“Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” kültür sanat projesinin son ayağı Ayvalık’ta gerçekleşiyor. Bergama’da çocukların çizimleri, çevre adaleti ve “İhtimal Eşikleri” sergisiyle başlayan; Soma’da kömürden çıkışın emek, tarım ve hafıza sorusuna yoğunlaşan program, Ayvalık’ta yenilenebilir enerji yatırımlarının ekolojik, toplumsal ve hukuksal boyutlarını tartışmaya açıyor. 18–19 Temmuz programında “Yenilenebilir Enerji ve Ekolojik Yıkım: Rüzgâr ve Güneş Bize Yeter mi?” söyleşisi, “Başka Bir Dünya” çocuk sergisi ve Documentarist ekoloji temalı animasyon film seçkisi yer alıyor.
Türkiye’de enerji dönüşümü çoğu zaman teknik bir başlık gibi tartışılıyor: Hangi kaynak kapanacak, hangi kaynak devreye girecek, hangi yatırım ne kadar elektrik üretecek? Oysa Soma, Bergama ve Ayvalık hattında bu soru çok daha zor bir yerden açılıyor. Kömürden çıkışın emeğe, yerel ekonomiye ve hafızaya etkisi; rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarının zeytinliklere, meralara, ormanlara, tarım alanlarına ve yerel söz hakkına etkisiyle aynı coğrafi hatta buluşuyor.
Ne Yerde Ne Gökte Derneği tarafından yürütülen ve CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı tarafından desteklenen “Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” kültür sanat projesi, 18–19 Temmuz’da Ayvalık programıyla son ayağına ulaşıyor. Proje, Soma’daki kömürden çıkış ve yenilenebilir enerjiye geçiş sürecini çevre adaleti kavramı etrafında ele alırken; Bergama ve Ayvalık’ta yoğunlaşan yenilenebilir enerji santrallerinin yerel yaşama etkisini mülksüzleştirme tartışmalarıyla birlikte düşünüyor.
Haziran programının ilk günü Bergama’da çocukların “Başka Bir Dünya” resim sergisi, enerji coğrafyaları paneli ve “İhtimal Eşikleri” sergisiyle enerji dönüşümünün çelişkilerini görünür kılmıştı. İkinci gün Soma’da “Bir Coğrafyanın Z Raporu” sergisi, “Türkiye’nin Aynası: Soma” belgeseli, “Soma’da Enerji, Emek ve Gelecek” paneli ve “13 Mayıs: Tanıklığın Ötesinde” sergi ziyaretiyle kömürden çıkışın işçiler, tarım, göç, küçük çiftçilik, hafıza ve hak mücadelesi olmadan adil bir dönüşüme dönüşemeyeceği tartışılmıştı.
Ayvalık programı, bu iki hattı yenilenebilir enerji yatırımlarının yerelde yarattığı yeni sorularla buluşturuyor: Rüzgâr ve güneş enerjisi fosil yakıtlardan çıkış için yaşamsal bir imkân sunarken, bu yatırımlar hangi koşullarda yeni bir ekolojik yıkım ve mülksüzleşme biçimine dönüşüyor? Bir enerji kaynağının “yeşil” sayılması için yalnızca karbon salımının düşük olması yeterli mi, yoksa yerel halkın söz hakkı, ekosistem bütünlüğü, tarım alanlarının korunması ve kamusal katılım da bu tanımın içinde mi düşünülmeli?
Rüzgâr ve güneş bize yeter mi?
Ayvalık programının ilk günü, “Yenilenebilir Enerji ve Ekolojik Yıkım: Rüzgâr ve Güneş Bize Yeter mi?” başlıklı söyleşiyle açılıyor. Fabrika Ayvalık’ta gerçekleşecek söyleşide halk sağlığı, çevre mücadelesi ve hukuk alanlarından gelen konuşmacılar; yenilenebilir enerji yatırımlarının ekolojik, toplumsal ve hukuksal boyutlarını farklı bölge deneyimleriyle birlikte ele alacak.
Söyleşinin konuşmacıları arasında Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Bergama Çevre Platformu’ndan Erol Engel, Ayvalık Tabiat Platformu’ndan Nebahat Dinler ve Burhaniye Çevre Platformu’ndan Av. Filiz Sonsuz yer alıyor. Söyleşinin moderasyonunu Yücel Kurşun üstleniyor.
Başlık, iklim krizinin yakıcılığı ile yerel ekolojik yıkım arasındaki gerilimi doğrudan ortaya koyuyor. Fosil yakıtlardan çıkış artık ertelenebilir bir tercih değil; ancak bu çıkışın nasıl, kimler adına ve hangi bedellerle gerçekleşeceği belirleyici hale geliyor. Son yıllarda rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarının hızla artması, özellikle kırsal bölgelerde zeytinliklerin, meraların, ormanların ve tarım alanlarının enerji projelerine açılmasıyla birlikte yeni bir tartışma alanı yarattı.
Bu nedenle Ayvalık’taki söyleşi, “yenilenebilir enerjiye karşı olmak” gibi dar bir ikilikten hareket etmiyor. Soruyu daha geniş kuruyor: Enerji ihtiyacı ile doğanın korunması arasında kaçınılmaz bir çelişki mi var, yoksa asıl sorun enerji üretimini büyüme, kâr ve merkezi karar süreçleriyle kuran modelin kendisinde mi yatıyor?
Bergama’dan Ayvalık’a uzanan mücadele hattı
Bergama, Türkiye’de çevre mücadelesinin hafızasında özel bir yere sahip. Siyanürlü altın madenciliğine karşı gelişen mücadele, yalnızca bir çevre direnişi değil; bilgi, hukuk, yerel örgütlenme, köylülerin ve özellikle köylü kadınların siyasal özneleşmesi açısından da önemli bir deneyim yarattı. Bugün yenilenebilir enerji yatırımları etrafında yaşanan tartışmalar, bu hafızayı yeni bir düzlemde yeniden gündeme getiriyor.
Ayvalık ise zeytinlikleri, kıyı ekosistemi, tarım alanları, ormanları, su varlığı ve turizm baskısıyla kırılgan bir ekolojik hatta duruyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları, burada yalnızca enerji üretimi başlığıyla değil; arazi kullanımı, ekosistem parçalanması, biyolojik çeşitlilik kaybı, kamusal denetim, halk sağlığı ve yerel toplulukların karar süreçlerine katılımı üzerinden tartışılıyor.
Bu hat, projenin temel sorusunu yeniden kuruyor: “Yeşil” olarak adlandırılan bir yatırım, yerel halkın sözünü, toprağın bütünlüğünü, yaşam alanlarını ve ekolojik dengeyi gözetmiyorsa gerçekten adil bir dönüşümün parçası olabilir mi?
Çocukların çizdiği başka dünya Ayvalık’a taşınıyor
Ayvalık programının ikinci günü, “Başka Bir Dünya” sanatçı çocuklar resim sergisiyle devam ediyor. Soma, Bergama ve Ayvalık’ta yaşayan çocukların ürettiği resimlerden oluşan sergi, 19 Temmuz’da Atölye Ayvada’da izleyiciyle buluşacak.
“Başka Bir Dünya”, ütopyayı ulaşılması gereken uzak bir ideal olarak değil, şimdinin içinden filizlenen bir olasılıklar alanı olarak düşünmeye çağırıyor. Çocukların çizdiği dünyalar, yetişkinlerin vazgeçtiği ihtimalleri geri çağırıyor; aynı zamanda yetişkinliğin sınırlarını da görünür kılıyor.
Bu nedenle sergi, programın yalnızca kültürel bir yan etkinliği değil. Projenin adındaki “ütopyalar” başlığını en doğrudan taşıyan alanlardan biri. Bergama’daki ilk günün çocukların çizimleriyle başlaması tesadüf değildi; Ayvalık’ta bu serginin yeniden görünür olması, enerji dönüşümü tartışmasının geleceği yalnızca teknik planlarla değil, çocukların hayal gücü ve adalet duygusuyla da düşünmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Documentarist’ten ekoloji temalı animasyon seçkisi
Ayvalık programı, Documentarist’in proje için hazırladığı ekoloji temalı animasyon film seçkisiyle tamamlanacak. Atölye Ayvada’da gösterilecek seçki, her yaştan çocuk, genç ve yetişkin izleyiciye seslenen 7 filmden oluşuyor.
Film seçkisi, ekoloji meselesini yalnızca uzmanların, hukukçuların, çevre platformlarının ya da akademisyenlerin tartışma alanı olmaktan çıkararak görsel anlatıların, animasyonun ve ortak izleme deneyiminin alanına taşıyor. Böylece projenin başından beri kurmaya çalıştığı transdisipliner zemin bir kez daha görünür hale geliyor: Bilgi, sanat, çocukların hayal gücü, yerel deneyim ve politik tartışma aynı program içinde yan yana geliyor.
Adil dönüşümün son sorusu
“Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” projesi, Soma, Bergama ve Ayvalık hattında enerji dönüşümünü düz bir ilerleme hikâyesi olarak değil, çelişkilerle dolu bir toplumsal süreç olarak ele alıyor. Kömürden çıkış zorunlu; fakat kömürden çıkışın işçilerin geçimini, tarımı, yerel ekonomiyi ve hafızayı yok sayarak kurulması yeni yıkımlar üretebilir. Yenilenebilir enerjiye geçiş yaşamsal; fakat rüzgâr ve güneş yatırımlarının zeytinlikleri, meraları, ormanları, kıyı ekosistemlerini ve yerel söz hakkını aşındırması yeni mülksüzleşme biçimlerine yol açabilir.
Ayvalık programı, bu nedenle bir kapanıştan çok son bir eşik olarak düşünülebilir. Bergama’da çevre adaleti ve mülksüzleşme sorusuyla açılan; Soma’da emek, hafıza ve hak mücadelesiyle derinleşen tartışma, Ayvalık’ta rüzgâr ve güneşin gerçekten nasıl “yeşil” ve nasıl “adil” olabileceği sorusuna bağlanıyor.
Geriye kalan soru açık: Enerji dönüşümü yalnızca kaynakları değiştirmekle mi sınırlı kalacak, yoksa emeği, toprağı, zeytinlikleri, meraları, çocukların dünyasını, halk sağlığını, yerel söz hakkını ve ekolojik bütünlüğü birlikte düşünen adil bir yaşam arayışına mı dönüşecek?
Program
18 Temmuz | Fabrika Ayvalık
Yenilenebilir Enerji ve Ekolojik Yıkım: Rüzgâr ve Güneş Bize Yeter mi?
Konuşmacılar:
Prof. Dr. Ali Osman Karababa – Halk Sağlığı Uzmanı
Erol Engel – Bergama Çevre Platformu
Nebahat Dinler – Ayvalık Tabiat Platformu
Av. Filiz Sonsuz – Burhaniye Çevre Platformu
Moderatör:
Yücel Kurşun
19 Temmuz | Atölye Ayvada
Başka Bir Dünya
Sanatçı çocuklar resim sergisi
Saat: 19.30–20.30
Documentarist Ekoloji Temalı Animasyon Film Seçkisi
7 film, 60 dakika
Saat: 21.00–22.00
Bu program bize ne söylüyor?
“Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” projesinin Ayvalık programı, enerji dönüşümü tartışmasını rüzgâr ve güneş yatırımlarının yerelde yarattığı ekolojik, toplumsal ve hukuksal sonuçlara taşıyor. Bergama ve Soma ayaklarında çevre adaleti, mülksüzleşme, emek, hafıza ve adil geçiş başlıklarıyla açılan tartışma, Ayvalık’ta zeytinlikler, meralar, ormanlar, tarım alanları, halk sağlığı ve yerel katılım sorularıyla devam ediyor.
Neden önemli?
Fosil yakıtlardan çıkış zorunlu; ancak yenilenebilir enerji yatırımları her koşulda kendiliğinden adil ya da ekolojik olmayabilir. Ayvalık programı, enerji dönüşümünün ancak yerel toplulukların söz hakkı, kamusal katılım, ekolojik bütünlük, hukuk, halk sağlığı ve mülksüzleştirmeye karşı mücadeleyle birlikte düşünüldüğünde adil bir dönüşüme dönüşebileceğini hatırlatıyor.
Soma durağı: “Bir Coğrafyanın Z Raporu”ndan adil dönüşümün zor sorusuna
Rüzgâr ve güneş enerjisi her durumda “yeşil” midir?
Hayır. Bir enerji kaynağının yenilenebilir olması, yatırımın her koşulda ekolojik ve adil olduğu anlamına gelmez. Zeytinliklerin, meraların, ormanların ve tarım alanlarının enerji projelerine açılması; biyolojik çeşitlilik kaybı, ekosistem parçalanması ve yerel halkın yaşam alanlarının dönüşümü gibi sonuçlar yaratabilir.
Ayvalık programı neyi tartışmaya açıyor?
Program, iklim krizine karşı fosil yakıtlardan çıkışın zorunluluğunu kabul ederken, yenilenebilir enerji yatırımlarının nasıl planlandığını, yerel halkın karar süreçlerine nasıl katıldığını ve ekolojik bütünlüğün nasıl korunduğunu sorguluyor.
“Başka Bir Dünya” sergisi neden önemli?
Soma, Bergama ve Ayvalık’tan çocukların çizimlerinden oluşan sergi, ütopyayı uzak bir ideal değil, bugünün içinden filizlenen bir olasılık olarak kuruyor. Çocukların dünyası, enerji dönüşümünü gelecek kuşakların adalet duygusuyla birlikte düşünmeye çağırıyor.
“16 Ton”dan “İhtimal Eşikleri”ne: Adil dönüşüm nasıl ortak dile dönüşür?

