşılaması yönüyle tarımın lokomotifi konumundadır. Bölge halkının Türkiye tarımına işçi talebi sağlaması ve nicelik açısından benzetme yapılacak olursa Güneydoğu “Türkiye’nin Çin’i”, Diyarbakır ve Şanlıurfa da “Güneydoğu’nun Çin’i” özelliğine sahiptir.

Mevsimlik tarım işçileri iklim ve çalıştıkları ürünlere bağlı olarak dönemlik çalışmalarından dolayı esnek istihdam içinde yer almaktadır. Bu grup istihdam alanında en dezavantajlı, iş güvencesinden yoksun ve yasal düzenlemelerden yeterince yararlanamayan bir kitleyi karşımıza çıkartmaktadır. Diğer yandan belli dönemlerde ve ürünlerde çalışmalarından dolayı işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri çoğunlukla nisan-kasım ayı arasında tarım ürünlerinde çapalama ve hasat işinde çalışmaktadırlar. Diğer aylar ise işsiz kalmakta, bu dönem zarfında elde ettikleri birikimle kışı geçirmektedir.

Mevsimlik tarım işçiliğinde karşılaşılan temel sorunlar

Mevsimlik tarım işçilerin birçok sorunu bulunmaktadır. Bu başlıkta ağırlıklı olarak temel sorunlarına değinilecektir. Bu alanda yapılan bilimsel çalışmalarda mevsimlik tarım işçiliğinin yapıldığı birçok bölgede ortak sorunlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Mevsimlik tarım işçileri ulaşımdan iş bulmaya, çalışma ilişkilerinden ücret ve barınma sorunlarına, örgütlenme, eğitim ve sağlık sorunlarından, iş kazaları/mesleki hastalıklar, trafik kazalarının yanı sıra işveren ve yerel halkla yaşadıkları birçok temel sorun bulunmaktadır.

Ulaşımda güvenlik sorunu

Mevsimlik tarım işçileri, özelikler aracıların katkısıyla iş bulma sorununu çözdükten sonra iş buldukları alanlara giderken ulaşım sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri memleketlerinden çalışacakları bölgelere giderken ya da çalışma bölgesinden memleketlerine dönerken ulaşım sürecinde bazı sorunlarla karşılaşmaktadırlar. 2010/6 Sayılı Başbakanlık Genelgesinden önce mevsimlik tarım işçileri çalışacakları bölgelere kamyon veya üstü açık benzeri araçlarla gidip gelmekteydiler. Üstü kapalı araçlarla gelen işçiler de maliyeti düşürmek için yolcu kapasitesinin çok üstünde işçi taşımaktaydı. Göç esnasında birçok aracın kaza yapması ve işçilerin yaralanması/ölmesi üzerine bu sorun hem ulusal medyanın hem de TBMM gündemine geldi. Bu alanda yapılan düzenlemeler ve Başbakanlık Genelgesi’yle bu sorunun önüne geçilmeye çalışılsa da yine de göç sürecinde ve çalışma alanına gidilirken birçok trafik kazası yaşanmaktadır. Yaşanılan bu kazalarda birçok işçinin yaralanmasına ve/veya ölümüyle sonuçlanmaktadır.

Barınma, altyapı ve mekânsal dışlanma

MTİ çadırlarını işyerine (tarla, bahçe vb.) yakın alanlarda kurmak zorunda bırakılmıştır. Buradaki temel amaç işverenler işçileri tarlaya ya da bahçeye götürmede ulaşım masraflarını azaltmak ve zaman kaybının önüne geçmektir. Diğer ve en önemli neden ise tarım işçileri ile yerel halk arasında çıkabilecek sorunlarının önüne geçmektedir. Bu şekilde işçilerin yerel halktan (neredeyse tamamıyla) izole edilmesine neden olmuştur. Saha çalışmasında yapılan gözlemlerde Polatlı bölgesinde tarlaya yakın yerlerde kurulan çadırların köylere ortalama 1-2 km uzaklığında kurulduğu görülmüştür. Bu şekilde birçok işçi kendini yerel halk tarafından “mekânsal dışlanmaya” maruz kaldığını ifade ettiler.

İşçiler, barınma ihtiyaçlarını evden getirdikleri naylon, bez, ip, demir ve tahta parçalarıyla çadırlarını kurmaktadır. MTİ çadırlarını aile sayısına paralel büyüklükte kurmaktadır. MTİ genelde geniş aileden oluştuğu için çoğu aile genelde bitişik iki çadır kurmaktadır. Çadırlar genelde Kızılay çadırlarına benzer şekilde kurulmakta, çadırların üstü ucuz örtülerle kaplanmakta üstüne yağmurdan korunmak için naylonla örtülmektedir. Çadırların bitişiğinde bez parçası ve çevreden topladıkları kamışlarla 1 metre boyutunda banyo yapılmakta tuvaleti de aynı yöntemle çadırlardan uzak yerlerde yapılmaktadır. Bu yöntemle işçiler barınma ihtiyaçlarını karşılamaktadır. İlkel şartlarda barınma ihtiyaçlarını gidermeye çalışan işçilerin kurdukları çadırlar, sağlık ve iklim şartlarına karşı korunaksız durumdadır. Altyapının olmadığı alanlar üzerinde kurulan çadırlar hijyenik olmadığı için başta çocuklar olmak üzere birçok işçi sürekli olarak hastalanmaktadır. “Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi (METİP)” 2011 yılında uygulanmasıyla birlikte farklı bölgelerde işçilerin barınma ihtiyaçlarını bir nebze olsa da karşılamıştır.

İşçilerin barınma alanında yaşadıkları diğer önemli bir sorun da içme ve kullanma suyunun teminidir. Bu ihtiyaçları genelde işverenlerce çadırlara getirilen su tankerleriyle karşılanmaktadır. Suyun geç gelmesi ve temiz olmaması işçilerin sağlığını tehdit eden önemli sorunların başında gelmektedir. Barınma alanlarında yaşanan diğer bir sorunda elektrik sorunudur. Çadırların köylere uzak yerlerde kurulmasından dolayı çadırlara elektrik verilmesi çok masraflı bulunmakta ve işçilerin elektrik faturaları ödeyemeyecekleri endişesiyle çadırlara elektrik direkleri çekilmemektedir. Bunun yerine işçiler elektrik ihtiyaçlarını gidermek için jeneratör kullanmaktadır. METİP yaygın olduğu illerde ise barınma alanlarında işçilere elektrik verilmekteydi.

Uzun çalışma saatleri ve ücret güvencesizliği

MTİ güneş doğmadan tarlaya çalışmaya gitmekte, güneşin batmasıyla tekrardan çadırlarına dönmektedirler. Çalışma süreleri içinde verilen molalar bölgeden bölgeye ve ürüne göre değişmektedir. Genelde 1 saat öğle yemeği molası verilmekte yemek öncesi ve sonrası olmak üzere toplam 30 dakika dinlenme molası verilmektedir. Ayrıca işçinin fazla çalışma karşılığı ek bir ücret alması da söz konusu değildir. Oysa 1850’li yıllarda İbrahim Paşa tarafından yürürlüğe konulan ve tarım işçilerinin çalışma koşullarını belirleyen nizamnamesinde “İbrahim Paşa Nizamnamesi” tarım işçilerine 5,5 gün çalışma karşılığında 7 günlük ücret, işverenin işçinin yiyecek ve içeceğini karşılama, işçi ücretlerinin işçi, işveren ve devlet temsilcilerinden oluşan komisyonca belirlenecektir.” (Erkul, 1967 Akt: Görücü ve Akbıyık, 2010: 202). İbrahim Paşa döneminde işçilere verilen haklar şu anda içinde yaşadığımız 21. yüzyıldan daha insancıl ve işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak haklardır. İşçi, aracılar ve işverenler arasında çalışma şartları genelde geleneksel değerler çerçevesinde gayri resmi şekilde yapılmaktadır.

Mevsimlik tarım işçileri çok ağır ve ilkel şartlarda çalışma alanlarında barınmakta ve zor şartlar altında bir günün neredeyse yarısını tarlada çalışarak geçirmektedir. Mevsimlik tarım işçilerin ücretleri vali, vali yardımcısı, kaymakam, Ziraat Odası Başkanlığı ve Muhtarlar Derneği bünyesinde bir komisyon kurularak işçilerin ücretleri ve çalışma şartları belirlenmektedir. İşverenler ve aracılar çalıştıkları ürünlere paralel olarak işçilerin çalışma şartlarını ve ücretlerini belirlemektedir. Belirlenen ücretler gayri resmi şekilde herhangi bir sözleşmeye dayanmadan karşılıklı güven ilişkisi çerçevesinde yapılmaktadır. Kimi zaman işverenler yeterince kazanç sağlayamamaları, zarar etmeleri veya tüccarlardan zamanında paralarını alamadıklarından dolayı işçilerin paralarını aksatmaktadır. Diğer yandan işverenler kayısı, soğan, fındık vb. gibi ürünleri depolarında tutarak kışı beklemekte ve ürünlerini daha yüksek fiyatta satmak amacıyla işçilerin ve aracıların paralarını geç ödemektedir. Bu sebeple işveren ile aracılar arasında ve aracılarla işçiler arasında gerilim yaşanmaktadır. İşçiler kendi haklarını koruyacak herhangi bir sözleşme olmadığından dolayı yasal bir işlemde bulunamamakta ve ücret belirlemede işveren ve aracıların insafına bırakılmaktadır. MTİ aldıkları ücretlerden yeterince bir birikim sağlayamadıklarından dolayı uzun yıllar bu sektörde varlığını sürdürmektedir.

İş kazaları ve sosyal güvencesizlik

Mevsimlik tarım işçilerin son derece ilkel koşullarda çalışmaları ve çalışma koşullarının kötü oluşu bir takım iş kazalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Diğer yandan sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalışma hayatına katılmaktadır. Mevsimlik tarım işçileri çalışma sürecinde yaşadıkları sorunların başında iş kazası gelmektedir. İşçiler barınma alanlarından çalışma alanlarına doğru genelde üstü açık araçlarla (özelikle traktörlerle) gitmektedir. Üstü açık araçlarla giden işçilerin sürücünün dikkatsiz araç sürüşü veya tarla yolunun bozuk oluşundan dolayı araçlar devrilmesiyle birçok işçinin yaralanmasına ve ölümüyle sonuçlanmaktadır.

Çocuk işçiliği ve eğitimden kopuş

Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları diğer önemli sorunlar eğitim ve sağlık sorunlarıdır. Çalışma sürecinde okul çağındaki çocukların çoğu ortalama üç veya dört ay okullarında geri kalmakta ve derslerinde başarısız olmaktadır. 2011 yılında ise METİP kapsamında tarlada çalışan çocukların barınma alanlarının yanında kurulan büyük çadırda çocuklara (boş zamanlarında) eğitim verilmeye başlandı. Bu proje kapsamında çoğu aile çocuklarını çadır okullara gönderirken, diğer aileler ise çocuklarını tarlaya götürmekte ve/veya barınma alanlarda çalıştırıldıkları için çocukların yeterli sürede eğitim alamaması ve uzun süre okullarından geri kalmasından dolayı kısa sürede eğitim sisteminden kopmasına neden olmaktadır. Aynı şekilde bazı aileler de daha fazla kazanç sağlamak amacıyla çocuklarını erken yaşlarda okuldan almakta ve çocukların tarım işçiliğinde kalıcı olmalarına neden olmaktadır.

Sağlık hizmetlerine erişim

İşçilerin yaşadıkları diğer önemli bir sorun ise çalışma ve barınma alanlarında yaşadıkları sağlık sorundur. Mevsimlik tarım işçileri ağırlıklı olarak bel ağrısı, yorgunluk, halsizlik, solunum yolu hastalıkları, ishal, cilt hastalıkları, zehirlenme (akrep ve yılan zehirlenmesi) vb. sağlık sorunu yaşamaktadır. Özelikle kadınların gebelik ve bebek izlenme gibi sağlık hizmetlerine erişimi son derece sınırlıdır (MİGA, 2012: 10). Mevsimlik tarım işçilerin barınma alanındaki altyapı eksikliğinden dolayı birçok hastalık geçirmelerine neden olmuştur. Özelikle çocuklarda ve kadınlarda sağlık problemleri daha yaygındır. “Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirmesi Projesi (METİP)” ve gezici sağlık araçları faaliyet göstermesiyle işçilerin sağlık sorunları az da olsa giderildi.

Etnik ayrımcılık ve sosyal dışlanma

MTİ çalıştıkları bazı illerde mekânsal dışlanmaya maruz kalmaktadır. Mevsimlik tarım işçiliğini yapanların bir bölümü Kürt kökenli olmasından dolayı milliyetçiliğin yaygın olduğu illerde ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Çatışma ortamının yoğunlaştığı dönemlerde ise MTİ’nin çalıştıkları bazı bölgelerde yerel halk tarafından terörist gözüyle bakılmış tartışmaların ortaya çıkmasına (kimi zaman yaşanan tartışma sonucunda bazı işçilerin yaralanmasına ve ölümüyle sonuçlanmış olup) ve ötekileştirilmelerine neden olmuştur. Bu alanda yapılan bazı çalışmalarda MTİ’nin etnik kökenlerinden dolayı çoğu zaman yerel halk ve/veya kamu kurumları tarafından “sosyal dışlanmaya” maruz kaldıkları tespit edildi.

Örgütlenmenin önündeki engeller

Görüldüğü üzere mevsimlik tarım işçilerin göç, barınma ve çalışma alanında birçok temel sorunla karşılaşmaktadır. Mevsimlik tarım işçilerin çalıştıkları bölgelerde ve METİP olduğu alana göre yaşadıkları sorunlar farklılaşmaktadır. Mevsimlik tarım işçilerin sorunlarına çözüm üretmek, haklarını korumak ve kamuoyunda gündemde tutmak amacıyla sendika ve dernekler kuruldu. Mevsimlik tarım işçilerinde dernekleşme ve sendikalaşma son derece sınırlıdır. Bu alanda yapılan bazı araştırmalar gösteriyor ki işçilerin dernekleşme ve sendikalaşma kavramları ne olduğunu bilmemektedir. Bu alanda bilgisi olan işçilerin bir bölümü ise derneklere üye olması halinde işverenler ve aracılar tarafından işten çıkartılmalarına veya ertesi sene işe götürülmeyeceği endişesiyle derneklerden uzak durmaktadır. Son yıllarda bazı dernek veya farklı platform çatısı altında toplanan sivil toplum kuruluşların, akademisyenlerin ve siyasi partilerin birtakım girişimleri sonucunda tarım işçilerin çalışma, ücret ve temel ihtiyaçların karşılanması yönünden (az da olsa) iyileştirmeler yapıldı. Her ne kadar bu tür faaliyetler yapılmış olsa da günümüzde derneklerin, STK’ların, akademisyenlerin ve siyasi partilerin desteğiyle MTİ tek çatı altında toplayacak etkili bir örgütlenme zemini oluşmamıştır.

Kaynaklar

Çınar, Ç.-Lordoğlu, K., Mevsimlik Tarım İşçiliğinde Tekil Bir Analiz: Karasu Fındık Toplama İşçileri, Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, 2011, cilt, sayı 33 ,(ss.23-33).

Kocacık, Faruk, Mevsimlik İşçiler, Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1983.

Görücü, İ.- Akbıyık, N., Türkiye’de Mevsimlik Tarım İşçiliği: Sorunları ve Çözüm Önerileri, Hikmet Yurdu Düşünce-Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, 2010, Yıl: 3, S:5, (ss. 189-219).

MİGA, “Tarımda Mevsimlik İşçi Göçü Türkiye Durumu Özeti”, 2012, http://goc.bilgi.edu.tr/docs/FES-dunyadan_12.pdf(MĠGA)

Mavi poşetin dışında kalanlar: İzmir sokaklarının görünmeyen geri dönüşüm işçileri

Çalışan yoksulluğu nasıl yeniden üretiliyor?

Mevsimlik çalışma, yıl boyunca düzenli gelir sağlamıyor. Düşük ücretler, aracı kesintileri ve çalışılmayan ayların geçim yükü, ailelerin bir sonraki sezon yeniden aynı koşullarda çalışmasına yol açıyor.

Çalışma ve yaşam koşulları neden birlikte düşünülmeli?

Tarladaki uzun çalışma saatlerine çadırlarda barınma, temiz suya erişim ve sağlık sorunları ekleniyor. Ailelerin iş için yer değiştirmesi, çocukların eğitimini de kesintiye uğratıyor; güvencesizlik gündelik hayatın bütününe yayılıyor.

Örgütlenme neden belirleyici?

İşini kaybetme ya da ertesi yıl işe çağrılmama korkusu, işçilerin birlikte hak aramasını zorlaştırıyor. Ücret, güvenli ulaşım, sağlıklı barınma, eğitim ve sosyal güvence taleplerinin kalıcı karşılık bulması, işçilerin örgütlenme hakkının korunmasını da gerektiriyor.

Balık sezonu açıldı: Ağlarda palamut umudu, denizde iklim baskısı

 

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →