Regl ağrısı üzerine Dr. Yeşim İşleğen ile konuştuğumuz bir önceki röportajımızın ardından, birçok geri dönüş aldım. Günlük yaşamını devam ettiremeyecek ağrılar yaşayan insanların özellikle iş yerlerinde yaşadıkları sorunlar her alanda kendisini gösteriyor. Regl iznini bir lüks olarak ya da bahane olarak gören yaklaşımın yanında, toplumsal cinsiyet eşitliğini merkezin koymuş yapılarda da patriarkal tıbbı hesaba katmadan “regl hastalık değildir” yaklaşımı regl olan ve ağrı yaşayan insanları hem mağdur ediyor hem de “yetersiz” hissettiriyor.
Regl ağrısının “normal” ya da “katlanılabilir” denilerek geçiştirilmesinde olduğu gibi, günlük hayatı adeta terörize eden diğer vajinal şikâyetlerde de benzer bir kalıp tekrar ediyor. Bu noktada tıbbi yaklaşımın neyi görmezden geldiğini tartışmak gerekiyor.
Bu bölümdeki konumuz günlerce ağrısı, kaşıntısı, akıntısı ve tekrarlamasıyla içinden çıkılamayan ve “bol su içmekle geçmeyen” vajinal mantar sorunu. Yeşim ile birlikte konuya yalnızca reçeteler ve kısa muayeneler üzerinden değil, bir bütün olarak patriarkayı da hesaba katan bir yerden bakarak devam ediyoruz.

Tekrarlayan vajinal şikâyetlerde aylarca aynı Candida tedavisinin uygulanması tıbben doğru mu? Vajinal şikâyetlerde Candida tanısı, açıklanamayan semptomlar için “varsayılan tanı” haline mi geldi? Doktorların tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında intim dahi önerdiğini söylüyor hastalar. Bir tedaviye yanıt alınmıyorsa neden beslenme, yaşam tarzı, stres ve metabolik faktörler çoğu zaman gündeme gelmiyor?
Uzun süredir devam eden ve sık tekrarlayan vajinal şikâyetlerde, tedaviye başlamadan önce hastanın yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayıp sağlayamadığını mutlaka araştırmak gerekir. Bazı hastalar sosyal ve ekonomik nedenlerle bu değişikliklere uyum sağlamakta güçlük çekebilir. Yurtta kalanlar, toplu yaşam alanlarında bulunanlar, cezaevinde kalanlar ya da iş koşulları nedeniyle hijyen ve bakım önerilerini sürdüremeyen kişiler söz konusu olabilir. Bu nedenle tekrarlayan şikâyetleri yalnızca bireysel uyumsuzluk üzerinden değil, yapısal ve çevresel koşullar üzerinden de değerlendirmek gerekir.
Bu tür durumlarda cinsel yaşamın da mutlaka sorgulanması önemlidir. Sürekli vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik yaşayan ve cinsel ilişkiye yalnızca eşinin beklentisi nedeniyle giren kadınlarla karşılaşabiliyoruz. Bu noktada cinsel yaşamın ele alınması, konuşulması ve gerekirse düzenlenmesi gerekir. Arka arkaya gerçekleşen penetratif ilişkiler vajinal kuruluğu artırabilir. Kadınlar çoğu zaman bu durumu partnerlerinden saklar. Oysa çiftlerin bu konuda şeffaf bir iletişim kurması önemlidir. Bazı durumlarda vajinal nemlendiricilerin kullanılması gerekebilir.
Kadınların genital bölgenin doğal kokusuna yabancılaşmış olmaları da sık karşılaşılan bir durumdur. Oysa bu yabancılaşmanın hiçbir gereği yoktur. Buna rağmen birçok kadın parfümlü ürünler kullanmayı tercih etmektedir. Piyasada bu amaçla üretilmiş pek çok ürün bulunuyor; ancak bu tür ürünlerden kaçınılması gerekir.
Bunun yanında, altta yatan kronik hastalıkların ve bağışıklık sistemini baskılayan durumların da mutlaka araştırılması gerekir. Bazı hastalarda altı ay kadar sürebilen mantar ilaçları gerekebilir; bu tedaviler genellikle tek doz aralıklarla uygulanır. Ancak mantar ilaçlarının karaciğer üzerinde toksik etkiler yaratabileceği unutulmamalıdır.
Bu konuda yaşadığım bir örneği paylaşmak isterim. Bir kez mantar vajiniti nedeniyle başvuran bir hastamı, altı-yedi ay sonra tesadüfen acil serviste gördüm. Kendisi arka arkaya sistemik antimikotik ilaçlar kullanmıştı. Yüzü, gözleri ve tüm cildi sararmıştı; karaciğer yetmezliği tablosuyla acil servise başvurmuştu. Bu nedenle tekrarlayan vajinal şikâyetlerde ilaç kullanımının mutlaka dikkatle ve bütüncül bir değerlendirmeyle ele alınması gerekir.

Frida Kahlo – “Henry Ford Hospital” (1932)
Kronik kandidiyazide olduğu gibi, kadın doğumda da genel tıpta da hastanın bütüncül olarak ele alınması çok önemlidir. Bütüncül tıp aslında yeni bir tıp biçimi değildir. Tıp fakültelerinde ilk üç yıl okutulan derslerin kliniğe uyarlanmış hâlidir. Bunun için çok özel bir eğitim almaya gerek var mı? Eğer kişi, ilk üç yıl edindiği tıp bilgisini kliniğe uyarlayabiliyorsa bence yok.
Ancak günümüzde tıp eğitimlerinde meslek içi eğitim çalışmaları oldukça fazladır. Bunlardan mümkün olduğu kadar faydalanmak gerekir. Yalnız şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum: Bir hastanın bütüncül olarak ele alınabilmesi için çok ciddi bir emek gerekir. Önceden hastaya belki iki yüze yakın soru sorulmasını gerektiren formlar doldurtulması gerekir. Bu formların hekim tarafından analiz edilmesi gerekir. Hastanın bütüncül bir yaklaşımla muayene edilmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Bunların tamamı bir hekim için yaklaşık dört-beş saatlik bir mesai anlamına gelir. Hasta için ise yaklaşık bir saatlik bir süreçtir. Dolayısıyla bu yaklaşım çoğunlukla ancak özel sektörde uygulanabilmektedir. Özel sektörde de bunu karşılayabilecek hasta sayısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle bu durumların tamamı sağlık sistemiyle doğrudan ilişkilidir.
Kronik mantar enfeksiyonlarında alternatif başka tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Borik asit fitilleri, kronik mantar enfeksiyonlarında oldukça etkilidir. Ancak çoğunlukla yurt dışından gelen ürünler kullanılmaktadır. Normalde fitillerin altı yüz miligram borik asit içermesi gerekir. Piyasadaki birçok ürünün içeriğinde borik asit yetersizdir. Borik asit açısından zengin bir ülkede, uygun formda ve vücutta nasıl etki ettiğini belirleyen özelliklere sahip borik asit fitillerinin hâlâ üretilemiyor olması kabul edilebilir görünmemektedir.
Son yıllarda yapılan kısa ölçekli çalışmalarda vajinal lazer uygulamalarının kronik kandidiyaziste etkili olabileceği görülmektedir. Bu da kullanılabilecek yöntemlerden biridir.
Kronik kandida enfeksiyonlarında mutlaka bağırsakta da kandida araştırılması gerekir. Aynı zamanda partnerlerin tedavisi de önemlidir. Bağırsak florasının bozulması vajinal mantar enfeksiyonlarında önemli bir rol oynar. Bunun yanında kadınların kendi kendine uyguladıkları tedaviler de ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Örneğin, altı ay önce bana başvuran bir hastam, mahallede bir kadının yaptığı fitilleri kullanmıştı. Çok ağır bir kandidiyazisi vardı. Herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığını sorduğumda kullanmadığını söyledi; ancak muayene sırasında vajinadan yoğun miktarda tekstil lifleri çıktı. Bunların ne olduğunu sorduğumda, mahallede yapılan fitilleri kullandığını anlattı. Eczanelerden de benzer şekilde kontrolsüz fitillerin sıkça alınıp kullanıldığını görüyoruz. Bunların tamamı vajinal ekosistemi bozan uygulamalardır ve bunlardan uzak durulması gerekir.
Vajinal kandidiyazisi genellikle aşırı derecede titiz hastalarda daha sık görüyoruz. Obsesif kompulsif hastalarda da bu durum yaygındır. Genital bölgenin aşırı derecede sabunla yıkanması önemli bir etkendir. Sabun bazik pH’ye sahiptir; vajina ise asidik pH’ye sahiptir. Bu nedenle sabun vajinada asla kullanılmamalıdır. Sabunlu duşlardan kaçınılması gerekir.
Çok sık mastürbasyon yapılması ve bu sırada bölgenin kuru kalması mikrotravmalara yol açabilir; bu da kandida gelişimine neden olabilir. Elbette mastürbasyona karşı değiliz 🙂 Ancak doğru teknikle yapılması gerekir. Küçük çocuklarda da zaman zaman kandida görülebilir. Bu durum, doğal olarak mastürbasyon süreçlerinin başlamasıyla ilişkili olabilir. Tüm bu başlıkların birlikte ele alınması gerekir.
1. Candida, vücudumuzda doğal olarak bulunabilen bir mantar türüdür. Vajinada, bağırsaklarda ve ağızda az miktarda olması normaldir. Sorun, bağışıklık zayıfladığında, antibiyotik kullanıldığında, yoğun stres, beslenme değişiklikleri ya da hormonal dalgalanmalar olduğunda bu mantarın aşırı çoğalmasıyla ortaya çıkar. Kaşıntı, yanma, akıntı ve tahriş gibi şikâyetlere neden olabilir. Ancak her vajinal şikâyet Candida değildir; benzer belirtiler başka nedenlerle de görülebilir.
2. Intim ya da intim ürünler, vajinal/genital bölge temizliği için özel olarak pH dengeli olduğu iddia edilen sabunlar, jeller, mendiller ve benzeri ürünleri ifade eder. Bu ürünler sıklıkla “hijyen”, “ferahlık” veya “koku giderme” vaadiyle pazarlanır. Ancak vajina kendi kendini temizleyen bir organdır ve asidik pH dengesine sahiptir. Intim ürünlerin düzenli kullanımı vajinal florayı bozabilir, irritasyona ve enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir. Bu nedenle tıbbi bir gereklilik olmadıkça rutin kullanım önerilmez.
3. Penetratif ilişki, penis, parmak veya cisimlerin vajina, anüs ya da ağız içine girmesiyle gerçekleşen cinsel pratikleri ifade eder.
*Serinin devamında, cinsel ilişkide ağrının nedenleri, bu ağrının tıbbi olarak nasıl görmezden gelindiğini ve tam bilgi almamızın asla mümkün olmadığı korunma yöntemlerinin neden hâlâ yeterince konuşulmadığı başlıklarını ele alacağız.
Jinekolojik muayenenin politikleşen mahremiyeti: Kadın bedeni, hak ve siyaset
Etiketler: vajinal mantar, kronik kandidiyazis, tekrarlayan vajinal enfeksiyon, Candida tedavisi, vajinal kaşıntı akıntı, vajinal pH, sabun ve vajina, borik asit fitili, antifungal ilaç yan etkileri, cinsel ilişkide kuruluk
