₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

İstanbul’dan İzmir’e demokratik dönüşüm arayışı: Cumhuriyet ve toplum birlikte nasıl demokratikleşecek?

İstanbul’da başlayan Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü tartışmaları İzmir’e taşınıyor. “İkinci Yüzyılda Cumhuriyet’in ve Toplumun Demokratikleşmesi” konferansı, 12 Eylül’de İzmir Barosu’nda yapılacak. Dört oturumda devletin otoriter sürekliliğinden neoliberal dönüşüme, yerel demokrasiden gençliğin gelecek arayışına, Kürt meselesinden ekolojik ve toplumsal adalete uzanan ortak bir gelecek tartışması yürütülecek.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı nasıl bir devlet-toplum ilişkisi üzerine kurulacak? Demokratikleşme yalnızca kurumların ve hukukun yeniden düzenlenmesiyle mümkün mü? Yoksa toplumun kendi sözünü söyleme, örgütlenme ve geleceğini belirleme gücünün de büyütülmesi mi gerekiyor? Farklı kimliklerin, inançların, kültürlerin ve toplumsal deneyimlerin eşit biçimde yer aldığı bir Cumhuriyet nasıl kurulabilir?

Bu sorular, 12 Eylül 2026 Cumartesi günü İzmir’de gerçekleştirilecek “İkinci Yüzyılda Cumhuriyet’in ve Toplumun Demokratikleşmesi” konferansının merkezinde yer alacak. Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü İnisiyatifi tarafından düzenlenen konferans, saat 10.30’da İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonu’nda başlayacak.

İstanbul’da başlayan tartışma İzmir’de çoğalıyor

İzmir konferansı, 13–14 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yapılan “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” ile başlayan sürecin devamı niteliğinde.

“İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” çağrısıyla düzenlenen İstanbul buluşması; Cumhuriyet’in kurucu hikâyesini ve dışarıda bırakılanları, milliyetçiliği ve toplumsal hafızayı, Kürt meselesini, barışın toplumsallaşmasını, yerel demokrasiyi, ekolojiyi, emeği, kadınları, gençleri, LGBTİ+’ları ve farklı inanç topluluklarının yurttaşlık deneyimlerini aynı tartışma zemininde buluşturdu.

İkinci yüzyılda ortak gelecek arayışı: “Toplumun sözünü büyütmek istiyoruz”

FİKİR’in konferans öncesinde çağrıcılardan Nuray Türkmen ve Kuban Kural ile yaptığı “İkinci yüzyılda ortak gelecek arayışı: ‘Toplumun sözünü büyütmek istiyoruz’” başlıklı söyleşide, buluşmanın hazır çözümler veya yukarıdan hazırlanmış bir yol haritası sunmayı amaçlamadığı vurgulanmıştı. Konferans, farklı toplumsal mücadelelerin birbirinden kopuk alanlar değil, ortak bir demokratik dönüşüm arayışının parçaları olduğu fikrinden hareket ediyordu.

Nuray Türkmen, demokratikleşmenin yalnızca devletin nasıl yönetileceği sorusuna indirgenemeyeceğini, asıl meselenin toplumun kendi geleceği üzerinde ne kadar söz sahibi olduğu olduğunu belirtmişti. Kuban Kural ise Cumhuriyet’in ilk yüzyılında devletin konuştuğu, toplumun sesinin görünmezleştiği bir siyasal düzenin egemen olduğunu söylemişti.

İzmir buluşması, İstanbul’da ortaya konulan bu yaklaşımı kentlerin, yerel mücadelelerin, gençlerin ve farklı toplumsal öznelerin deneyimleriyle genişletmeyi amaçlıyor.

Barış, eşit yurttaşlık ve yeni bir kurucu irade

İstanbul konferansının açılışında Rıza Türmen, Gültan Kışanak ve Burhan Sönmez’in konuşmaları demokrasi, barış ve eşit yurttaşlık arasında doğrudan bir bağ kurmuştu.

FİKİR’in “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı başladı: Demokratik cumhuriyet için barış ve eşit yurttaşlık çağrısı” başlıklı haberinde aktarıldığı üzere Rıza Türmen, Türkiye’nin otoriterleşme ile demokratik yeniden kuruluş arasında kritik bir yol ayrımında bulunduğunu belirtmişti. Türmen’e göre yalnızca direnmek yeterli değildi; toplumsal muhalefetin farklı bileşenlerini bir araya getirecek yeni bir demokratik proje de kurulmalıydı.

İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı başladı: Demokratik cumhuriyet için barış ve eşit yurttaşlık çağrısı

Gültan Kışanak, demokratik dönüşümün “ekmek ve su kadar yaşamsal” hâle geldiğini vurgulamış; Cumhuriyet’in korkuların kalesi olmaktan çıkarılarak özgürlüklerin ortak evi hâline getirilmesi gerektiğini söylemişti. Burhan Sönmez ise barışın tek başına yeterli olmadığını, özgürlük ve demokrasiyle birlikte örülmesi gerektiğini ifade etmişti.

Bu tartışmalar, İstanbul konferansını yalnızca Cumhuriyet’in geçmişine ilişkin bir değerlendirme olmaktan çıkarmış; ikinci yüzyıl için yeni bir kurucu irade, ortak yaşam ve demokratik gelecek arayışına dönüştürmüştü.

Geçmişin muhasebesinden ortak geleceğe

FİKİR’in “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda ilk gün: Geçmişin muhasebesinden demokratik ortak geleceğe” başlıklı değerlendirmesinde, demokratik dönüşümün yalnızca kurumsal bir reform meselesi olmadığı ortaya konulmuştu.

Cumhuriyet’in kurucu hikâyesinin tartışıldığı ilk oturumda 1921 Anayasası’nın çoğulcu ve yerel demokratik imkânları, bu imkânların sonraki yıllarda tasfiye edilmesi, tekçi yurttaşlık anlayışı, gayrimüslimlerin dışlanması, Kürt-Türk ortaklığının bozulması ve kadın haklarının devletin lütfu değil feminist mücadelenin kazanımı olduğu vurgulanmıştı.

Hafıza ve milliyetçilik tartışmalarında geçmişle yüzleşmenin yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak değil, o geçmişi üreten ilişkileri dönüştürmek anlamına geldiği belirtilmişti. Kürt meselesinin tartışıldığı oturumda ise eşit yurttaşlık, demokratik entegrasyon, tanınma, ortak yaşam ve barışın hukuksal güvenceleri öne çıkmıştı.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda ilk gün: Geçmişin muhasebesinden demokratik ortak geleceğe

İlk günün sonunda sorulan “Kimin Cumhuriyeti, nasıl bir gelecek?” sorusu; Lazların, mültecilerin, farklı inanç topluluklarının ve Cumhuriyet’in kıyısında bırakılanların deneyimleri üzerinden genişletilmişti.

İzmir konferansı, bu tartışmayı 12 Eylül’ün siyasal ve ekonomik mirası, yerelin dönüştürücü gücü, gençliğin gelecek arayışı ve farklı toplumsal mücadelelerin ortaklığı üzerinden sürdürecek.

İstanbul’daki başlangıç İzmir’de sürüyor

İstanbul konferansının ikinci gününde toplumdan devlete demokratikleşme, barışın toplumsallaşması, yerel demokrasi, ekoloji, emek, kadın özgürlüğü, LGBTİ+ hakları, dindar kadınların deneyimi, gençlik ve katılımcı demokrasi tartışılmıştı.

FİKİR’in “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı sona erdi: İkinci yüzyılda demokratik dönüşüm çağrısı”başlıklı haberinde aktarılan “Yeni Yüzyıla Demokratik Çağrı” metni, konferansı bir sonuç toplantısı olarak değil, uzun soluklu bir demokrasi arayışının ve ortak mücadele sürecinin başlangıcı olarak tanımlamıştı.

İzmir buluşması, bu başlangıcın somut bir devamı olarak düzenleniyor. Tartışma İstanbul’daki genel çerçeveden İzmir’in kent hafızasına, yerel toplumsal hareketlerine ve farklı mücadele alanlarına doğru genişliyor.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı sona erdi: İkinci yüzyılda demokratik dönüşüm çağrısı

12 Eylül’den bugüne uzanan otoriter süreklilik

Konferansın 12 Eylül tarihinde yapılması, programın ilk oturumuyla birlikte özel bir anlam kazanıyor. İzmir buluşmasının çağrı metni, 12 Eylül 1980’i yalnızca demokratik siyasetin askerî müdahaleyle askıya alındığı bir dönem olarak değil; hukuk, toplum ve ekonominin birlikte yeniden yapılandırıldığı tarihsel bir eşik olarak değerlendiriyor.

Metin, bugünkü otoriterleşmenin yalnızca güncel iktidarların tercihleriyle açıklanamayacağını savunuyor. Osmanlı’nın son dönemindeki merkezileşmeden Cumhuriyet’in kuruluşuna, “makbul yurttaş” anlayışından güvenlikçi devlet geleneğine, askerî darbelerden olağanüstü yönetim biçimlerine uzanan tarihsel sürekliliğe dikkat çekiyor.

Bu çerçevede 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri ile 28 Şubat ve 27 Nisan müdahaleleri; demokratik siyasetin devletin güvenlik ve bütünlük anlayışına tabi kılındığı farklı dönemler olarak birlikte değerlendiriliyor. 15 Temmuz 2016 sonrasındaki olağanüstü hal, KHK’lar, kayyım uygulamaları ve kapsamlı kurumsal tasfiyeler de bu tarihsel çizginin günümüzdeki biçimleri arasında sayılıyor.

Çağrı metni, siyasal otoriterleşme ile ekonomik dönüşüm arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açıyor. 24 Ocak 1980 kararlarıyla yönü belirlenen neoliberal politikaların askerî yönetim koşullarında uygulanması; emek hareketinin bastırılması, toplumsal muhalefetin sınırlandırılması ve ekonominin sermaye birikiminin yeni ihtiyaçlarına göre yapılandırılmasıyla birlikte okunuyor.

Neoliberal dönüşümün sonuçları emek ve toplumsal haklarla sınırlı görülmüyor. Doğal varlıkların metalaştırılması, ekolojik tahribat ve iklim krizinin derinleşmesi de demokratikleşme tartışmasının asli parçaları arasında yer alıyor.

Cumhuriyet’in kuruluşundan yeni anayasal ufka

Konferansın saat 11.00’de başlayacak ilk oturumu, “1. yüzyıldan 2. yüzyıla Cumhuriyet’in otoriter sürekliliği ve 12 Eylül” başlığını taşıyor.

Akın Birdal’ın moderatörlüğündeki oturumda 1921 Anayasası’ndan 1982 Anayasası’na devletin dönüşümü, 24 Ocak kararları ile 12 Eylül arasındaki ilişki, neoliberal yeniden yapılanma, toplum mühendisliği ve toplumsal mücadeleler tartışılacak.

Sınıf, kimlik, inanç, toplumsal cinsiyet ve ekoloji mücadeleleriyle birlikte Kürt meselesinde demokratik çözüm, barış ve yeni bir anayasal ufuk arayışı da oturumun temel eksenleri arasında yer alacak.

Oturuma uluslararası ilişkiler alanından Aslıhan Aykaç, iktisatçı Funda Barbaros, Türkiye Barış Vakfı’ndan Hakan Tahmaz, kamu hukukçusu Levent Köker ve hukukçu Orhan Gazi Ertekin katılacak.

Demokratik dönüşümde yerelin gücü

Saat 13.30’da başlayacak ikinci oturumda tartışma merkezî devlet yapısından kentlere ve yerel toplumsal deneyimlere taşınacak.

“Demokratik dönüşümde yerelin gücü: kentler, hafıza ve yeni toplumsallıklar” başlıklı oturumda merkeziyetçilikten yerel demokrasiye geçişin imkânları, kent hafızaları, çoğulluk ve birlikte yaşam deneyimleri konuşulacak.

Yerel aktörlerin, toplumsal hareketlerin ve demokratik katılım biçimlerinin yanı sıra kentlerin kültürel, ekolojik ve siyasal dönüşüm potansiyeli de tartışmaya açılacak.

Vezan Karabulut’un moderatörlüğündeki oturumun konuşmacıları hukukçu Arif Ali Cangı, sosyolog Hayriye Özen, İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç ve tarihçi Talat Ulusoy olacak.

İstanbul konferansında tartışılan katılımcı demokrasi, ekolojik Cumhuriyet ve yerelden demokratikleşme başlıkları, İzmir’de kentin somut hafızası ve mücadele deneyimleriyle buluşacak.

Gençler ikinci yüzyılın neresinde?

Konferansın üçüncü oturumu, demokratik dönüşüm tartışmasının nesnesi değil öznesi olarak gençlere odaklanacak.

Saat 15.30’da başlayacak “İkinci yüzyılın özneleri: gençlik, demokrasi ve yeni yaşam arayışları” başlıklı oturumda gençlerin Cumhuriyet deneyimi ve gelecek beklentileri, güvencesizlik ve eşitsizlik karşısındaki toplumsal konumları, özgürlük ve kimlik arayışları ile kendilerini ifade edebilecekleri alanlar konuşulacak.

“Yeni bir toplumsallık mümkün mü?” sorusunun da tartışılacağı oturumu Can Ercebe yönetecek. Sosyoloji öğrencisi Doruk Karaman, Gençlik Örgütleri Forumu Genel Koordinatörü Hasan Oğuzhan Aytaç, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nden Jiyan Andiç, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nden Nehir Bilece ve Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Rodja Berent konuşmacı olarak yer alacak.

Farklı deneyimler, ortak gelecek

Günün son oturumu, farklı toplumsal mücadelelerin ve hafızaların doğrudan söz alacağı geniş katılımlı bir forum olacak.

Saat 17.30’da başlayacak “Cumhuriyet’in ve toplumun demokratikleşmesi: farklı sesler, ortak gelecek” başlıklı forumda farklı toplumsal deneyimler arasındaki karşılaşmalar, çoğulculuk, birlikte yaşamın imkânları ve demokratik dönüşüm için ortak sorumluluklar tartışılacak.

Berfin Özsoy’un moderatörlüğündeki forumda TJA’dan Ardıl Çeşme, İzmir Barış Forumu’ndan Bahadır Altan, Feminist Kolektif’ten Ebru Dincel, Roman hakları alanından Elmas Köçkün, hayvan hakları savunucusu Hakan Yurdanur, Dev Maden-Sen’den Haluk Özsoy, mülteci hakları savunucusu Mete Hüsünbeyi, Birlik Vakfı’ndan Nazmi Kalyoncu, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği’nden Özen Sarıoğlan, Barış Annesi Peyruze Kurt, Afro-Türkler ve mülteci hakları alanından Yalçın Yanık ile Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Mustafa Aslan söz alacak.

Forumun bileşimi; emek, kadın, gençlik, Kürt meselesi, Alevilik, LGBTİ+ hakları, Roman hakları, mültecilik, hayvan hakları ve Afro-Türklerin deneyimlerini aynı kamusal tartışmada buluşturacak.

Devleti dönüştürmek, toplumun gücünü büyütmek

İzmir konferansının çağrı metni, Cumhuriyet’in demokratikleşmesini yalnızca kurumların veya hukukun reformu olarak tanımlamıyor. Asıl dönüşümün, devlet ile toplum arasındaki ilişkinin demokratik temeller üzerinde yeniden kurulmasıyla mümkün olacağını savunuyor.

Bu yaklaşımda demokratik Cumhuriyet ile demokratik toplum, birbirinden ayrılmayan iki boyut olarak kuruluyor: Bir yanda eşit yurttaşlık, özgürlük, hukuk, barış ve çoğulculuk temelinde demokratik bir siyasal düzen; diğer yanda toplumun kendi sözünü söyleme, iradesini oluşturma ve ortak geleceğini kurma kapasitesi.

Geçmişle yüzleşme de yalnızca yaşananları hatırlamak veya mahkûm etmekle sınırlanmıyor. Geçmişi üreten siyasal, toplumsal ve ekonomik ilişkileri dönüştürme iradesi olarak tanımlanıyor.

Konferansın amacı, geçmiş hakkında herkesi bağlayan tek bir hükme ulaşmak değil; farklı kuşakların, siyasal geleneklerin, toplumsal mücadelelerin ve kültürel çevrelerin katılımıyla nasıl bir Cumhuriyet ve nasıl bir toplum istendiğini birlikte düşünmek.

Çağrı metninin temel cümlesi de bu yaklaşımı özetliyor:

“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını demokratikleştirmek, yalnızca devleti dönüştürmek değil, toplumun kendi geleceğini kurma gücünü büyütmektir.”

İzmir konferansının çağrıcıları

Konferansın çağrıcıları şöyle:

Akın Birdal, Arif Ali Cangı, Aycan Şahin, Bahadır Altan, Beydağ Tıraş Öneri, Can Ercebe, Eser Köker, Ferhat Kentel, Hakan Tahmaz, Halis Ulaş, Hasan Oğuzhan Aytaç, Kayhan Delibaş, İpek Sarıca, Levent Köker, Mehmet Salmanoglu, Mehmet Zencer, Mustafa Aslan, Münevver Kaynak Türkmen, Ruken Akar, Sıdıka Çetin, Talat Ulusoy, Türkan Aslan Ağaç, Vezan Karabulut, Yusuf Türkmen, Zafer İncin, Zeki Gül ve Zeynep Altıok.

Etkinlik bilgileri

Tarih: 12 Eylül 2026 Cumartesi
Saat: 10.30–19.00
Yer: İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonu
Adres: 1456 Sokak No: 14 Kat: 6, Alsancak–İzmir

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü’nden çerçeve yasa çağrısı: Bir başlangıç mı, yeni bir eşik mi?

İstanbul’dan İzmir’e hangi tartışma taşınıyor?

İstanbul konferansı, Cumhuriyet’in kuruluşundaki demokratik imkânları ve dışlamaları; Kürt meselesi, eşit yurttaşlık, barış, toplumsal hafıza, emek, kadınlar, gençler, ekoloji ve yerel demokrasiyle birlikte tartışmıştı. İzmir buluşması bu çerçeveyi yerel deneyimler, kent hafızası ve farklı toplumsal mücadelelerle genişletiyor.

12 Eylül neden konferansın merkezinde?

Çağrı metni, 12 Eylül’ü yalnızca askerî darbe olarak değil, siyasal alanın daraltılmasıyla neoliberal ekonomik dönüşümün birleştiği bir eşik olarak okuyor. Konferans, bu mirasın hukuk, emek, toplumsal haklar, ekoloji ve devlet-toplum ilişkisi üzerindeki güncel sonuçlarını tartışmaya açıyor.

İzmir buluşmasında kimler söz alacak?

Akademisyenler, hukukçular, iktisatçılar, kent ve insan hakları savunucularıyla birlikte gençlik, kadın, emek, Kürt, Alevi, LGBTİ+, Roman, Afro-Türk, mülteci ve hayvan hakları mücadelelerinden isimler konuşacak. Son forum, farklı toplumsal deneyimlerin ortak bir demokratik gelecek kurup kuramayacağı sorusuna ayrılacak.

Barış bir anlaşmadan fazlası: Agora Derneği’nden sivil toplum için dönüştürücü adalet çerçevesi

Dünyanın Müzik, Direniş ve Hafıza’sı: Bir kitabın açtığı kamusal tartışma

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →