₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Ödüllü çocuk oyunu yönetmeni Ayşe Kör: “Her çocuğa dokunmak istiyoruz”

Anadolu Tiyatro Ödülleri’nde çocuk oyunları kategorisinde “Oyuncu Ödülü” alan oyuncu ve yönetmen Ayşe Kör, çocuk tiyatrosunun “kolay iş” gibi görülmesine itiraz ediyor. Kör’e göre çocukların sahneyle kurduğu ilk ilişki kalıcı bir iz bırakıyor; bu yüzden çocuk oyunlarında pedagojik uygunluk değerlendirmesi bir “ek seçenek” değil, temel bir güvence olarak ele alınmalı.

Kör, çocuk tiyatrosunun “lay lay lom” kolaycılığına indirgenmesini eleştiriyor: Çocuğa seslenen bir işin yalnızca eğlence değil, aynı zamanda duygusal ve bilişsel bir temas alanı olduğunu; sahnede kurulan ilişkinin sorumluluk gerektirdiğini söylüyor.

Pedagojik raporun sınırı “yaş” değil, “etki”

Ayşe Kör’e göre pedagojik uygunluk değerlendirmesi sadece “yaş aralığı” yazmak anlamına gelmiyor. Oyunun çocukta hangi duyguyu uyandırdığı, hangi davranış kalıplarını olağanlaştırdığı, hangi korkuyu tetikleyebileceği ve çocuğun oyundan “neyle çıktığı” gibi soruların da bu değerlendirmenin parçası olması gerektiğini vurguluyor. Kör, bu tür bir güvence olmadan üretilen çocuk oyunlarının, iyi niyetle bile olsa, çocuğun dünyasında onarılması zor izler bırakabileceğini hatırlatıyor.

Bir saatlik ortak nefes alanı

Kör, çocuk oyunlarının ebeveynler açısından da bir “ortak zaman” alanı yarattığını anlatıyor. 40–60 dakikalık sahne deneyiminin, ekran gürültüsünden uzak biçimde aynı hikâyeye bakmayı, aynı duyguda buluşmayı ve ebeveyn-çocuk bağını güçlendirmeyi kolaylaştırdığını söylüyor. Ona göre bu ortak deneyim, çocuğun tiyatroya güvenle yaklaşmasının da anahtarı.

İzmir’de çocuk oyunu var, erişim eşit değil

Kör’ün altını çizdiği en kritik başlıklardan biri “erişim”. Çocuk oyunu üretiminin son yıllarda arttığını söyleyen Kör, tiyatroya ulaşmanın kent içinde eşit dağılmadığını belirtiyor. Kent merkezinde seçenekler çoğalırken; bazı mahallelerde sahneyle temas, çoğu zaman okul anlaşmaları ve sınırlı gösterimlerle dar bir kanala sıkışıyor. Kör’e göre bu tablo, sanata erişimi “mekân” ve “gelir” ekseninde belirleyen bir eşitsizliğe dönüşüyor.

Maliyet duvarı: Sahne kiraları, ulaşım, hane bütçesi

Kör, erişimi kıran şeyin yalnızca “ilgi” olmadığını, maliyetlerin belirleyici hale geldiğini söylüyor. Sahne kiralarının artması ekiplerin düzenli turne yapmasını güçleştiriyor; ulaşım ve prodüksiyon masrafları büyüdükçe oyunu ilçelere ve köylere taşımak daha zorlaşıyor. Öte yandan hane bütçesindeki sıkışma, ailelerin kültür-sanata ayırabileceği payı azaltıyor. Kör bu noktada “eğlence”yi hafife alan dile itiraz ediyor: “Eğlence de bir ihtiyaç” diyerek hedefini netleştiriyor: “Her çocuğa dokunmak istiyoruz.”

Kamusal destek: Belediyeler oyunu büyütebilir mi

Kör’e göre yerel yönetimlerin oyunları alıp halka ücretsiz sunması, çocuk tiyatrosunda kritik bir kamusal destek modeli. Bu sayede maddi imkânı sınırlı aileler de çocuklarıyla birlikte tiyatroya erişebiliyor. Kör, destek ve sponsorlukların süreklilik kazanması halinde, erişimin zayıf olduğu ilçelerde ve köylerde daha düzenli gösterimlerin mümkün olabileceğini söylüyor.

Sihirli Oyuncak Dünyası: Oyuncakçı dükkânından geleneksel oyuna

Kör’ün yönetmenliğini üstlendiği Sihirli Oyuncak Dünyası, bir oyuncakçı dükkânında “canlanan” oyuncakların hikâyesi üzerinden ilerliyor. Oyun, dijital çağda geleneksel oyun ve oyuncaklardan uzaklaşan çocukların yeniden “oyun kurma”yla bağ kurmasını hedefliyor. Tek perde ve 45 dakika süren yapım, 4–12 yaş çocuklar ve ebeveynlere sesleniyor.

Metin Begüm İbiş Akaylı imzasını taşıyor; danışmanlıkta Uzm. Psikolog Eylem Esen yer alıyor. Müzik ve koreografi Işık Kanat, ışık tasarımı Mete Akın tarafından hazırlanmış; yapımı 4 Ekim Sanat & Yapım üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Ayşe Kör (Kaptan Kız/Anne), Etem Sayıner (Oyuncakçı/Kurşun Asker), Zehra Korkmaz (Bez Bebek/Anne) ve Aysu Söztutar (Çocuk) yer alıyor.

“Ben de bir gün sahneye çıkmak istiyorum”

Kör’ün anlattığı bir geri dönüş, çocuk tiyatrosunun etkisini tek cümlede özetliyor: Daha önce hiç tiyatro izlememiş bir çocuğun oyun sonrası “bir gün sahneye çıkmak istiyorum” demesi. Kör’e göre bu tür cümleler, çocuk oyunlarının yalnız “vakit geçirme” değil; çocuğun cesaretini, ufkunu ve kendilik duygusunu büyüten bir alan olduğunu gösteriyor.

Süreyya Karacabey’den tiyatro günü paylaşımı: “Bir sahneyi kurar gibi…”

Levent Üzümcü: Okulda Tiyatro için Kapıyı Kapatırlarsa Bacadan Gireceğim

Krizin Gölgesinde Sanat: Tiyatronun Ayakta Kalma Mücadelesi

 

Etiketler: Ayşe Kör, Sihirli Oyuncak Dünyası, çocuk tiyatrosu, pedagojik uygunluk, İzmir çocuk oyunu, sanata erişim, sahne kiraları, yerel yönetim kültür politikası, çocukların kültürel hakları

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →