₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

EŞİK’ten AYM’nin kütük kararına tepki: “Soyadımızdan, Kütüğümüzden, Kimliğimizden Vazgeçmiyoruz!”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Anayasa Mahkemesi’nin evlenen kadının aile kütüğündeki kaydının kocasının hanesine taşınmasını öngören düzenlemeye ilişkin kararına “Soyadımızdan, Kütüğümüzden, Kimliğimizden Vazgeçmiyoruz!” başlıklı açıklamayla tepki gösterdi.

Platform, AYM çoğunluğunun aile kütüğünü teknik bir kayıt sistemi olarak değerlendirmesinin, düzenlemenin kadın ve erkek arasında yarattığı farklı muameleyi eşitlik bakımından tartışma dışı bıraktığını savundu. EŞİK’e göre kaydın gizli tutulması veya Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında yer almaması, nüfus kütüğü ile kişinin kimliği arasındaki bağı ortadan kaldırmıyor.

EŞİK: “Eşitsizlik görmezden gelindi”

EŞİK; açıklamasında AYM’nin önüne cinsiyet ayrımcılığı iddiasıyla getirilen düzenlemede, kadın ve erkek arasındaki farklı uygulamanın yeterince değerlendirilmediğine dikkat çekti.

Platforma göre evlenen kadının aile kütüğündeki kaydının değiştirilmesi, erkeğin kaydının ise evlilik nedeniyle değişmemesi, nüfus kayıt sisteminde kadın ile erkek arasında farklı bir konum yaratıyor. EŞİK, bu farklılığın yalnızca idari bir işlem olarak ele alınamayacağını belirtti:

“Gizlilik esas olsun olmasın, nüfus kaydının erkek üzerinden oluşturulması kadın özerkliğine ve kimliğine açık bir müdahaledir.”

Kadınların bazı resmî işlemlerde vukuatlı nüfus kayıt örneği sunmak zorunda kalabildiğine dikkat çeken platform, nüfus kaydının niteliğinin kadınların kimliği ve özerkliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

EŞİK, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ile 41. maddesindeki ailenin eşler arasında eşitliğe dayanması hükmüne işaret ederek mevcut kayıt düzeninin bu anayasal çerçeveyle bağdaşmadığını ifade etti.

Bu değerlendirmeler AYM çoğunluğunun hukuki tespitleri değil, EŞİK’in karara yönelik eşitlik ve kadın özerkliği temelli itirazlarının çerçevesini oluşturuyor.

AYM neye karar verdi?

İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi, Avukat Gülbahar Yılmaz ile eşi Avukat Ömer Çakıröz’ün açtığı davada uygulanacak olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasındaki şu hükmü Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı:

“Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır.”

Kanunun sözünü ettiği kayıt kadının ikamet adresi değil, aile kütüğündeki kaydıdır. Evlilikle birlikte kadının kaydı kocasının hanesine taşınırken erkeğin aile kütüğündeki kaydı değişmiyor.

Başvuruda düzenlemenin kadın ve erkek arasında cinsiyete dayalı farklı muamele yarattığı, kadının bağımsız hukuki kişiliği ve eşler arasındaki eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı paylaşıldı.

Anayasa Mahkemesi⁠, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/216 ve K.2026/128 sayılı kararıyla iptal istemini reddetti. Beş üyenin karşı oy kullandığı karar, 10 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Böylece mevcut düzenleme yürürlükte kaldı.

Kanunun aynı fıkrasında yer alan, kocası ölen kadının yeniden evlenmedikçe ölen eşinin aile kütüğünde kalmasına ve istemesi hâlinde babasının kütüğüne dönebilmesine ilişkin hükümler ise somut davada uygulanma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle esas bakımından incelenmedi.

Çoğunluk: Teknik kayıt sistemi

AYM çoğunluğu, aile kütüğünü nüfus hizmetlerinin düzenli biçimde yürütülmesi amacıyla oluşturulan teknik bir kayıt sistemi olarak değerlendirdi.

Kararda nüfus kayıtlarının gizli olduğu, aile kütüğü bilgilerinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında yer almadığı ve kadının kaydının kocasının hanesine taşınmasının hukuki statüsü veya somut bir menfaati üzerinde doğrudan ve belirleyici bir etkisinin bulunmadığı belirtildi.

Mahkeme çoğunluğu bu gerekçelerle düzenlemenin hukuk devleti ilkesine, kanun önünde eşitliğe, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ve aile içinde eşitlik ilkesine aykırı olmadığı sonucuna vardı.

Çoğunluğun yaklaşımında aile kütüğü, kişinin bağımsız kimliğini belirleyen bir unsurdan ziyade medeni hâl ve aile bağlarına ilişkin bilgilerin idare tarafından tutulduğu bir kayıt sistemi olarak ele alındı.

Beş üyeden karşı oy

Karara katılmayan beş üye iki ayrı karşı oy gerekçesi kaleme aldı. Karşı oylarda çoğunluğun teknik kayıt yaklaşımına eşitlik, insan onuru, kadının bağımsız hukuki konumu ve aile içinde eşitlik üzerinden itiraz edildi.

Karşı oy gerekçelerinde kadın ve erkeğin evlilik birliği içinde aynı hukuki durumda bulunduğu, buna rağmen yalnızca kadının aile kütüğündeki kaydının değiştirilmesinin cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturduğu belirtildi.

Karşı oy sahipleri, nüfus kayıt sisteminin aile bağlarını göstermesinin meşru bir amaç taşıyabileceğini kabul etmekle birlikte bu amacın kadının erkek eşin hanesine bağlı bir kayıt unsuruna dönüştürülmesini zorunlu kılmadığını savundu. Yalnızca kadının kaydının taşınması için yeterli ve nesnel bir gerekçe bulunmadığını ifade etti.

Karşı oylarda ayrıca kadının evlilikle bağımsız hukuki kişiliğini kaybetmediği, aile birliğinin eşlerden birinin diğerine tabi olması esasına göre düzenlenemeyeceği ve idari kayıt sistemlerinin de anayasal eşitlik ilkesine uygun olması gerektiği vurgulandı.

Çoğunluk ile karşı oylar arasındaki temel ayrım, aile kütüğündeki değişikliğin anlamı ve hukuki etkisi konusunda ortaya çıktı. Çoğunluk işlemi kadının hukuki statüsünü doğrudan etkilemeyen teknik bir kayıt olarak değerlendirirken karşı oy kullanan üyeler, farklı uygulamanın kadının bağımsız hukuki konumu ve eşler arasındaki eşitlik bakımından anayasal sonuç doğurduğunu savundu.

EŞİK kararı daha geniş bir tartışmanın parçası olarak görüyor

EŞİK kütük kararını soyadı, nafaka ve aile hukuku çevresindeki diğer tartışmalardan farklı bir yerde değerlendirmiyor. Platform, AYM’nin kütük kararını 4 Haziran’da, yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararıyla aynı gün verdiğine dikkat çekti. Nafaka kararının sonucunun aynı gün kamuoyuyla paylaşılmasına karşın kütük kararının daha sonra yayımlanmasını eleştiren EŞİK, kararların farklı tarihlerde açıklanmasının “stratejik bir görünüm” taşıdığını belirtti.

EŞİK ayrıca kararı “Aile ve Nüfus 10 Yılı” kapsamında yürütülen politikalarla birlikte değerlendiriyor. Platforma göre soyadı, nafaka ve nüfus kütüğü çevresindeki gelişmeler, kadınların aile içindeki bağımsız ve eşit konumuna ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçalarını oluşturuyor.

Tartışma sona ermedi

AYM’nin iptal istemini reddetmesiyle evlenen kadının aile kütüğündeki kaydının kocasının hanesine taşınmasına ilişkin mevcut uygulama değişmedi.

Kararın 10’a karşı 5 oyla alınmış olması, Mahkeme içinde düzenlemenin anayasal eşitlik bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda belirgin bir ayrışma bulunduğunu ortaya koydu.

EŞİK ise kararın kadınların eşit yurttaşlığı ve bağımsız kimliği bakımından tartışmayı sona erdirmediğini belirterek itirazını sürdürdü:

“Soyadımızdan, kütüğümüzden, kimliğimizden vazgeçmiyoruz.”

Kadınlar konuşuyor, hayat değişiyor: 8 Mart’ın kurduğu umut

AYM hangi hükmün iptal istemini reddetti?

AYM, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” hükmünün iptal istemini reddetti. Buradaki kayıt kadının ikamet adresini değil, aile kütüğündeki kaydını ifade ediyor.

Karar mevcut uygulamayı nasıl etkiliyor?

Mevcut uygulama değişmedi. Evlenen kadının aile kütüğündeki kaydı kocasının hanesine taşınmayı sürdürecek. Erkeğin aile kütüğündeki kaydı ise evlilik nedeniyle değişmeyecek.

AYM kararı neden tartışılıyor?

AYM çoğunluğu işlemi nüfus hizmetlerine ilişkin teknik bir kayıt düzenlemesi olarak değerlendirdi. Karşı oy kullanan beş üye ise aynı hukuki durumda bulunan eşlerden yalnızca kadının kaydının değiştirilmesinin cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturduğunu savundu.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği krizi nasıl aşılır?

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →