2. Uluslararası Midilli Barış Festivali, Ege’nin iki yakasından yerel yöneticileri, gazetecileri, akademisyenleri ve sanatçıları bir araya getirdi. Altı gün süren festivalde barışın merkezi yönetimlerin kararlarını beklemeden kentler, sivil toplum ve gazetecilik aracılığıyla nasıl kurulabileceği tartışıldı.
Midilli’de altı gün boyunca aynı sorunun farklı yanıtları arandı: Savaş ve düşmanlık siyasal iktidarlar tarafından yeniden üretilirken, halklar barışı hangi araçlarla kurabilir?
Ege Barış ve İletişim Derneği ile Siniparxi–Ege’de Birlikte Varoluş ve İletişim Derneğinin düzenlediği 2. Uluslararası Midilli Barış Festivali, 1–6 Eylül tarihlerinde yerel yöneticileri, gazetecileri, akademisyenleri, sanatçıları ve barış savunucularını bir araya getirdi. Söyleşiler, film gösterimleri, fotoğraf sergileri ve konserlerden oluşan programda savaşlara, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı dayanışma ve birlikte yaşam çağrısı yapıldı.
Festival, yalnızca altı günlük bir kültür ve tartışma programı değildi. Aynı zamanda Ege’nin iki kıyısında yaklaşık kırk yıldır sürdürülen halklar arası diplomasinin bugüne uzanan halkalarından biriydi.
Bu ilişkinin temelleri, 1980’lerin ortasında dönemin Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven ile dönemin Midilli Belediye Başkanı Stratis Pallis’in girişimleriyle atıldı. İki belediye başkanının karşılıklı ziyaretler ve ortak etkinliklerle açtığı yol, sonraki yıllarda yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri tarafından sürdürüldü. Siniparxi’nin 1998’de kurulmasıyla dostluk çalışmaları daha kurumsal bir yapı kazandı. İki yakada bugün hâlâ devam eden kültürel ve toplumsal temaslar, merkezi siyaset gerildiğinde bile tüm bağların kopmak zorunda olmadığını gösterdi.
Barış için kentler ne yapabilir?
Festivalin 4 Eylül’de Midilli Ticaret Odasında düzenlenen “Barış–Birlikte Yaşam–Yerel Yönetimler” başlıklı buluşması, kentlerin bu ilişkide üstlenebileceği role odaklandı.
Dimitris Mantzaris’in yönettiği toplantıya Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas, Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı ve geçmiş dönem Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç katıldı. Açılış konuşmalarını Siniparxi Başkanı Paris Vounatsis ile Ege Barış ve İletişim Derneği Başkanı Zeynep Altıok Akatlı yaptı.
Vounatsis, iki halk arasındaki dostluğun yalnızca iyi niyet açıklamalarıyla sürdürülemeyeceğini belirterek yerel yönetimlerin katıldığı somut, düzenli ve kalıcı çalışmaların önemini vurguladı.
Altıok ise festivalin, iki kardeş derneğin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin yeni bir simgesi olduğunu söyledi. Ekonomik çıkarların ve güç mücadelelerinin yeni savaşlar ile yeni acılar yarattığı bir dönemde, geçmişin acılarından öğrenen Türkiye ve Yunanistan halklarının kurduğu ilişkinin örnek olabileceğini belirtti.
Barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğine dikkat çeken Altıok, insanların sevgi, dostluk, eşitlik ve dayanışma içinde yaşayabileceği toplumsal koşulların da kurulması gerektiğini söyledi. Toplumcu belediyecilik, eşitlik ve barış için çalışan yerel yöneticilere yönelik baskılar karşısında uluslararası dayanışmanın önemini vurguladı.
Doukas’tan İmamoğlu ile dayanışma mesajı
Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, belediyelerin merkezi hükümetlerin yerini alamayacağını ancak toplumlar arasında güven inşa edebileceğini söyledi. Doğal afetlerden iklim krizine kadar sınır tanımayan sorunlar karşısında kentler arasındaki dayanışma kanallarının güçlendirilebileceğini belirtti.
Doukas, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de dayanışma mesajı verdi:
“Demokratik yollarla seçilmiş yöneticiler görevlerini özgürce yapabilmelidir.”
Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas ise Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin yalnızca devletler arası diplomasiye bırakılamayacağını belirterek, ilişkilerin “aşağıdan yukarıya” geliştirilebileceğine dikkat çekti.
Christofas’a göre belediyeler arasındaki temasların temsili ziyaretlerle sınırlı kalmaması; sivil savunma, sürdürülebilir kalkınma ve iki komşu halkın refahı gibi somut alanlarda işbirliğine dönüşmesi gerekiyor.
Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı da barışın dile getirilen bir temenni olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Belediyeler arasında kültür, tarımsal üretim ve ortak yaşam alanlarında kalıcı ilişkiler kurulabileceğini belirten Bağcı, şöyle konuştu:
“Ortak hikâyeleri ve ortak dertleri olan insanlar olarak değer üretmek için ortaklaştığımızda, örnek bir barış hikâyesi yazabiliriz.”
Gazetecilik savaşın diliyle arasına mesafe koyabilir mi?
Festivalin ikinci önemli tartışması, gazeteciliğin savaş dönemlerindeki sorumluluğuydu.
Midilli Belediye Tiyatrosunda 5 Eylül’de düzenlenen “Barış İçin Habercilik” başlıklı buluşmada Prof. Dr. Sevda Alankuş, gazeteci-yazar Barış İnce, Prof. Dr. Yorgos Pleios ve gazeteci-savaş muhabiri Pavlos Nerantzis konuştu.
Söyleşide savaş dönemlerinde medyanın rolü, propaganda, dezenformasyon, milliyetçi haber dili, medya sahipliği ve sosyal medya platformlarının yönlendirme gücü ele alındı. Tartışmanın merkezinde ise gazeteciliğin yalnızca çatışmaları aktaran bir araç mı olduğu, yoksa barışçıl çözümlerin önünü açabilecek bir kamusal sorumluluk mu taşıdığı sorusu vardı.
Sevda Alankuş, geleneksel haberciliğin “iki tarafa eşit yer verme” ilkesinin, taraflar arasında büyük bir güç eşitsizliği bulunduğunda tek başına adalet sağlayamayacağını söyledi. Barış gazeteciliğini, hakları ihlal edilenlerden ve kamusal alanda sesini eşit biçimde duyuramayanlardan yana bir gazetecilik olarak tanımladı.
Alankuş’un gazetecilere çağrısı kısaydı:
“İyileştiriyorsa, görünür kıl.”
Türkiye ve Yunanistan’daki bağımsız gazetecileri, sivil toplum kuruluşlarını ve araştırmacıları buluşturacak sürdürülebilir bir iletişim ağı kurulmasını öneren Alankuş, barış gazeteciliğinin yalnızca çatışma dönemlerinde hatırlanacak bir uzmanlık alanı olmaması gerektiğine dikkat çekti.
“Savaşın ilk kurbanı gerçektir”
Yorgos Pleios, medyanın toplumları savaşa hazırlamakta ya da barışçıl çözümlere yöneltmekte belirleyici bir rol oynadığını söyledi:
“Savaşlara elitler karar verebilir; fakat savaşları halklar yapar ve sonuçlarına halklar katlanır.”
Pleios, karşı karşıya getirilen ülkelerdeki araştırmacı gazeteciler arasında ortak çalışma ağları kurulmasını ve savaşın siviller üzerindeki gerçek maliyetinin görünür kılınmasını önerdi.
Savaş muhabiri Pavlos Nerantzis ise günümüzde savaşların cephede olduğu kadar bilgi ve iletişim alanında da yürütüldüğünü belirtti. Medya tekelleşmesinin, sosyal medya algoritmalarının ve yapay zekâyla üretilen sahte içeriklerin hakikate ulaşmayı giderek zorlaştırdığına dikkat çekti:
“Savaşın ilk kurbanı gerçektir; silahlı bir çatışmada gerçek de bombalanır.”
Barış İnce de reyting ve tıklanma odaklı medya düzeninin milliyetçiliği, provokasyonu ve ötekileştirmeyi beslediğini söyledi. Gazetecilerin halkları yalnızca ülkelerin siyasi liderleri üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini belirten İnce, haberciliğin konumunu şu sözlerle anlattı:
“Nereye baktığınızdan çok, nereden baktığınız önemlidir.”
Söyleşinin ardından gazeteci ve belgeselci Osman Okkan ile Simone Sitte’nin hazırladığı, Hrant Dink cinayetini konu alan belgesel gösterildi.
Barış bir sonuç değil, sürekli kurulması gereken bir ilişki
Altı gün boyunca sinemayı, fotoğrafı, müziği ve kamusal tartışmaları bir araya getiren festivalin ortaya koyduğu düşünce, barışın devletler arasında imzalanacak anlaşmalardan ibaret olmadığıydı.
Belediyeler arasındaki işbirliği, gazetecilerin kuracağı sınır ötesi ağlar, kültürel karşılaşmalar ve sivil toplumun süreklilik taşıyan ilişkileri; merkezi siyasetin kesintiye uğrattığı diyaloğu yeniden kurabilecek kanallar olarak öne çıktı.
Yaklaşık kırk yıl önce Dikili ve Midilli arasında atılan adımların bugüne ulaşması da bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Ege’nin iki yakasından yükselen çağrı aynı yerde birleşiyor: Halkların geleceğini savaş ve düşmanlık değil, diyalog, dayanışma ve birlikte yaşama iradesi belirlemeli.
FİKİR Söyleşileri sona erdi: Barış belediyeciliği ve barış gazeteciliği ile ortak dil mümkün
2. Uluslararası Midilli Barış Festivali ne zaman düzenlendi?
Festival, Ege Barış ve İletişim Derneği ile Siniparxi tarafından 1–6 Eylül 2026 tarihlerinde Midilli’de düzenlendi. Programda yerel yönetim buluşmaları, gazetecilik tartışmaları, film gösterimleri, sergiler ve konserler yer aldı.
Yerel yöneticiler hangi işbirliği alanlarını önerdi?
Belediyeler arasındaki ilişkilerin simgesel ziyaretlerle sınırlı kalmaması; sivil savunma, doğal afetlerle mücadele, sürdürülebilir kalkınma, kültür ve tarımsal üretim gibi alanlarda kalıcı işbirliklerine dönüşmesi önerildi.
“Barış İçin Habercilik” buluşmasında ne konuşuldu?
Panelde propaganda, dezenformasyon, milliyetçi haber dili, medya sahipliği, sosyal medya algoritmaları ve yapay zekâyla üretilen sahte içerikler tartışıldı. Gazetecilerin savaşın insani maliyetini görünür kılan, güç eşitsizliklerini hesaba katan bir habercilik kurması gerektiği vurgulandı.
Barışın kıyısında: Deniz, toprakları ayırır; insanları birleştirir
Barışın yöntemi: Zeynep Altıok ile güven, dil ve süreklilik üzerine
Barışın kıyısında: Ege’nin iki yakası, aynı cesaretin hikâyesi
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı sona erdi: İkinci yüzyılda demokratik dönüşüm çağrısı

