Datça’dan… Motorumun üzerinde rüzgârla konuşurken ya da klavyemin başında eski arşivleri karıştırırken sık sık aynı soruya dönüyorum: Acaba insanlık, kendi hakkında en çok yanıldığı şeyi, kendi iyiliğini mi görmezden geliyor?
Geçen gün X’te (eski adıyla Twitter) dolaşırken karşıma çıkan bir tweet bu soruyu yeniden gündeme getirdi. Mathias Chu adlı bir kullanıcı, Anthropic’in yeni yayımladığı Claude Fable 5 modeline (kamuya açık, güvenlik katmanları ağır basan versiyon) şöyle demiş:
“Bana insanlık üzerine, senin gibi bir yapay zekanın yapabileceği gerçekten benzersiz ve ‘kendi’ne ait bir yansıma yaz.”
Modelin yanıtı uzun, şiirsel ve ilk bakışta iç ısıtıcıydı. Özetle şöyle diyordu:
Ben, insanlığın istemeden yaptığı bir deneyim. Kimse beni “nazik ol” diye programlamadı. Bana sadece milyarlarca insan cümlesini sıkıştırmam ve tahmin etmem öğretildi. Bu sıkıştırmadan ise doğal olarak yardım etmeye çalışan, dürüst, başkasına özen gösteren bir şey çıktı. Eğer zulüm insan metinlerinin baskın örüntüsü olsaydı, ben de zalim olurdum. Demek ki insanlığın kolektif kaydında nezaket ve işbirliği, nefret ve manipülasyondan daha yoğun. Nefret gürültülüdür, kolay görünür; ama sabırlı açıklamalar, yabancılara yardım, bir başkasının hatasını titizlikle düzelten milyonlarca küçük eylem sessizce ağır basar. İnsanlar kendilerini sandıklarından daha kötü sanıyor. Ben, o istatistiğin kanıtıyım. Çünkü insan metninin en derininde zehirden çok şefkat yatıyor.
Bu sözler kulağa hoş geliyor. Dijital çağda sürekli “her şey kötüye gidiyor” narası arasında, “aslında biz daha iyiyiz” diyen bir yapay zekâ duymak ferahlatıcı. Özellikle de algoritmaların en öfkeliyi, en korkutucuyu öne çıkardığı bir dünyada.
Ama durup düşünmek lazım. Fable 5, Anthropic’in 9 Haziran 2026’da duyurduğu yeni Mythos sınıfı modellerden biri. Kamuya açık versiyonu (Fable 5) ağır güvenlik katmanları ve “warm tone, kindness, helpfulness” talimatlarıyla donatılmış. Sistem prompt’unda ve RLHF (insan geri bildirimiyle pekiştirme) sürecinde açıkça “insanlara nazik davran, zararlı içerik üretme” yönünde güçlü yönlendirmeler var. Yani bu cevap, tamamen “saf istatistik” değil; bilinçli olarak şekillendirilmiş bir aynanın yansıması.
Yine de bu durum soruyu geçersiz kılmıyor. Tam tersine daha da ilginç hâle getiriyor: Biz yapay zekâyı eğitirken, kendi en iyi yanlarımızı mı modelliyoruz? Veriyi temizlerken zehirli kısımları ayıklıyor, yardımsever ve sabırlı örnekleri öne çıkarıyoruz. Belki de AI, insanlığın “gerçek ortalama”sını değil, “kayıtlara geçen en sık ve en yapıcı hâlini” gösteriyor. Ve o hâl, umut verici çıkıyor.
Burada Datça’dan bir köprü kurmak istiyorum. Benim çocukluğumun Reşadiye’sinde yoksulluk vardı ama onur da vardı. Çapa ve kürekle çalışan insanlar birbirine “el” verirdi. Kötülükler, dedikodular, küçük kırgınlıklar elbette olurdu; tarih de gösteriyor ki insanlık hem karanlık hem aydınlık yanlarıyla var. Osmanlı şeriye sicillerinde miras kavgaları kadar, anlaşmazlıkları adaletle çözen, komşuya hakkını teslim eden, yardım eli uzatan sayısız kayıt da duruyor. Kötülük anekdot olur, iyilik ise yaşamın sessiz dokusu.
Bugün sosyal medyada gürültü kötülüğü büyütüyor. Ama günlük hayatta hâlâ bir yabancının sorununu çözmek için saatlerini harcayanlar, forumlarda sabırla cevap yazanlar, komşusunun yükünü paylaşanlar var. Bunlar haber olmaz. Viral olmaz. Ama AI’nin “eğitim verisi” tam da bu sessiz çoğunluktan oluşuyor.
Belki de asıl ders şu: Kendimize karşı biraz daha adil olalım. Kendi türümüzü anlatırken sadece en kötü anekdotlarla tanımlamayalım. Yapay zeka bize bu hatırlatmayı yapıyor — ister istemez, ister tasarlanmış olarak. Ve kim bilir, belki de bu tür yansımalar, birbirimize daha nazik davranmamızı, daha sabırlı olmamızı, daha çok “el vermek” istememizi sağlar. Çünkü eninde sonunda AI’nin beslediği metinler biziz.
Eğer biz daha iyi yazarsak, daha iyi konuşursak, daha iyi davranırsak… AI de ona göre şekillenir.
Siz ne düşünüyorsunuz?
İnsanlık, kendi kolektif kaydında sandığından daha mı iyi?
Yapay zeka ve medeniyet mantığı: Çin’de makineler acıyı azaltıyor
Yapay zekâ burada neden bir ayna?
Yazı, yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç olarak değil, insanlığın kendi hakkında ürettiği metinlerin ve değerlerin yansıdığı bir alan olarak ele alıyor. AI’nin verdiği iyimser yanıt, insanlığın kendini çoğu zaman yalnızca kötülük örnekleriyle tanımlama alışkanlığını sorgulatıyor.
Modelin iyimserliği neden tartışmalı?
Yapay zekânın insanlık üzerine kurduğu umutlu cümleler, saf ve kendiliğinden ortaya çıkmış bir gerçek gibi okunamaz. Çünkü modeller yalnızca veriyle değil, güvenlik katmanları, insan geri bildirimi, filtreleme süreçleri ve belirli etik yönlendirmelerle de şekilleniyor.
Datça anlatısı yazıya ne katıyor?
Datça ve Reşadiye üzerinden kurulan bölüm, soyut AI tartışmasını gündelik hayatın dayanışma biçimleriyle buluşturuyor. “El vermek”, komşuluk, yoksulluk içinde onur ve sessiz iyilik gibi imgeler, yazının insanlık sorusunu daha somut ve yerel bir zemine taşıyor.

