Önde üst üste yığılmış lastikler, geride basamaklar halinde kazılmış bir yamaç, yukarıda alçalan bulutlar. Yücel Tunca’nın “Bir Coğrafyanın Z Raporu” sergisinin afişindeki fotoğraf, madenciliğin bir araziyi nasıl değiştirdiğini tek bir görüntüde topluyor. Toprağın yüzeyinde üretimin ve atıkların izleri yan yana duruyor. Serginin soruları da bu izlerden doğuyor:
Kömürün ardından bir coğrafyada ne kalıyor?
Bu üretimin bedelini kimler, nasıl ödüyor?
Belgesel fotoğrafçı Tunca’nın Soma’daki maden ocaklarında ve termik santral atıklarının döküldüğü kül barajlarında ürettiği fotoğraflar, Bergama’daki Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda izleyiciyle buluşuyor. “Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” projesi kapsamında hazırlanan serginin Bergama edisyonunun tarihleri 3 Ekim–1 Kasım 2026. Haziran ayında Soma’da gösterilen ilk seçki, bu kez genişletilmiş bir ikinci edisyonla sunuluyor.
FİKİR’in haziran ayında yerinden izlediği programda fotoğraflar, belgeseller ve paneller aynı meseleye farklı deneyimlerden bakıyordu: Kömürden çıkarken işçilerin geçimi, toprağın geleceği ve yerel halkın söz hakkı nasıl güvenceye alınacak? Bergama’daki yeni gösterim, bu tartışmayı daha geniş bir fotoğraf seçkisiyle sürdürüyor.
“16 Ton”dan “İhtimal Eşikleri”ne: Adil dönüşüm nasıl ortak dile dönüşür?
Kömürün ardındaki geçim zorunluluğu
Serginin tanıtım metni, Soma’nın maden coğrafyasını bir “suç mahalli” olarak tarif ediyor. Bu tarifin içinde yeryüzündeki tahribat, insanların mülksüzleştirilmesi, emeğin ölümcül koşullarda sömürülmesi ve zeytin ağaçlarından yaban hayatına uzanan yaşam hakkı ihlalleri birlikte yer alıyor. Fotoğrafların arkasındaki toplumsal hikâye, üretimin insanla ve doğayla kurduğu ilişki üzerinden anlatılıyor.
Bu ilişkinin insan hikâyesi, FİKİR’in 7 Haziran tarihli Soma haberinde emekli madenci Çetin Erkankan’ın tanıklığında görülüyordu. Bayat Köyü’nde tütüncü bir ailede büyüyen Erkankan, tarımdaki çözülmenin kendilerini madenciliğe yönelttiğini anlatmıştı.
Aynı panelde Gökçe Yeniev, işçilerin kömürden çıkışa ilişkin kaygılarını geçim güvencesi ve alternatifsizlikle ilişkilendirmişti. Hülya Çeşmeci Cengiz ise plansız kapanmaların ardından göç ve güvencesizlik risklerine dikkat çekmişti. Bu tanıklıklar, sergide kayda geçen tahribatın insan hayatındaki karşılığını düşünmek için somut bir zemin oluşturuyor.
Soma durağı: “Bir Coğrafyanın Z Raporu”ndan adil dönüşümün zor sorusuna
Tunca, Soma’ya dayatıldığını belirttiği “kömür monokültürü”ne dikkat çekiyor. Bölgedeki yaşamın ve ekonomik olanakların kömürün etrafında daralması, Soma haberindeki geçim zorunluluğuyla birlikte okunabiliyor. Sanatçının değerlendirmesine göre maden ocakları ve termik santraller, onlarca yıldır kentin toprağını, suyunu ve havasını zehirliyor. Sergi bu sürekliliğin coğrafyada bıraktığı izleri kayda geçiriyor.
Ocaklar, santraller ve kül barajları aynı üretim düzeninin farklı aşamalarını oluşturuyor. Tunca’nın çalışması, bu düzenin sonuçlarını bir arada düşünmeye çağırıyor: İşçinin emeği, insanların yaşadıkları yerle kurduğu bağ, toprağın üretkenliği ve diğer canlıların yaşamı, Soma’nın geleceğine ilişkin aynı hesabın içinde yer alıyor.
Tahribatın ardından adil dönüşüm
Tunca’nın çağrısı, bölgedeki maden ocakları ve termik santrallerde üretim süreçlerinin durdurulması yönünde. Sanatçı, işaretleri görülen büyük ve geri dönüşsüz bir toplumsal, ekonomik ve ekolojik çöküş yaşanmadan harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunun için insanı, emeği ve doğayı önceleyen adil dönüşüm modellerinin hayata geçirilmesini istiyor.
Bu çağrının devamında, verilen zararların tazmin edilmesi ve tahrip edilen alanların rehabilitasyonu var. Böylece üretimin durdurulması, geçmişin zararları ve bölgenin geleceğiyle birlikte düşünülüyor. Serginin önerdiği çerçevede, kömürden çıkışın nasıl gerçekleşeceği; emeğin ve yerel yaşamın bu dönüşümde nasıl korunacağı belirleyici sorular haline geliyor.
Fotoğrafların kaydettiği tahribat, gelecekteki bir dönüşümün başlangıç koşullarını da gösteriyor. Yeni bir üretim düzeninin kurulacağı yer, kömürün izlerini taşıyan bu coğrafya. Tunca’nın çağrısı, haziranda dile getirilen geçim kaygılarıyla birlikte okunduğunda, zararların giderilmesi ile bölgenin geleceğinin planlanmasının aynı kamusal sorumluluğun parçaları olduğunu hatırlatıyor.
Yeryüzüne ve bakışımıza bakmak
Günseli Baki’nin sergi için yazdığı “Yeryüzüne Bakmak” metni, fotoğrafları müdahalenin, sömürünün ve geri dönüşsüz tahribatların izlerini taşıyan bir hafıza yüzeyi olarak okuyor. Panoramik görüntülerle parçalı kadrajlar arasında kurulan görsel dil, izleyicinin hem coğrafyaya hem de kendi bakışına dikkat kesilmesini sağlıyor.
Baki’nin açıklamasına göre serginin adı, günlük satışların dökümünü veren Z raporundan geliyor. Burada tutulan hesap, bir coğrafyanın dönüşümü ve uğradığı tahribatla ilgili. Bu başlık, fotoğrafları ekolojik ve politik bir bilanço olarak okumayı öneriyor: Üretimin geride bıraktığı sonuçlar, yeryüzünde birikiyor.
Baki, bu görsel yaklaşımın insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkinin etik ve politik sonuçlarıyla yüzleşmeye alan açtığını belirtiyor. Fotoğrafın ölçeği ve kadrajı, neyin görünür olduğunu, neyin gözden kaçtığını düşünmenin araçlarına dönüşüyor. Serginin belgesel niteliği de gördüğümüz alanların nasıl oluştuğunu ve üzerlerinde hangi ilişkilerin iz bıraktığını sormakta karşılık buluyor.
Bergama, Soma ve Ayvalık’ta biriken sorular
“Bir Coğrafyanın Z Raporu”, Soma, Bergama ve Ayvalık hattını birlikte düşünen “Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında” projesinin bir parçası. FİKİR’in 29 Mayıs’taki ön haberi, enerji dönüşümünü emek ve mülksüzleşme ilişkileriyle birlikte anlatan bu çalışmanın hazırlıklarını ve programını aktarmıştı.
5 Haziran’da Bergama’daki program çocukların “Başka Bir Dünya” resim sergisiyle başladı; enerji coğrafyaları paneli ve “İhtimal Eşikleri” sergisiyle devam etti. FİKİR’in 6 Haziran tarihli ilk gün haberinde, akademik bilginin bölgenin insanlarına geri dönmesi ve onların deneyimleriyle yeniden ilişki kurması öne çıkıyordu. Sanat, bu karşılaşmanın araçlarından biriydi.
6 Haziran’daki Soma buluşmasının ardından program, 7 Haziran’da yeniden Bergama’ya döndü. Ümit Kıvanç’ın “16 Ton” belgeseli, kapanış forumu ve sanatçılarla sergi turu bu üç günlük buluşmayı tamamladı. FİKİR’in 10 Haziran’da yayımladığı kapanış haberinde, çalışmanın yerel katılım ve dijital arşivle nasıl sürdürülebileceği de yer alıyordu. Tunca, akademi ve sanatla kurulan bağın medya ve yerel topluluklarla güçlendirilmesi gerektiğini belirtmişti. Yeni sergi bu sürekliliğin içinde okunabilir.
Temmuzda Ayvalık’taki buluşma, tartışmayı yenilenebilir enerji yatırımlarının halk sağlığı, toprak, su ve karar alma süreçleri üzerindeki etkilerine taşıdı. FİKİR’in 21 Temmuz tarihli haberinde Ali Osman Karababa, Nebahat Dinler ve Erol Engel’in katkıları, enerji kaynağıyla birlikte yer seçiminin, üretim modelinin ve yerel katılımın da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyordu.
Soma’da kömürden çıkış, Bergama ve Ayvalık’ta yenilenebilir enerji yatırımları, aynı bölgenin geleceğini belirleyen süreçler. Tunca’nın fotoğrafları, bu geleceğin üzerine kurulacağı yeryüzünün uğradığı tahribatı kayda geçiriyor. Projenin Eylül 2025–Ağustos 2026 dönemi, CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı tarafından desteklendi.
Ayvalık’ta iki gün: Rüzgâr ve güneşin zor sorusundan çocukların başka dünyasına
Bergama’da süren bir belgesel üretim
Tunca’nın bu çalışması, uzun yıllara yayılan fotoğrafçılık, araştırma ve eğitim deneyiminin içinde yer alıyor. 1987–2007 arasında dergi ve gazetelerde basın fotoğrafçısı ve fotoğraf editörü olarak çalışan Tunca, 1996–2018 arasında üniversitelerden vakıf ve derneklere kadar farklı kurumlarda fotoğraf dersleri verdi. Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı’nın kurucu, yönetici ve öğretici ekiplerinde yer aldı; fotoğraf yayınları ve festivallerinin hazırlanmasına katkıda bulundu.
Toplumsal ve siyasi hayatın dönüşüm noktalarına odaklanan, araştırmaya dayalı belgesel seriler ve web belgeseller üreten Tunca, 2017’den bu yana çalışmalarını Bergama’da sürdürüyor. Kurucularından olduğu Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi, Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı ve Fotoğraf İnsanları Dayanışma Ağı kapsamındaki kolektif üretimlerde de yer alıyor.
“Bir Coğrafyanın Z Raporu”; Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi, Ne Yerde Ne Gökte Derneği, Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı, Soma Belediyesi ve CultureCIVIC’in katkılarıyla hazırlandı. Sergi, 1 Kasım’a kadar Odeon Pergamon’da görülebilir. Ziyaret saatleri cuma, cumartesi ve pazar günleri 14.00–19.00.
Soma durağı: “Bir Coğrafyanın Z Raporu”ndan adil dönüşümün zor sorusuna
“Bir Coğrafyanın Z Raporu” sergisi neyi anlatıyor?
Yücel Tunca’nın belgesel fotoğraf sergisi, Soma’daki maden ocaklarını ve termik santral atıklarının döküldüğü kül barajlarını konu alıyor. Madenciliğin yeryüzünde bıraktığı izleri emek, mülksüzleştirme, yaşam hakkı ve çevre adaletiyle birlikte değerlendiriyor. FİKİR, serginin hazirandaki ilk edisyonunu Soma programı içinde haberleştirmişti.
Sergi nerede, ne zamana kadar görülebilir?
Serginin genişletilmiş ikinci edisyonu, Bergama’daki Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda 3 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında yer alıyor. Ziyaret günleri cuma, cumartesi ve pazar; saatleri 14.00–19.00.
Adil dönüşüm bu sergide neden önemli?
Tunca, insanı, emeği ve doğayı önceleyen modellerle maden ocakları ve termik santrallerde üretimin durdurulmasını; zararların tazmin edilmesini ve tahrip edilen alanların rehabilitasyonunu istiyor. FİKİR’in önceki haberleri, bu dönüşümün işçilerin geçimi, tarım, hafıza ve yerel katılım güvenceleriyle birlikte düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.
Zehirsiz sofranın peşinde: Seferihisar’da üreticiyle “türetici” aynı masada buluşuyor

