₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Dijital Lazarus’ta bu hafta: Her şey birbirine benzemiyor mu?

İlk iki bölümünde dijital kimlikleri ve yapay zekâ ile kurulan ilişkileri ele alan Dijital Lazarus, üçüncü bölümünde kültür endüstrisinden algoritmalara, Walter Benjamin’den blokzincire uzanan geniş bir tartışma yürütüyor. Nazlı Öztürkmen ve Merve Güven Özkerim’in hazırladığı “Her şey birbirine benzemiyor mu?” başlıklı yeni bölüm, dijital çağın kültürel üretimine eleştirel bir mercek tutuyor.

İlk iki bölümünde dijital çağın yeniden kurulan kimliklerini ve yapay zekâ ile kurulan duygusal bağları tartışan Dijital Lazarus, üçüncü bölümünde rotasını eleştirel teoriye çeviriyor. “Her şey birbirine benzemiyor mu?” başlıklı yeni bölümde Nazlı Öztürkmen ve Merve Güven Özkerim, algoritmaların kültürü nasıl dönüştürdüğünü, dijital sanatın yeni biçimlerini ve eleştirel teorinin bugüne ne söylediğini masaya yatırıyor.

Kültür endüstrisi algoritmalar çağında

Bölüm, Frankfurt Okulu düşünürleri Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno‘nun 1940’lı yıllarda geliştirdiği kültür endüstrisi eleştirisinden hareket ediyor. Podcastte, o yıllarda dile getirilen “kültür bugün her şeyi aynılıkla enfekte ediyor” tespitinin, bugün öneri algoritmaları, platform ekonomisi ve sosyal medya akışları üzerinden yeniden okunabileceği tartışılıyor.

Nazlı ve Merve, platform kapitalizminin çeşitlilik görüntüsü altında benzer üretim ve tüketim kalıpları oluşturup oluşturmadığını sorgularken, yapay zekânın kültürel üretim üzerindeki etkilerini de ele alıyor. Bölüm, algoritmaların yalnızca içerikleri değil, düşünme biçimlerini de şekillendirip şekillendirmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Walter Benjamin’den blokzincire

Podcastin önemli duraklarından biri de Walter Benjamin‘in sanat eserinin “aura” kavramı oluyor.

Programda, dijital ortamda sonsuz kez kopyalanabilen eserlerin blokzincir teknolojisi sayesinde yeniden özgünlük kazanıp kazanamayacağı tartışılıyor. NFT’ler, hiper sahiplik, generatif sanat ve “siber aura” kavramları üzerinden sanatın dijital ekonomide geçirdiği dönüşüm değerlendiriliyor.

Nazlı ve Merve, generatif sanatın ve blokzincir teknolojisinin Benjamin’in yaklaşık bir asır önce ortaya koyduğu tartışmaları nasıl yeni bir zemine taşıdığını da örneklerle ele alıyor.

Eleştirel teoriye feminist bir itiraz

Üçüncü bölüm yalnızca klasik eleştirel teoriyi aktarmakla yetinmiyor; onun sınırlarını da sorguluyor.

Programda Frankfurt Okulu’nun büyük ölçüde erkek düşünürler tarafından şekillendirilmiş olması, kadın emeği, bakım ilişkileri ve toplumsal cinsiyet meselelerinin eleştirel teoride yeterince yer bulamaması da tartışılıyor. Simone de Beauvoir ve feminist teoriye uzanan değerlendirmelerle, dijital çağın kültürel üretimine daha kapsayıcı bir perspektif öneriliyor.

Dijital çağın kültürüne eleştirel bir bakış

“Her şey birbirine benzemiyor mu?” sorusuyla yola çıkan üçüncü bölüm, teknoloji tartışmalarını cihazlar ve uygulamalar üzerinden değil; kültür, sanat, iktidar ve düşünme biçimleri üzerinden kuruyor.

Bu yönüyle Dijital Lazarus, algoritmaların yalnızca içerik öneren araçlar değil, aynı zamanda kültürel üretimi ve gündelik deneyimleri biçimlendiren aktörler hâline geldiği dijital çağ üzerine düşünmeye davet ediyor.

Dijital Lazarus, teknolojiye başka yerden bakıyor: Dijital çağın hayaletleri, algoritmalar ve yalnızlık

Algoritmalar gerçekten bizi birbirimize mi benzetiyor?

Podcast, dijital platformların kişiselleştirme vaadine rağmen benzer içeriklerin, estetiklerin ve düşünme biçimlerinin nasıl yeniden üretildiğini eleştirel teori ışığında tartışıyor.

Walter Benjamin’in “aura” kavramı bugün neden yeniden gündemde?

NFT’ler, blokzincir teknolojisi ve generatif sanat, sanat eserinin özgünlüğü üzerine yaklaşık bir asır önce ortaya atılan tartışmaları dijital çağın koşullarında yeniden düşünmeyi gerektiriyor.

Eleştirel teori dijital çağı anlamaya yeterli mi?

Nazlı ve Merve, Frankfurt Okulu’nun mirasını feminist teori ve güncel dijital kültür tartışmalarıyla birlikte değerlendirerek, eleştirel teorinin eksik bıraktığı alanları da görünür kılıyor.

Yapay zeka ve medeniyet mantığı: Çin’de makineler acıyı azaltıyor

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →