Kudüs ile Ramallah arasındaki ana kontrol noktasının yanında, Batı Şeria Duvarı’nın gölgesinde kurulmuş Kalandia Mülteci Kampı, Filistin direnişinin ve dayanışmasının en çarpıcı örneklerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Kalandia Kampı Kadın El Sanatları Kooperatifi (KCWHC), 1958 yılında kurulduğu günden bu yana, zorla yerinden edilmiş Filistinli kadınların ekonomik özgürlük, kolektif hafızanın ve kültürel mirasın korunması ile toplumsal dayanışma mücadelesinin önemli bir örneğidir.
Bu kooperatif, üretim ve eğitim merkezi olmanın yanında bir umut kaynağıdır. Aralık 2025 itibarıyla Uluslararası Kooperatifler İttifakı’na (ICA) tam üye olarak kabul edilen KCWHC, bu başarısını zorlu işgal koşullarına, sınırlı kaynaklara ve sürekli artan güvenlik sorunlarına rağmen elde etmiştir. İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinli kadınlar ataerkil toplumsal yapı ve işgalin her gün yeniden ürettiği şiddet, yoksulluk ve çeşitli engellerle de mücadele etmek zorundadır.

Kadın emeği, kooperatifçilik ve özgürleşme siyaseti
Kadınların toplumsal hayatı dönüştürme mücadelesinin en etkili araçlarından biri birlikte hareket etme ve yönetme, dayanışma ve kendi kaderini tayin etme ilkelerine dayanan kooperatifçiliktir. Bir kadın kooperatife üye olduğunda gelir elde etmenin yanı sıra karar alma mekanizmalarına katılan, kendi emeğinin karşılığını talep eden ve toplumsal hayatta görünürlük kazanan bir özne haline gelir. 1958 yılında, zorla yerinden edilmiş bir avuç Filistinli kadının evlerinde dikiş dikerek başlattığı kooperatif, özneleşme mücadelesinin, kültürel mirası direnişe tercüme etme cesaretinin ve “eşit ortak” olma ısrarının sonucunda bugün uluslararası alanda tanınan bir kuruluşa dönüşmüştür. Kooperatif, Ortadoğu’da mülteci düzeyinde kurulan ilk kadın kooperatifi ve Filistin’de kurulan ikinci kadın kooperatifidir.
Kalandia Mülteci Kampı, 1948 Arap-İsrail Savaşı’nın hemen ardından, 1949 yılında Kızılhaç tarafından geçici bir barınma alanı olarak kurulmuştur. Başlangıçta çadır kent görünümünde olan kamp, zamanla betonlaşmış, ancak “geçicilik” niteliğini hiçbir zaman tam olarak kaybetmemiştir. Batı Şeria Duvarı, kampı Kudüs’ten ve çevresindeki tarım arazilerinden ayırmıştır. 2000’li yılların başında inşa edilen Kalandia Kontrol Noktası ve İsrail’in izin dayatması kamp sakinleri için bu iş imkanlarını neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Kontrol noktası güçlü bir askeri yığınakla korunmaktadır ve sık sık İsrail güvenlik güçlerinin saldırısı söz konusudur. UNRWA’nın raporlarına göre, İsrail güvenlik güçleri Kalandia kampı içinde sık sık operasyonlar düzenlemektedir. Kamp fiziksel olarak oldukça küçüktür ve evler/yaşam alanları arası mesafe bazen bir metreden daha azdır, mahremiyet neredeyse yoktur.
Kooperatif ekonomik bir girişim olmanın ötesinde savaşın ve yerinden edilmenin yıktığı hayatları yeniden inşa etme çabasının bir yansımasıdır. 1948’de evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce Filistinli kadın, kamplarda bir araya gelerek hem yaslarını tutmuş hem de hayata tutunmanın yollarını aramıştır.
Kurucu iki kadın (Khadejah Farhan ve Fatmeh Jibril) UNRWA tarafından düzenlenen mesleki eğitim programlarına katılmış ve aldıkları eğitimin ardından UNRWA bünyesinde çalışmaya başlamışlardır. Farhan, Kadın Mesleki Eğitim Merkezi’nin başına geçerken, Jibril Batı Şeria’daki tüm kadın mesleki eğitim merkezlerinin sorumlusu olmuştur. Kooperatifin bugünkü uluslararası ilişkiler direktörü Sahar Farraj, kuruculardan Khadejah Farhan’ın yeğenidir. Sahar, henüz iki yaşında annesini kaybetmiş ve teyzesi Khadejah tarafından büyütülmüştür:
“En büyük teyzem, tüm zorluklara ve üzerindeki büyük sorumluluklara rağmen hem benim hem de kız kardeşimin bakımını üstlendi. Ben, çok küçük yaştan itibaren kooperatif hareketinin içinde büyüdüm ve Filistin kadın kooperatif hareketinin öncü kurucuları tarafından yetiştirilme ayrıcalığına sahip oldum.”
Kooperatifin faaliyet alanları ve üretim süreçleri
Kalandia Kooperatifi, zaman içinde tek bir atölyeden çok katlı bir üretim kompleksine dönüşmüştür. Günümüzde kooperatifin bünyesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren çeşitli üretim birimleri bulunmaktadır. Bunların başında, hazır giyim, üniforma ve ev tekstili üreten dikiş fabrikası gelmektedir. Kooperatifin kalbi sayılabilecek bir diğer birim ise, geleneksel Filistin nakışı Tatreez’in üretildiği nakış ve el sanatları ünitesidir. Bunlara ek olarak, el örgüsü ürünler ve patchwork çalışmaların yapıldığı örgü ve kapitone atölyesi, baharatlar, kurutulmuş bitkiler ve geleneksel Filistin yemeklerinin hazırlandığı kuru otlar ve tarımsal gıda işleme ünitesi kooperatifin üretim kapasitesini oluşturan diğer önemli birimlerdir. Ayrıca kooperatif bünyesinde kadınlara yönelik bir güzellik salonu da hizmet vermektedir.
“Tatreez”: 3.000 yıllık bir mirasın yaşatılması
Kooperatifin en önemli üretim alanı, Filistin geleneksel nakışı Tatreez’dir. UNESCO tarafından 2001 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine alınan Tatreez, anneden kıza aktarılan 3.000 yıllık bir sanattır. Kampta yaşayanların geldikleri bölgelerin/köylerin farklılığı, farklı bölgesel geleneklerin, özellikle de el sanatları ve nakış stillerinin (Tatreez) bir araya gelmesini sağlamıştır. Her Tatreez deseni, belirli bir bölgeyi, bir hikâyeyi veya bir duyguyu temsil eder.
- El Halil (Hebron) desenleri daha kalın iplikler ve yoğun kırmızı renklerle bilinir.
- Yafa (Jaffa) desenleri daha ince işçiliğe dayanır ve turuncu tonları içerir.
- Kudüs desenleri ise genellikle kubbeli yapılar ve zeytin dalları ile ayırt edilir.
Kooperatif, üretim faaliyetlerinin ötesinde, kapsamlı bir sosyal hizmet ağı sunmaktadır. Bu hizmetlerin başında, 1984 yılında anaokulu kurulmuştur. Bunun yanı sıra kooperatif, yetişkin kadınlara yönelik okuma-yazma kursları düzenlemekte, ilk yardım eğitimleri ve sağlık okuryazarlığı kursları ile temel sağlık hizmetleri sunmaktadır. Ayrıca, üniversite öğrencilerine maddi destek sağlayan ve okul terklerini önlemeyi hedefleyen burs programları da kooperatifin sunduğu sosyal hizmetler arasında yer almaktadır. Gazze’de devam eden soykırım ve insani kriz koşullarında kooperatif, üretim yapmanın ötesine geçerek insani yardım dağıtımı da yapmaktadır. Çocuklar ve gençler için düzenlenen yaz okulları ile vatandaşlık bilinci eğitimleri (işgal altında bir halk olarak var olma, hak talep etme ve örgütlü direnme bilinci) ise kooperatifin toplumsal dönüşüme yaptığı katkının diğer önemli ayaklarını oluşturmaktadır.

Karşılaşılan zorluklar ve engeller
Kalandia Kooperatifi’nin en büyük sorunu, işgalin dayattığı ekonomik kısıtlamalardır. El yapımı ürünlerin uluslararası pazarlara açılması için ihracat izinleri almak haftalar hatta aylar sürebilmektedir. Kontrol noktaları nedeniyle hammadde temini bile zaman alıcı ve maliyetlidir. Filistin topraklarında İsrail’in neden olduğu parçalı yapı (A, B, C bölgeleri), lojistik süreçleri neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Ayrıca kampın altyapısı da (yağmur suyu ve kanalizasyon ağlarının ayrılmamış olması, binaların kaçak katlarla yükseltilmesi, içme suyu şebekesinin yenilenmeye ihtiyaç duyması vb.) kooperatifin faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Ancak yine de 2025 yılı, Kalandia Kooperatifi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihte KCWHC, Uluslararası Kooperatifler İttifakı’na (ICA) tam üye olarak kabul edilmiştir. ICA, dünyanın en büyük kooperatif çatı örgütüdür ve bu üyelik, kooperatifin artık küresel bir aktör olarak tanındığını göstermektedir.
“Yardım tuzağı”ndan kurtulma çabası
Kooperatif, ekonomik bağımsızlığı hedeflese de mevcut şartlarda bağışlara ve uluslararası fonlara bağımlı durumdadır. Kooperatifin “yardım alan mağdur” olmaktan çıkıp “eşit ortak” olma ısrarını tam olarak anlayabilmek için, iki temel kavramın ötesine geçmek gerekir: Yardım (aid) ve kalkınma (development). Çünkü bu kavramların her ikisi de sömürgeci ilişkilerin farklı biçimlerini taşımaktadır. Farraj’ın “Balıkçı kadın” benzetmesi işte tam bu noktayı vurgular. Filistinli kadınlar “balık tutmayı” zaten bilmektedir. Sorun bilgi eksikliği değil, imkân (teknelerinin, ağlarının yok edilmesi) ve özgürlük (ihracat yapamama) eksikliğidir.
Filistin, on yıllardır kişi başı yardım oranının dünyada en yüksek olduğu ülkedir. Filistin’de sayısız “kalkınma projesi” yürütülmüştür. Ama bu yardım çabaları ve bilindik kalkınma müdahaleleri ne işgali sona erdirmiş ne de Filistin halkına ekonomik özgürlük getirmiştir. Aksine bu sistem, işgalin yarattığı yapısal sorunları görünmez kılan, Filistinlileri sürekli bir “acil durum” halinde tutarak gerçek bir özgürleşmenin önünü tıkayan bir işlev görmüştür.
Eşitler arasında, adil bir ticaretin ve dayanışmanın kapısını aralama çabası, Filistin örneğinde, başka pek çok örnekte olduğu gibi, özünde bir özgürleşme çabasıdır. Kalkınmanın paternalist yapısına karşı kadınların eleştirel ve dönüştürücü mücadelelerinin en önemli başarısı dayanışma kültüründen kaynaklanmaktadır. Bu kültür, sadece kooperatif üyeleri arasında değil anaokuluna giden çocuklar, burs desteği alan üniversiteliler, ilk yardım eğitimi alan kadınlar ve hatta Gazze’ye gönderilen yardım kolileriyle birlikte tüm topluma yayılan bir ağ örmektedir. Bu ağ, dikey ve hiyerarşik yardım ilişkisini yatay ve karşılıklı bir dayanışma ilişkisine dönüştürmektedir.
Bir kooperatiften fazlası
Kalandia Kadın El Sanatları Kooperatifi, Filistinli kadınların yalnızca geçim mücadelesini değil, hafızayı, kültürel mirası ve kolektif dayanışmayı nasıl birlikte taşıdığını gösteriyor. Bu hikâye, kooperatifçiliğin en zor koşullarda bile kadınlar için bir özneleşme ve toplumsal bağ kurma alanı açabileceğini hatırlatıyor.
Nakışın anlattığı şey
Tatreez, yalnızca geleneksel bir el sanatı değil; yerinden edilmenin, kaybedilen köylerin, aile hafızasının ve Filistinli kadınların kuşaktan kuşağa aktardığı direncin dili. Kalandia’da üretilen her desen, bir yandan geçmişi korurken bir yandan da bugünün dayanışma ihtiyacına sesleniyor.
Yardım değil, adil ortaklık
Kalandia deneyimi, Filistinli kadınların “yardım bekleyen mağdurlar” olarak değil, üretim bilgisine, örgütlenme kapasitesine ve kültürel güce sahip eşit ortaklar olarak görülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Asıl mesele, kadınların ne yapacağını bilmemesi değil; işgalin, duvarların ve pazar engellerinin bu emeğin dünyaya ulaşmasını engellemesi.
Zorla yerinden edilmenin anatomisi: Orta Doğu’da kalıcı geçicilik

