Washington’da açıklanan yeni ulusal güvenlik stratejisi, AB’yi “medeniyetin silinmesi” senaryolarıyla hedef alırken Avrupa’nın iç siyasetine açık müdahale niteliğinde aşırı sağ “yurtsever partileri” övüyor. Londra, Paris ve Berlin, hem Ukrayna savaşının geleceğini hem de Atlantik ittifakındaki kırılmayı tartışmak için acil zirvede buluşuyor.
Avrupa’yı ayağa kaldıran doktrin
Fransız Le Monde gazetesinde 8 Aralık 2025’te yayımlanan kapsamlı habere göre, Trump yönetiminin geçen cuma Washington’da açıkladığı yeni ulusal güvenlik stratejisi Avrupa başkentlerinde şok etkisi yarattı. Doktrin, bir yandan Ukrayna savaşının sonuna dair ABD–Rusya ekseninde yeni pazarlıkların zeminini kurarken, diğer yandan kıtanın iç siyasetini hedef alan ideolojik bir saldırı metni olarak okunuyor. Le Monde.fr
Belge, Avrupa’yı “ekonomik gerilemesi, göç, düşük doğurganlık ve ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar nedeniyle medeniyetinin silinmesiyle karşı karşıya” bir kıta olarak tasvir ediyor; çözüm olarak da çoğu aşırı sağda konumlanan “yurtsever Avrupa partilerinin” yükselişini övüp, “Avrupa’nın mevcut rotasına karşı direniş” çağrısı yapıyor.
Florida temasları ve Londra’daki acil buluşma
Bu doktrin, Ukraynalı ve Amerikalı temsilcilerin, Avrupalıların dışlandığı Florida görüşmelerinin hemen ardından kamuoyuna açıklandı. Le Monde’un aktardığına göre, Ukrayna savaşının neredeyse dördüncü yılı geride kalırken, bu görüşmelerde savaşın sona erdirilmesine dair çerçeve arayışları yürütüldü ancak kritik başlıklar –özellikle toprak statüsü ve güvenlik garantileri– çözümsüz kaldı.
Hafta sonu yükselen tansiyon üzerine İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 8 Aralık Pazartesi günü Londra’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile acil bir toplantı düzenleyecek. Bu zirve, hem Florida’daki kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin seyrini Avrupa cephesinden değerlendirmek hem de yeni ABD güvenlik doktrininin politik sonuçlarını tartışmak için planlandı.
Avrupa’nın iç politikasına açık müdahale
Trump yönetiminin doktrini, kıta genelinde uzun süredir süren “Avrupa’nın stratejik özerkliği” tartışmasını yeni bir safhaya taşıyor. Metin, AB kurumlarını ve üye devletleri, göç ve ifade özgürlüğü politikaları üzerinden hedef alırken; Almanya’daki AfD’den İtalya’daki Giorgia Meloni hükümetine, Macaristan’daki Viktor Orban’dan farklı ülkelerdeki radikal sağ partilere kadar uzanan yelpazeyi “yurtsever Avrupa”nın taşıyıcıları olarak yüceltiyor.
Bu söylem, Ukrayna savaşında Zelenski yönetimine destek vermeyi sürdüren Avrupa hükümetlerini “tarihsel yanlış yolda olmakla” dolaylı biçimde suçlarken; Washington’daki yeni çizgi, Moskova’ya daha yakın ve hızlı bir “uzlaşma” arayışını öne çıkarıyor. Le Monde’a konuşan Avrupalı diplomatlara göre, doktrin, “Ukrayna üzerinde baskıyı artırmak ve Avrupa’yı kendi içerisinde bölmek” gibi çift yönlü bir etki yaratma potansiyeline sahip.
Sessiz öfke: ‘Tweet savaşına girmeden’ kriz yönetimi
Habere göre, ilk şok dalgasının ardından neredeyse hiçbir Avrupa başkenti doğrudan Trump’a yanıt vermemeyi seçti. Paris ve Berlin’de devlet başkanları ve hükümet liderleri suskun kalırken, kamuoyu önüne daha çok dışişleri bakanları ve daha alt düzey yetkililer çıktı. Macron’a yakın bir kaynak, Trump yönetimindeki “ikinci lig” isimlerle sosyal medya üzerinden kavga etmenin “stratejik hata” olacağını, bu yüzden doğrudan çatışmadan kaçındıklarını belirtiyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da sessizlik çizgisine sadık kalırken, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, X hesabından yaptığı kısa açıklamada “ABD hâlâ en büyük müttefikimiz” vurgusunu yeniledi. Buna karşılık, Litvanyalı eski başbakan ve şimdinin AB savunma komiseri Andrius Kubilius, aynı platformda çok daha sert bir ton benimsedi; yeni ABD stratejisinin “Avrupa’nın kendi savunma ve jeopolitik bağımsızlığını hızla inşa etmesi gerektiğini gösterdiğini” yazdı.
Elon Musk, “AB dağılsın” çağrısı ve Avrupa’dan cevaplar
Trump yönetimindeki üst düzey isimler ve onlara yakın figürler, doktrini hafta sonu boyunca sosyal medyada büyüttü. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, NATO üyesi ülkeleri “tutarsızlıkla” suçlayarak, Avrupa başkentlerinin bir yandan NATO’da “Atlantik ittifakını vazgeçilmez güvenlik şemsiyesi” ilan ederken, diğer yandan kendi savunma yükümlülüklerini ihmal ettiğini savundu.
Trump’ın ikinci döneminde sık sık sahneye çıkan iş insanı Elon Musk ise, AB’nin dağıtılması ve egemenliğin tek tek ulus devletlere geri verilmesi çağrısı yaptı. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Musk’a “Mars’a git, orada Nazi selamına sansür yok” sözleriyle sert bir yanıt vererek hem Musk’ı hem de Trump yönetiminin doktrinini hedef aldı.
Savunma bağımsızlığı tartışmalarında yeni safha
Le Monde’a konuşan Avrupalı yetkililer, Trump doktrininin, özellikle Fransa’nın uzun süredir savunduğu “Avrupa savunma özerkliği” tezini yeniden güçlendirdiği görüşünde. Macron hükümetine bağlı savunma bakan yardımcısı Alice Rufo, hafta sonu için Washington’a giderek ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ve Pentagon ile görüşmeler planladı. Rufo, yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, bu yeni yaklaşımın Avrupa’daki ABD askeri varlığı ve ittifakın yük paylaşımı üzerindeki somut etkilerinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi; “Kopuş ani olmamalı, düzenli bir geçişe ihtiyacımız var” vurgusu yaptı.
Almanya’da da tablo benzer. Şansölye Friedrich Merz, Şubat ayında Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in yaptığı ve Avrupa’nın güvenlikte Washington’a fazla bağımlı olduğu mesajını veren konuşmadan “hayli sarsılmış” durumda. Muhafazakâr CDU, hâlâ transatlantik bağı güçlü biçimde savunsa da, partinin dış politika sözcüsü Jürgen Hardt, Trump’ın daha fazla savunma harcaması ve Çin’e bağımlılığın azaltılması çağrısını “haklı” bulduğunu, buna karşın ifade özgürlüğü ve iç siyaset alanındaki müdahaleci söyleminin “Putin ya da AfD propagandasına benzediğini” söyledi.
‘Reaksiyoner enternasyonal’: Orban’dan Meloni’ye uzanan hat
Ancak Avrupa cephesinde tablo homojen değil. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, doktrine destek veren ilk liderlerden. Orban, AB’nin içerik düzenlemelerini hedef alırken “ne okuduğumuza, ne söylediğimize karar veren seçilmemiş bürokratlar”ı suçladı ve Trump’a yakın çizgide “Avrupa’yı yeniden büyük kılacak yurtsever bir devrim üzerinde çalıştıklarını” söyledi. Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto da X’te yaptığı paylaşımda bu “yurtsever devrim” ifadesini benimsedi.
İtalya’nın radikal sağ Başbakanı Giorgia Meloni ise daha ikili bir pozisyonda. Habere göre Meloni, ideolojik olarak Trump’ın muhafazakâr sağ çizgisine yakın dursa da, ABD’ye karşı “savunmacı” görünmemek için dikkatli davranıyor. ABD’nin AB kurumlarına dönük sert eleştirilerine rağmen, son televizyon röportajında transatlantik ilişkide “çatlak görmediğini” söyleyerek, bir yandan “Avrupa kendini savunmalı” derken diğer yandan Washington’la mesafesini belirginleştirmekten kaçındı.
Birleşik sonuç, kırılgan birlik
Le Monde’un aktardığı diplomatik değerlendirmeye göre, Avrupa başkentleri bugün artık Rus gazına bağımlılığı terk etmeye zorlandıkları gibi, güvenlik ve savunmada da ABD’ye sınırsız güven duyma döneminin sonuna geldiklerinin farkında. “Her başkentin ABD’ye konuşma tarzı farklı; kültürel olarak aynı cümleyi kurmaya hazır değiller. Ama hepsi aynı sonuçları çıkarmaya hazırlanıyor” diyen bir Avrupalı diplomat, ortak kaygının altını çiziyor: Daha az güvenilebilir bir Washington gerçeği karşısında, Avrupa’nın savunma ve jeopolitik özerkliğini hızla inşa etmesi gereği.
Ne var ki bu “ortak sonuç”, sahadaki siyasi birlik anlamına gelmiyor. Orban ve benzeri liderlerin “reaksiyoner enternasyonal” diye tarif edilen Trump–Putin ekseniyle ideolojik uyumu, Meloni’nin ikircikli tutumu ve AB kurumlarının temkinli sessizliği, kıtanın nasıl bir savunma ve demokrasi rotası çizeceği sorusunu açık bırakıyor. Londra’daki zirve, hem Ukrayna savaşının geleceği hem de Atlantik ittifakının yeniden tanımlanması açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Avrupa’nın Trump doktrinine vereceği asıl yanıt, büyük olasılıkla bu zirveden ve onu izleyecek somut savunma girişimlerinden çıkacak.
Sosyolog Prof. Dr. Neşe Özgen: “Artık hepimiz sınır insanlarıyız”
Barışın yöntemi: Zeynep Altıok ile güven, dil ve süreklilik üzerine
Etiketler: Trump güvenlik doktrini, Avrupa Birliği, Atlantik ittifakı krizi, Ukrayna savaşı, Avrupa savunma özerkliği, aşırı sağ partiler, ABD dış politikası, Keir Starmer, Emmanuel Macron, Friedrich Merz
