₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Yasa geçti, tartışma sürüyor: Kim ne dedi, şimdi ne olacak?

TBMM, kırk yılı aşkın silahlı çatışmanın sona erdirilmesine yönelik geçiş hukukuna ilişkin kapsamlı bir düzenlemeyi kabul etti. Genel Kurul konuşmaları; aynı yasaya verilen desteğin tasfiye, güvenlik, barış, demokratikleşme ve eşit yurttaşlık gibi birbirinden ayrılan siyasal hedeflere dayandığını gösterdi.

Çerçeve yasa 467 oyla kabul edildi: Aynı oylamada farklı barış anlayışları

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 10 Ağustos’ta yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u kabul etti. Açık oylamada 467 kabul, 87 ret ve yedi çekimser olmak üzere 561 geçerli tercih kayda geçti. TBMM tutanağında ayrıca iki mükerrer oy yer aldı.

AK Parti ve MHP, düzenlemeyi PKK/KCK’nin tasfiyesi, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve “Terörsüz Türkiye” hedefi üzerinden değerlendirdi. DEM Parti, yasanın Kürt meselesini çatışmanın gölgesinden çıkararak hukuk ve demokratik siyaset alanına taşıyacak bir başlangıç olmasını istedi. CHP, silahların devreden çıkarılmasıyla birlikte hukuk devleti ve demokratik siyasetin güçlendirilmesini savundu.

Yeni Parti yönetimi, iktidara ve yasa metnine yönelik itirazlarını korudu; buna rağmen “barış hakkı” gerekçesiyle kabul oyu verdi. Parti grubunun çoğunluğu ise düzenlemeye karşı çıktı. İYİ Parti, yasanın fiilen af anlamına geldiğini ve Meclisi başka yerde hazırlanmış bir sürecin onay makamına dönüştürdüğünü ileri sürdü. Yeniden Refah Partisi çekimser kalırken Saadet Partisi, desteğini hukuk devleti ve toplumsal barış koşullarına bağladı.

Meclis kürsüsünde aynı yasa için “tasfiye”, “beka”, “kardeşlik”, “barış”, “demokratikleşme”, “af” ve “teslimiyet” kavramlarının kullanılması, 467 oyun hem gücünü hem de sınırını gösterdi.

Bahçeli’nin çağrısından Meclis oylamasına

Sürecin siyasi başlangıcı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşması ve 22 Ekim’de Abdullah Öcalan’a PKK’nin feshedilmesi yönünde çağrı yapmasıydı.

Bahçeli’nin çıkışı, uzun yıllar Kürt meselesini güvenlik ve beka kavramları içinde değerlendiren Cumhur İttifakı’ndan gelmesi nedeniyle siyasi dengeleri değiştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da süreci “Terörsüz Türkiye” hedefiyle ilişkilendirerek odağın örgütün feshi ve silahların bırakılması olduğunu açıkladı.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyı PKK’nin örgütsel varlığını sona erdirme ve silahlı mücadeleyi bırakma kararı izledi. Temmuz 2025’te Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde düzenlenen törende ilk silahlar imha edildi.

TBMM’de 5 Ağustos 2025’te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; siyasi partileri, hukukçuları, akademisyenleri, baroları, insan hakları örgütlerini, şehit ailelerini, gazileri ve farklı toplumsal kesimleri dinledi.

Komisyonun Şubat 2026’da kabul ettiği ortak rapor, birbirini izlemesi öngörülen iki alan belirledi: Silahsızlanmanın hukuki sonuçlarının düzenlenmesi ve demokratikleşme adımları.

Meclisten geçen 12 maddelik yasa, bu yolun ilk bölümünü oluşturuyor. Demokratikleşme başlıklarının ne zaman ve hangi kapsamda gündeme alınacağı ise henüz belirlenmiş değil.

İktidarın yaklaşımı: Örgütün tasfiyesi ve devlet politikası

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, düzenlemeyi yaklaşık elli yıldır devam eden bir meselenin sona erdirilmesi için yürütülen çalışmaların sonucu olarak sundu. Yasa metninin nerede ve kimler tarafından hazırlandığının bilinmediği yönündeki eleştirileri reddeden Güler, teklifin komisyon raporuyla uyumlu olduğunu söyledi.

AK Parti’nin yaklaşımında süreç; PKK/KCK’nin fiilî varlığının sona erdirilmesi, silahların devlet denetimine alınması, örgüt mensuplarının hukuki durumunun düzenlenmesi ve toplumsal bütünleşme ekseninde kuruluyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise “Terörsüz Türkiye” hedefinin salt bir güvenlik politikası olmadığını savundu. Yıldız’a göre süreç devletin bekası, iç cephenin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve ekonomik kalkınmayla birlikte ele alınmalıydı.

Yıldız, düzenlemenin özel af olduğu yönündeki eleştirilere de karşı çıktı. Yasanın mahkûmiyet kararlarını ortadan kaldırmadığını, suçların hukuki niteliğini değiştirmediğini ve ceza sorumluluğuna bütünüyle son vermediğini belirtti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli görüşmeleri Genel Kurul salonundan izledi. Oylamanın ardından yaptığı kısa açıklamada, “Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

AK Parti ve MHP’nin çizdiği çerçevede yasa, Kürt meselesinin bütün tarihsel ve siyasal boyutlarını düzenleyen bir çözüm metni değil. Öncelik, silahlı yapının tasfiyesi ve bunun doğuracağı hukuki sonuçların devlet denetiminde yönetilmesi.

Bakırhan: “Temel tek başına ev değildir”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın konuşması, yasaya destek veren partiler arasındaki yaklaşım farkını görünür hale getirdi.

Bakırhan, düzenlemenin herhangi bir taraf için taviz, yenilgi ya da zafer olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bütünlüğünün tartışılmadığını vurguladı; farklı toplumsal kesimlere “Vatan ortaktır” sözleriyle seslendi.

DEM Parti açısından kabul edilen yasa, tamamlanmış bir çözüm değil. Bakırhan’ın “Bugün atılan şey bir temeldir. Temel tek başına ev değildir” ifadesi, desteğin siyasal sınırını ortaya koydu.

Bakırhan, Meclisin ekim ayında demokratikleşme, özgürlükler, hukuk devleti ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yeni düzenlemelere yönelmesi gerektiğini belirtti. Silahlı çatışmanın sona ermesini, Kürt meselesinin sona erdiği an olarak değil, meselenin demokratik siyaset içinde çözülebileceği yeni dönemin başlangıcı olarak değerlendirdi.

DEM Parti’nin ikinci aşamaya ilişkin beklentileri arasında eşit yurttaşlık, ana dil, yerel demokrasi, kayyum uygulamaları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile siyasi tutukluların durumu bulunuyor.

Partinin yaklaşımı bu noktada iktidarın tasfiye merkezli çerçevesinden ayrılıyor. DEM Parti, silahların bırakılması için kurulan hukukun toplumsal ve siyasal eşitsizlikleri de kapsayacak biçimde genişletilmesini istiyor.

CHP: Silahsızlanmanın ardından demokratik siyaset

CHP, yasa teklifine destek veren partiler arasında yer aldı. CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, partisinin meseleyi bir devlet meselesi olarak değerlendirdiğini söyledi.

Türeli, CHP’nin silahı ve şiddeti sona erdirecek, hukuk devletini güçlendirecek çözüm önerilerini desteklediğini belirtti. Partinin kabul oyunu; terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların devreden çıkarılması, demokratik siyasetin güçlenmesi ve Cumhuriyet’in demokrasiyle geliştirilmesi hedefleriyle açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da süreç öncesindeki açıklamalarında terörün sona ermesini ve üniter devlet yapısını partisinin temel ölçütleri olarak gösterdi. Çözümün Meclis çatısı altında, hukuk devleti sınırları içinde ve bütün yurttaşları kapsayacak biçimde ilerlemesi gerektiğini savundu.

CHP’nin yaklaşımı, silahsızlanmayı gerekli görüyor; ancak bunu tek başına yeterli saymıyor. Partinin söyleminde kalıcı çözüm, güvenlik adımlarının demokratik siyaset ve hukuk reformlarıyla tamamlanmasına bağlı.

Bu desteğin önümüzdeki dönemdeki ölçüsü, komisyon raporunda bulunan fakat kabul edilen yasaya alınmayan demokratikleşme başlıklarının Meclis gündemine gelip gelmeyeceği olacak.

Özel: “Milletin barış hakkını” öne çıkardı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Genel Kurul konuşması, yasaya verilen desteğin iktidara ya da yasa metninin bütününe verilmiş bir onay anlamına gelmediğini gösterdi.

Özel, iktidarın geçmiş çözüm sürecindeki tutumunu ve bugünkü süreci yürütme biçimini eleştirdi. Partisinin uğradığını savunduğu hukuksuzluklara rağmen barışın önünde durmayacaklarını açıkladı.

Yeni Parti yönetiminin kabul oyu vereceğini belirten Özel, milletvekillerini seçildikleri illerin tutumunu dikkate alarak karar vermekte serbest bıraktı. Oylamada partinin 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu kullandı.

Bu dağılım, parti içindeki iki kaygıyı aynı anda görünür hale getirdi. Bir kesim, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik bir hukuk mekanizmasına karşı çıkmak istemedi. Diğer kesim ise demokratikleşme hükümlerinin bulunmaması, düzenlemenin teknik ve anayasal sorunları ile iktidarın süreç üzerindeki belirleyiciliği nedeniyle ret oyu verdi.

Yeni Parti’deki ayrışma, yasa çevresindeki temel gerilimin küçük bir örneğini oluşturdu: Barış yönündeki siyasal tutum ile iktidarın hazırladığı somut hukuk metni birbirinden ayrılabilir mi?

Dervişoğlu: Meclis karar veren kurum olmaktan çıkarıldı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, düzenlemeye en sert karşı çıkan siyasi aktörlerden biri oldu. İYİ Partili milletvekilleri Genel Kurul sıralarına Türk bayrakları yerleştirdi ve teklifin tümüne karşı çıktı.

Dervişoğlu, Meclisin başka bir yerde hazırlanmış süreci karara bağlayan değil, onaylayan bir kuruma dönüştürüldüğünü savundu. PKK’nin bütünüyle silah bırakmadığını, mücadele yöntemini değiştirdiğini ileri sürdü.

İYİ Parti’ye göre yasa, resmen bu adla tanımlanmasa da fiilen af sonuçları doğuruyor. Dervişoğlu ayrıca metnin fail odaklı hazırlandığını; mağdurların, yaşanan zararların ve tazmin mekanizmalarının yeterince ele alınmadığını söyledi.

Bu yaklaşım, geçiş hukukunun gerekliliğine ilişkin temel varsayımı reddediyor. İYİ Parti açısından öncelikli soru, silah bırakan örgüt mensuplarının hangi hukuk mekanizmasına tabi tutulacağından önce, devletin böyle bir özel mekanizma oluşturup oluşturamayacağı.

Erbakan çekimser kaldı, Arıkan şartlı destek verdi

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, teklifin şehit aileleri ve gazilerin onayı alınmadan yürürlüğe konulmaması gerektiğini savundu. Düzenlemenin af niteliği taşıyan hükümlerinin referanduma sunulmasını istedi.

Erbakan, yasanın ardından atılacak adımların yeterince açık olmadığını belirterek partisinin çekimser kalacağını açıkladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise teklifin basit bir kabul-ret ikiliğine indirgenemeyeceğini söyledi. Arıkan’a göre mesele, silahlı örgütün tasfiyesinin yanında şiddeti yeniden üreten siyasal ve toplumsal zeminin ortadan kaldırılmasıydı.

Saadet Partisi; silahların susmasına, hak ve özgürlüklerin genişletilmesine, hukukun üstünlüğüne ve Meclis iradesine destek verirken kapalı süreçlere ve siyasi vesayete karşı olduğunu belirtti.

Arıkan’ın yaklaşımı, yasaya kabul oyu veren muhalefet partilerinin ortak sorusunu da içeriyor: Silahlı çatışma sona erdikten sonra nasıl bir Türkiye kurulacak?

Yasa ne getiriyor?

Kabul edilen düzenleme, genel ve koşulsuz bir af oluşturmuyor. PKK/KCK’nin ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silahlarla mühimmatın teslim edildiğinin tespit edilmesinin ardından uygulanacak geçici hukuk rejimini kuruyor.

Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren kapsamdaki suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl ertelenebilecek. Daha ağır cezalar bakımından farklı süre ve hükümler uygulanacak. Bazı ağır suçlar kapsam dışında tutulacak.

Yasa otomatik ve toplu bir tahliye öngörmüyor. Her dosya; isnat edilen suç, suç tarihi, ceza miktarı, kişinin örgüt içindeki konumu ve yasadaki diğer ölçütler dikkate alınarak ilgili yargı mercii tarafından incelenecek.

Uygulamanın başlayabilmesi için önce güvenlik ve istihbarat kurumlarının örgütün fiilî varlığının sona erdiğini ve kontrolündeki silahların teslim edildiğini tespit etmesi gerekiyor. Bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanması öngörülüyor.

MGK kararının yayımlanmasının ardından altı aylık başvuru dönemi başlayacak. Savcılıklar, mahkemeler ve infaz hâkimlikleri kararlarını dosya bazında verecek.

Kanunun yürürlüğe girmesiyle uygulamanın fiilen başlaması bu nedenle aynı şey değil. Önce Cumhurbaşkanlığı ve Resmî Gazete süreci, ardından silahsızlanma tespiti ve MGK kararı gerekiyor.

Güvenlik tespitinden bağımsız denetime

Yasanın en tartışmalı yönlerinden biri, silahsızlanmanın tamamlandığına ilişkin belirleyici tespitin güvenlik kurumları ve MGK tarafından yapılacak olması.

İktidar, bu yetkiyi devletin egemenlik ve güvenlik sorumluluğunun gereği olarak değerlendiriyor. Eleştirel yaklaşanlar ise uygulamanın yürütme ve güvenlik bürokrasisinin takdirine bırakılmasının gecikme, seçicilik ve hukuki belirsizlik yaratabileceğini savunuyor.

Silahların teslim sürecinin Meclis, hukukçular, insan hakları örgütleri ve bağımsız gözlemciler tarafından izlenebilmesi, toplumsal güven bakımından önem taşıyor. Silahsızlanmanın gerçekleşmesi kadar, bunun şeffaf ve doğrulanabilir biçimde tespit edilmesi de sürecin meşruiyetini belirleyecek.

Güvenlik kurumlarının değerlendirmesinin tek ölçüt haline gelmesi, Kürt meselesinin siyasal niteliğinin yeniden güvenlik alanıyla sınırlandırılması riskini taşıyor. Bunun karşısındaki seçenek, devletin güvenlik sorumluluğunu koruyan fakat süreci Meclis ve bağımsız denetime açık hale getiren bir mekanizma kurulması.

Yasanın dışında kalan siyasal alan

Meclisten geçen metin, silahlı yapının tasfiyesinin doğuracağı hukuki sorunlara yanıt veriyor. Kürt meselesinin demokratik çözümüne ilişkin başlıkları doğrudan düzenlemiyor.

Kayyum uygulamalarına son veren bir hüküm bulunmuyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ilişkin yeni bir güvence getirilmiyor. Terörle Mücadele Kanunu’nun geniş yorumlanmasından kaynaklanan ifade ve örgütlenme özgürlüğü sorunlarına müdahale edilmiyor.

Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve benzeri davalar bakımından yeni bir hukuk oluşturulmuyor. Ana dil, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kültürel haklar, yargı bağımsızlığı ve eşit yurttaşlık da kabul edilen düzenlemenin kapsamında değil.

Bu başlıkların yasada yer almaması, metnin ilan edilmiş amacı bakımından bütünüyle beklenmedik sayılmaz. Düzenleme, bir silahsızlanma ve geçiş hukuku olarak hazırlandı. Siyasi aktörler arasındaki temel ayrılık da tam bu noktada başlıyor:

Silahsızlanma, kendi içinde tamamlanmış bir devlet hedefi mi olacak; yoksa daha kapsamlı bir demokratik dönüşümün başlangıcı mı?

467 oyun söyledikleri ve açık bıraktığı sorular

Oylama, Türkiye siyasetinde uzun süredir görülmeyen genişlikte bir parlamenter çoğunluk ortaya çıkardı. AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP, Yeni Yol Partisi, Saadet Partisi, HÜDA PAR, TİP ve EMEP’ten milletvekilleri kabul oyu verdi. Yeni Parti grubu ikiye bölündü. İYİ Parti karşı çıkarken Yeniden Refah Partisi çekimser kaldı.

Ancak kabul oylarının aynı siyasal gerekçeye dayandığı söylenemez. Partilerin Genel Kurul konuşmaları, düzenlemenin amacı, kapsamı ve sonraki aşamaları konusunda farklı beklentilerin bulunduğunu gösterdi.

AK Parti ve MHP, silahlı örgütün tasfiyesini ve devlet otoritesini öne çıkardı. DEM Parti, eşit yurttaşlık ve demokratik çözümü yasanın ardından atılması gereken adımlar olarak değerlendirdi. CHP, silahsızlanmayı hukuk devleti ve demokratik siyasetin güçlendirilmesiyle ilişkilendirdi. Yeni Parti yönetimi “barış hakkı” gerekçesiyle destek verirken grubun çoğunluğu iktidarın kurduğu mekanizmaya ve metindeki eksikliklere itiraz etti. Saadet Partisi desteğini hukuk devleti ve demokratikleşme koşullarına bağladı. İYİ Parti ile Yeniden Refah Partisi ise düzenlemenin yöntemini, kapsamını ve meşruiyetini sorguladı.

Bu nedenle 467 kabul oyu, silahsızlanmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen metin çevresinde geniş bir parlamenter destek oluştuğunu gösteriyor. Bu desteğin kalıcı bir siyasal uzlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği ise yasanın uygulanmasında ve demokratikleşme başlıklarının Meclis gündemine gelmesi halinde daha açık görülecek.

Türkiye, kırk yılı aşkın çatışmanın sona erdirilmesine yönelik önemli bir hukuk adımı attı. Bu adımın nasıl bir sonuç doğuracağı; uygulamanın şeffaflığına, hukuki güvencelere ve silahsızlanmanın ardından gündeme gelmesi beklenen siyasal düzenlemelere bağlı olacak.

Meclisin önünde şimdi, yasanın doğrudan kapsadığı kişilerden ve düzenlediği hukuki sorunlardan daha geniş bir toplumsal alan bulunuyor:

Çerçeve yasa için oluşan çoğunluk; demokratikleşme, hukuk devleti, laiklik, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşam başlıklarında da ortak bir irade geliştirebilecek mi?

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı sona erdi: İkinci yüzyılda demokratik dönüşüm çağrısı

Çerçeve yasa yürürlüğe girdi mi?

TBMM’de kabul edilen kanunun Cumhurbaşkanlığı sürecinin tamamlanması ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Kanunun yürürlüğe girmesi, hükümlerinin kişiler hakkında hemen uygulanacağı anlamına gelmiyor.

Uygulama ne zaman başlayacak?

Önce PKK/KCK’nin ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silahların teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Tespitin MGK kararıyla teyit edilmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından altı aylık başvuru dönemi başlayacak.

Yasa genel af getiriyor mu?

Düzenleme mahkûmiyet kararlarını bütünüyle ortadan kaldıran genel ve koşulsuz bir af oluşturmuyor. Kapsamdaki kişiler hakkında soruşturma, kovuşturma ve infazın belirli sürelerle ertelenebileceği geçici bir hukuk rejimi kuruyor.

Yasa doğrudan tahliye getiriyor mu?

Toplu ve otomatik tahliye öngörülmüyor. Her dosya ilgili savcılık, mahkeme veya infaz hâkimliği tarafından suçun niteliği, ceza miktarı ve kişinin örgüt içindeki konumu dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilecek.

Demokratikleşme önkoşullarla mı, ortak mücadeleyle mi ilerler?

Barış sürecinde üçüncü göz ihtiyacı: Sivil toplum neden belirleyici?

 

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →