₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Tarım günah keçisi değildir: İzmir’de “Kaçak kuyu” ve “ürün deseni” tartışması basın toplantısına taşındı

Ziraat Odaları İzmir Koordinasyon Kurulu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Sulama Kooperatifleri İzmir Birliği, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi, İzmir Tarım Grubu ve Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubunun katılımıyla 27 Şubat 2026 Cuma günü saat 12.00’de Ziraat Mühendisleri Lokali’nde “Tarımda Su Kullanımı Gerçeği: Tarım Günah Keçisi Değildir” başlıklı basın toplantısı yapıldı. Toplantıda tarımsal su kullanımının payı üzerinden yürüyen tartışmanın “tarımı hedefe koyan” bir dile sıkıştırılmasına itiraz edildi; çözümün üretimi kısmak değil, suyu planlama ve verimlilik ekseninde yönetmek olduğu vurgulandı. 

Rakam tartışması: Pay yüksek, ama tek cümle değil

Konuşmacılar, dünya genelinde su kullanımının yaklaşık %70’inin, Türkiye’de ise ortalama %75’inin tarımda gerçekleştiğini hatırlatırken, bu verinin “tarım suyu tüketiyor” diye tek yargıya çevrilmesine karşı çıktı. Sulama yapılan alanların üretimdeki ağırlığına işaret eden değerlendirmede, sulamanın sebze ve meyve üretiminde belirleyici rol oynadığı; Türkiye’nin kişi başına su varlığında 1.300 m³ bandında “su stresi” yaşadığı ve bu miktarın 1.000 m³ altınadüşme riskinin konuşulduğu belirtildi. 

“Bütüncül bakış” ve madencilik vurgusu

Toplantıda söz alan İlker Ağın, “bütüncül yaklaşım” derken yalnız üretim ilişkilerini değil, tarım–çevre ilişkisini ve su varlıklarının korunmasını birlikte düşünmek gerektiğini söyledi. Ağın, kaçak kuyuların boyutu ve çekilen su miktarı tam ölçülmeden “suyu merkez alan tarım planlaması”nın sahada karşılık bulamayacağını vurguladı; su varlıklarının özellikle madencilik faaliyetleriyle tahribine dikkat çekti. 

FİKİR’in sorusu: “İzmir’de kaç kaçak kuyu var, çiftçiye ‘mısır ekme’ diyebilecek miyiz?”

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde FİKİR muhabiri Nevin Kalpalp, iki başlık üzerinden doğrudan sahaya indi: “Kontrolsüz yeraltı suyu kullanımından bahsettiniz; İzmir’de kaç kaçak kuyu var?” Kalpalp ikinci sorusunda ise su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirilmesine karşı nasıl bir hat kurulacağını sordu: “Peki bunu çiftçiye nasıl ulaştıracağız; burada ‘mısır üretmemelisin’ diyebilecek miyiz?” 

Kalpalp’in sorularını yanıtlayan Ahmet Tonak, kaçak kuyularda kesin sayıya ulaşmanın güçlüğünü vurguladı ve Küçük Menderes için kamuoyuna yansıyan bir tespiti paylaştı: “Küçük Menderes Havzası’nda 12 bin kaçak kuyu” ifadesinin dolaşımda olduğunu ancak bunun “çok sağlıklı” bir tespit olmayabileceğini söyledi. Tonak, yine de havza ölçeğinde kaçak ve yasal kuyuların toplamının, ihtiyaçla kıyaslandığında ciddi bir basınç yarattığını; üreticinin, devletin sağladığı suyun süre ve miktarı yetmediğinde yeraltı suyuna yöneldiğini dile getirdi. 

“Mısır ekme” gibi doğrudan yönlendirmelerin ise tek başına “yasak/uyarı” diliyle kurulamayacağını belirten Tonak, kurak dönemlerde kurumların ve sivil toplumun “kuraklığa dayanıklı çeşitler” ve ürün deseni konusunda çiftçiyi bilgilendirdiğini; asıl meselenin destek mekanizması olduğunu söyledi. Küçük Menderes için hazırlanan planlarda, çiftçinin desteklenerek sulu tarımdan en az %25 oranında kuru tarıma yönlendirilmesi öngörüsünün konuşulduğunu aktarırken, sulu tarımdan kuru tarıma geçişte oluşacak gelir farkının destekle telafi edilmesi gerektiğini vurguladı: “Yeter ki iyi bir mesaj verilsin ve desteklensin.” 

FİKİR Masası | Yerelden merkeze: Su krizi, konut çıkmazı ve siyaset transferleri

Kesinti değil, gasp: Polen Ekoloji ile su adaleti krizi üzerine

#TarımdaSuKullanımı #KaçakKuyu #KüçükMenderesHavzası #YeraltıSuyu #HavzaBazlıPlanlama #SuVerimliliği #BasınToplantısı

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →